Bi yirmi dakika önce olmuş depremdir. 5 büyüklüğünde bir depremmiş. Türkiyenin herhangi bir yöresinde 5 büyüklüğünde bir deprem şaşırtıcı değilmiş. Çiçekdağı merkezli olmuştur. Ankarada da hissedilmiştir.
en belirgini ailede yaşayan herkesin eğitim ve yaşam seviyesinin aynı olmasıdır.
şahan gökbakarın yeni filmi. Vizyona daha girmemiştir.
sinirlenmek benim işim. Gerçekten ben bende oldukça fazla bir sinirlilik durumu olduğunu düşünüyorum hızlıca soğurum aslında ama o durum geçene kadar kendime ket vurmazsam fena şeyler olabilir. İrademe en fazla sinirli olduğum zaman vurduğum gem ile sakin kalabilmemle övünürüm. Ne yaparım peki sinirli olunca oturuyorsam ve uzaklaşamayacaksam kafayı hafif öne eğer biraz uyuklama taklidi yaparım bu durum oldukça sinirli olduğum zamanlarda olur. Normal şartlar ise uzaklaşırım oradan veya kişiden ama sonra o konuyu sakin kafa ile muhakkak o kişi ve ya canlı ile konuşurum.
insanlar için ya da normal insanlar için aileden uzak geçirilen yıllar demektir. Bu durum benim için biraz farklı. Ben gurbeti yurt dışında da yaşadım. Orada işler çok daha zor oluyor belki de. Benim için yurt dışında gurbetin anlamı çaysızlıktı belki de. Bir demleme çay.
Şimdilerde ya da iki yıla yakın bir süre de yine gurbetteyim ama bu sefer durum biraz farklı. Bu gurbet diye bahsettiğim yere alışmam,evlenmem,sahiplenmem,mülk edinmem ile son bulacak gibi değil. Hiçbir şekilde kendimi ait hissedemiyorum ve geçirdiğim her günüm gurbet olarak dönüyor bana. Sahiplenmeme nedenim ise sanırım gördüğümden geri kalmaktan kaynaklıdır.
NOt: İStanbulda yaşadıysanız,büyüdüyseniz ve kaçarak uzaklaşmadıysanız ayrılmayın.
Şimdilerde ya da iki yıla yakın bir süre de yine gurbetteyim ama bu sefer durum biraz farklı. Bu gurbet diye bahsettiğim yere alışmam,evlenmem,sahiplenmem,mülk edinmem ile son bulacak gibi değil. Hiçbir şekilde kendimi ait hissedemiyorum ve geçirdiğim her günüm gurbet olarak dönüyor bana. Sahiplenmeme nedenim ise sanırım gördüğümden geri kalmaktan kaynaklıdır.
NOt: İStanbulda yaşadıysanız,büyüdüyseniz ve kaçarak uzaklaşmadıysanız ayrılmayın.
Şerîat, din manasına geldiği gibi dinin, ibâdet ve muâmelelere ait hükümlerine de şerîat denir. Hukuk fakültelerinde gösterilen islam hukukudur.
Hafta sonu çalışmanın güzel yanı mı olurmuş demeyin bu gün farkettim de haftasonu diye traş olmadım. Bu günün hafta sonu olduğununu unutup traş olmamayı hatırlamak güzel doğrusu.
eşe dosta haber vermemize neden olan eylem.
Şimdi bi kamera mı gördünüz hemen bi oranızı buranızı kontrol edersiniz ve büyük bir ciddiyetle konuşmaya başlarsınız. Zira 70.000.000 sizi izliyordur.
Tv netin bir sokak röportajına katılmıştım. Bi de eyvah düşüyorum yarışma programına seyirci olarak katılmıştım ama yarışan gibiydim. Yarışmacının direk arkasına denk gelince bütün bölüm orda gibiydim.
