confessions

cayisallama

1. nesil Admin - Admin -

  1. toplam entry 11569
  2. takipçi 78
  3. puan 404512

bahçeliden trt mikrofonuna veto

cayisallama
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Osmaniye'de konuşma yapacağı masada TRT mikrofonunu görünce "Şu TRT'yi alın bakalım" diyerek tepki gösterdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim çalışmaları kapsamında Osmaniye'de Türkiye Harp Malûlü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Osmaniye Şube'sini ziyaret etti. Ziyaretle ilgili değerlendirme yapacağı sırada önüne konulan TRT mikrofonunu görünce "Şu TRT'yi alın bakalım" diyerek mikrofonu masadan kaldırttı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Bahçeli, seçim çalışmaları için geldiği Osmaniye'de belediyeyi ziyaret etti. Belediye ziyaretinin ardından Bahçeli, Türkiye Harp Malûlü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Osmaniye Şubesi'ne geçti. Burada gaziler ve şehit aileleriyle görüşen gelen Bahçeli, onların sorunlarını ve isteklerini dinledi, Şube Başkanı Durmuş Öksüz'den dernek hakkında bilgi aldı.

Daha sonra ziyaretiyle ilgili değerlendirme yapacağı sırada önündeki masaya konulan TRT mikrofonunu gören Bahçeli, "Şu TRT'yi alın bakalım" diyerek mikrofonu masadan kaldırttı.

[http://onedio.com/haber/bahceli-den-trt-mikrofonuna-veto-615558 kaynak]

sinan şamil sam

cayisallama
Karaciğer yetmezliği nedeniyle tedavi gören eski Dünya Kıtalararası Ağır Sıklet Boks Şampiyonu Sinan Şamil Sam hayatını kaybetti.

Önceki gün özel bir hastaneden Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim Araştırma Hastanesine nakledilen ve yoğun bakımda tedavi gören Sam, tüm çabalara rağmen hayatını kaybetti.

Ailesi ve yakınlarının hastaneye geldiği Sam'ın ölümüyle ilgili açıklamayı kardeşi Alparslan Sam yaptı.

''DOKTORLAR ELLERİNDEN GELENİ YAPTILAR''

Sam, ağabeyinin 01.30 sularında vefat ettiğini belirterek, "Hepimizin başı sağolsun. Sözün bittiğini yerdeyiz. Çok üzgünüm. Gerek başka hastanedeki gerekse burada Pendik'te doktorlar ellerinden geleni yaptılar ama bu sefer olmadı. Çok üzgünüz" dedi. Sam'ın cenazesinin yarın Ankara'da Kocatepe Camisi'nde kılınacak öğlene namazının ardından defnedileceği öğrenildi.

[http://spor.haber7.com/diger-branslar/haber/1629661-sinan-samil-sam-hayatini-kaybetti kaynak]

olcan adın‬dan alkışlanacak fair play örneği

cayisallama
Galatasaray - Eskişehirspor maçında maçın hakemi Bülent Yıldırım köşe vuruşu kararı verdi. Olcan, pozisyonun aut olduğunu söyledi ve karar düzeltildi
Galatasaray ile Eskişehirspor'un karşılaştığı mücadelenin 72. dakikasında Olcan Adın, fair-playlik bir harekete imza attı.

72. dakikada Olcan'ın yaptığı vuruş farklı şekilde dışarı giderken hakem Bülent Yıldırım korneri gösterdi. Olcan, Bülent Yıldırım'ın yanına gitti ve "Bir temas yok" diyerek kararı aut olarak düzelttirdi. Daha sonra korner iptal edildi.

Hakem Bülent Yıldırım, Olcan'ın bu fair-play hareketinin ardından teşekkür etti ve elini sıktı.


[http://www.aktifhaber.com/olcan-adindan-alkislanacak-fair-play-ornegi-1252483h.htm kaynak]

bahreyn

cayisallama
iki deniz karadeniz ile akdeniz gibi.

