üvey babadan bildiğim kötü karakter halil aslında 1970 ve 1980'li yıllarda yeşilçam'da pek çok karakter rollerinde oynamıştır hemide komedi olarak
Davula sol elle vurulan ince değnek.
Sözlüğü terk eden yazarları merak eden yazar başlığıdır. Gidenler lütfen girip neden gittiklerini yazsınlar...
SİSTEMİN ÇARPIKLIĞINA RAĞMEN ÖZGÜN FİKİRLİ, ARAŞTIRAN, SORGULAYAN, İNSAN YETİŞTİRENDİR. BİLGİYİ DEĞİL BİLGİYE NASIL ULAŞILACAĞINI ÖĞRETENDİR. MÜMKÜN OLDUĞUNCA BUNDAN UZAK DURANDIR.
http://nacikaptan.com/wp-content/uploads/2013/07/tek-tip.jpg
http://nacikaptan.com/wp-content/uploads/2013/07/tek-tip.jpg
'' dünyanın en fazla zulüm gören topluluğu '' bm
para.
hali hazırda ortada bir fon modeli yok. Hükumet fon modeli üzerinden çalışmalara devam ediyor. Bu çalışma yeni değil bu arada, 1975 yılında da var adalet ve kalkınma partisi döneminde 2002 de de var. Sonralarında da var.
Kıdem tazminatı nedir? son bürüt ücret'in işe başlama tarihinden itibaren her yıl için, yıl tamamlanmadıysa ay ve günleri için detaylı hesaplanıp, her yıl için 30 günlük bürüt ücret ödemesidir. İçerisinden sadece damga vergisi kesintisi olur onun dışında kesinti söz konusu değildir.
kabaca: bürüt 5.000 tl alan bir kişinin bir yıllık kıdemi net 5.000-damga vergisi iki yıl çalışmışsa net 10.000- damga vergisi şeklindedir. Gün bazında hesaplama yapılır.
Ülkemizde kıdem tazminatının tavanı da vardır. Aylık üceti 20.000 olan kişi kıdem tazminatı alırken her yıl için 20 000 tl almaz.
2020 yılı için tavan ücret: 6.730,15 TL'dir. bu tavan aşılamaz. Ancak işveren vay canım personelim biz seni çok beğenirdik emeğin çok deyip daha fazla ödeme yapabilir.
fona devredilmesi mevzu:
şimdi fon nasıl olacak?
malumunuz bu tazminat bir çeşit 13. ücret
Aklıma üç seçenek geliyor.
i. ilki: ilk fon oyak gibi, ilksan gib bir yapı.
onlarda durum şöyle oluyor: aylık maaşından bir kesinti oluyor, gerçi burada kamu olduğu için kesinti çok karıştırılmamalı örnek model olarak işliyorum (İşverenin işçi adına kıdem tazminatı karşılığı olarak fona ödeyeceği tutar) o kesinti biriktirilip kullanılıyor. Kişi emekli olduğunda da bu tutar belli çarpanlara göre hesaplanıp kişiye nakdi olarak ödeniyor. Ayrıca aylık emekli maaşı gibi bir ödeme söz konusu olmuyor.
Tavan ücret ödemesi devam eder gibi görünüyor.
ii. ikincisi: aylık maaşından belirlenen tutar yine kesilip işveren tarafından fona ödeniyor. fonda biriken para kişi emekli olduğunda bi kısmı nakdi olarak bir kısmı da aylık ücret olarak ödenecek.
iii. üçüncüsü ise: aylık maaşında belirlenen kıdem tazminatı tutarı kesilecek. Bu kesilen tutar fona aktarılacak. Kişi emekli olunca bu tutar topluca kişiye ödenecek. Ayrıca zorunlu bireysel emeklilik sigortası adı altında yapılan kesinti yasalaşacak. Bu tutar da fona aylık olarak aktarılacak. Devlet katkısı eklenecek ve kişi emekli olduğunda aylık ücret emekli maaşı şeklinde ödenecek. Tam tersi de olabilir. orda kesinti tutarı önemli olan.
genel olarak iyi yanlarını düşünelim;
- kıdem tazminatı hakkına erişmek için belli başlı şartlar var. İşten çıkarılmak, kadınlarda evlilik, erkeklerde askerlik gibi. Bu tarz işten ayrılmalar dışında olan istifa vb. durumlarda da bu hak aylık kesildiği için işverene geri ödemesi yapılmaz diye düşünüyorum. Kişinin fon hesabında birikir ki bu da iyi bir şey. Böyle olursa kişilerde tazminatımı alamam kaygısı ortadan kalkar.
