Çok rahatsız edici sorulardır.
şimdi görmüyorsun ya rüya da mı görmüyorsun?
Gün geçmiyor ki konya da gördüğüm ilginç olaylara bir yenisi daha eklenmesin. Ablamın teki bir dükkan açmış İç çamaşırı üzerine, sonra buna ne isim vereyim diye düşünmüş ve mükemmel bir pazarlama stratejisi olarak Sütyen uzmanı ismini layık görmüş.
/gorseller/yukle/images/styenuzman.jpg
(bkz: başka ülkede yaşayamam)
(bkz: başka ülkede yaşayamam)
Kaç haftadır bu maça gitmeyi planlıyordum ancak şu passolig olayından üşendim ve kaldı.
Şu an itibariyle galatasarayın 1-0 önde sürdürdüğü maç.
Şu an itibariyle galatasarayın 1-0 önde sürdürdüğü maç.
sepet topu.
bu sporu yapan kişiler ellerine ve gözlerine oldukça hakimdirler. Bir delik düşünün ve o deliğin içerisine yarı çapı çok daha az olan bir topun girmesi ile oynanıyor. Büyük bir yetenek gerektirir.
Yetenek gerektirmesi dediğim şey sadece ele hakim olmak değil. Ayrıca bedene göze de hakim olması demek. Sabit dururken atmıyorlar topu hareket halindeyken atıyorlar.
Yıllar öncesinde yaşasalardı muhtemelen okçuluk ile meşgul olacaklardı yada o zamandaki okçular bu gün basketbolcu olacaklardı. (boy devre dışı bırakıldığında)
Hep hayretle karşılardım atın üzerinde dört nala giderken o oku çekip adamı kafasından vurabilen savaşçıyı. Aslında basketbola baktığımızda o kadar da zor değilmiş gibi geliyor.
bu sporu yapan kişiler ellerine ve gözlerine oldukça hakimdirler. Bir delik düşünün ve o deliğin içerisine yarı çapı çok daha az olan bir topun girmesi ile oynanıyor. Büyük bir yetenek gerektirir.
Yetenek gerektirmesi dediğim şey sadece ele hakim olmak değil. Ayrıca bedene göze de hakim olması demek. Sabit dururken atmıyorlar topu hareket halindeyken atıyorlar.
Yıllar öncesinde yaşasalardı muhtemelen okçuluk ile meşgul olacaklardı yada o zamandaki okçular bu gün basketbolcu olacaklardı. (boy devre dışı bırakıldığında)
Hep hayretle karşılardım atın üzerinde dört nala giderken o oku çekip adamı kafasından vurabilen savaşçıyı. Aslında basketbola baktığımızda o kadar da zor değilmiş gibi geliyor.
Vasco da Gama, Keşifler Çağı'nda yaşamış, Avrupa'nın en başarılı kaşiflerinden olan, Avrupa'dan çıkıp doğrudan Hindistan'a giden ilk kişi olarak bilinen, Portekizli denizcidir.
Çok zordur. Bu durum için çok büyük bir çaba gerekir.
Biz bir insanın ne demek istediğini onun kullandığı “benzetmelerle” anlarız. Aynı zamanda seçtiği benzetmeler bize o insanın dünya görüşünü de anlatır. Sadece o insanın fikrini anlamakla kalmaz onun nasıl biri olduğunu da anlarız.
Hayatı bir “maceraya” benzetenle bir “sınava” benzetenin bakışları çok farklıdır. Kendimizi ifade ederken kullandığımız “mecazlar” bizim nasıl bir zihniyete sahip olduğumuzu ortaya koyar.
Düşüncelerimizi “ete kemiğe büründüren” benzetmeler ve metaforlardır. “Buz kestim.” deriz, “İçimde bir yangın var.” deriz. Diyemezsek iletişimimiz kopar ve ifade edemeyiz kendimizi.
Biz bir insanın ne demek istediğini onun kullandığı “benzetmelerle” anlarız. Aynı zamanda seçtiği benzetmeler bize o insanın dünya görüşünü de anlatır. Sadece o insanın fikrini anlamakla kalmaz onun nasıl biri olduğunu da anlarız.