Asya'da, Basra Körfezi'nde yer alan bir ada ülkesidir. Bahreyn'in güneydoğusunda Katar, batısında Suudi Arabistan yer alır. "Bahreyn" Arapça bir kelime olup "iki denizin arasında" demektir. Kuzeybatıdan, 25 Kasım 1986 kullanıma açılan ve 25 km. uzunluğundaki Kral Fahd Geçidi ile deniz üzerinden karayolu ile Suudi Arabistan'a bağlanmıştır.Bahreyn, Orta doğu'daki bütün körfez ülkelerinde olduğu gibi hızla gelişmektedir.

sosyal medya baskısı

cayisallama
Sosyal paylaşım siteleri her geçen gün daha fazla yer kaplıyor hayatımızda. Twitter, Facebook, Instagram gibi siteler, doğru habere ulaşmamız, sansürsüz bilgi edinmemiz için çok değerli kaynaklar hepimiz için. Bugün sosyal paylaşım siteleri, televizyon kanallarından, radyolardan, gazete ve dergilerden daha güçlü bir etkiye sahip.

Ancak öte yandan sosyal mecralar bizim üzerimizde bir baskı oluşturmaya da başlamış durumda. Hepimiz bu sitelerde daha iyi bir performans gösterme kaygısına düşmüş durumdayız. Arkadaşlarımızı etkilemek, onlardan geri kalmamak için çaba sarf ediyoruz. Sosyal medya hesaplarımız artık kimliğimizin değişmez bir parçası. Bizim kim olduğumuzu en çok sosyal medyada nasıl var olduğumuz belirliyor. Üstelik bu alemin bir de ölçümü (raiting) var. Eskiden telefon defterimizdeki insan sayısıyla ölçtüğümüz “arkadaş” sayısı, şimdi Facebook’taki, Twitter’daki takipçi sayısıyla ölçülür oldu. Üstelik kimin ne kadar takipçisi olduğu da ayan beyan ortada.

“Bir şey kaçırdım mı acaba?” endişesiye yaşıyoruz sürekli olarak. Eşimizin dostumuzun neler yaptığını merak ediyoruz.

Facebook’u her açtığımızda arkadaşlarımızın hayatlarını kendimizinkiyle karşılaştırıyoruz. Eskiden televizyonda ünlülerin tatile gittiklerini, eğlendiklerini, yeni giysiler aldıklarını, çok güldüklerini, mutlu olduklarını, kedi-köpek beslediklerini, evlerini çok iyi döşediklerini görürdük. Onlar gibi olmak istesek de, kendimizi onlarla bir tutmazdık; çünkü onlar ünlüydüler, bizden farklıydılar. Paraları da imkanları da bizden kat be kat daha fazlaydı. Şimdi ise Facebook’u açtığımızda ünlüleri değil en yakın arkadaşımızın mutlu bir anda çekilmiş fotoğrafını görüyoruz. Gittiği tatili, yediği yemeği, katıldığı etkinliği, gördüğü filmi, okuduğu kitabı…

Fakat başkasının “mutluluğu” her zaman mutluluk vermeyebiliyor. Bir arkadaşının mutluluğunu görmek -onun adına sevinse bile- insana kendi eksiklerini hatırlatıyor. Alain De Botton’un dediği gibi, “İnsanın arkadaşlarının kendisinden daha iyi bir durumda olması, insanda buruk bir etki yaratıyor.”

0001-66756965

Facebook, Instagram, Pinterest gibi sitelerde arkadaşlarımızın yaptıklarını ve sahip olduklarını görmek bize “eksik olduğumuz” konuları hatırlatıyor. Bu sitelere girip arkadaşlarımız kadar iyi yerlerde tatile gitmediğimiz, onlar gibi bir sosyal hayatımız, evimiz, arabamız olmadığı, onlar kadar neşeli anlar yaşamadığımız hissine kapılıyoruz.

Uzmanlar arkadaşlarının Facebook zaman tünellerine bakıp kendi hayatını onlarla kıyaslayan ve kendilerini “başarısız” olarak niteleyen insanların hızla arttığını ve bunun bu çağın hastalığı olduğunu söylüyorlar.

Aslında çok basit bir gerçeği hepimiz göz ardı ediyoruz. Duyduğumuz güvensizlik, bir nitelik ya da yetenek eksikliğiyle ilgili değil çoğu zaman. Kendimizi yeterli ve değerli hissetmiyor olmamız, nesnel koşullardan çok kendimizi nasıl algıladığımızla ilgili. Alain de Botton’un dediği gibi, “Egomuz hava kaçıran bir balona benziyor. Hor görülmeler ve görmezden gelinmeler egomuzu ‘pıss’ diye söndürüyor. Önem verdiğimiz birisinin bize ilgisi, bizi neşelendirirken ilgisizliği üzebiliyor. Bir iş arkadaşımızın bize gönülsüzce selam vermesi dünyamızı karartabiliyor ya da tam tersine aynı insanın bize değer verdiğini göstermesi bize hayatı birden bire yaşamaya değer kılabiliyor.”