- işverenin iflası vb durumlarda alınamayan tazminat hakları aylık peşinen alındığı için işçi adına güzel bir durum oluşur.
- kayıt altına olması işçi adına oldukça güzel bir durum olur.
- biriken paranın devlet desteği ile büyümesi işçi adına güzel bir durum oluşturur.
- geçici, belirli süreli sözleşme ile çalışan işçiler, mevsimlik işçiler, götürü (takım sözleşmeli) işçilerin hakları korunur.
-yeni iş fırsatlarında işçi açısından kıdem tazminatı problemi ortadan kalkmış olur
-kıdem hak edebilmek için geçirilmesi gereken süreler ortadan kalkar. iki ay çalışmış işçi o iki aylık hakkını fonda biriktirebilir.
iyi yönleri, tabi ki iyi yönetime ve güvene tabi bir şekilde olursa gerçek anlamda işçiyi korur.
genel olarak kötü yanlarını düşünelim;
- aklıma ilk olarak gelen askerlik ve evlilik gibi konularda kişilerin ellerine o dönemde geçecek paranın ortadan kalkması. Bazı durumlarda örneğin evlenirken lazım olan 10 tl tutar yaşlılıkta 1000 tl olsa da aynı faydayı kesinlikle sağlamaz. Bu ilk büyük kayıp olur.
- işverenin sgk ödememesi gibi bu tazminatları da ödememesi en büyük sorunlardan birini ortaya çıkaracaktır. işveren ödemeyecek iflas ettim, kar etmedim gibi bahanelerle ödemeyecektir. Sgk denetçilerinin, vergi müfettişlerinin işi takipi vs bu hak ortadan kaybolmuş olacaktır. Ayrıca hiçbir kimsenin hiçbir şekilde iletişim kuramadığı sgk ile bu durumdan sonra bu iş yükü ile iletişim sıfıra inecektir.
- kayıt altına olması ve işverenlerin bunu yük olarak görmesi istihdamı azaltacaktır. Bu durumda da işsizlik artacaktır.
- biriken paranın hükümet tarafından çeşitli yerlerde kullanılması (günümüzde işsizlik sigortası, deprem vergileri) muhabbetleri gibi bir çok soruna sebep olacaktır.
- faize karşı olan kesimleri rahatsız edecektir. konvansiyonel bankacılık kullanan bu kesimler bir şekilde faiz sistemine dahil edilmiş olacak. Bu ciddi bir sorun ortaya çıkaracaktır.
-çoğu işveren belli bir yaşın üstünde çalıştırmazlarsa hiç şaşırmayız. Zaten kıdem tazminatı yok. Kovalım daha genç ve dinamik personel alalım moduna gireceklerdir. Daha gençten kasıt daha verimli ve nitelikli personel.
-kıdem hak edebilmek için yeni süreler belirlenecektir. Belki de kişi emekli olana kadar o biriken tutarlara hiç dokunamayacak. günümüzde 65 yaş düşünüldüğünde kalan ömrün bir kaç yılında az da olsa refaha kavuşmak çok anlamsız olacak.
-zaman içerisinde bir tam bürüt ücret olan tutar yeni oranlarla düşürülebilir ve kıdem tazminatı hakkı ortanan külliyen kalkmış olabilir.
-iş yeri ile olan aidiyet duygusu gittikçe zayıflayacaktır.
bir çok şey söylenebilir tabi. işveren açısından da işçi hakkında bakılan yönlerin tersinden bakılabilir.
önemli noktalar şunlar:
+bu fon oluştuğunda bu fona ve fonu işleten kuruma olan güven. ösym, sgk gibi bir kurum oluşursa vay işçinin haline.
+fon yöneticileri değerlendireceğiz derken saçma sapan yerlere aktarırlarsa bu gün emeklilikte yaşa takılanlar muhabbetinin birebir aynısını yaşamamız kuvvetle muhtemel. 65 yaş olur 75 yaş.
