confessions

cayisallama

1. nesil Admin - Admin -

  1. toplam entry 11569
  2. takipçi 78
  3. puan 404509

herkesin sıçıp batırmamızı istemesi

cayisallama
Başlıktaki iddiayı açabilmek için direkt olarak konuya gireceğim: Çevrenizdeki herkes, maalesef farkında bile olmadan, denediğiniz yeni bir şeyde başarısız olmanızı ve hatta sıçıp batırmanızı istiyor. “Herkes mi?” diye soracaksınız, “Evet, herkes” diyeceğim; “E ama nasıl olur?” diye ekleyeceksiniz, okumaya devam etmenizi rica edeceğim.


Şayet sosyal becerileriniz bir ütüden daha gelişmiş durumdaysa, etrafınızda insanlardan kurulu bir çember var. Bu çember, sizin ve çevrenizdekilerin normal algısını belirliyor. Siz diğerlerine, diğerleri ise size göre kişiliklerini ve zevklerini hizalıyor. Çemberin dışına çıkmak isteyen, hizayı da bozmuş sayılıyor; dolayısıyla tepki çekiyor.


Bisikletle Avrupa’yı mı gezeceksin? Ne kadar güzel, senin adına çok sevindim! Ama o kadar yolu sadece bisikletle gidebilir misin ki? Yorulursan ya da bisikletin bozulursa ne olacak?
Ne kadar samimi geliyor, değil mi? İddia ediyorum: Aslında değil. Bu tepkiyi veren arkadaşınız, kesinlikle kötü niyetli olmamakla birlikte, hizayı bozduğunuzu, yeni icat çıkardığınızı düşünüyor. Siz bisikletle Avrupa’yı gezeceğinizi söyleyene kadar, hayatından ve tercihlerinden gayet memnundu. Belki o da bir ara benzer bir şeye niyetlenmişti, son günlerde rutininden biraz sıkılmıştı ama yine de hayatına devam ediyordu işte… Siz yaşamınıza yeni bir oyuncak katarak (ve elbette bunu başka birine açarak) bir risk aldınız ve o kişinin hayata dair bir tercihine bir anlamda meydan okumuş oldunuz. Ne hakla?
Ya başarırsanız? Ya çemberin içindeki bir diğer kişi de size katılırsa? Ya grubun içindeki o normal algısı değişirse? Saniyenin binde biri kadar sürede, karşınızdaki kişi kendisine bu soruları soruyor ve sizin bu yeni kararınızı bir tür tehdit olarak algılıyor. Bisikletle Avrupa turu yapacağınıza dair bilgiyi alır almaz, yaşayacağınız muazzam maceradan bahsedeceğine, “Umarım bisikletin bozulmaz” diye eklemesi bu yüzden: Yapamayacağınızı, hizayı bozamayacağınızı, çemberin dışına çıkamayacağınızı düşünmek istiyor; çünkü kendi tercihinin isabetli olduğunu doğrulamaya ihtiyaç duyuyor.
Demek kendi şirketini kuruyorsun… Gerçekten çok sevindim! Peki sermayen var mı? Ya müşteri bulamazsan… Kirayı nasıl ödeyeceksin?
veya…


Demek kendi şirketini kuruyorsun… Gerçekten çok sevindim! Biraz riskli ama en kötü ihtimalle bir işe girersin, ne olacak?


