elektrik kablosu ile vurmak.
sözlü cevaba gerek yok.
(bkz: beden dili)
\"Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kus, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!\"
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kus, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!\"
Son 14 yılda ülkücüleri dışarıya çıkarmamak ve cemaati deşifre etmekten başka icraatı olmayan parti.
Yüzyılın en uzun Ay tutulması başladı. Ay tutulmasının 1 saat 42 dakika ve 57 saniye sürmesi bekleniyor. Ay tutulması Kuzey Amerika hariç 6 kıtadan rahatlıkla izlenebilecek.
Türkiye saati ile 20:13'de başlayan tutulma sabaha karşı 02:30'da sona erecek.
21. Yüzyıl'da 85'i bütün Ay yüzeyini kaplayan tutulmayla birlikte toplamda 230 Ay tutulması bekleniyor.
Güneş, Dünya ve Ay aynı çizgiye geldiğinde ve Ay Dünya'nın gölgesine girdiğinde tam Ay tutulması gerçekleşiyor. Ay tutulmasının bu kadar uzun olmasını sağlayan bazı faktörler var. Bunların her biri bizim gözlemleyebileceğimiz sonuçlara neden oluyor.
Türkiye saati ile 20:13'de başlayan tutulma sabaha karşı 02:30'da sona erecek.
21. Yüzyıl'da 85'i bütün Ay yüzeyini kaplayan tutulmayla birlikte toplamda 230 Ay tutulması bekleniyor.
Güneş, Dünya ve Ay aynı çizgiye geldiğinde ve Ay Dünya'nın gölgesine girdiğinde tam Ay tutulması gerçekleşiyor. Ay tutulmasının bu kadar uzun olmasını sağlayan bazı faktörler var. Bunların her biri bizim gözlemleyebileceğimiz sonuçlara neden oluyor.
kaldı mı öyle öğrenci ?
aynı şey bizde bulunduğu halde, bir başkasında bulunan malı daha değerli, bizimkinden daha iyi, daha üstün görürüz.
Bir dünya dolusu mülkü bağışlasanız da,bir başkasının kalbini kalbinize ısındıramazsınız.
Kalpleri birbirine ısındıran ancak Allah'tır. O dilediğini dilediğine sevdirir, dilediğini dilediğinden nefret ettirir. Birisi sizi sevince/nefret edince, siz birisini sevince/nefret edince sevene/nefret edene değil sevdirene/nefret ettirene bakmak lazım. Burada nefret kötü olarak değil, kalbinizin karşı tarafa ısınamaması
Kalpleri birbirine ısındıran ancak Allah'tır. O dilediğini dilediğine sevdirir, dilediğini dilediğinden nefret ettirir. Birisi sizi sevince/nefret edince, siz birisini sevince/nefret edince sevene/nefret edene değil sevdirene/nefret ettirene bakmak lazım. Burada nefret kötü olarak değil, kalbinizin karşı tarafa ısınamaması
Rusya Büyükelçisi Andrey Gennadiyeviç Karlov Ankara’da silahlı saldırıya uğradı. Anadolu Ajansı saldırganın etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Ankara Büyükelçisi Karlov'un hayatını kaybettiğini açıkladı. Zaharova, Karlov'un vurulmasını terör saldırısı olarak gördüklerini belirtti. Arapça ve Türkçe slogan atan saldırganın polis olduğu iddia ediliyor.
[http://www.yeniakit.com.tr/haber/iste-rus-buyukelciyi-vuran-saldirgan-247599.html tık tık]
[http://www.hurriyet.com.tr/son-dakika-rusya-buyukelcisi-ankarada-silahli-suikasta-ugradi-40311678 tık tık]
[http://www.yeniakit.com.tr/haber/iste-rus-buyukelciyi-vuran-saldirgan-247599.html tık tık]
[http://www.hurriyet.com.tr/son-dakika-rusya-buyukelcisi-ankarada-silahli-suikasta-ugradi-40311678 tık tık]
HAN DUVARLARI
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.
İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!
Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları,
Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,
Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...
Ellerim takılırken rüzgârların saçına
Asıldı arabamız bir dağın yamacına.
Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,
Yalnız arabacının dudağında bir ıslık!
Bu ıslıkla uzayan, dönen kıvrılan yollar,
Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar
Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu.
Gökler bulutlanıyor, rüzgâr serinliyordu.
Serpilmeye başladı bir yağmur ince ince.
Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince
Nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi.
Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi.
Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine.
Yol, hep yol, daima yol... Bitmiyor düzlük yine.
Ne civarda bir köy var, ne bir evin hayali,
Sonunda ademdir diyor insana yolun hali,
Arasıra geçiyor bir atlı, iki yayan.
Bozuk düzen taşların üstünde tıkırdıyan
Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor,
Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor...
Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine
Uzanmış kalmışım yaylının şiltesine.
Bir sarsıntı... Uyandım uzun süren uykudan;
Geçiyordu araba yola benzer bir sudan.
Karşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu,
Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu:
Ağır ağır önümden geçti deve kervanı,
Bir kenarda göründü beldenin viran hanı.
Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri
Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri.
Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya
Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya.
Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı,
Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı.
Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor,
Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor.
Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı
Her yüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı.
Gitgide birer ayet gibi derinleştiler
Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki cizgiler...
Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,
Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı;
Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler,
Aygın baygın maniler, açık saçık resimler...
Uykuya varmak için bu hazin günde, erken,
Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken
Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı;
Bu dört mısra değil, sanki dört damla kandı.
Ben garip çizgilere uğraşırken başbaşa
Raslamıştım duvarda bir şair arkadaşa;
"On yıl var ayrıyım Kınadağı'ndan
Baba ocağından yar kucağından
Bir çiçek dermeden sevgi bağından
Huduttan hududa atılmışım ben"
Altında da bir tarih: Sekiz mart otuz yedi...
Gözüm imza yerinde başka ad görmedi.
Artık bahtın açıktır, uzun etme, arkadaş!
Ne hudut kaldı bugün, ne askerlik, ne savaş;
Araya gitti diye içlenme baharına,
Huduttan götürdüğün şan yetişir yârına!...
Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk,
Soğuk bir mart sabahı... Buz tutuyor her soluk.
Ufku tutuşturmadan fecrin ilk alevleri
Arkamızda kalıyor şehrin kenar evleri.
Bulutların ardında gün yanmadan sönüyor,
Höyükler bir dağ gibi uzaktan görünüyor...
Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar,
Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar.
Biz bu sonsuz yollarda varıyoruz, gitgide,
İki dağ ortasında boğulan bir geçide.
Sıkı bir poyraz beni titretirken içimden
Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden:
Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla,
Önümüzdeki arazi örtülü şimdi karla.
Bu geçit sanki yazdan kışı ayırıyordu,
Burada son fırtına son dalı kırıyordu...
Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla,
Savrulmaya başladı karlar etrafımızda.
Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü;
Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü...
Gönlümde can verirken köye varmak emeli
Arabacı haykırdı "İşte Araplıbeli!"
Tanrı yardımcı olsun gayrı yolda kalana
Biz menzile vararak atları çektik hana.
Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş
Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş.
Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor,
Kimi haydut, kimi kurt masalı anlatıyor...
Gözlerime çökerken ağır uyku sisleri,
Çiçekliyor duvarı ocağın akisleri.
Bu akisle duvarda çizgiler beliriyor,
Kalbime ateş gibi şu satırlar giriyor;
"Gönlümü çekse de yârin hayali
Aşmaya kudretim yetmez cibali
Yolcuyum bir kuru yaprak misali
Rüzgârın önüne katılmışım ben"
Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı,
Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı...
Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde
Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde.
Uzun bir yolculuktan sonra İncesu'daydık,
Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık.
Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım,
Başucumda gördüğüm şu satırlarla yandım!
"Garibim namıma Kerem diyorlar
Aslı'mı el almış haram diyorlar
Hastayım derdime verem diyorlar
Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış'ım ben"
Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında,
Korkarım, yaya kaldın bu gurbet çıkmazında.
Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı!
Bahtına lanet olsun aşmadınsa bu dağı!
Az değildir, varmadan senin gibi yurduna,
Post verenler yabanın hayduduna kurduna!..
Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu:
"Hancı dedim, bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?"
Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,
Dedi:
"Hana sağ indi, ölü çıktı geçende!"
Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti,
Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti...
Gönlümü Maraşlı'nın yaktı kara haberi.
Aradan yıllar geçti işte o günden beri
Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim,
Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim.
Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar,
Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!
Ey garip çizgilerle dolu han duvarları,
Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları
Faruk Nafiz Çamlıbel
bazı iş temposunda olağan bir seyirdir. yayın bandı yetişmesi bir yana, sıkışmadan önce, önlem almak ve temize çıkmak için gereklidir.
boş zamanlarda pek sık başvurmadığım. zaten şu güne kadar 3 defa tam sabah yapmıştım. nedenlerini bile unuttum iyice.
boş zamanlarda pek sık başvurmadığım. zaten şu güne kadar 3 defa tam sabah yapmıştım. nedenlerini bile unuttum iyice.
Böyle yönetim defolup gitsin.
Gönlümüzü hırpalayıp durmasın.
Gönlümüzü hırpalayıp durmasın.
bazılarında var olduğu halde kullanamamaktan körelttikleri organ
(bkz: Grafity)
Mizah beyin ürünüdür. İşte size mizah.
Aynı zamanda Türkiye'ki en popüler mirc kanallarının başında yer almaktadır. Günümüzde hala en popüler sohbet chat kanalı olarak varlığını sürdürmektedir.
yesilcam'in gozdelerinden biri. turlu turlu filmde evde kalmis cirtlak ev kizini oynayan, bunca emegi karsiliginda nedense \"domates guzeli\" gibi abuk bi yakistirmaya layik gorulen aktris.
1.nesil yazar hoşgelmiş. Hoş görür bol yazar keyif alır umarım.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?


