Şaka maka liderlik koltuğunu Fenerbahçe'ye 23 Nisan için vermiş gibi olduk
Kırlık kesimde geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse.
Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen san.
Büyük kardeş, ağabey.
Okur yazar olmayan yaşlıca kişilerin adlarıyla birlikte kullanılan san.
Osmanlı İmparatorluğunda bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san.
Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen san.
Büyük kardeş, ağabey.
Okur yazar olmayan yaşlıca kişilerin adlarıyla birlikte kullanılan san.
Osmanlı İmparatorluğunda bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san.
Donun veya pantolonun apışarasına gelen yeri, apışlık.
ağ
İplik, sicim, tel gibi ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü.
Örümcek gibi birtakım hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü.
Ülke yüzeyine yaygınlaştırılmış örgü, şebeke.
Tuzak.
Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü.
Çaprazlama örgü ile yapılan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file.
İplik, sicim, tel gibi ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü.
Örümcek gibi birtakım hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü.
Ülke yüzeyine yaygınlaştırılmış örgü, şebeke.
Tuzak.
Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü.
Çaprazlama örgü ile yapılan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file.
afiş
Bir şeyi duyurmak, tanıtmak için hazırlanan, çoğu resimli duvar ilânı.
Bir şeyi duyurmak, tanıtmak için hazırlanan, çoğu resimli duvar ilânı.
adli
Adaletle ilgili.
Adaletle ilgili.
iyiydik. penyelere inanıyorduk
doğum günü şarkılarına, pastalara ve mumu üfleyen kişiye
iy ki doğmuş olmanın neşeli gerekliliğine
kimyaya, ölçü ve tartı aletlerine inanıyorduk
adı fatma, fatma'ya hemen inanıyorduk
sergio leona'ya, elektrik enerjisine
adı ali, ali'ye niçin inanmayalım
iyiydik
ikinci tokatları kültürel fark kuramıyla açıklıyorduk
birincisi doğaçlamaydı zaten
üçüncü tokat ama insan haklarına aykırı
insan haklarına inanıyorduk
john locke'a ve john wayne'e
bir yerden bir yere gitmeye inanıyorduk
montlara, pamuk tarlalarına, virginia tütününe
ölülerin yönetimindeki dirilerin savaşına
ama en çok penyelere
"lili marlen şarkısı ne kederlidir"
aldık, kabul ettik; çok kederlidir
buralarda bir yerdeydi, ona da inanıyorduk
her neydiyse zaten şüphe yok inanmamıza
el kameralarına, merhamete… reno toros'a
nerdeyse iman edecektik üretimden kalkmasa
iyiydik
penyelere inanıyorduk. monogamiye ve sürprizlere
sürpriz diyen bir ağzın kibirli büzülüşüne
bikini adasına ve bahçıvan pantolonlara
kremlere ve troçki'nin dürüst biri olduğuna nedense
kiraz zamanına, tanpınar' a
istanbul dünya başkentidir cümlesine ve kepekli pirince
kayıp kardeşlere, ölü dillere, mühendislere
kayıp kardeş fikrinde kulağa hoş gelen bir şey yok mu
jodie foster'a ; hep beraber
elmalılı tefsirine, bir kısmımız
çok azımız karabaş tecvidine
terlemeye, rutubete, madonna'ya
vatan değerli bir arsadır, millî emlakçılara
devlet demiryollarına ve halkın karayollarına
çift güllü yasin kitaplarına
mor beyaz afyon çiçeklerine değil ama
bir daha: çift güllü yasin kitaplarına
kendine iyi bak dileklerine; görüşürüz
niye görüşeceksek
şadırvanlara, antik dünyaya; roma ve üç kıtaya
sözleşmelere ve sosyal sigortalara
yerlere tükürmemeye
-göklere tükürebilirsiniz-
israiloğulları israilkızlarını öldürürken
iyiydik, penyelere inanıyorduk.
(gbkz:OSMAN KONUK)
Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrılmayan, hakkı yerine getiren, adaletli.
Hakka uygun, haklı.
Hakka uygun, haklı.
âdet
Bir kimsenin yapmaya alışmışolduğu şey, alışkı.
Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre.
Ay başı.
Bir kimsenin yapmaya alışmışolduğu şey, alışkı.
Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre.
Ay başı.
âdemiyet
İnsanlık.
Doğru dürüst insana yakışır durum, adamlık.
İnsanlık.
Doğru dürüst insana yakışır durum, adamlık.
Âdem
Dinî inançlara göre ilk yaratılan insan ve ilk peygamber.
İnsan, insanoğlu, adam.
İnsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.
Dinî inançlara göre ilk yaratılan insan ve ilk peygamber.
İnsan, insanoğlu, adam.
İnsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.
adali
Kas niteliğinde olan; kasla ilgili olan, kasıl.
Kasları iyi gelişmiş, adaleli, kaslı.
Kas niteliğinde olan; kasla ilgili olan, kasıl.
Kasları iyi gelişmiş, adaleli, kaslı.
Sayma, sayılma.
Gelişmek.
(tohum, hastalık için) İçindeki yetenekler uyanarak amacına varmak, gelişmek, inkişaf etmek.
(tohum, hastalık için) İçindeki yetenekler uyanarak amacına varmak, gelişmek, inkişaf etmek.
Açınmak işi.
Anahtar.
İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif.
İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif.
Yemek yeme ihtiyacı olan veya yemesi gereken, tok karşıtı.
Yiyecek bulamayan, yoksul kimse.
Gözü doymaz, haris.
Çok istekli, çok hevesli.
Karnı doymamış olarak.
Yiyecek bulamayan, yoksul kimse.
Gözü doymaz, haris.
Çok istekli, çok hevesli.
Karnı doymamış olarak.
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı
miktar ile indirimden sonraki tutarıarasında doğan fark.
Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
Senetli kredi işlemlerinde bankaların yaptıklarıtahsilât.
miktar ile indirimden sonraki tutarıarasında doğan fark.
Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
Senetli kredi işlemlerinde bankaların yaptıklarıtahsilât.
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, sarımtırak, yeşil veya sarı, üzeri yeşil lekeli, irice bir çeşit hıyar
(Cucumis flexuosus).
(Cucumis flexuosus).
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?