Hayatı bir “maceraya” benzetenle bir “sınava” benzetenin bakışları çok farklıdır. Kendimizi ifade ederken kullandığımız “mecazlar” bizim nasıl bir zihniyete sahip olduğumuzu ortaya koyar.
Düşüncelerimizi “ete kemiğe büründüren” benzetmeler ve metaforlardır. “Buz kestim.” deriz, “İçimde bir yangın var.” deriz. Diyemezsek iletişimimiz kopar ve ifade edemeyiz kendimizi.
\"Focuslanmak\" kelimesini duyarsanız az ingilizce az türkçe acayip pis bir kelime düşünün sonra anlam olarak odaklanmak gelsin aklınıza.
Yüz kızartıcı video;
https://www.youtube.com/watch?v=IQ9pGBBgoY4&feature=youtu.be
Zabıtanın mantığı yada zabıtaya öğretilen şu;
Seyyar satıcı görürseniz yakalayın ve çalışmasını engelleyin. Sebep ise vergi kaçakçılığı, haksız rekabet falan filan. Belki bu konuyu uzun uzun yazarım ama bu başlığa değil. Seyyar satıcı başlığına.
Bu seyyar satıcıları kesinlikle doğru bulmuyorum. Devletin bunları bi şekilde engellemesi lazım yada denetim altına alması lazım.
Gelelim ali abiye, yaptığı tepki aşırı olmakla beraber nahoş şeyler yaşamış ve çevresine yaşatımış. Bu kendini kaybetmekle ve 5 arabasının gitmesiyle açıklanabilir. Ancak bu onu haksız yapmaz.
Malı mülkü elinden giden, gidecek olan herkes akşam eve götüreceği ekmeği düşünür. Eğer eline bakan kişiler varsa düşünmek zorundadır. İnsanın içi acıyor 50 lirası kaybolunca bide bu adamı düşünün. Eğer bundan önce 5 arabasını aldılarsa oda ayrı acı katar olaya.
Diğer taraftan zabıta denen devlet memurlarına gelecek olursak;
biz emir kuluyuz kısmı haklı. Ancak emirleri maaş aldıkları devlet değil bunların, emir aldıkları olmayan vicdanda muhasebeleştirilmemiş bir başka vicdansızın emiri.
Amaçları devlette kaçakçılığı engellemekte değil amaçları amirin emri. Küfür edilecek zaman aslına bakarsanız. Sen şuan olan reel piyasa kadar yer altı piyasasına engel olma, sen türkiyenin tüm sınır yerlerinde (trakya kısmen istisna) kaçakçılığa son verme, sen kullanılan o kadar naylon fatura ile mücadele etme sonra bir garibanın 6 arabasını al ve yetmezmiş gibi bide kafasını kır.
Madem adamın daha önce arabasını aldınız sevgili belediyenin evlatları, bu hengame oluştu neden çekilmediniz. Sonra adamı çağırıp keserdiniz cezayı. Bu adamı bu duruma düşürmeye ne hakkınız var. İğreniyorum sizden.
Devlet millet için vardır. Bu millet denen şey türküyle kürdüyle falan değil bu millet dediğiniz şey suçlusuyla, suçsuzuyla, garibanıyla, zenginiyle, orospusuyla, hacısıyla ve sayabileceğim bir sürü sıfatıyla millettir.
Bir garibanın hakkı ve kaçakçılığı bir zenginle eşit olmalı. Bir hacının hakkı ne kadar varsa bir escortun hakkı o kadar olmalı. Sen bu haksızlığı giderme gel adamın kafasını yar.
ZAbıta olarak kendi ailenizin yüzüne nasıl bakacaksınız, eşinize dostunuza belki çocuğunuza bu durumu nasıl anlatacaksınız? Yazıklar olsun, yazıklar olsun.
Not: Bu videoyu çeken ve tepkisini koyan herkese minnettarım. Vicdanı olan insanlar kaldı diye ümitleniyorum.
Zabıtanın mantığı yada zabıtaya öğretilen şu;
Seyyar satıcı görürseniz yakalayın ve çalışmasını engelleyin. Sebep ise vergi kaçakçılığı, haksız rekabet falan filan. Belki bu konuyu uzun uzun yazarım ama bu başlığa değil. Seyyar satıcı başlığına.
