kadına karşı şiddetin aileye yayılmış halidir.
yazıklar olsun böyle erkeğe böyle damada.
işin içini tam bilemeyiz ama görünen bu.
https://yoksis.yok.gov.tr/ilansayfa/?sessionid=41334
Kuşkucu Pyrhon (Piron), verilen her yargının çelişiği için de güçlü nedenler olduğunu söyleyerek, hiçbir konuda kesin yargıya varılamayacağını ileri sürer. Duyumcu (Sensüalist) kuşkuculardan Sextus Empricus’a göre doğru bilgi olanaksızdır. Çünkü; aynı şeyler farklı insanlarda farklı etkiler yapar. Her insan duyu bakımından farklı yaratılmıştır. Algılar, içinde bulunduğumuz duruma göre değişir.
şöyle bir türkü eşliğinde icra edilen halk dansı.
çayda çıra yanıyor,
humar göz uyanıyor.
fitil çifte yara bir,
yürek mi dayanıyor?
çayda çıra yakarım,
yar yoluna bakarım.
bir yüz görümlüğüne,
beşibirlik takarım.
çayda çıra, yüz çıra,
yanıyor sıra sıra.
yarim keklik, ben, şahin,
everim ardı sıra.
çayda çıra yanıyor,
ay tutulmuş sanıyor.
yavaş yürü, usul bas,
engeller uyanıyor.
çayda çıralar yine,
yandılar döne döne.
bahtılı çıra seni,
ayda yılda bir güne.
çayda çıralar yakın,
çıkın yoluna bakın.
hak nazardan saklasın,
kem göz değmesin sakın.
çayda çıra geline,
kına yakın eline.
nazar değmesin sakın,
has bahçenin gülüne.
çayda çıra’larım var,
gizli yaralarım var.
eller al, yeşil giymiş,
benim karalarım var.
çayda çıra yanıyor,
engeller uyanıyor.
çözme tabip yaramı
al kana boyanıyor.
yanar çayda çıralar,
kızlar oyun sıralar.
gelin hanım gelirse,
defci toplar paralar
çayda çıra yanıyor,
humar göz uyanıyor.
fitil çifte yara bir,
yürek mi dayanıyor?
çayda çıra yakarım,
yar yoluna bakarım.
bir yüz görümlüğüne,
beşibirlik takarım.
çayda çıra, yüz çıra,
yanıyor sıra sıra.
yarim keklik, ben, şahin,
everim ardı sıra.
çayda çıra yanıyor,
ay tutulmuş sanıyor.
yavaş yürü, usul bas,
engeller uyanıyor.
çayda çıralar yine,
yandılar döne döne.
bahtılı çıra seni,
ayda yılda bir güne.
çayda çıralar yakın,
çıkın yoluna bakın.
hak nazardan saklasın,
kem göz değmesin sakın.
çayda çıra geline,
kına yakın eline.
nazar değmesin sakın,
has bahçenin gülüne.
çayda çıra’larım var,
gizli yaralarım var.
eller al, yeşil giymiş,
benim karalarım var.
çayda çıra yanıyor,
engeller uyanıyor.
çözme tabip yaramı
al kana boyanıyor.
yanar çayda çıralar,
kızlar oyun sıralar.
gelin hanım gelirse,
defci toplar paralar
en güzel yılların kıymetini bil.
(bkz: çok ararsın )
(bkz: çok ararsın )
platin sarısıyla tanınsa da, günlük hayatta bu gerçeği yansıtmayan kampüs.
pokemon oluyor mu?
dota oynayalım mı?
dota oynayalım mı?
düşük profil gölgesi üstünde olsa bile bakanlığı döneminde icraata dönük çalışmalarıyla, çatışmacı olmayan üslubuyla en doğru seçim olmuştur. hayırlısı olsun milletimiz için.
rahatlıkla yüzmeyi öğrenebilecek insandır. iş pratikte bitiyor.
\"o kadar düşündüm yaptım, espri yabancıya gitmesin\" mantığı güden adamdır.
Kan ter içerisinde kaldığım bir sabah sporunun ardından eve gidiş yolu baya uzun görünmüş ve bir bankta dinlenmek için oturmuştum. Sabahın vehameti bütün solgun yaprakların üstünü örtüyor ve gelen misafiri ağırlarcasına heyecanlı bir rüzgar bırakıyordu yüzüme. Kıyıya vuran dalganın geri dönüşünü izlemekten yorgun düşmüş bir çocuğa dikildi gözlerim. Üstünde yeşil bir hırka ve beyaz bir tişört , altında kahverengi pantolon ve yarısı yırtık bir spor ayakkabı ile oturuyordu sahilde.
Arkasındaki bankın boş olduğundan habersizdi herhalde. Yere oturmasının başka bir açıklaması olamazdı lakin hava soğuktu. Çocuk yorgun haliyle bir defa esnedi önce ,sonra yerde duran poşeti açtı içinden kuru bir ekmek ile bir domates çıkarttı başladı ulu orta savurmaya kahkahalarını. Kendi kendine durmadan gülüyor bir yandan elindekileri yerken yoldan geçenlere aldırmıyor ve havanın soğukluğu bile kahkahaya engel olamıyordu. Nedendi bu gülüş ? Komik olan neydi ?
Kalktım banktan ,evime doğru yola koyuldum. Hava iyice soğuğunu hissettiriyordu. Üstümdeki kalın hırkaya rağmen iliklerime kadar üşümenin verdiği buruk bir ifadeyi yüzüme takıp eve girmiştim.
Aklımda çocuğun kahkahası var diyemeyeceğim, çoktan aklımdan uçup gitmişti çocuk. Isınmak için kalorifere yasladım kendimi, elimde bir bardak kahve ile yazmaya hazırlandığım kitap için araştırmaya koyuldum.