Eskiden kendimizi sadece yakın çevremize kanıtlama telaşı içindeyken şimdi çevremiz sürekli en geniş halinde durmakta. Ve biz kendimizi bu geniş çevremize anlatmak, tanımlamak, beğendirmek zorunda hissediyoruz. Eskiden mahalle baskısı vardı şimdi sosyal medya baskı var.

İnsan kendini başkasıyla kıyaslayıp sürekli olarak eksiklerine yoğunlaştığında mutsuzluğu da garantilemiş oluyor. Sosyal paylaşım sitelerine insanların koydukları “en mutlu an” fotoğraflarının neredeyse tamamı özenle “üretilmiş” görüntülerdir. Bunların tesadüfi bir şekilde çekilmiş masum görüntüler değil aksine çoğu kez “düşman çatlatmak” için kasten çekilmiş görüntüler olduğunu bilsek de etkilenmeye devam ediyoruz..

Ünlü psikolog Alfred Adler, insandaki yetersizlik ve eksiklik duygusunun, aslında bireyin gelişimi ve insanlığın evrimi için gerekli bir dürtü olduğunu söyler. Daha da ötesi bu dürtünün insanın yaşamını sürdürebilmesi ve gelişebilmesi için zorunlu olduğunu söyler. Alfred Adler’e göre, insanda bebeklikle başlayıp ölünceye kadar var olan “aşağılık duygusunun” ve bundan kurtulma çabasının aslında insanın ilerlemesinin itici gücü olduğunu iddia eder.

Arkadaşlarımızın ve takip ettiğimiz ünlülerin Facebook, Instagram, Pinterest sayfalarını kendi çıtamızı yükseltmek için bir itici güç olarak kullanmamıza hiç itirazım yok. Aksine bunları son derece öğretici ve yararlı buluyorum. Bize sağladıkları yeni bakış açıları ve verdikleri ilhamla bizim ilerlememize, olgunlaşmamıza katkı sağladıkları açık.

Siz de sosyal medya baskısı hissediyor musunuz?

Üstelik sosyal paylaşım siteleri, insanları bilgilendirmek, ana akım medyanın yetersiz kaldığı zamanlarda iletişimi üstlenmek, sivil toplumun sesini duyurmak çok önemli bir işlev üstleniyorlar.

Ama diğer taraftan da sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanan içeriğin bize kendimizi kötü hissettirmesine engel olmamız gerekiyor. Burada bizim arkadaşlarımız da dahil pek çok kişinin paylaştığı içeriğin başkalarını etkilemek üzere kasten tasarlanmış olduğunu bilerek davranmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bir davete, bir arkadaş toplantısına, bir eğitim programına, bir iş toplantısına ya da kendi başımıza bir kafeye, alışverişe gittiğimiz zaman “o anı yaşamak” yerine, yaptığımız etkinliğin fotoğrafını çekme derdine düşüp onu bir an evvel Facebook’a, Instagram’a koyma çabasına girmek bence hayatı yaşamak değil ıskalamaktır.

Sosyal paylaşım siteleri “yaşanmış anlar”dan çok “özel üretim fotoğraflarla” dolu. 2012 TED Mid-Atlantic konferanslarında konuşma yapan top model Cameron Russell yaşanan “gerçek an” ile “yapım” arasındaki farkı çok iyi anlatıyor.

Önemli olan, Russell’ın da dediği gibi önemli olan insanın “nasıl göründüğü” değil, “ne olduğudur”. Kendimizi iyi göstermek için çaba göstermek yerine iyi olmaya çalışmalıyız. Kendi imajımızı oluşturmak elbette hepimizin hakkıdır ama insanın çok değerli yıllarını da sadece imaj oluşturma peşinde koşarak harcaması da kabul edilecek şey değildir.