Bu seyyar satıcıları kesinlikle doğru bulmuyorum. Devletin bunları bi şekilde engellemesi lazım yada denetim altına alması lazım.
Gelelim ali abiye, yaptığı tepki aşırı olmakla beraber nahoş şeyler yaşamış ve çevresine yaşatımış. Bu kendini kaybetmekle ve 5 arabasının gitmesiyle açıklanabilir. Ancak bu onu haksız yapmaz.
Malı mülkü elinden giden, gidecek olan herkes akşam eve götüreceği ekmeği düşünür. Eğer eline bakan kişiler varsa düşünmek zorundadır. İnsanın içi acıyor 50 lirası kaybolunca bide bu adamı düşünün. Eğer bundan önce 5 arabasını aldılarsa oda ayrı acı katar olaya.
Diğer taraftan zabıta denen devlet memurlarına gelecek olursak;
biz emir kuluyuz kısmı haklı. Ancak emirleri maaş aldıkları devlet değil bunların, emir aldıkları olmayan vicdanda muhasebeleştirilmemiş bir başka vicdansızın emiri.
Amaçları devlette kaçakçılığı engellemekte değil amaçları amirin emri. Küfür edilecek zaman aslına bakarsanız. Sen şuan olan reel piyasa kadar yer altı piyasasına engel olma, sen türkiyenin tüm sınır yerlerinde (trakya kısmen istisna) kaçakçılığa son verme, sen kullanılan o kadar naylon fatura ile mücadele etme sonra bir garibanın 6 arabasını al ve yetmezmiş gibi bide kafasını kır.
Madem adamın daha önce arabasını aldınız sevgili belediyenin evlatları, bu hengame oluştu neden çekilmediniz. Sonra adamı çağırıp keserdiniz cezayı. Bu adamı bu duruma düşürmeye ne hakkınız var. İğreniyorum sizden.
Devlet millet için vardır. Bu millet denen şey türküyle kürdüyle falan değil bu millet dediğiniz şey suçlusuyla, suçsuzuyla, garibanıyla, zenginiyle, orospusuyla, hacısıyla ve sayabileceğim bir sürü sıfatıyla millettir.
Bir garibanın hakkı ve kaçakçılığı bir zenginle eşit olmalı. Bir hacının hakkı ne kadar varsa bir escortun hakkı o kadar olmalı. Sen bu haksızlığı giderme gel adamın kafasını yar.
ZAbıta olarak kendi ailenizin yüzüne nasıl bakacaksınız, eşinize dostunuza belki çocuğunuza bu durumu nasıl anlatacaksınız? Yazıklar olsun, yazıklar olsun.
Not: Bu videoyu çeken ve tepkisini koyan herkese minnettarım. Vicdanı olan insanlar kaldı diye ümitleniyorum.
Türk televizyon tarihinin en uzun soluklu dizilerinden 'Kurtlar Vadisi Pusu'nun hayranlarına kötü haber. Yeni sezonda farklı bir kanalda seyircisiyle buluşacağı söylenen dizinin yayınlanmayacağı iddia ediliyor.
babaların meşgul olduklarında çocuklarını başlarından salmak için kullandıkları kelime. Bu süreklilik kazandığında çok kötü boyutlara yol açabiliryor. Hatta çocuğu kaybetme noktasına bile gidebiliyor.
Şuradan anlar baba kötüye gidip gitmediğini, çocuk şimdi değil baba dediğinde.
Şuradan anlar baba kötüye gidip gitmediğini, çocuk şimdi değil baba dediğinde.
jandarma genel komutanlığına bağlı kırsalda görev yapan asker polis karışımı, güvenlikten sorumlu devlet görevlisi.
vefat etmiş.
1946 yılında Edirne'inin Süloğlu ilçesine bağlı Domurcalı köyünde doğan Unakıtan, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nden mezun olduktan sonra Maliye Bakanlığı'nda hesap uzmanı olarak görev yaptı.
Bürokraside çeşitli görevlerde bulunan Unakıtan, 2002 yılında milletvekili seçildi; Abdullah Gül başbakanlığındaki 58. hükümette koltuğuna oturduğu Maliye Bakanlığı'nı 59. ve 60. hükümetler döneminde de sürdürdü.