Şimdi bi kamera mı gördünüz hemen bi oranızı buranızı kontrol edersiniz ve büyük bir ciddiyetle konuşmaya başlarsınız. Zira 70.000.000 sizi izliyordur.
Tv netin bir sokak röportajına katılmıştım. Bi de eyvah düşüyorum yarışma programına seyirci olarak katılmıştım ama yarışan gibiydim. Yarışmacının direk arkasına denk gelince bütün bölüm orda gibiydim.
herhalde en düşüğü 0,50 olan gözlüktür. Kavanoz dibine kadar gider bu numara.
zamanında galatasaray da top koşturmuş futbolcu. 39 Yaşında röveşata atma yeteneğine sahip futbolcu.
https://www.youtube.com/watch?v=jFbou2-Y1Dw&feature=youtu.be
fedakarlıkla, devren yemek ve kilo paylaşımıyla yeme denetimi
ERzurum yöresinde iki ucundaki çengellere kova vb. asarak taşımaya mahsus alet.
(bkz: Omuzluk )
(bkz: çiğindirik )
BÖYLE BİŞEhttp://i.hizliresim.com/41pq37.jpg
(bkz: Omuzluk )
(bkz: çiğindirik )
BÖYLE BİŞEhttp://i.hizliresim.com/41pq37.jpg
O kadar saf ve temizdir ki bu kötü dünya ya çocuk getimek istemiyorum diyen ablaların tekrar düşünmesini gerektirecek kadar temizdir. Onların yürekleri olmasa gayet haklılardır tabi ama onlardan ne kadar çok olsa o kadar güzel olmaz mı?
Ne kincilik barındırır, ne ırkçılık barındırır ne haset ne da başka bir şey. Asıl öğrenmemiz gerek belki de onların yaşamıdır. onların hayata bakış açısıdır.
Ne kincilik barındırır, ne ırkçılık barındırır ne haset ne da başka bir şey. Asıl öğrenmemiz gerek belki de onların yaşamıdır. onların hayata bakış açısıdır.
daha önceden entry girmeme neden olan arkadaşın hayatının diğer bir sıradan hikayesidir.
(bkz: efsanevi cimrilik hikayeleri)
Yukarıda ki yazıda bahsettiğim arkadaş okulu bitirir bitirmez devlette işe başladı. hani haziranda mezun olursunuz ya he işte bu temmuzda işe başladı. O zamanlar 2.300 falan bir maaş alıyordu. İşin garip tarafı yine aynı yerde, okula yakın bir yerde işe başladı. Biz hala öğrenciyken o devletin hatrı sayılır bir memuruydu. İki seneye yakın aynı evde kaldık. Allah var severdim de kendisini.
Son sene (uzatılan yıllardan bir yıl) durumlar kötüleşip, kiraydı faturaydı, harçtı bir sürü dert üst üste gelince biz bu arkadaşa yüklenmeye başlardık ve cüzzi de olsa bize yardımı dokunmaz değildi. Ama parasını en geç bir ay içerisinde alır diğer hafta yine borca girerdik. O dönem onu tanıyan herkesin hemen hemen ona borcu vardı. İstisna olarak büyük bir gurur abidesiydim arkadaş ortamında.
Sonra bizim de okul bitince evi dağıtmaya karar verdik. Sonraları olmayan o iletişim iyice kesildi. Zira artık kısmen de olsa paralanmıştık ve ihtiyaç oluşturmuyordu, e muhabbette çok sarmıyordu açıkcası. (Bu kadar mı değil ama yaşasaydınız hak verirdiniz.)
Bu arkdaş devlette işleri iyice ilerletti ve bildiğiniz baya devlette sayıyla alınan müfettişlerden biri oldu. Bizimle kaldığı süre boyunca toplamda 50.000 tl para biriktirmişti ve biz bunu olayların sonunda öğrendik. Düşünüyorum 2.300*24= 55200 lira eder bu nasıl oldu da iki yıl boyunca sadece 5.200 lira ile geçindi. Hayırlısı tabi. Mevki yükselince, kıdem artınca maaş rahat bi bin tl daha arttı toplamda 70 küsür bir para biriktirmiş.