Facebook ve Twitter de takipçi sayımızı arttırmak ve imajımıza yakışacağını düşündüğümüz “yapımları” bu sitelere yerleştirmeye çabalamak yerine gerçek ilişkiler kurmak ve onları gerçekten yaşamak için gayret etmeliyiz

[http://www.temelaksoy.com/siz-de-sosyal-medya-baskisi-hissediyor-musunuz/ kaynak]

kemal kılıçdaroğlu ekşi sözlük yayını

cayisallama
hepinizin bildiği gibi 7 haziran seçimleri öncesi siz sözlük yazarlarıyla bir araya gelmiş ve vaktimiz yettiğince sorularınızı cevaplamaya çalışmıştım. benim için oldukça verimli geçen bu buluşmanın ardından, siz gençler adına önemli olan birçok şeyin farkına vardım. örneğin, gss prim borçları... bu konuda parti olarak elbette çalışmalarımız vardı, ancak özgür, tuttuğunu koparan, heyecan dolu olması gereken siz gençlerimizin, gss prim borcu garabetiyle kafalarının ne kadar meşgul edildiğini sizden gelen onlarca soru sayesinde daha da kapsamlı ve yakın olarak bir kere daha gördüm. bazen gözümüzün önünde olan şeyleri bile fark edemeyebiliyoruz. sizin gibi parlak gençlerin farklı, aykırı fikirleri benim için çok önemli. ekşi sözlük, bu fikirlere en kolay ulaşabileceğimiz mecralardan biri. bu yüzden tekrar sizinle bir araya gelip seçim sonrasındaki çalışmalarımız için fikirlerinizi almak istiyorum.

sevgilerimle,
kemal kılıçdaroğlu

diyerek sözlük yazarlarının görüşlerini alması oldukça takdire şayan bir konudur. Siyasilerin sözlük yazarlarının sözlerini dikkate almaları güzel bir nezaket örneği. Ekşi sözlüğün chp nin bir organı gibi görmek kaçınılmaz oluyor. Gerçi emine ülker tarhan da sormuştu. Diğer siyasi parti liderleri ya da kurmayları da gelebilse oldukça güzel olur demeden edemeyeceğim.
Örneğin sunsunlar oktay vurala, kamalaka
desticiye, ali babacana güzel olmaz mı ya da diğer sözlükler de bunu yapsa ya da diğer siyasiler diğer sözlüklere bu güzelliği yapsa fena mı olur?

[https://eksisozluk.com/ben-kemal-kilicdaroglu-ve-tekrar-aranizdayim--4950962?a=search&author=cumhuriyet+halk+partisi&p=1 detaylar için tıklayınız]

işten atılmak

cayisallama
benim başıma gelmiş durumdur. 2012 askerden yeni gelmişim iş arıyorum harıl harıl.Kira var fatura var bunların dışında günlük min 6 lira sigara var bunları karşılamam lazım. Tabi o zamanlar askerden önce kalan alışkanlık kimseden para almıyorum. Kendi yağımda kavruluyorum falan (hala bununla gurur duyuyorum). Acil iş lazım tabi düzgün bişe bulana kadar düğün salonlarına extraya gidiyorum. Günlük 60 tl kirayı faturayı zor toparlıyorum. Araya ramazan girdi o ara düğünler bitti açıkta kaldım bildiğin bir hafta evde pinekliyordum. Derken bir bağımsız denetim şirketinde (türkiye de en iyi sayılabilecek bir kaç firmadan biri) çağırdılar. Gittim tabi hemen dört ortaktan biri baktı bana bi kaç soru sordu aylık 1000 lira veriyoruz piyasa bu dedi ben de uygun deyince yarın başla dedi.
Çok şaşırmıştım bu kadar basit olur mu bu işler böyle. Büroya personel mi alıyorlar burası kurumsal bir firma böyle işe alım mı olur dedim kendi kendime. Neyse artık kirayı ve faturayı çıkartabilecektim.

Ramazan ayından bir hafta geçmiş hemen hemen hava o kadar sıcak ki anlatamam. Açım susuzum tutmasam olmaz. (olmama nedeni öncelik ve önem sıralaması tam olarak ) Neyse işe zar zor kalkıyorum zaten uyku problemim var. Gittim işe benim gibi üç kişi daha var başladık işte. Bin liraya çalışıyoruz ama çalışanlar benim gibi değil. Ben devlet üniversitesinde okudum okurken çalışmak zorundaydım ne bilim zar zor bitti okul. gerçi o kadar da kötü değildi iyi de burs alıyordum ama bir özel üniversitede okumuş gibi olmuyor. Ya da düzenli gelirin olmamasından kaynaklı olabilir. Çalıştığım kişilerin durumları normal üstüydü. Ayrıca beni yanına verdikleri üstad a kıdem vermişlerdi kıdem alması için işini bana devretmesi gerekiyordu. Yani beni yetiştirdikten sonra kıdem alacaktı.