+ sistem işverenlere iyi anlatılmazsa ki bu durumu şimdiye kadar hiç görmedik. işverenler bu durumu kabullenmeyebilirler. Sistemin oturması sürecinde işten çıkarılmalar, yıllardır çalışan insanların mağduriyeti, uzun süreli çalışanların ücretlerinin topluca aktarılması gibi durumlar büyük infiallere neden olur.
bu konu her türlü iyi olsa da hakkında yıllarca konuşulur.
Kıdem tazminatı nedir? son bürüt ücret'in işe başlama tarihinden itibaren her yıl için, yıl tamamlanmadıysa ay ve günleri için detaylı hesaplanıp, her yıl için 30 günlük bürüt ücret ödemesidir. İçerisinden sadece damga vergisi kesintisi olur onun dışında kesinti söz konusu değildir.
kabaca: bürüt 5.000 tl alan bir kişinin bir yıllık kıdemi net 5.000-damga vergisi iki yıl çalışmışsa net 10.000- damga vergisi şeklindedir. Gün bazında hesaplama yapılır.
Ülkemizde kıdem tazminatının tavanı da vardır. Aylık üceti 20.000 olan kişi kıdem tazminatı alırken her yıl için 20 000 tl almaz.
2020 yılı için tavan ücret: 6.730,15 TL'dir. bu tavan aşılamaz. Ancak işveren vay canım personelim biz seni çok beğenirdik emeğin çok deyip daha fazla ödeme yapabilir.
fona devredilmesi mevzu:
şimdi fon nasıl olacak?
malumunuz bu tazminat bir çeşit 13. ücret
Aklıma üç seçenek geliyor.
i. ilki: ilk fon oyak gibi, ilksan gib bir yapı.
onlarda durum şöyle oluyor: aylık maaşından bir kesinti oluyor, gerçi burada kamu olduğu için kesinti çok karıştırılmamalı örnek model olarak işliyorum (İşverenin işçi adına kıdem tazminatı karşılığı olarak fona ödeyeceği tutar) o kesinti biriktirilip kullanılıyor. Kişi emekli olduğunda da bu tutar belli çarpanlara göre hesaplanıp kişiye nakdi olarak ödeniyor. Ayrıca aylık emekli maaşı gibi bir ödeme söz konusu olmuyor.
Tavan ücret ödemesi devam eder gibi görünüyor.
ii. ikincisi: aylık maaşından belirlenen tutar yine kesilip işveren tarafından fona ödeniyor. fonda biriken para kişi emekli olduğunda bi kısmı nakdi olarak bir kısmı da aylık ücret olarak ödenecek.
iii. üçüncüsü ise: aylık maaşında belirlenen kıdem tazminatı tutarı kesilecek. Bu kesilen tutar fona aktarılacak. Kişi emekli olunca bu tutar topluca kişiye ödenecek. Ayrıca zorunlu bireysel emeklilik sigortası adı altında yapılan kesinti yasalaşacak. Bu tutar da fona aylık olarak aktarılacak. Devlet katkısı eklenecek ve kişi emekli olduğunda aylık ücret emekli maaşı şeklinde ödenecek. Tam tersi de olabilir. orda kesinti tutarı önemli olan.
genel olarak iyi yanlarını düşünelim;
- kıdem tazminatı hakkına erişmek için belli başlı şartlar var. İşten çıkarılmak, kadınlarda evlilik, erkeklerde askerlik gibi. Bu tarz işten ayrılmalar dışında olan istifa vb. durumlarda da bu hak aylık kesildiği için işverene geri ödemesi yapılmaz diye düşünüyorum. Kişinin fon hesabında birikir ki bu da iyi bir şey. Böyle olursa kişilerde tazminatımı alamam kaygısı ortadan kalkar.
- işverenin iflası vb durumlarda alınamayan tazminat hakları aylık peşinen alındığı için işçi adına güzel bir durum oluşur.
- kayıt altına olması işçi adına oldukça güzel bir durum olur.
- biriken paranın devlet desteği ile büyümesi işçi adına güzel bir durum oluşturur.
- geçici, belirli süreli sözleşme ile çalışan işçiler, mevsimlik işçiler, götürü (takım sözleşmeli) işçilerin hakları korunur.
