doğunun medeniyeti üzerine kurulmuş, gelişmiş bir batı. batıyı yanlış anlamış, elindekinin üstüne bir şey koyamamış ve koyamayan kukla bir doğu.
bugün batı teknikte hayli ileride. ahlaki olarak, bakış açısına göre değişse de kısmen yozlaşmış olmasına rağmen istediği yerde. doğu ise, maalesef teknikte sınıfta kalmış vaziyette. ahlaki olarakta, bilerek veya bilmeyerek gitgide berbat bir hal almakta.
batıda gelişim sürecini aştıktan sonra insana verilen kıymet ile yükselişe geçti ve bu da onlara kazanç olarak döndü. doğuda insan kıymetsiz bir taş gibi.
çağımızda doğu, batı tarafından kullanılan hem bir pazar, hem de hammadde kaynağı. aynı zamanda kendi ülkesini bir arada tutmak için insanlara gösterilen kötü bir örnek. insan hakları ihlali, mezhep kavgaları, kan gölü olan ülkeler, fakir ve cahil bırakılmış topluluklar, batının kendi eliyle kurduğu diktatörlükler vs.
ve bu düzen nasıl tersine döner, hiç bilmiyorum. ve bir ışıkta görmüyorum. 1. dünya savaşında olduğu gibi olası bir savaşın düzeni değiştirme ihtimali var ama savaşı taraflara ayırmak pek mümkün değil. umarım kansız bir şekilde en adilane ve doğru olan olur.
ünü olmayan, tanınmayan, kim ve ne olduğu bilinmeyen.
kimlik bunalımı yaşayan kızdır. kız nickiyle de yazsa kimse kız olduğuna inanmaz.
Bir kimsenin kendinden yaşça büyük olan erkek kardeşi.
Kardeş olmayanlar arasında da genellikle yaşça büyük olanlara bir saygı seslenişi olarak kullanılır.
Kardeş olmayanlar arasında da genellikle yaşça büyük olanlara bir saygı seslenişi olarak kullanılır.
kış uykusu nuri bilge ceylan filmi.
bugün anladım ki bu "çıkışta görüşecez oğlum senle" tehdidinin temeli taa küçük çocukluk döneminde atılıyormuş.
çocuklar çok küçük olduğu için hepsinin eline aynı anda makas veremiyorum yanıma dörtlü gruplar halinde çağırarak kesme çalışmaları yaptırıyorum. geri kalanlar da kendisine sıra gelene kadar hamur oynuyorlar. ama herkes kendi masasında kendi hamuru ve kalıbıyla oynayacak şartı ile. (evet gülebilirsiniz ben de gülüyorum bunu hayal edince )
neyse herkes 10 saniyeliğine yerine oturdu ben de yanımdaki çocuklarla ilgileniyorum. en hareketlimiz yine yerinden kalkıp taaa ilerideki arkadaşının yanına gitmiş onun hamuru ile oynuyor. başka bir öğrencim hemen şikayet etti tabi şikayet fırsatlarını itina ile değerlendiririz.
y:öğretmeniiiiiiiim e.... ayağa kalktı m'nin yanına gitti.
ben:e... kaç kere dedim kuzum sıra sana gelene kadar kalkma yerinden diye otur yerine.
ben uyarınca yerine oturan öğrencim kendisini bana şikayet eden arkadaşına bir bakış attı ki görmeniz lazım. gülsem mi kızsam mı bilemedim. bu yaptığının farkında olduğumu bilsin diye sordum ve aramızda şu diyalog geçti:
ben: e... o nasıl bir bakıştı arkadaşına bir şey mi anlatmaya çalıştın?
e: evet öğretmenim sen sessiz olun diyorsun diye gözlerimle ona "çıkışta seni anneme söylicem seni annene söylesin bi daha bize gelmeyin" diyeceğim dedim. şimdi sen sorunca bir daha söylemiş oldum.
çocuklar çok küçük olduğu için hepsinin eline aynı anda makas veremiyorum yanıma dörtlü gruplar halinde çağırarak kesme çalışmaları yaptırıyorum. geri kalanlar da kendisine sıra gelene kadar hamur oynuyorlar. ama herkes kendi masasında kendi hamuru ve kalıbıyla oynayacak şartı ile. (evet gülebilirsiniz ben de gülüyorum bunu hayal edince )
neyse herkes 10 saniyeliğine yerine oturdu ben de yanımdaki çocuklarla ilgileniyorum. en hareketlimiz yine yerinden kalkıp taaa ilerideki arkadaşının yanına gitmiş onun hamuru ile oynuyor. başka bir öğrencim hemen şikayet etti tabi şikayet fırsatlarını itina ile değerlendiririz.