Bi hafta geçti sonra benim uyku problemi ağır gelmeye başladı sahurdan sonra uyuyordum bi uyandım saat 11 mesai 9 da başlıyordu. telefonda bir sürü çağrı ve mesaj adımmmmmmmmmmm şeklinde.tabi hemen toparlayıp gittim. Üstad burnunda soluyordu. Dumuru anlattım yönetime bildirmek istemedi ama ciddi bi şekilde uyandırdı.günlerden salı. Aynı gün iş verdi bana word de rapor yazmam lazım bi ara dalmışım bi uyandım 5 sayfa bbbbbbbb yazıyor. Nasıl daldıysam artık. Hemen ctrl+shift+sol ok sil dedim de kimse görmedi.
Neyse ertesi gün akşam saat 11 de yatayım da erkenden kalkayım işe gideyim hani işten değilim üstad kademe alsında adama bekletmeyeyim falan derdim. İftardan sonra az oyanlandım derken hemen yatağa girdim yatayım diye başladım uyumaya ben ki yastığa çeyrek kala yatan yatmak için hiç yer ayırt etmeyen biriyim bir türlü uykum gelmedi. Bi bi saat uyumaya çalıştım derken oda arkadaşım geldi. O zamanlar 1+1 de üç kişi kalıyoruz ümraniye de. açtı televizyonu izlemeye başladı. Tabi benim uyku 4:30 a kadar yalan oldu.Neyse sonunda uyudum saat 5:00 e gelirken.7:30 da kalkmam lazım zira sabah trafik falan anca yetişirim. Bi uyandım saat 10:30 yine aynı şekilde bir sürü cevapsız çağrı ve adımmmmmmmmm şeklinde bir mesaj. Gittim tabi o yüzsüzlükle yine üstad sırıtıyor. İyice işkillendim hayırdır diye. neyse bundan bi bok olmaz kanısına vardı tabi. nesye usul usul işe başladım tabi. Ha bu arada öğlen 12:30 13:30 arası mola o arada da yatıyorum ama ne uyumak bi horlamam eksik.
Üstad bana seni yukarıya şikyet etmem lazım yoksa sana da bana da haksızlık yapmış olurum dedi. Bende onayladım tabi doğrusu da o olur zaten dedim.Gidip şikayaet etti 10 dk çağırdılar beni. Gittim hayrıdır ramazan da bu kadar içilir mi dedi. Alkol kullanmadım hayatımda hiç hele ramazanda kullanır mıyım? peki karı kız mı var yahu ramazandayız dedim.Oğlum sorun ne niye geç kalıyon dedi. uyku problemim var dedim telefonu kurmuyor musun dedi kuruyorum dedim (o zaman n95 8gb baya sesli çalıyordu çalar saat te vardı ama onlar çalınca onlara sarılıyordum öyle uyuyordum tabi.) ama adama diyemedim. Koca ymm bilgi yüklü adam. Gerçi sonra başka ymm görünce o kadar da değimiş dedim kendime ama neyse. Bi daha olmasın sıkıntı olur dedi git çalış falan.

İndim yerime çalışmaya başladım.Kendimi övmek gibi olmasın kdv si ötv si çok yüksek bir çalışanım. Bir patron için ciddi manada verimli bir çalışan sayılırım. Ama o zamanlar açlık, susuzluk, uykusuzluk derken benim verim %30 bile yok. Ama memnunlar benden. En azından mali tablo falan biliyorum, beyanname nedir muhtasar nasıl yapılır bunların ekmeğini yiyiyorum. Derken hafta bitti sağ salim.

Ertesi hafta yine salı mıydı çarşamba mı bilmiyorum ama yine kalktım saat 11:00 hemen telefona bakltım ne arayan var ne soran. Gittim işe kimse bozuntuya vermedi. Yarım saat sonra ymm yine çağırdı olum hayırdır?
Cevabı beklemeden git çalış dedi.