Yeni atandığı bir yerde bir arkadaş edinmiş ve arkadaş kendisini çok zengin olarak tanıtmış. Uzunca bir süre elini cebine bile attırmamış bizimkinin. Bunları yapan 23 yaşında bir çocuk. Yapılan devletin değer verdiği bir memur. Çocuk bizim bir ipotekli evimiz var sen bu ipoteği kaldır FARAZA evin fiyatı yüz bin ben sana yetmişbeş bine bırakayım demiş. Bizim ki de atlamış olur diye. Hiçbir hukuki bilgi almadan, hiç kimse ile tartışmadan, satış almadan, senet imzalatmadan hadi bunları geçtim adi bir kağıt ya da mail yolu ile kanıtlayıcı bir işlem bile yapmadan gitmiş ipoteği kaldırmış. TAbi çocuk sonradan ortalıkta yok. Dava açsa e kanıt yok. Hayırlısı demiş ve gidip bi soğuk su içeyim bari deyip büfe aramış büfeci erikli 75 krş deyince en yakın diğer büfeye gitmiştir muhakkak ya da bi bim bulup öz kaynak suyunu 30 kuruşa almıştır.
İnsan olarak nasıl acıdım anlatamam. Yalnız insan düşünmeden de edemiyor. Hacı müfettiş adamsın. çoğu avukat kadar bilgin olması lazım hukuken nasıl oldu bu iş diye.
Bu olayı duyan ve dedikodusunu yaptığımız bir arkadaşta çok üzülmüştü ama daha fazla üzüldüğü bir şey vardı. Biz öğrenciyken bundan elli lira almak için sabah başlardık muhabbete akşam beş-altı gibi anca kıvama gelirdi de bi elli koparabilirdik onu da onbeş günlüğüne. Adam yetmiş küsür takmış. Bunu da geçtim kendimden ve ikna kabiliyetimden cidden utanıyorum. He bide çocuk 22*23 yaşlarında biri o konuya hiç girmiyorum.
Not: Belki sözlük yazarı olursa ileride onun hikayesi olsun.
(bkz: efsanevi cimrilik hikayeleri)
Yukarıda ki yazıda bahsettiğim arkadaş okulu bitirir bitirmez devlette işe başladı. hani haziranda mezun olursunuz ya he işte bu temmuzda işe başladı. O zamanlar 2.300 falan bir maaş alıyordu. İşin garip tarafı yine aynı yerde, okula yakın bir yerde işe başladı. Biz hala öğrenciyken o devletin hatrı sayılır bir memuruydu. İki seneye yakın aynı evde kaldık. Allah var severdim de kendisini.
Son sene (uzatılan yıllardan bir yıl) durumlar kötüleşip, kiraydı faturaydı, harçtı bir sürü dert üst üste gelince biz bu arkadaşa yüklenmeye başlardık ve cüzzi de olsa bize yardımı dokunmaz değildi. Ama parasını en geç bir ay içerisinde alır diğer hafta yine borca girerdik. O dönem onu tanıyan herkesin hemen hemen ona borcu vardı. İstisna olarak büyük bir gurur abidesiydim arkadaş ortamında.
Sonra bizim de okul bitince evi dağıtmaya karar verdik. Sonraları olmayan o iletişim iyice kesildi. Zira artık kısmen de olsa paralanmıştık ve ihtiyaç oluşturmuyordu, e muhabbette çok sarmıyordu açıkcası. (Bu kadar mı değil ama yaşasaydınız hak verirdiniz.)