-yeni iş fırsatlarında işçi açısından kıdem tazminatı problemi ortadan kalkmış olur
-kıdem hak edebilmek için geçirilmesi gereken süreler ortadan kalkar. iki ay çalışmış işçi o iki aylık hakkını fonda biriktirebilir.
iyi yönleri, tabi ki iyi yönetime ve güvene tabi bir şekilde olursa gerçek anlamda işçiyi korur.
genel olarak kötü yanlarını düşünelim;
- aklıma ilk olarak gelen askerlik ve evlilik gibi konularda kişilerin ellerine o dönemde geçecek paranın ortadan kalkması. Bazı durumlarda örneğin evlenirken lazım olan 10 tl tutar yaşlılıkta 1000 tl olsa da aynı faydayı kesinlikle sağlamaz. Bu ilk büyük kayıp olur.
- işverenin sgk ödememesi gibi bu tazminatları da ödememesi en büyük sorunlardan birini ortaya çıkaracaktır. işveren ödemeyecek iflas ettim, kar etmedim gibi bahanelerle ödemeyecektir. Sgk denetçilerinin, vergi müfettişlerinin işi takipi vs bu hak ortadan kaybolmuş olacaktır. Ayrıca hiçbir kimsenin hiçbir şekilde iletişim kuramadığı sgk ile bu durumdan sonra bu iş yükü ile iletişim sıfıra inecektir.
- kayıt altına olması ve işverenlerin bunu yük olarak görmesi istihdamı azaltacaktır. Bu durumda da işsizlik artacaktır.
- biriken paranın hükümet tarafından çeşitli yerlerde kullanılması (günümüzde işsizlik sigortası, deprem vergileri) muhabbetleri gibi bir çok soruna sebep olacaktır.
- faize karşı olan kesimleri rahatsız edecektir. konvansiyonel bankacılık kullanan bu kesimler bir şekilde faiz sistemine dahil edilmiş olacak. Bu ciddi bir sorun ortaya çıkaracaktır.
-çoğu işveren belli bir yaşın üstünde çalıştırmazlarsa hiç şaşırmayız. Zaten kıdem tazminatı yok. Kovalım daha genç ve dinamik personel alalım moduna gireceklerdir. Daha gençten kasıt daha verimli ve nitelikli personel.
-kıdem hak edebilmek için yeni süreler belirlenecektir. Belki de kişi emekli olana kadar o biriken tutarlara hiç dokunamayacak. günümüzde 65 yaş düşünüldüğünde kalan ömrün bir kaç yılında az da olsa refaha kavuşmak çok anlamsız olacak.
-zaman içerisinde bir tam bürüt ücret olan tutar yeni oranlarla düşürülebilir ve kıdem tazminatı hakkı ortanan külliyen kalkmış olabilir.
-iş yeri ile olan aidiyet duygusu gittikçe zayıflayacaktır.
bir çok şey söylenebilir tabi. işveren açısından da işçi hakkında bakılan yönlerin tersinden bakılabilir.
önemli noktalar şunlar:
+bu fon oluştuğunda bu fona ve fonu işleten kuruma olan güven. ösym, sgk gibi bir kurum oluşursa vay işçinin haline.
+fon yöneticileri değerlendireceğiz derken saçma sapan yerlere aktarırlarsa bu gün emeklilikte yaşa takılanlar muhabbetinin birebir aynısını yaşamamız kuvvetle muhtemel. 65 yaş olur 75 yaş.
+ sistem işverenlere iyi anlatılmazsa ki bu durumu şimdiye kadar hiç görmedik. işverenler bu durumu kabullenmeyebilirler. Sistemin oturması sürecinde işten çıkarılmalar, yıllardır çalışan insanların mağduriyeti, uzun süreli çalışanların ücretlerinin topluca aktarılması gibi durumlar büyük infiallere neden olur.
bu konu her türlü iyi olsa da hakkında yıllarca konuşulur.
(bkz: gözyaşı çeşmesi )
Çoktur bazen yok kadar çok.
Bir önceki cümleyle bağlantı kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağlayıcılarla başlayan, söz konusu duygu
veya düşünceyi bütünleyen cümle.
veya düşünceyi bütünleyen cümle.
tavuk
patron -sekreter ilişkisi.
sürekli seçim kazanmasının vermiş olduğu bir mutluluktur. Liseliler bilmez yok liseli değildi o.
GEÇEN SENE TEMMUZ AYINDA DÜNYA EVİNE GİRMİŞ GAZETECİ.
"uğraşılarda uyanık bulunmak gerekir, yoksa umulmadık bir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin"
anlamında kullanılır.
anlamında kullanılır.
Canım kısır çekti be. Patates salatası da olur...