Sonra ramazan bitti. Söylemek sevabını alırmış ama tulum çıkartmıştım yine Allaha binlerce şükürler olsun. İşler iyi gidiyordu kendimi geliştirdiğime inanıyordum güzel de oluyordu kira derdi falan kalkmıştı.Artık bir burjuva hayatı yaşıyor gibiydim ister istemez. Arkadaş arkadaşın aynasıdır ya hani. Avm ler falan yemekler concon mekanlar tabi multinet sağolsun. Bu şekilde üç ay çalıştım. Normal de deneme süresi 2 ay sanırım hala pek bilgim yok bu konudaa.
Bi ara neden yaptıysam devlet,kpss, maaşlar iki katı muhabbetlerine girdik girmez olaydık. Benim puanlar 80 üstü falan diye çıkmıştı ağzımdan. Akşamları çalışmaya çalışıyordum.Askerde de çalışmıştım azcık.

Neyse bi gün çağırdı beni ya sana bişe diyecem falan diye ben de ne diyecek diye bekliyorum. Sen bize
göre fazlasın dedi. Burada çok fazla kalmazsın dedi. Böyle bir işten kovma yok bildiğin yıkayıp yağlıyordu neyse ben işten çıkarıyorsunuz beni dedim hee ya kusura bakma falan dedi. Tabi adam bildiğin bir yıkıntı bekliyordu karşısında ne bileyim (gbkz:gidecek yerim mi var ) diye şarkıya girmemi mi bekliyordu? Ne zaman ayrılacam dedim. Deneme süresi bitimine bir hafta var hafta sonu gidersin tamamdır dedim. Facebookta beni işten kovdular ya la.1 diye bi ne düşünüyorsun sorusuna cevap verdim. (tabi o zamanlar angara o kadar kötü görünmüyordu yaşamadığım için la yı kullanmış bulundum) Olmak istemediğim kadar popüler oldum facebookta. neyse ki akrabayu taalukattan kimse yoktu o zamanlar. ama arakdaşlar, iş arkadaşları önce facebook üzeirnde bildiğin teselli vermeye başladılar ya olur öyle daha iyi bir iş bulursun gibi.Tabi benim pek umrumda değildi açıkcası.Durumun farkındaydım Allah herkesin rızkını verir ben buna daha önce bir çok kez şahit olmuştum. Öyle de inanıyordum. Belki inanma sebebim kendime güvenim de olabilir.ama yok yok gerçekten böyle bir şeyle karşılaşırsanız Allah daha güzel bir kapı açıyor size.

iki gün çalıştım elimdeki işleri devrettim iki gün sonra hacılar ben gidiyorum dedim. Çıktım işten perşembe günü.o zaman kademe alacak üstada o kadar çok üzülmüştüm ki belki de hayatımda mahcup olduğum nadir insanlardan biridir. İşten niye çıkardılar hala merak ederim o ara çok yoğundular bize bir sürü rapor yazdırdılar tutanak hazırlattılar işler normale döndü ondan çıkardılar diye tahmin ediyorum. ya da bi flash disk vardı içinde uygun olmayan içerik vardı ona dosya atmıştım oradan belki güvenlik duvarından bulmuşlardır diye düşünüyorum ama o kadar bu işten analyan biri de yoktu.
Yolsuzluk yapılacak bir durmumda da değildik ki öyle duruma girmem. onu da eledim.
Uyku probleminden mi attılar diye düşündüm ve o zaman sordum onu beni kovma sebebiniz nedir uyku problemi mi diye? Uyku problemini de çözmüştüm ramazandan sonra geç kalma olayı olmamıştı hiç. Neyse hayırlısı.


