istifası söz konusu. muhtemelen bırakacak. merkez bankası olayında tayyip bey gönül koymuştu.
Tatlı başlayıp acı biten kaşınmadır. Tatlı kaşınma kabuğu yarasından çıkarır...
(bkz: şekerbank)
Üç kişiyle oynanıp, iki kişi kenarda, bir kişi ortada olup, kenardakiler topu atıp ortadaki kişi almaya çalışır.
olmazsa olmazlardandır.
Bülent Ecevit'in 18 mayıs 1954 Halkçı (Yeni Ulus), "Günün Işığında" s. 3 yazısı.
İstanbul'da toplanan bir jürinin, memleketimizde çevrilen filmler arasında, milletlerarası bir festivale gönderilebilecek tek bir film bulamaması, bu alanda hâlâ ne kadar geri olduğumuzu bir kere daha hatırlattı.
Filmciliğimizin geriliği için, maddî imkânsızlık bir özür değildir. İkinci Dünya harbi sonunda İtalyan filmciliği, maddî zorluklara rağmen kalkınmıştır. Maddî imkânsızlık bir özür olarak kabul edilse bile, artık memleketimizde bu özür eski kuvvetini kaybetmiştir. Bazı film müesseselerimizin kısa zamanda geniş maddî imkânlara kavuştuklarını duyuyoruz.
Türk filmciliğinin içinde bulunduğu üzücü durum, ancak, iyi niyet yokluğu ile izah edilebilir.
Genel olarak filmcilerimiz, kendilerinde bir sosyal sorumluluk duymuyorlar. Memleketimizdeki umumî zevk seviyesini yükseltmekle değil, olduğu halde tutup sömürmekle ilgileniyorlar.
Gerçi, bir özel teşebbüsten, maddî menfaat gözetmemesi beklenemez. Ama, bir çok sanat kollarının işbirliğine dayanan filmcilik, bir endüstri, bir ticarî teşebbüs olduğu kadar bir sanattır da. Bu sanat hüviyetine hak kazanabilmek için maddî menfaatlerin dışındaki bu gayeler, film endüstrimize, en az, maddî menfaat mülâhazaları kadar hâkim olmadıkça, hiç bir olgun ve tarafsız jüri, dünya karşısına çıkarılabilecek bir tek Türk filmine rastlamıyacaktır.
Dünya karşısına çıkarılması uygun bulunmayan bu filmlerin memleketimizdeki seyirciler karşısına çıkarılması neden uygun olsun?
Teşvik, hak edilmelidir! Türk filmciliği ise, bugüne kadar, bir kaç istisnası ile, teşvike hak kazandıracak bir iyiniyet gösterisinde bulunmamıştır. Bu durumda, bazı belediyelerin yerli film gösteren sinemalara yaptığı vergi indirmeleri bile yersizdir.
Hele, yabancı film ithall şartlarının ağırlaştırılması yolundaki cereyan, filmciliğimizi kalite bakımından değil, sadece kazanç bakımından kalkındırmak neticesini vaadedebilir. Bu yoldan yapılacak bir teşvik, resim sanatımızı teşvik için dışarıdan röprodüksiyon ithalini, edebiyatımızı teşvik için yabancı dillerde edebî eser ithalini, kompozitörlerimizi teşvik için nota ve plâk ithalini güçleştirmek kadar mânâsız olur.
Filmciliğimiz ancak, sanatı ve memleket kültürüne hizmeti kazançtan üstün tutan idealistler bu iş sahasına rağbet ettikçe kalkınabilecektir.
İstanbul'da toplanan bir jürinin, memleketimizde çevrilen filmler arasında, milletlerarası bir festivale gönderilebilecek tek bir film bulamaması, bu alanda hâlâ ne kadar geri olduğumuzu bir kere daha hatırlattı.
Filmciliğimizin geriliği için, maddî imkânsızlık bir özür değildir. İkinci Dünya harbi sonunda İtalyan filmciliği, maddî zorluklara rağmen kalkınmıştır. Maddî imkânsızlık bir özür olarak kabul edilse bile, artık memleketimizde bu özür eski kuvvetini kaybetmiştir. Bazı film müesseselerimizin kısa zamanda geniş maddî imkânlara kavuştuklarını duyuyoruz.