y:öğretmeniiiiiiiim e.... ayağa kalktı m'nin yanına gitti.
ben:e... kaç kere dedim kuzum sıra sana gelene kadar kalkma yerinden diye otur yerine.
ben uyarınca yerine oturan öğrencim kendisini bana şikayet eden arkadaşına bir bakış attı ki görmeniz lazım. gülsem mi kızsam mı bilemedim. bu yaptığının farkında olduğumu bilsin diye sordum ve aramızda şu diyalog geçti:
ben: e... o nasıl bir bakıştı arkadaşına bir şey mi anlatmaya çalıştın?
e: evet öğretmenim sen sessiz olun diyorsun diye gözlerimle ona "çıkışta seni anneme söylicem seni annene söylesin bi daha bize gelmeyin" diyeceğim dedim. şimdi sen sorunca bir daha söylemiş oldum.
Berzem Kalesi, Türkmenistan'ndaki Merv şehrinde Ceyhun Nehri'nin kenarında bulunuyor.
Salih Akın'ın aktardığına göre; Sultan Alp Arslan, 200.000 kişilik bir ordu ile Karahanlılar üzerine bir sefer tertib eder. Yol üzerinde Yusuf el Harezmi adlı bir kumandan tarafından idare edilen Berzem Kalesi vardır. Bu kale Sultan AlpArslan'a teslim olmadı, mukavemet etti. Fakat Yusuf, Sultan Alp Arslan'a karşı daha fazla direnemeyeceğini anlayınca teslim olur.
tarih kasım 1072
Salih Akın'ın aktardığına göre; Sultan Alp Arslan, 200.000 kişilik bir ordu ile Karahanlılar üzerine bir sefer tertib eder. Yol üzerinde Yusuf el Harezmi adlı bir kumandan tarafından idare edilen Berzem Kalesi vardır. Bu kale Sultan AlpArslan'a teslim olmadı, mukavemet etti. Fakat Yusuf, Sultan Alp Arslan'a karşı daha fazla direnemeyeceğini anlayınca teslim olur.
tarih kasım 1072
baş yapıt diye geçen filmlerden biridir. çok sulu göz iseniz izlemeyin.
Alternatif bir hayırlı olsun lafı olabilir. tık
global düşünüp, yerel hareket etmektir.
misal, coca-cola'nın ramazan reklamları...
misal, coca-cola'nın ramazan reklamları...
KPSS çalışırken.
http://euygulama.dpb.gov.tr/dpb_web/menu/Ilan_Menu.aspx?ID=6e8c8f0f-4f37-4085-8f45-bccdea1226c5
Ertuğrul Gazi'nin en büyük çocuğu, oğlu ve Osman Gazi'nin kardeşidir.
İki sözlüğü birlikte götüreceğim ilk deneyimimdir. Bu kadar keyifli olduğunu tahmin etmiyordum. Memur sözlüğün yeri ayrıdır.
Kazaya ilişkin soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili'nin, "12 kişinin ölümüne ve çok sayıda kişinin yaralanmasına neden olmak" suçundan tutuklama istemiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk ettiği zanlı Erol A.'nın (46) buradaki işlemleri tamamlandı. Nöbetçi Ankara 3. Sulh Ceza Hakimi Ali Ramazan Bilgisiçok, "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak" suçundan E.A'nın tutuklanmasına karar verdi. Zanlı, savcılık sorgusunda, Kızılay'a doğru giderken, kazanın meydana geldiği Cemal Gürsel Caddesi'nde hasarlı trafik kazası gördüğünü ifade etti.
'YOLCULAR İNMİŞTİ'
Otobüsü durdurduğunu ancak vitesi boşa getirip getirmediğini hatırlamadığını söyleyen zanlı, araçtan çıkarak kazaya baktığını, trafiğin 10 dakika kadar kapalı kalması üzerine bütün yolcuların metroya binmek üzere otobüsten indiğini anlattı. Otobüsünün arkasındaki araçların kornaya basarak, otobüsü biraz öne almasını istediklerini ifade eden E.A, şunları söyledi.
