g7 ülkeleri

Rıhtım
group of seven.
Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'nden oluşan G7, aynı zamanda dünyanın en büyük ekonomisine sahip yedi ülkenin grubu olarak biliniyor.

fetö'nün haberleşme ağı

dulcinea
Baştan sona talihsiz cümleler içeren başlık. suçlama, 'yanlış anlamışım', 'kandırıldık' anlamları taşıyan cümleleri duymaktan artık gerçekten bıktık.

Teröristleri davul zurna ile sınır kapısınca karşılayanları eleştirdik, (gbkz:vatan haini Barış düşmanı) olduk. Sonra hesapları tutmadı, tüm bunlar yaşanmamış gibi davranınca \"Adamları meclise soktunuz, daha önce aklınız neredeydi?\" dedik, (gbkz:terörist destekçisi) olduk. Okyanus ötesine \"artık gel, özledik\" diye ağladıklarında eleştirince (gbkz:din düşman)ı olduk. Araları bozuldu it iti ısırdı, haktan hukuktan bahsedince 'iyi de adamların suçunu ispatlayamadınız?' Dedik (gbkz:paralelci) olduk.

ayıptır yahu, ayıptır.

hüseyin yılmaz

piri fani
Hikaye 1936 yılında Denizli'nin Acıpayam ilçesinde görevli öğretmenlerin pikniğe gitmeleriyle başlıyor.

Öğretmenler piknik yaparken keçilerini otlatan küçük bir çoban çocukla karşılaşır. Çobanı yanlarına davet edip çay ikram ederler ve ismini sorarlar.

Küçük çoban ürkek bir sesle cevap verir: Hüseyin...

Hüseyin'e öğretmenler yanlarındaki gazeteyi verip okumasını isterler. O tarihlerde okuma yazma bilenlerin sayısı o kadar azdır ki... Okuma öğrenenlerin diplomaları bizzat valiler tarafından imzalanır...

Hüseyin okuma bilmediği için gazeteyi eline almayı kabul etmez...

Öğretmenler bu kez yaşını ve neden okula gitmediğini sorar...

12 diye cevap verir ve ekler: 3 yaşımda annemi kaybettim, 11'imde de babamı...

Hüseyin ile süre sohbet eden öğretmenler, çocuğun aslında çok zeki olduğunun farkına varırlar. Mutlaka okuması gerektiğini tembih ederler...

Hüseyin, karşılaştığı öğretmenlerin verdiği destek ve heyecanla Denizli'de parasız yatılı okumaya başlar.

Bir süre sonra katıldığı bir matematik yarışmasında Hüseyin'e bir kitap hediye edilir. Hüseyin kitabı bir gecede bitirir.

Ertesi gün Fen Bilgisi öğretmenine gider, "Bu kitapta eksiklik var” der...

Öğretmen şaşırır. Çünkü Hüseyin'in bahsettiği eksiklik, Görecelilik Teorisi hakkındadır. Söz konusu teorinin önemli bir parçasının kitapta olmadığını fark etmiştir Hüseyin.

Fen öğretmeni konuyu İTÜ'nde kendi hocası olan rahmetli fizik profesörü Nusret Kürkçüoğlu'na mektup yazarak iletir. Nusret hocadan şu yanıt gelir: “Hüseyin liseyi bitirince İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği'ne gelsin”

Ve Hüseyin mezun olunca İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği'ne gider. Denizlili öksüz ve yetim çoban Hüseyin, orada da birtakım çalışmalar yapar ve çalışmalarını hocaları anlayamaz. Hocalarından biri, "Bu çalışmalarını bilse bilse Amerika Boston'daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) görevli Prof. Dr. Morse bilir' deyip mektupla ona gönderir.

Prof. Morse'dan da şöyle bir cevap gelir: “Hüseyin'in bu yaptığını 5 sene önce bir grup buldu, ama bunu Hüseyin'in tek başına bulması olağanüstü bir şey. Biz Hüseyin'in tüm masraflarını karşılayacağız, Amerika'ya gelsin”

Yıl 1952... Hüseyin yüksek elektrik mühendisi olmuştur. Anne baba yok. Köyünün insanları son derece fakir. Bir gazete kampanya yapar ve toplanan parayla Hüseyin Amerika'ya giden bir gemiye bindirilir.

Hüseyin, MIT'te Prof Morse'un karşısına geçer. Morse, Hüseyin'in tez hocası olacak ama Hüseyin'in İngilizcesi de iyi değil. Anlayamıyor pek Morse'un dediklerini. Hocasına “Write on the blackboard” der. Prof. Morse da Hüseyin'in tez konusu olacak konuyu tahtaya yazar ve Hüseyin de bunu defterine geçirip üniversiteden ayrılır.