Türk filmciliğinin içinde bulunduğu üzücü durum, ancak, iyi niyet yokluğu ile izah edilebilir.
Genel olarak filmcilerimiz, kendilerinde bir sosyal sorumluluk duymuyorlar. Memleketimizdeki umumî zevk seviyesini yükseltmekle değil, olduğu halde tutup sömürmekle ilgileniyorlar.
Gerçi, bir özel teşebbüsten, maddî menfaat gözetmemesi beklenemez. Ama, bir çok sanat kollarının işbirliğine dayanan filmcilik, bir endüstri, bir ticarî teşebbüs olduğu kadar bir sanattır da. Bu sanat hüviyetine hak kazanabilmek için maddî menfaatlerin dışındaki bu gayeler, film endüstrimize, en az, maddî menfaat mülâhazaları kadar hâkim olmadıkça, hiç bir olgun ve tarafsız jüri, dünya karşısına çıkarılabilecek bir tek Türk filmine rastlamıyacaktır.
Dünya karşısına çıkarılması uygun bulunmayan bu filmlerin memleketimizdeki seyirciler karşısına çıkarılması neden uygun olsun?
Teşvik, hak edilmelidir! Türk filmciliği ise, bugüne kadar, bir kaç istisnası ile, teşvike hak kazandıracak bir iyiniyet gösterisinde bulunmamıştır. Bu durumda, bazı belediyelerin yerli film gösteren sinemalara yaptığı vergi indirmeleri bile yersizdir.
Hele, yabancı film ithall şartlarının ağırlaştırılması yolundaki cereyan, filmciliğimizi kalite bakımından değil, sadece kazanç bakımından kalkındırmak neticesini vaadedebilir. Bu yoldan yapılacak bir teşvik, resim sanatımızı teşvik için dışarıdan röprodüksiyon ithalini, edebiyatımızı teşvik için yabancı dillerde edebî eser ithalini, kompozitörlerimizi teşvik için nota ve plâk ithalini güçleştirmek kadar mânâsız olur.
Filmciliğimiz ancak, sanatı ve memleket kültürüne hizmeti kazançtan üstün tutan idealistler bu iş sahasına rağbet ettikçe kalkınabilecektir.
besleyip büyüttüğün yılan ilk seni sokar derlermiş.
kim diyor bilmiyorum zaten önemli olan da bu değildi.
Neyse geçmiş olsun Aref efendi umarım daha oynamazsın kobralarla.
kim diyor bilmiyorum zaten önemli olan da bu değildi.
Neyse geçmiş olsun Aref efendi umarım daha oynamazsın kobralarla.
Remixi daha güzel
3. nesil yazar hoş gelmiş.
herkes kendi tanımını yapmak için kendi başlığını açsın o zaman, tanımımı da alıp giderim.
(bkz: hıh)
(bkz: hıh)
Nedense bugün benim de kullandığım bir gülme sekliydi. (!)
herkesin önce büyüdüğü evi görmek için kullandığı şahane uygulama. Sokağımızda beslediğimiz köpeği de gördüm, buradan kendisine selam ederim.
17 Ağustos 1999 depremi
Bütün entrylerini baştan sona artılamaya karar verdiğim yazar.
İçimi ısıtıyor okurken.
İçimi ısıtıyor okurken.
GSMH - Net dış âlem faktör gelirleri (bkz. Dts âlem faktör gelirleri).
funzoa isimli youtube kanalının tuhaf paylaşımlarından biri. adam ''iyi ki doğdun fakat üvey evlat olmayasın, yoksa patlıcanın içinden mi çıktın? '' tarzı psikoloji bozacak sözller yazmış. anlaşılan ilginç bir çocukluk yaşamış biri bu.
ilk adımı erkek atmalıdır ..
kadın atarsa sorun var ..
--
+ bir bebeğin genelde 1 yaşında attığı adımdır ..
kadın atarsa sorun var ..
--
+ bir bebeğin genelde 1 yaşında attığı adımdır ..
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