Hemen sarıldım tabi internete kariyer.net yenibiriş.com elemenonilen.com artık ne varsa hepsinden sabaha kadar benimle ilgili neresi var neresi yok heryere başvurdum.https://www.kap.gov.tr/sirketler/bagimsiz-denetim-kuruluslari.aspx adresinden ymm şirketlerinin hepsinin info suna cv mail attım diğer yeminlileri bi yerlerden tesbit ettim onlara da mail attım. pazartesi aramaya başladılar bi kaç yerden gittim almadılar ben beğenmedim falan derken cuma günü bir ymm aradı gel görüşelim diye 11:00 de randevu verdi. sirkecide yer ben ümraniyeden oraya cumartesi 14:00 de gittim adam uyuz oldu bana ama nasıl anlatamam. Niye kovuldun diye sordu tabi hemen. Tam emin değilim yukardaki olasıklıklar olabilir dedim.Ben açık açık söyelyince adamın hoşuna gitmiş olabilir.
Tam tasdik bilir misin dedi he dedim kdv iade raporu yazar mısın hee dedim saydı da saydı heee dedim genelde tamam ben sana dönerim dedi ben de tamam dedim. Eve gittim gece 11:30 da aradı gel başla dedi. maaş kısmı da iyiydi o zamanlar 300 tl fazlaya anlaşmıtım.

Gittim iş yerine başladım. Hayatımda çalıştığım en güzel ikinci işti. Çalıştığım en kıymetli adamdı. Tandığım o kadar ymm arasında en bilgili ve en entellektüel adam olarak görüyorum hala. Şöyle tarif edeyim adamı size hani kemalist kesimin üst düzey aydınları olur ya bilme fene değer verenlerden, insana çalışandan ziyde insan olarak bakan, çalışana aile gözü ile bakan ve cumaaya izin veren, dine oldukça önem veren belki dinini yaşayan insanlardan çok daha inançlı bir adam (namaz farzını göz ardı edersek ) oy dönemi kesinlikle baskı yapmayan bir adam.Saygım sonsuzdur ve sonsuz kalacaktır. Kendisi ile çalıştığım için hala kendimi çok şanslı hissederim.
iki yıl kadar beraber çalıştım sonra memur olunca ayrıldım yanından. Çalışırken de şimdi de o kadar kıymetli günlerdi diye bakarım ki o kadar güzel arkadaşlar edinmiştim ki anlatam. Ayrıca sirkecide ki piyasaya şahit olmama yardımcı olmuştu oraya hiç girmiyorum. Sonra beni işten kovduklarına o zaman o kadar çok sevinmiştim ki anlatamam. İyi ki kovmuşlar lan. Allah razı olsun diye dua bile ederim o adamlara.

sonuç olarak sizde işten kovulduysanız bunu okuyorsanız size bi kaç tavsiyem olacak
-hacı Allah herkesin rızkını verir hele ailen varsa hele hele kızın varsa bu daha kısa bir süre içinde olacaktır sen yeterki az çaba sarfet.
- Kendine güven çalışan işçi emekçi olarak bize muhtaçlar bakmayın siz dışarda bir sürü işsiz güçsüz insan var dediklerine senin kadar kıymetlisini bulamazlar sen yeter ki az pazarla kendini
-moralini bozma seni yüz kızartıcı bişeden kovmadıylarsa daha güzel günler göreceğin kesindir ben buna inanıyorum sen de inan.

sivasspor

cayisallama
Medicana Sivasspor, Sergen Yalçın'dan boşalan teknik direktörlüğe Okan Buruk'u getirdi. Buruk'un bu akşam Sivas'a gelip yarından itibaren çalışmalara başlaması bekleniyor.

Trabzonspor'a dün akşam kendi evinde 2-0 yenilen ve ligde 6 puanla alt sıralarda kalan Medicana Sivasspor yöneticileri, teknik direktör Sergen Yalçın ile görüşerek sözleşmesini karşılıklı feshetti.

Bu açıklama ardından peş peşe toplantı yapan Medicana Sivasspor yönetim kurulu alternatif isimleri değerlendirerek teknik direktörlük konusunda son olarak geçen sezon Gaziantepspor'u çalıştıran Okan Buruk'ta karar kıldı.

Genç teknik adamın akşam saatlerinde Sivas'a geleceği ve yarından itibaren de takımını Bursaspor maçına hazırlamaya başlayacağı ifade edildi.

Teknik direktör Sergen Yalçın, bugün son kez takımın başında antrenmana çıktı.