Bakanlık yaptığı dönemlerde 'özelleştirmenin patronu' olarak bilinen Unakıtan, 1 Mayıs 2009 tarihinde yapılan değişiklikle görevi Mehmet Şimşek'e devretti.
Farklı tavrıyla zaman zaman ilgili zaman zaman da tepki gören Unakıtan, Ahsen Unakıtan ile evliydi ve 3 çocuk babasıydı.
1946 yılında Edirne'inin Süloğlu ilçesine bağlı Domurcalı köyünde doğan Unakıtan, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nden mezun olduktan sonra Maliye Bakanlığı'nda hesap uzmanı olarak görev yaptı.
Bürokraside çeşitli görevlerde bulunan Unakıtan, 2002 yılında milletvekili seçildi; Abdullah Gül başbakanlığındaki 58. hükümette koltuğuna oturduğu Maliye Bakanlığı'nı 59. ve 60. hükümetler döneminde de sürdürdü.
Bakanlık yaptığı dönemlerde 'özelleştirmenin patronu' olarak bilinen Unakıtan, 1 Mayıs 2009 tarihinde yapılan değişiklikle görevi Mehmet Şimşek'e devretti.
Farklı tavrıyla zaman zaman ilgili zaman zaman da tepki gören Unakıtan, Ahsen Unakıtan ile evliydi ve 3 çocuk babasıydı.
Aslan yattığı yerden belli olur tabiri güzel bir tabir ve bu sanatçı için kullanmak istiyorum ben bu tabiri. Hayatta en fazla saygı duyduğum insanlar yetenekli insanlar ve bu yeteneğini kullanan insanlardır.
atatürkün bir lafı var. Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, Bakan olabilirsiniz, Hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz.Fakat sanatçı olamazsınız.”
[http://www.malayani.com/kategoriler/kultur/25-yilini-magarada-geciren-adamin-yaptigi-buyuk-saheser/.html tık tık]
atatürkün bir lafı var. Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, Bakan olabilirsiniz, Hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz.Fakat sanatçı olamazsınız.”
[http://www.malayani.com/kategoriler/kultur/25-yilini-magarada-geciren-adamin-yaptigi-buyuk-saheser/.html tık tık]
Yaşı kemale eren insanların yaptıkları şeylerden biri. Sürekli ama sürekli şöyleydide böyleydide. İnsan belli bir yerden sonra yeter ya diyesi geliyor.
Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde telekomünikasyonu düzenleyen kurum.
allahını seven defansa gelsin.
şimdiye kadar izlediğim en zekice şakalardan biri buydu sanırım.
https://www.youtube.com/watch?v=svfL7v9qbu4&feature=youtu.be
beynimi yakan bir video. Yapmayın etmeyin yahu. Bu kadar olmaz dedim. Bir çalışmada bulunmaları güzel ancak az yaratıcı olur insan. İnsan kendine bu kadar güldürmek ki!
https://www.youtube.com/watch?v=D8-LtvKEOtA
Kurt Vonnegut da 22:00’de yatarak 05:00’te uyananlardan. 08:00’e kadar yazı yazan yazar bir saat kahvaltı ettikten sonra öğlene kadar olan vaktini spora ayırıryor. Ya yüzen ya da yürüyen yetenekli yazarımız bir saatlik yemek arası verdikten sonra okula giderek akşam 18:00’e kadar ders veriyor. Akşam saatlerini kendine ayıran yazar yatana kadar olan vaktini ise viskisini yudumlayarak, caz müzik dinleyerek, yemek yaparak ya da okuyarak değerlendiriyor.
Gece 02:00 gibi yatarak 11:00 gibi uyanan Picasso ise öğlen 15:00’e kadar olan zamanını kahvaltı ederek, dostlarıyla görüşerek rahat rahat geçirirken bu saatten sonra gece 23:00’e kadar resim yapıyor. Tuvalinin başından 1 saatliğine ayrılarak karnını doyuran Picasso sonra yeniden resimlerinin başına dönüyor ve yine saat 02:00 gibi yatağına girerek mışıl mışıl uyuyor.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?