Açıklamaları siyasi anlamda en iyi metinlerden biriydi.
ilk önemli soru;
“Ortaya çıkan manzarada bürokrasi devletin önüne, devlet milletin önüne ve en önemlisi sadakat liyakatin önüne geçmiş gibi görünmüyor mu?”
Ardından da hem siyaset, hem tıp ve biyoloji literatürüne geçecek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Metal yorgunluğu adı altında bu değişim ve yenilenme süreci AK Parti'de bir otofajiye dönüşmüştür.”
Peki neden el çektirildi?
İddiaya göre Uğur, önceki Balıkesir (şimdiki Mardin) Valisi Mustafa Yaman ile ciddi sorunlar yaşamış. Kamuya açık yerlerde Vali Yaman hakkında çok ağır suçlamalar yöneltmiş.
Uğur'un sorun yaşadığı bir başka isim ise Balıkesir milletvekili Sema Kırcı olmuş. Uğur ile Kırcı'nın kavgası parti toplantılarına aleni bir şekilde yansımış.
Uğur'un “Bürokrasi devletin, devlet milletin, sadakat liyakatin önüne mi geçti” sorusunu biraz önce paylaştığım bilgiler ışığında okuyunca siz ne düşündünüz?
Belli ki bu bir soru değil, soru formatında bir tespit. Uğur, bir bürokratı, yani valiyi hedef alıyor. Kendisini devletin önüne koyduğuna, devlet temsilcisi olarak da milletin, yani halk tarafından seçilmiş belediye başkanının önüne geçtiğine inanıyor.
İkinci önemli detay ise “otofaji” sözcüğü. Uğur, bu sözcüğü AK Parti'nin yenilenme sürecini tanımlarken kullanıyor. Otofajide bir hücre içindeki lizozomlar hücrenin önemli yapıtaşlarını sindirir. Kimya mühendisliği okumuş bir isim olan Uğur'un bu analojiyi kullanması, büyük ihtimalle parti içindeki başka bir kişinin ya da yapının, bir parti mensubu olarak kendisini sindirdiğine inanmasından kaynaklanıyor.
Deniz Zeyrek'in açıklamalarından bir kesit.
ilk önemli soru;
“Ortaya çıkan manzarada bürokrasi devletin önüne, devlet milletin önüne ve en önemlisi sadakat liyakatin önüne geçmiş gibi görünmüyor mu?”
Ardından da hem siyaset, hem tıp ve biyoloji literatürüne geçecek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Metal yorgunluğu adı altında bu değişim ve yenilenme süreci AK Parti'de bir otofajiye dönüşmüştür.”
Peki neden el çektirildi?
İddiaya göre Uğur, önceki Balıkesir (şimdiki Mardin) Valisi Mustafa Yaman ile ciddi sorunlar yaşamış. Kamuya açık yerlerde Vali Yaman hakkında çok ağır suçlamalar yöneltmiş.
Uğur'un sorun yaşadığı bir başka isim ise Balıkesir milletvekili Sema Kırcı olmuş. Uğur ile Kırcı'nın kavgası parti toplantılarına aleni bir şekilde yansımış.
Uğur'un “Bürokrasi devletin, devlet milletin, sadakat liyakatin önüne mi geçti” sorusunu biraz önce paylaştığım bilgiler ışığında okuyunca siz ne düşündünüz?
Belli ki bu bir soru değil, soru formatında bir tespit. Uğur, bir bürokratı, yani valiyi hedef alıyor. Kendisini devletin önüne koyduğuna, devlet temsilcisi olarak da milletin, yani halk tarafından seçilmiş belediye başkanının önüne geçtiğine inanıyor.
İkinci önemli detay ise “otofaji” sözcüğü. Uğur, bu sözcüğü AK Parti'nin yenilenme sürecini tanımlarken kullanıyor. Otofajide bir hücre içindeki lizozomlar hücrenin önemli yapıtaşlarını sindirir. Kimya mühendisliği okumuş bir isim olan Uğur'un bu analojiyi kullanması, büyük ihtimalle parti içindeki başka bir kişinin ya da yapının, bir parti mensubu olarak kendisini sindirdiğine inanmasından kaynaklanıyor.
Deniz Zeyrek'in açıklamalarından bir kesit.
@4 @5 @6 @7 kahkaha atarak okudum, siz beni güldürdünüz Allah da sizi güldürsün emi :)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?