[http://www.benguturk.com/medicana-sivasspor-un-teknik-direktoru-kim-oldu-_d14748.html kaynak]

okan buruk

cayisallama
Eski galatasaraylı orta saha fubolcu.
Medicana Sivasspor, Sergen Yalçın'dan boşalan teknik direktörlüğe Okan Buruk'u getirdi. Buruk'un bu akşam Sivas'a gelip yarından itibaren çalışmalara başlaması bekleniyor.

ali osman demirtaş

cayisallama
Bursa'da bağımsız milletvekili adayı olan ve yaptığı açık hava mitinglerinde boş alanlara seslenen Ali Osman Demirtaş, bu kez Orhangazi ilçesinde miting düzenledi. Demirtaş'ı burada biri çocuk 6 kişi dinledi. İlçe sakinleri, "Bağımsız aday 5-6 kişi ile en kalabalık mitingini yaptı" espirisine neden oldu.

Bursa'nın Gemlik ilçesi'nde yaşayan işadamı Ali Osman Demirtaş, 1 Kasım seçimlerinde basımsız milletvekili adayı olarak diğer adaylarla yarışacak. Seçimlere 200 bin TL ayıran Demirtaş'ın İnegöl ilçesinde yaptığı mitingi sadece bir kişi dinledi. Daha sonra Bursa'da, siyasi parti liderlerinin binlerce kişiyi topladığı Gökdere Bulvarı'nda bir tek dinleyeninin olmadığı Demirtaş, bir sonraki gün Nilüfer'de organize ettiği mitigte de aynı hayal kırıklığını bir kez daha yaşadı.

Bugün Orhangazi ilçesinde saat 16-18 saatlerini arasında miting düzenleyen Ali Osman Demirtaş bu kez biri çocuk 6 kişi dinledi. Yoldan geçen bazı kişiler ise Demirtaş'a kısa süreli ilgi gösterdi. En kalabalık mitingini yapan Demirtaş, zaman zaman bu kişilerin arasına girerek yaptığı konuşmada, TBMM'ne gittiği takdirde Bursa'nın tüm sorunlarının takipçisi olacağını açıkladı.

Kendisine ayrılan iki saat boyunca konuşan Ali Osman Demirtaş, seçimin son gününe kadar belirlenen mitinglerine devam edeceğini duyurdu.

27 ekim 2015 metrobüs rezaleti

cayisallama
Kadıköy’de metrobüs ve bir aracın kafa kafaya çarpışması sonucu meydana gelen kazada 5 kişi hayatını kaybederken, biri ağır 5 kişi de yaralandı. Yaralılar ambulanslarla çevredeki hastaneye kaldırıldı.

Kaza, Kadıköy Fikirtepe metrobüs durağı içerisinde saat 02.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, 34 FY 5501 plakalı araç, Kadıköy’de polis kontrolünden kaçmak istedi. Araç daha sonra metrobüs yoluna girerek hızla Boğaziçi Köprüsü istikametine ilerlemeye başladı. Bu sırada Topkapı-Söğütlüçeşme seferini yapan Erdoğan Kalender yönetimindeki metrobüs, gelen aracı fark ederek yolun ortasında bulunan çelik bariyerlere girdi. Hızla gelen özel otomobil ile metrobüs kafa kafaya çarpıştı. Çarpışmanın etkisiyle bir müddet sürüklenen iki araç, yaklaşık 10 metre sonra durabildi.

Özel otomobil içerisinde bulunan 6 kişiden 5’i olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada, özel araçta bulunun 1 bayan, metrobüs şoförü ve otobüs içerinde bulunan 3 yolcu yaralandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. İtfaiye ekipleri araç içerisinde sıkışan şahısları çıkarmak için uzun süre çalıştıkları öğrenildi.Kazaya neden olan otomobilin, Kadıköy’de bir barda eğlendikten sonra, polis çevirmesine yakalanmamak için metrobüs yoluna girdikleri öğrenildi. Otomobilde bulunan 6 kişiden 2 kişinin ismi Talha Uzun ve Hüseyin Yıldırım olduğu tespit edilirken kalan 4 kişinin ismi öğrenilemedi.

Polis ekiplerinin kazayla ilgili soruşturma başlattığı öğrenildi.

[http://www.teknoce.com/metrobus-ile-otomobil-kafa-kafaya-carpisti-5-olu-5-yarali-56658 kaynak]
404 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol

tag heuer carrera womens price montblanc timewalker 2017 replica watches rolex oyster perpetual datejust made in hong kong vintage heuer chronograph replica watches hublot 992703 price panerai limited edition 2015 replica ladies watches ulysse nardin watches platinum brand watches for ladies uk replica watches belfort watch kickstarter breitling yellow face chrono uk replica watches