Bu arkdaş devlette işleri iyice ilerletti ve bildiğiniz baya devlette sayıyla alınan müfettişlerden biri oldu. Bizimle kaldığı süre boyunca toplamda 50.000 tl para biriktirmişti ve biz bunu olayların sonunda öğrendik. Düşünüyorum 2.300*24= 55200 lira eder bu nasıl oldu da iki yıl boyunca sadece 5.200 lira ile geçindi. Hayırlısı tabi. Mevki yükselince, kıdem artınca maaş rahat bi bin tl daha arttı toplamda 70 küsür bir para biriktirmiş.
Yeni atandığı bir yerde bir arkadaş edinmiş ve arkadaş kendisini çok zengin olarak tanıtmış. Uzunca bir süre elini cebine bile attırmamış bizimkinin. Bunları yapan 23 yaşında bir çocuk. Yapılan devletin değer verdiği bir memur. Çocuk bizim bir ipotekli evimiz var sen bu ipoteği kaldır FARAZA evin fiyatı yüz bin ben sana yetmişbeş bine bırakayım demiş. Bizim ki de atlamış olur diye. Hiçbir hukuki bilgi almadan, hiç kimse ile tartışmadan, satış almadan, senet imzalatmadan hadi bunları geçtim adi bir kağıt ya da mail yolu ile kanıtlayıcı bir işlem bile yapmadan gitmiş ipoteği kaldırmış. TAbi çocuk sonradan ortalıkta yok. Dava açsa e kanıt yok. Hayırlısı demiş ve gidip bi soğuk su içeyim bari deyip büfe aramış büfeci erikli 75 krş deyince en yakın diğer büfeye gitmiştir muhakkak ya da bi bim bulup öz kaynak suyunu 30 kuruşa almıştır.
İnsan olarak nasıl acıdım anlatamam. Yalnız insan düşünmeden de edemiyor. Hacı müfettiş adamsın. çoğu avukat kadar bilgin olması lazım hukuken nasıl oldu bu iş diye.
Bu olayı duyan ve dedikodusunu yaptığımız bir arkadaşta çok üzülmüştü ama daha fazla üzüldüğü bir şey vardı. Biz öğrenciyken bundan elli lira almak için sabah başlardık muhabbete akşam beş-altı gibi anca kıvama gelirdi de bi elli koparabilirdik onu da onbeş günlüğüne. Adam yetmiş küsür takmış. Bunu da geçtim kendimden ve ikna kabiliyetimden cidden utanıyorum. He bide çocuk 22*23 yaşlarında biri o konuya hiç girmiyorum.
Not: Belki sözlük yazarı olursa ileride onun hikayesi olsun.
bizim bir ş. vardı üniversite döneminde. Baya bi yokluktan geldiği aşikardı ama insanın içinde cimrilik olur ya hani o da bu şekilde bir yaşam sürüyordu.
Bu durumun farkedilmesi o kadar uzun bir süre almaz arkadaş ortamında haftasında adamın adını dokuza çıkarırlar. Evet biz de aynısını yaptık ama durumun ileri boyut olduğunun farkında bile değildik.
İkinci öğretim olarak okudum ben ve ş. ile aynı sınıftaydık. Derslere beraber gidip gelirdik. Bu cimrilik üzerine pek konuşmasakta o bunu yaşayışıyla yüzümüze yüzümüze vuruyordu ve vurduğunun farkında bile değildi. Yüzümüze vuruyordu diyorum zira benim kadar burs alıyordu ve şartlar eşit sayılırdı hatta benden iyiydi şartları.
Olay final haftasında tavan yaptı. Hani akbilin arkasında (gbkz:BİZ İNSAN TAŞIYORUZ) yazısı olduğu dönemler, o zamanlar akbil ile işi olan herkes bilir eskiden sistem şimdiki gibi değildi. Aylık akbil yine vardı tabi ama bizimkisi hepsini kullanamıyorum ziyan oluyor ve ciddi bir maliyet hesabı yaptıktan sonra karar vermişti buna. Aktarma muhabbeti ise bir basımdan sonra tekrar bir saat içinde basarsanız ücretsiz aktarma oluyordu.