Uzun araştırmalar sonucunda bulamadığım şeyi çöpe atıp kendime yeni şeyler bulamama konusunda cesaret veriyordum. Akşama doğru hava iyice soğumaya başlamış ve çocuk nihayet aklıma takılmıştı. Neredeydi acaba ? Neden gülümsüyordu o kadar ? Kahkahasının sebebi neydi ? Benim bunca yıl uğraşıp yapamadığım şeyi bulamadığım mutluluğu kuru ekmek ve domateste bulması haksızlık olmaz mıydı bana? Ölümüme yaklaştığımı hissettim. Hemen ölmek için yatağa girdim ve dirilmek için Allah'a ellerimi açtığımda bir neden bulamadığımı fark ettim. Tekrar dirilmem için bir sebep yoktu sanki , ne diye yalvaracaktım peki? Neden isteyecektim dirilmeyi? Sen en iyisini bilirsin deyip yavaş yavaş ölüme doğru gözlerimin kapanışına bıraktım kendimi.
Sabah saat 7:00 da çalan lanet bir alarm sesi ile dirilişimin hiç bu kadar kötü karşılanacağını bilmiyordum kendim tarafından. Beş dakika daha ölmek için yalvaracağım kimsenin olmadığını fark edince alarm sesine bıraktım kendimi. Sabah sporunu yapmak için dün gittiğim yere tekrar gittim. Çocuk hala oradaydı , yanindaki poşetten yoksun ve yüzüne vuran yağmuru ah sesi ile dağıtmaya çalışarak oturuyordu dün oturduğu yerde. Dikkatimi iyice cezbetti ve birden çocuğun yanında buldum kendimi...
Devami birkaç gün sonra huzurlarınızda...
Arkasındaki bankın boş olduğundan habersizdi herhalde. Yere oturmasının başka bir açıklaması olamazdı lakin hava soğuktu. Çocuk yorgun haliyle bir defa esnedi önce ,sonra yerde duran poşeti açtı içinden kuru bir ekmek ile bir domates çıkarttı başladı ulu orta savurmaya kahkahalarını. Kendi kendine durmadan gülüyor bir yandan elindekileri yerken yoldan geçenlere aldırmıyor ve havanın soğukluğu bile kahkahaya engel olamıyordu. Nedendi bu gülüş ? Komik olan neydi ?
Kalktım banktan ,evime doğru yola koyuldum. Hava iyice soğuğunu hissettiriyordu. Üstümdeki kalın hırkaya rağmen iliklerime kadar üşümenin verdiği buruk bir ifadeyi yüzüme takıp eve girmiştim.
Aklımda çocuğun kahkahası var diyemeyeceğim, çoktan aklımdan uçup gitmişti çocuk. Isınmak için kalorifere yasladım kendimi, elimde bir bardak kahve ile yazmaya hazırlandığım kitap için araştırmaya koyuldum.
Uzun araştırmalar sonucunda bulamadığım şeyi çöpe atıp kendime yeni şeyler bulamama konusunda cesaret veriyordum. Akşama doğru hava iyice soğumaya başlamış ve çocuk nihayet aklıma takılmıştı. Neredeydi acaba ? Neden gülümsüyordu o kadar ? Kahkahasının sebebi neydi ? Benim bunca yıl uğraşıp yapamadığım şeyi bulamadığım mutluluğu kuru ekmek ve domateste bulması haksızlık olmaz mıydı bana? Ölümüme yaklaştığımı hissettim. Hemen ölmek için yatağa girdim ve dirilmek için Allah'a ellerimi açtığımda bir neden bulamadığımı fark ettim. Tekrar dirilmem için bir sebep yoktu sanki , ne diye yalvaracaktım peki? Neden isteyecektim dirilmeyi? Sen en iyisini bilirsin deyip yavaş yavaş ölüme doğru gözlerimin kapanışına bıraktım kendimi.
Sabah saat 7:00 da çalan lanet bir alarm sesi ile dirilişimin hiç bu kadar kötü karşılanacağını bilmiyordum kendim tarafından. Beş dakika daha ölmek için yalvaracağım kimsenin olmadığını fark edince alarm sesine bıraktım kendimi. Sabah sporunu yapmak için dün gittiğim yere tekrar gittim. Çocuk hala oradaydı , yanindaki poşetten yoksun ve yüzüne vuran yağmuru ah sesi ile dağıtmaya çalışarak oturuyordu dün oturduğu yerde. Dikkatimi iyice cezbetti ve birden çocuğun yanında buldum kendimi...
Devami birkaç gün sonra huzurlarınızda...
Bir ekonomide her bir para biriminin belirli bir sürede kaç kez el değiştirdiği gösteren ölçü. Bkz. Değişim denklemi.
ne kadar paylaşımcı olursanız olun hayatın bir döneminde sizi bekleyen karardır. enerjinin azalmasından da öte, içeride olup bitenin verdiği ve kimsenin sizden alamayacağı iç huzuru keşfetmekle ilgilidir.
arap alfabesini hiç kullanmayan göktürkler için biraz garip olan hadise.
15 dk geç kakana hayatı zindan et kendi hatandan özür ile kurtul. Hepsi görevi bıraksın ama hepsi.
Cep telefonu bu kadar yaygın ve ucuz değilken kullandığımız iletişim yöntemiydi çağrı atmak. Her çağrının kişiler arasında farklı anlamları vardı.
1.nesil yazar. Hoş gelmiş.
Kıbrıs'ın üst üst üst seviyesi. Nerde akşam orda sabah eyaletlerden biri.
(bkz:erdem bayazıt)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
