
O kadar çok eksiğimiz var ki!
Takım yedekler ile oynamayacak resmen.
Başarılar Galatasaray.
Takım yedekler ile oynamayacak resmen.
Başarılar Galatasaray.
Herkes kendi ilçesindeki belediyeden dert yanıyor. Komşu ilçelerin belediyelerinin daha iyi çalıştığını düşünüyor. Örneğin, Kartal'da oturanlar CHP'li Kartal Belediyesinden memnun değil. CHP'liler yine CHP'li olan Maltepe ve Kadıköy belediyelerinin çalıştığını ama Kartal Belediyesinin çalışmadığını düşünüyor. Benzer durum AKP seçmeni için de geçerli. Örneğin Ümraniye ya da Sancaktepe'de oturanlar Çekmeköy Belediyesinin iyi çalıştığını düşünüyor, Çekmeköy'deki AKP seçmeni ise Ümraniye Belediyesinin iyi çalıştığını ama Çekmeköy'ün çalışmadığını düşünüyor... Hülasayıkelam, “bizim parti iyi ama bizim belediye kötü” görüşü hakim halkta... bakalım sandığa nasıl yansıyacak bu durum?
TV DİZİLERİNİN VERDİĞİ MESAJLAR
1- İstemediğin biriyle evlendiysen ona ihanet edebilir, başkasıyla aşk yaşayabilirsin.
2- Kötü bir olaydan sonra içki içip etrafı dağıtmalısın.
3- Sevdiğin kişi başkasıyla evlendiyse onların yuvasını bozmalısın.
4- Kötüler daima güçlüdür iyiler ezilmeye mahkumdur.
5- Her dizide yeni elbiseler, ayakkabılar olmalı, alışveriş için hep lüks yerler tercih edilmelidir.
6- Evde ilgi görmeyen adam dışarıda karısını aldatmalı ve bütün suç kadına yüklenmeli, adamın yaptığı da masum gösterilmelidir.
7- Gençlerin mutlaka sevgilisi olmalı, lise ve orta okul seviyesinde olsa bile çıktığı biri olmalıdır.
8- Birbirlerinin kuyusunu kazan insanlar, hep maskeler ile dolaşmalı ve suç daima bir iki kişinin üzerine yıkılmalı
9- Kavga eden, şiddet uygulayan, hırsızlık ve gasp yapan baş rol oyuncuları güler yüzlü, yakışıklı olmalı ve hep haklı nedenlerle yapmalı.
10- Anneler hep despot, babalar ise daima sert ve anlayışsız olmalı. Çocuklar her zaman haklı olmalı.
11- Kaynanalar hep kötü rol oynamalı, sürekli olarak damadının gelininin kuyusunu kazmalı.
12- Paranın nerden ve nasıl geldiği belli olmamalı, harcama yaparken hep cömert olunmalı.
13- İş yerleri hep rezidans olmalı, işçi ve esnaf rolleri olmamalı.
14- Sıradan ortalama bir hayat yoktur.Ya diptesindir ya da tepede.Bunun ortası yoktur.
15- Gençler hep haklı olmalı, haklı çıkmalı, başına buyruk hareket etmeli ve kız erkek meseleleri dışında başka da dertleri olmamalı.
16 - Lüks hep özendirilmeli, herkesin hayali maneviyat değil maddiyat olmalı, yalılar, villalar amaç olmalı, insanlar olağanüstü bir lüks yaşama yönlendirilmeli... Kapitalizm, hep kapitalizm..
17-Ülkede herşey yolunda gidiyor. Verilmesi gereken bir mesaj ve anlatılacak birşey de yok.
İşte dizilerin rolü kısaca budur.
Bireyselleştir.
Yalnızlığa it.
Kimseye güvenmesin.
Bilinçsizleştir
Aile sıkıntıdır..
Alıntı
1- İstemediğin biriyle evlendiysen ona ihanet edebilir, başkasıyla aşk yaşayabilirsin.
2- Kötü bir olaydan sonra içki içip etrafı dağıtmalısın.
3- Sevdiğin kişi başkasıyla evlendiyse onların yuvasını bozmalısın.
4- Kötüler daima güçlüdür iyiler ezilmeye mahkumdur.
5- Her dizide yeni elbiseler, ayakkabılar olmalı, alışveriş için hep lüks yerler tercih edilmelidir.
6- Evde ilgi görmeyen adam dışarıda karısını aldatmalı ve bütün suç kadına yüklenmeli, adamın yaptığı da masum gösterilmelidir.
7- Gençlerin mutlaka sevgilisi olmalı, lise ve orta okul seviyesinde olsa bile çıktığı biri olmalıdır.