Bir önceki örnekten sonra, buna hazırlıklıydınız diye tahmin ediyorum. Emin olun, heyecanla kendi işinizi kurma kararınızı açtığınız arkadaşınız da sıkılıp bunaldığı o ofisten ayrılmayı, zaten hiç sevmediği müdüründen kurtulmayı yüzlerce kere düşündü. Topladı, çıkardı, böldü, çarptı; kredilerini ve kirasını, köpeğinin mamasını, doğalgaz faturasını, apartman aidatını düşündü; sonunda o adımı atamadı ve vazgeçti.
Siz ise yok yere onun bu kararını sorgulamasına sebep oldunuz. Siz o meş’um ağzınızı açana kadar, o konuya dair muhasebe bitmiş, fatura çoktan kesilmişti. Ona kafayı yastığa koyduğu anda üzerine düşüneceği ve belki de pişman olacağı bir konu verdiniz. Bu gerçekten de kabul edilemez!
Burada insanlığa dair iğrenç bir portre çizmeye çalışmıyorum; bilakis, arkadaşınızın gerçekten de sizin adınıza çok sevindiğine eminim. Ancak kendi adına yaşadığı mutsuzluk, kararınıza sizin yaşadığınız heyecanla yaklaşmasını engelliyor. Farkında bile değil, ama gerçekten de sıçıp batırmanızı, ait olduğunuz yere dönmenizi, hizayı bozmamanızı istiyor.


Hizayı bozmazsanız, kendi kararlarını gözden geçirmek zorunda olmayacak.
Çemberden çıkmazsanız, o da sınırını bilerek yaşayacak.
Bulunduğunuz yerde kalırsanız, onun da hareket etmesine gerek kalmayacak.

Acı, ama gerçek…
Tekrar belirtme ihtiyacı duyuyorum: Sevdiğiniz herkes, sizi en az sizin onları sevdiğiniz kadar seviyor. Hepsi de iyi insanlar, emin olun.

Ayrıca merak etmeyin, hisleriniz karşılıklı: Siz de onların sıçıp batırmasını istiyorsunuz. Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil sonuçta… Tek “icat çıkaran” siz değilsiniz…

Size önerim: Etrafınızda mutlaka bu tatsız genellemenin dışında kalan 3–5 kişi vardır. O kişileri bulun ve onlara sıkıca tutunun. Birbirinizi yeni şeyler denemeye, normal olanı bozmaya teşvik edin.
Rahatı batan, yeni şeyler deneyen, olmayınca bırakan, tekrar deneyen ve yanılan, yılmadan bir daha deneyen ve bir gün başaracağına emin olan herkese başarılar; tabii aynı zamanda tebrikler.
O konforu bırakmak, gerçekten de yürek istiyor.
[https://medium.com/versiyon-2/herkes-s%C4%B1%C3%A7%C4%B1p-bat%C4%B1rman%C4%B1z%C4%B1-istiyor-9bc6fd8bb941#.3uh9dqyr0 k:]

mesut özil

cayisallama
sahada canından bezmiş gibi dolaşan, tekniği mükemmel futbolcudur.

Türk asıllı Alman millî futbolcu. Premier League takımlarından Arsenal’de forma giymektedir. Oyun Kurucu mevkinde görev yapan oyuncu, 2006 yılından itibaren Almanya’nın genç millî takımlarında millî takım kariyerine başlayan Özil, 2009 yılından bu yana ise Almanya Millî Takımı’nda oynamaktadır. 2010 FIFA Dünya Kupası’nda turnuvanın en değerli oyuncusuna verilen Altın Top Ödülü’ne aday gösterilmiştir. Özil, 2006 yılında doğduğu şehrin bir takımı olan ve Bundesliga’da mücadele eden Schalke 04’e transfer olarak profesyonel futbol kariyerine başladı. Ardından 2008 yılında bir başka Bundesliga ekibi Werder Bremen’e transfer oldu. Almanya ile 2010 FIFA Dünya Kupası’nda gösterdiği performans ile Ağustos 2010 tarihinde La Liga takımlarından Real Madrid’e transfer oldu. 2013 yazında transfer döneminin son gününde ise İngiliz takımlarından Arsenal’in kulüp tarihinde bir oyuncu için ödediği en yüksek bonservis bedeli olan £42.500.000 karşılığında bu takıma transfer oldu.Bu transferle birlikte tüm zamanların en pahalı Alman futbolcusu oldu.
28 yaşında 1.81 cm. boyunda.

Bireysel sponsoru Adidas.

Piyasa değeri: 50.000.000 €

bağdat caddesi’nde tecavüz dehşeti

cayisallama
--- (gbkz: alıntı) ---

İstanbul en işlek caddelerinden biri olan Kadıköy Bağdat Caddesi'nde 19 yaşındaki üniversiteli kıza tecavüz edildi.