MIT'te genelde tez konuları 5 senede, 9 senede bitirilebiliyor olmasına rağmen Hüseyin çalışmasını 3 ay sonra bitirip hocasının karşısına çıkar. Morse birkaç gün sonra tezi inceleyip Hüseyin'i çağırır. “Senin tezin bitti. Ancak burası MIT. Biz burada böyle hemen doktora diploması veremeyiz. Sen git istediğin dersleri al, 2 sene sonra gel” der.

Hüseyin 2 sene sonra doktorasını alıp bu kez Princeton Üniversitesi'ne gider. Orada ünlü fizikçi Albert Einstein ile birlikte çalışır.

Birkaç yıl sonra Boston'a geri dönüp icatları destekleyen bir firmada çalışmaya başlar. Burada bilgisayarlar ile konuşmanın onlara talimat vermeye yönelik projeler yürütür. Sesle kumanda edilen bilgisayarı ilk defa 1960'ların başında Hüseyin Yılmaz yapar.

1958 yılında, çalışmalarını yakından takip ettiği Albert Einstein'in kendisi kadar ünlü fonksiyon teorisinde eksikler tespit eder ve bunu bir mektupla kendisine bildirir. Ancak mektup ulaşmadan Einstein ölür.

Yılmaz, bu hatayı ünlü bir bilim dergisinde yayımlayınca akademik dünyada adeta kıyamet kopar. Bilim dünyası ikiye bölür ve Einstein'in kuramına karşı Yılmaz kütle çekim kuramı da literatüre girer. 27 Ocak 2013'te ise ABD'de vefat eder.

Bugün dünyada çok popüler olarak kullanınan Siri, Google Now, Cortana gibi bütün programlardaki sesli komut sistemin mucidi Prof Dr Hüseyin Yılmaz'dır.

Bir öğretmen bütün dünyayı değiştirebilir...

11 mayıs 2017 talisca'nın aldığı ceza

kultabisi
Adalete uygun olarak dusunuldugunde azdir. Turkiye sartlarina gore fazladir. Ceza bile almamasi lazimdi. Zira o hareketi yaptigi volkan, kamera objektiflerinin onunde "senin anani s....ğim" diye bagirmasina ragmen pfdk'ya bile sevk edilmedi.
Meireles olayina gelirsek. 11 mac ceza bilgisi kismen dogrudur. Zira daha sonra o ceza yanlis hatirlamiyorsam 3 maca (5 mac da olabilir) indirilmistir. Kaldi ki, meireles'in ceza almasinin tek sebebi hakeme bu isareti yapmasi degildir. Ayni pozisyonda hakem halis ozkahya'nin suratina da tukurmustur.

kaçış sendromu

cayisallama
mehmet ali erbil'in hastalığı olarakta bilinir halk arasında.

1960 yılında Dr. Clarkson ve arkadaşları tarafından keşfedilen rahatsızlığa önceleri Clarkson hastalığı denilmekteydi. Damar içi sıvı oranının azalması ile ortaya çıkan kalp atakları yaşam kalitesini ciddi boyutlarda olumsuz etkiler.

Hastalığın neden kaynaklandığı henüz bilinmemektedir. Kılcal damarlardaki sıvı oranı azalınca, kan damarlarda dolaşamaz hale gelir. Damar dışı artan sıvı karaciğer, akciğer ve kalbe zarar verir. vücudun boşlukları ve kaslarında sıvı birikmeye başlar. Beyin bunu kötü sinyaller olarak algılar ve tansiyon kan basıncı aniden azalınca vücut şoka girer.

14 ağustos 2017 hükümetin zam teklifi

abuzeroklava
Yahu sayın başkan Ali Yalçın, yarım puan için insan kendini madara eder mi? Baştan kabul etseydin!
"Memurun durumu iyi, zam istemiyoruz deseydin... Kamudaki bürokratların memur zammıyla işi yok. Onlar yan ödeme, ek ödeme, zart zurt ek geliriyle yolunu buluyor. Geriye kalıyor sade düz memur... Eee onlar da parayı ne yapacak? Fazlası azdırır memur milletini..." deseydin ya...
Hem doğru bir şey söylemiş olurdun, hem gönlümüzde yer ederdin.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol

tag heuer carrera womens price montblanc timewalker 2017 replica watches rolex oyster perpetual datejust made in hong kong vintage heuer chronograph replica watches hublot 992703 price panerai limited edition 2015 replica ladies watches ulysse nardin watches platinum brand watches for ladies uk replica watches belfort watch kickstarter breitling yellow face chrono uk replica watches