8- Birbirlerinin kuyusunu kazan insanlar, hep maskeler ile dolaşmalı ve suç daima bir iki kişinin üzerine yıkılmalı
9- Kavga eden, şiddet uygulayan, hırsızlık ve gasp yapan baş rol oyuncuları güler yüzlü, yakışıklı olmalı ve hep haklı nedenlerle yapmalı.
10- Anneler hep despot, babalar ise daima sert ve anlayışsız olmalı. Çocuklar her zaman haklı olmalı.
11- Kaynanalar hep kötü rol oynamalı, sürekli olarak damadının gelininin kuyusunu kazmalı.
12- Paranın nerden ve nasıl geldiği belli olmamalı, harcama yaparken hep cömert olunmalı.
13- İş yerleri hep rezidans olmalı, işçi ve esnaf rolleri olmamalı.
14- Sıradan ortalama bir hayat yoktur.Ya diptesindir ya da tepede.Bunun ortası yoktur.
15- Gençler hep haklı olmalı, haklı çıkmalı, başına buyruk hareket etmeli ve kız erkek meseleleri dışında başka da dertleri olmamalı.
16 - Lüks hep özendirilmeli, herkesin hayali maneviyat değil maddiyat olmalı, yalılar, villalar amaç olmalı, insanlar olağanüstü bir lüks yaşama yönlendirilmeli... Kapitalizm, hep kapitalizm..
17-Ülkede herşey yolunda gidiyor. Verilmesi gereken bir mesaj ve anlatılacak birşey de yok.
İşte dizilerin rolü kısaca budur.
Bireyselleştir.
Yalnızlığa it.
Kimseye güvenmesin.
Bilinçsizleştir
Aile sıkıntıdır..
Alıntı
"TABURCU OLMAK" deyiminin destansı sebebi!
Neden Türk hekimleri hastalarını iyileştirdikten sonra ''taburcu'' ederler; ''gitsin'', ''evci'' gibi kelimeler kullanmazlar, hiç aklınıza geldi mi? Taburcu kelimesinin çok hüzünlü bir hikayesi vardır aslında. Bakın anlatayım dilim döndüğünce…
Özellikle 1. Dünya ve Çanakkale Savaşı sırasında ülkenin tıp eğitimi veren tek kurumu Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane, hocalarını, öğrencilerini cepheye yolluyor, eğitime ara vermek zorunda kalıyor, binası ise tamamen hastaneye dönüşüyordu. Sadece cephede savaşmakla kalmıyor, savaş olmadığında ya da geride kalan kıdemsiz tıbbiyeliler, direnişte bizzat çalışıyorlardı. İzmir'in işgalinin üç gün sonrası, 18 Mayıs 1919'da, okulda hararetli, hüzünlü konuşmaların yapıldığı, hemen direniş gruplarının örgütlendiği bilinir.
Daha çok bahsedilecek olay, anlatılacak konu var ancak, söylemek istediğim şudur;
Ülkede herkes askerdir, eli silah tutan tüm erkekler savaştadır. Gerçek kurumsal düzeyde tek hastane vardır, ülkenin her yanındaki cephelerde tüm hekimler subaydır, askerdir. Yaralılar iyileştirilir, komutan hastalarını, askerlerini dolaşır. Hastanede, kışlada, revirde, cephede çadırda, savaşta. Tabip subay, iyileşenleri, tekrar silah tutabilecekleri savaşa, taburuna yollar, ''taburcu'' eder. Başka hiçbir milletin, ülkenin hastanesinde, hastalar iyileştiklerinde ''taburuna yollanmaz, taburcu'' edilmez. Bazı değerleri, yaşamının içine böylesine sindirmiş başka bir millet yoktur. Başkalarını bilmem ama, taburcu ettiğim her hastada, göğsümün ağlamaklı kabarması bundandır. Ordusunu, askerini, bağımsızlık mücadelesini, tüm aziz şehitlerini, yaşamına böyle sindiren başka bir millet yoktur. Bazı hususıyyetlerin, farkında olmasak da her zaman, sonsuza kadar bizimle yaşayacaklar…
İşte size 'TABURCU''luğun hikayesi
Neden Türk hekimleri hastalarını iyileştirdikten sonra ''taburcu'' ederler; ''gitsin'', ''evci'' gibi kelimeler kullanmazlar, hiç aklınıza geldi mi? Taburcu kelimesinin çok hüzünlü bir hikayesi vardır aslında. Bakın anlatayım dilim döndüğünce…
Özellikle 1. Dünya ve Çanakkale Savaşı sırasında ülkenin tıp eğitimi veren tek kurumu Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane, hocalarını, öğrencilerini cepheye yolluyor, eğitime ara vermek zorunda kalıyor, binası ise tamamen hastaneye dönüşüyordu. Sadece cephede savaşmakla kalmıyor, savaş olmadığında ya da geride kalan kıdemsiz tıbbiyeliler, direnişte bizzat çalışıyorlardı. İzmir'in işgalinin üç gün sonrası, 18 Mayıs 1919'da, okulda hararetli, hüzünlü konuşmaların yapıldığı, hemen direniş gruplarının örgütlendiği bilinir.