Ölümlü kazalarla sık sık gündeme gelen İstanbul’un en kalabalık caddelerinin başınında olan Bağdat Caddesi’nde tecavüz dehşeti yaşandı. Eli bıçaklı kimliği belirsiz saldırgan, üniversiteli genç kızı bir apartmanın arka bahçesine çekerek tecavüz etti. Tecavüzcü polisin çalışmaları sonucu kısa sürede yakalandı.
Bağdat Caddesi’ndeki tecavüz olayı, geçtiğimiz Cumartesi akşamı meydana geldi. İddiaya göre, 19 yaşındaki E.F.B., evine giderken, bıçaklı bir kişinin saldırısına uğradı. Genç kızı tehdit eden saldırgan, E.F.B.’ye tecavüz etti. Şüpheli, E.F.B.’nin cep telefonu ve bir miktar parasını aldıktan sonra kaçarak uzaklaştı. Yaşadığı şokun ardından evinin zilini çalan E.F.B., durumu gözyaşları içerisinde ailesine anlattı. E.F.B., annesiyle birlikte polis merkezine giderek, saldırgandan şikayetçi oldu.
Olayın polise bildirilmesiyle İstanbul Emniyeti’ne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü soruşturma başlattı. Gasp Büro Amirliği ekipleri, çevredeki güvenlik kamera görüntülerini inceledi. Saatlerce görüntü izleyen ekipler, saldırının eşkalini belirledi. Araştırmalarda şüphelinin daha önce de auç kaydı bulunan C.A., olduğu anlaşıldı. Pendik’te gözaltına alınan şüpheli, Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Olay, Adli Tıp Kurumu’nun vereceği DNA karşılaştırma raporundan sonra kesinlik kazanacak.

--- (gbkz: alıntı) ---

[http://www.karabukguncelhaber.com/haber/2127/bagdat-caddesinde-tecavuz-dehseti.html k:]

petekgözlü adam

cayisallama
tayvanlı yazar wu ming-yi'nin 2011 yılında yayınladığı kitabı. magical realism türüne dahil olduğu söylenebilir. okyanustan gelen bir çöp girdabının tayvan kıyılarına çarpamasından sonra kesişen iki hayatın hikayesini ele alıyor. konu itibari ile ilgi çekici ve okunası.

gibi gibi

cayisallama
Ben Yaralı Kurt Sen Kınalı Kuzu
Biraz Cilve Aşkın Biberi Tuzu
Sanki Biraz Naz Ediyorsun
Ama Senin Bana Gönlün Var Gibi Gibi
Yüzüme Karşı Git Diyorsun
Ama Sanki Gözlerin Kal Der Gibi Gibi
Arpa Buğday Yan Yana Orak İstemez
Yağız At Şahlandımı Durak Dinlemez
Sanki Biraz Naz Ediyorsun
Ama Senin Bana Gönlün Var Gibi Gibi
Yüzüme Karşı Git Diyorsun
Ama Sanki Gözlerin Kal Der Gibi Gibi
Yeter Çektiğim İnsaf Et Gayri
Senin Bana Gönlün Var Gibi Gibi
Zehirin Şifası Süt İle İncir
Ellerim Kelepçe Yüreğim Zincir
Sende Biraz Naz Ediyorsun Ama
Yinede Bana Gönlün Var Gibi Gibi
Yüzüme Karşı Git Diyorsun Ama
Sanki Gözlerin Kal Der Gibi Gibi
Kimse Sevemez Benim Gibi Seni
Kırk Yılda Bir Gelir Barış Gibisi
Sende Biraz Naz Ediyorsun Ama
Yinede Bana Gönlün Var Gibi Gibi
Yüzüme Karşı Git Diyorsun Ama
Sanki Gözlerin Kal Der Gibi Gibi
Yeter Çektiğim İnsaf Et Gayri
Senin Bana Gönlün Var Gibi Gibi