Finaller genelde ders başlama saatinde oluyordu ve birden fazla varsa akşam 20:00 ye kadar uzayabiliyordu. Bazı günler ise sadece 16:00 da olurdu. Bu arkadaş (gbkz:CENNET MAHALLESİ)nden otobüse binerdi (tabi o zamanlar metrobüs yok) onbeş dakikada kampüste olurdu ve sınava kıl payı yetişirdi ya da beş dakika geç kalırdı. Kırkbeş dakikalık sınavı yarım saatte bitirirdi ve genelde en düşük bb alırdı ve diğer aktarmaya yetişip yurda dönerdi.
not: GÜLMEYİN CİDDİYİM.
Bu durumun farkedilmesi o kadar uzun bir süre almaz arkadaş ortamında haftasında adamın adını dokuza çıkarırlar. Evet biz de aynısını yaptık ama durumun ileri boyut olduğunun farkında bile değildik.
İkinci öğretim olarak okudum ben ve ş. ile aynı sınıftaydık. Derslere beraber gidip gelirdik. Bu cimrilik üzerine pek konuşmasakta o bunu yaşayışıyla yüzümüze yüzümüze vuruyordu ve vurduğunun farkında bile değildi. Yüzümüze vuruyordu diyorum zira benim kadar burs alıyordu ve şartlar eşit sayılırdı hatta benden iyiydi şartları.
Olay final haftasında tavan yaptı. Hani akbilin arkasında (gbkz:BİZ İNSAN TAŞIYORUZ) yazısı olduğu dönemler, o zamanlar akbil ile işi olan herkes bilir eskiden sistem şimdiki gibi değildi. Aylık akbil yine vardı tabi ama bizimkisi hepsini kullanamıyorum ziyan oluyor ve ciddi bir maliyet hesabı yaptıktan sonra karar vermişti buna. Aktarma muhabbeti ise bir basımdan sonra tekrar bir saat içinde basarsanız ücretsiz aktarma oluyordu.
Finaller genelde ders başlama saatinde oluyordu ve birden fazla varsa akşam 20:00 ye kadar uzayabiliyordu. Bazı günler ise sadece 16:00 da olurdu. Bu arkadaş (gbkz:CENNET MAHALLESİ)nden otobüse binerdi (tabi o zamanlar metrobüs yok) onbeş dakikada kampüste olurdu ve sınava kıl payı yetişirdi ya da beş dakika geç kalırdı. Kırkbeş dakikalık sınavı yarım saatte bitirirdi ve genelde en düşük bb alırdı ve diğer aktarmaya yetişip yurda dönerdi.
not: GÜLMEYİN CİDDİYİM.
Türk komedi dizisi. Dizi, temel olarak Zeynep ve Ozan arasındaki ilişki ve yaşadıkları hayat üzerine kurgulanmıştır. Zeynep karakteri Demet Evgar, Ozan karakteri ise Emre Karayel tarafından canlandırılmıştır.
su birikintisi içerisinden kurtulamayıp suyun yemek ve nefes borusuna giderek yaşamın yitirlmesidir.
Boğularak ölenlerin çoğu yüzme bilirler. Bu yüzden açılırlar ve boğulurlar.
Boğularak ölenlerin çoğu yüzme bilirler. Bu yüzden açılırlar ve boğulurlar.
türk lirasının bir maddi değeri.
En güzel kağıt paralardandır. Ne azdır ne çoktur. Ne fakir hissettirir ne zengin. Böyle bi rahat tavrı var.
En güzel kağıt paralardandır. Ne azdır ne çoktur. Ne fakir hissettirir ne zengin. Böyle bi rahat tavrı var.
\"Ya canım dün gece seni rüyamda gördüm bi arayayım dedim. Nasılsın iyi misin?
pkk ile birlikte ortaya çıkmış oluşum. Pkk tarafından hain devlet tarafından da şüpheli olarak kalmıştır bilinçaltında.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?