'FREN TUTMADI, EL FRENİNİ ÇEKEMEDİM'
"Bunun üzerine aracımı biraz ileri almak istedim. Araç çalışıyordu. El frenini indirdim. Biraz ileri alacaktım. Bu sebeple biraz gaza dokundum. Araç yavaşça hareket edeceğine hızlı şekilde hareket etti. Hemen frene bastım, fren tutmadı. Otobüs hızlı şekilde öne doğru hareket etmeye başladı. Önümde bir tane otobüs vardı. Otobüse vurmamak, sağına geçmek için direksiyonu sağa kırdım. Direksiyon hakimiyetimi kaybettim. Otobüs hakimiyetim dışında kaldırıma çıktı. Israrla ayak frenine bastım. Otobüs durmadı, heyecanlandım. El frenini çekemedim, unuttum. Otobüs kaldırımda devam ediyordu. İnsanlar kaçışıyordu. Onlara çarpıyordum. Kaldırımın kenarında bulunan iki araca yandan çarptım. Kaldırımda bekleyen ve yürüyen insanlara otobüs çarptı. Devamlı ayak frenine basıyordum. Otobüs benim ayak frenine basmamla mı durdu, bilemiyorum. Araç durdu. Daha sonra şoka girdim."
E.A, sulh ceza hakimliğindeki sorgusunda ise "araçla ilgili bir kusur nedeniyle kazanın meydana geldiğini" savunarak, "Benim herhangi bir kusurum yok. Üzgünüm. Kimsenin zarar görmesini istemezdim" dedi. Zanlının avukatı Kürşat Kaya, müvekkilinin kazadan üzüntü duyduğunu belirtti. Kaya, kazanın otobüsteki teknik sorunlardan kaynaklandığını savunarak, bu konunun araştırılmasını isteyeceklerini bildirdi.
[http://www.hurriyet.com.tr/gundem/30218166.asp kaynak]
'YOLCULAR İNMİŞTİ'
Otobüsü durdurduğunu ancak vitesi boşa getirip getirmediğini hatırlamadığını söyleyen zanlı, araçtan çıkarak kazaya baktığını, trafiğin 10 dakika kadar kapalı kalması üzerine bütün yolcuların metroya binmek üzere otobüsten indiğini anlattı. Otobüsünün arkasındaki araçların kornaya basarak, otobüsü biraz öne almasını istediklerini ifade eden E.A, şunları söyledi.
'FREN TUTMADI, EL FRENİNİ ÇEKEMEDİM'
"Bunun üzerine aracımı biraz ileri almak istedim. Araç çalışıyordu. El frenini indirdim. Biraz ileri alacaktım. Bu sebeple biraz gaza dokundum. Araç yavaşça hareket edeceğine hızlı şekilde hareket etti. Hemen frene bastım, fren tutmadı. Otobüs hızlı şekilde öne doğru hareket etmeye başladı. Önümde bir tane otobüs vardı. Otobüse vurmamak, sağına geçmek için direksiyonu sağa kırdım. Direksiyon hakimiyetimi kaybettim. Otobüs hakimiyetim dışında kaldırıma çıktı. Israrla ayak frenine bastım. Otobüs durmadı, heyecanlandım. El frenini çekemedim, unuttum. Otobüs kaldırımda devam ediyordu. İnsanlar kaçışıyordu. Onlara çarpıyordum. Kaldırımın kenarında bulunan iki araca yandan çarptım. Kaldırımda bekleyen ve yürüyen insanlara otobüs çarptı. Devamlı ayak frenine basıyordum. Otobüs benim ayak frenine basmamla mı durdu, bilemiyorum. Araç durdu. Daha sonra şoka girdim."
E.A, sulh ceza hakimliğindeki sorgusunda ise "araçla ilgili bir kusur nedeniyle kazanın meydana geldiğini" savunarak, "Benim herhangi bir kusurum yok. Üzgünüm. Kimsenin zarar görmesini istemezdim" dedi. Zanlının avukatı Kürşat Kaya, müvekkilinin kazadan üzüntü duyduğunu belirtti. Kaya, kazanın otobüsteki teknik sorunlardan kaynaklandığını savunarak, bu konunun araştırılmasını isteyeceklerini bildirdi.
[http://www.hurriyet.com.tr/gundem/30218166.asp kaynak]
Diyarbakır'da konuşan İçişleri Bakanı Efkan Ala, dil sürçmesi nedeniyle Kutadgu Bilig'i bir türlü söyleyemedi. Zorladıkça işler iyice çıkmaza girdi. Twitter da türkiye gündeminde.
[https://twitter.com/search?q=%22Kutadgu%20Bilig%22&src=tren tık tık]
[https://twitter.com/search?q=%22Kutadgu%20Bilig%22&src=tren tık tık]
Emin Çölaşan hakkında “FETÖ üyesi olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek FETÖ'ye yardım etmek” suçundan iddianame hazırlanmış...
(*) Şinanay yavrum şina şinanay, hoppa şina şinay şinanay nay...
(*) Şinanay yavrum şina şinanay, hoppa şina şinay şinanay nay...
3000 lerde yaşayayim derdim.geçmiş belli gelecekte ne olacak bakalım bir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