servis ücreti

cayisallama
biraz önce kombide problem var ara ara ısıtmıyor bildiğin nazlanıyor diye bi servis çağırdım.Kombiyi takan adamı, geçen sene bu zaman gelen ve çözdüğünü söyleyip giden adamı. Adam geldi kombiye dokunmadı bile bi baktı hangi ışık yanıyor dedi şu dedim heeee dedi tamam ana kart değişecek. Yani dedim şuralar şöyle olmuş buralar böyle olmuş dedi. Anakartın değişmesi lazım dedi şimdi mi değişeyim sonra mı değişeyim dedi. Tabi piyasayı bilmediğim için adam bize ge.irmesin diye yarın arayayım ben seni dedim.
Tamam dedi servis ücreti alayım dedi. Ne kadar 30tl. Ne yaptın ki? Ne servisi (ne olduğunu biliyorum tabi) yol paranı karşılarım dedim. Peki öyle olsun bi daha gelirsem bu ücreti düşmem içinden yeniden alırım dedi. O zaman konuşuruz dedim. Verdim 15 Tl.

Şimdi konu şu benim bir problemim var ve ben bu problemin üzerinden gelemiyorum. Neden gelemiyorum teknik bilgim yok. Bu pez. ler (ankara esnafının çoğu bu tabiri misli ile hak ediyor) kıtlıktan çıkmış gibi davranıyorlar. Yıllarca emeği sömürülmüş işçi gibi davranıyorlar. Züğürt ağa filminde ki istanbulun çakalları gibi esnaflık anlayışları var. Bu adamlar helalinden alın terinden para kazandıklarını düşünüyorlar.
Ben ki emek olayında oldukça hassa olan bu adamların emeğinin çarçur edilmesi taraftarıyım. Yol parası da yoktu çünkü sordum benden önce de yakın bir yerdeydi. Dükkanı da bana yürüme mesafesinde.

Belki de bizim ermeni,rum ticaret erbaplarına ihtiyacımız vardır eğitim açısından. Bekli de hiç bir şey kapmamışızdır.

kaplumbağalar da uçar

cayisallama
İranlıların edebiyatta şiirde ileri bir boyutta olduklarının bir kanıtı belki de bu film. Çok ağrıma gitti açıkcası ama gerçekler acıdır zaten.

kaplumbaga imgesini icinde bircok kere kullanan film..

--- (gbkz:spoiler) ---
kucuk yastaki anneyi (agrin) ilk gordugumuzde sirtinda cocukla goruyoruz, yani bir nev'i kaplumbaga.. sirtinda bir yuk ama abisi icin de bir yasam sebebi.. kaplumbagalar icin de kabuklari oyledir; hem bir evdir, yararlidir hem de bir yuktur, tasimasi zordur.. zaten filmin afisinde de agrin'in sirtinde cocuguyla olan fotografi var.. ve filmin basinda da agrin/kaplumbaga intihar ediyor/ucuyor.. hem cocugunu oldurmesi hem de intihar etmesi ayni ana denk dusuyor, yani kabugu olmadan yasayamiyor.. bunun yani sira satellite'in \"evi\" de bir kaplumbaganin kabugunu andiriyor.. bu evin ona verilmesine sebep uydu isleri ile ilgilenmesi. yani hem bu islerle ugrasiyor, bunun bir zorlugu var hem de bu sayede bir eve sahip oluyor: kaplumbaga-kabuk-yuk-ev baglantisi.. ayrica filmin sonunda elleri olmayan abinin ruyasinda, onu goldeyken gordugumuzde bir kaplumbagayi suda yukari yuzerken goruyoruz, bu biraz ucmayi animsatiyor.. sonuc itibariyla kaplumbagalar da ucar...
--- (gbkz:spoiler) ---
365 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol

tag heuer carrera womens price montblanc timewalker 2017 replica watches rolex oyster perpetual datejust made in hong kong vintage heuer chronograph replica watches hublot 992703 price panerai limited edition 2015 replica ladies watches ulysse nardin watches platinum brand watches for ladies uk replica watches belfort watch kickstarter breitling yellow face chrono uk replica watches