Daha çok bahsedilecek olay, anlatılacak konu var ancak, söylemek istediğim şudur;
Ülkede herkes askerdir, eli silah tutan tüm erkekler savaştadır. Gerçek kurumsal düzeyde tek hastane vardır, ülkenin her yanındaki cephelerde tüm hekimler subaydır, askerdir. Yaralılar iyileştirilir, komutan hastalarını, askerlerini dolaşır. Hastanede, kışlada, revirde, cephede çadırda, savaşta. Tabip subay, iyileşenleri, tekrar silah tutabilecekleri savaşa, taburuna yollar, ''taburcu'' eder. Başka hiçbir milletin, ülkenin hastanesinde, hastalar iyileştiklerinde ''taburuna yollanmaz, taburcu'' edilmez. Bazı değerleri, yaşamının içine böylesine sindirmiş başka bir millet yoktur. Başkalarını bilmem ama, taburcu ettiğim her hastada, göğsümün ağlamaklı kabarması bundandır. Ordusunu, askerini, bağımsızlık mücadelesini, tüm aziz şehitlerini, yaşamına böyle sindiren başka bir millet yoktur. Bazı hususıyyetlerin, farkında olmasak da her zaman, sonsuza kadar bizimle yaşayacaklar…
İşte size 'TABURCU''luğun hikayesi
Bu gece Mevlid Kandili. Efendimizin buyurduğu "Unutulmuş bir sünnetimi ihya edene 70 şehit sevabı vardır" buyuruyor ya. Şöyle yapalım. Efendimizin unutulmuş bir sünnetini ihya edelim. Mesela bir yetimi sevindirelim. Bir öğrenciye burs verelim. Bir fakiri soframıza davet edelim. onunla ve ailesiyle akşam yemeği yiyelim. Bol bol sadaka verelim. Yolda insanlara eza veren her hangi bir şeyi kaldıralım. Çevre temizliğine riayet edelim. Mahallemizde sahipsiz kedi veya köpeklere yemek ve su verelim. Sonra oturup Efendimize bol bol selavat-ı şerife okuyalım. İnsani olan her şey İslamidir ve sünnettir. Ne dersiniz.
Necmettin Erbakan Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı.
hocaya katılıyorum. Kadının yeri evidir de demiyorum ancak öncelik annelik görevidir.
Necmettin Erbakan Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Karalı, "İyi bir ev hanımı olmak bakan, başkan, başarılı bir iş kadını olmaktan elzemdir" diyerek 31 Mart 2019 yapılcak olan yerel seçimlerde hiçbir kadın adaya oy vermeyceğini söyledi.
![]()
Necmettin Erbakan Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Karalı, "İyi bir ev hanımı olmak bakan, başkan, başarılı bir iş kadını olmaktan elzemdir" diyerek 31 Mart 2019 yapılcak olan yerel seçimlerde hiçbir kadın adaya oy vermeyceğini söyledi.

Ramazan bazıları için gerçekten 11 ayın sultanı. Dini duygular bu şekilde nakte çevriliyor güzel ülkemde.
Belediyeyi de eski vekili de kınıyorum ve hakkımı helal etmiyorum.
![]()
Belediyeyi de eski vekili de kınıyorum ve hakkımı helal etmiyorum.

Birileri Atatürk tartışması üzerinden iki keskin cephe
inşa edip sinsi bir çatışma
alanı oluşturmaya çalışıyor.
Son derece tehlikeli bir proje bu.
Proje'nin iki tarafına dikkat.
Son günlerde yaşananlara dikkat.
Bütün medya organlarını
bu projeye tavır almaya
çağırıyorum.
inşa edip sinsi bir çatışma
alanı oluşturmaya çalışıyor.
Son derece tehlikeli bir proje bu.
Proje'nin iki tarafına dikkat.
Son günlerde yaşananlara dikkat.
Bütün medya organlarını
bu projeye tavır almaya
çağırıyorum.
tarihçi kimliğini sevdiğim bir gazeteci.
Atatürk'ün kıymetinin anlaşılmasında çok büyük katkısı vardır. Hiç sevmeyen de o dönem için kötünün iyisi, çaremiz diyebilmiştir gazi kemal paşa için.
murat bardakçı:
Bütün ümidini İngiltere'ye bağlamış bir zavallı ve Vahideddin'in ifadesi ile bir mecnundu.
murat bardakçı:
Bütün ümidini İngiltere'ye bağlamış bir zavallı ve Vahideddin'in ifadesi ile bir mecnundu.
(bkz: damad ferid paşa)
(bkz: damad ferid paşa)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?





