ava giderken avlanmak
https://media.giphy.com/media/l0HlVtXJMXMHo8rpC/giphy.gif
Galatasaray'ın eski futbolcusu Karan, Spor Toto 2. Lig ekibi Büyükçekmece Tepecikspor'un sportif direktörlüğüne getirilmiş.
KÂBE TOPRAĞI KARACAAHMET
Dünyadaki en büyük mezarlığın sırrı
Ülkemizde bulunan dünyanın en büyük mezarlığının ilginç bir hikayesi var. Herkesin oraya gömülmek istemesinin çok anlamlı bir nedeni var. Ecdadımıza karşı saygımızı bir kat artıracak ilginç mezarlık hikayesi...
Hiç düşündünüz mü?
Osmanlılar döneminde İstanbul’da yaşayanların yüzde 80’i surların içindeki tarihi İstanbul’da yaşadığı halde, İstanbul’un en büyük mezarlığı neden suriçinde veya surlara yakın bir yerde değildi de, suyun öbür tarafında, yani İstanbul’un Anadolu yakasındaydı? (‘Eyüp mezarlığı var’ diyerek acele etmeyiniz, vaktiniz varsa yazının devamına göz atınız?)
O günün şartlarında cenazeleri gemi ile karşıya geçirmenin zorluğu düşünüldüğünde, böyle bir tercihe neden gerek duyulmuş olabilir?
Bu sorunun cevabı aynı zamanda, Türk insanının kutsal saydığı maddi manevi değerlere gösterdiği saygının genetik kodlarını anlamamıza da yardımcı olmaktadır.
İnsanların yaşadıkları çevrelerin hikâyelerini ve geçmişine ait tarihsel izlerini bilmeleri, oraya ilişkin aidiyet duygularının gelişmesine ve yaşadıkları mekânla daha sıcak iletişim kurmalarına katkı yapar. Bugün sizlere, konusu mezarlık olan bir örnekten yola çıkarak üzerinden, ecdadımıza ait hoş bir anekdot sunmak istiyorum.
Otobüsle İstanbul'a gelenler veya İstanbul'dan Anadolu'nun herhangi bir yerine gidenler Üsküdar'ın Harem semtini bilirler. Harem asırlar boyu İstanbul'dan gidenler için bir çıkış, gelenler için İstanbul'a ilk merhaba noktası oldu.
Osmanlılar zamanında İstanbul'dan ya da Osmanlı Devleti’nin Avrupa kıtasındaki toprakları üzerinde yaşayıp da hacca gitmek isteyen kişiler, önce Üsküdar'a geçip burada toplanır, sonra toplu halde yola çıkarlardı. Haccın başlangıç yeri sayıldığı için, Osmanlılar döneminde Üsküdar Kâbe toprağı sayılırdı. Üsküdar'ın Harem semtine, bu ismin verilmesi de bundandı. Kâbe'den Üsküdar sahiline kadar Harem-i Şerif'in karadan bir uzantısı sayıldığı için Harem-i Şerif'e atfen bu isim verildi. O zamanlar hacca gidenler, Üsküdar'a geçtikleri andan itibaren sanki Kâbe'deymiş gibi kemâl-i edeple davranmaya özen gösterirlerdi.
Şimdi geldik yazının en hassas noktasına.
İstanbul’un karadan Kâbe ile temasını sağladığı için Üsküdar’in sahil şeridine Mekke’deki Harem-i Şerif'e atfen Harem diyen ecdadımız, öldükten sonra da Kâbe toprağı saydığı bu semte gömülmek isterlermiş. Aslında, hacca giden yakınlarımızdan da bileceğimiz gibi, insanımızın, Mekke’de ölmek gibi bir arzusu da vardır. Bu nedenle halkımız, son nefesini orada verenleri şanslı sayar. Hatta orada ölenlerin cenazelerini getirmek gibi bir gelenek yoktur.
İşte Osmanlılar döneminde İstanbul’da yaşayanların hissettiği bu arzu, Karacaahmet Mezarlığı adıyla, içinde en fazla insanın medfun bulunduğu dünyanın en büyük mezarlığının ortaya çıkmasına neden oldu.
Nitekim, hiç üşenmemişler, kar kış demeden hiç yüksünmemişler, cenazelerini deniz yoluyla suyun öbür tarafına geçirerek orada defnetmişler.
Tüm kaynaklar, Karacaahmet Mezarlığı’nın dünyanın en büyük mezarlığı olduğu konusunda hemfikir. Bunun bir nedeni de, nüfus açısından yaklaşık 3-4 asır boyunca dünyanın en kalabalık şehri olan İstanbul’da doğal olarak ölen insan sayısı da ona uygun çok olunca, ortaya muazzam büyüklükte mezar çıkmış.
İstanbul üzerinden uçakla geçenlerin, kentin ortasında yeşil bir vadi gibi gördükleri alan burasıdır.
İstanbul’da yaşayanların gömülmeyi arzu ettikleri diğer bir mekan da yine oldukça büyük olan Eyüp Sultan mezarlığıdır ki, Peygamber Efendimizi Hicret’ten sonra evinde uzun müddet misafir eden ve sancaktarlığını da yapan Halid b. Zeyd Ebû Eyyub El-Ensârî Hazretlerinin burada gömülü olması nedeniyledir.
Dikkatinizi çekerim, Eyüp mezarlığı surlara, yani eski İstanbul’a oldukça yakın olmasına rağmen, İstanbulluların Anadolu yakasına, yani Karacaahmet Mezarlığı’na gömülmek istemesi de, Kâbe’ye olan aşırı ihtiram ve kutsiyetteki sıralama ile ilgilidir. Yani, Kâbe’de veya Medine’de kılınan namazın sevap derecesinde olduğu gibi...
Öyle bir ecdadın ahfadıyız ki, silinmiş, yok olmaya yüz tutmuş değerlerimizden geriye kalan küçük hisse bile, en derbeder halimizde milletçe bizleri hala ayakta tutmaya yetiyor.
Ayrıca bizim için değerli bir kabristanlık olmasının bir başka bir sebebide dünyada benzeri olmayan kabri şerifin orada bulunmasıdır.
Dünyadaki en büyük mezarlığın sırrı
Ülkemizde bulunan dünyanın en büyük mezarlığının ilginç bir hikayesi var. Herkesin oraya gömülmek istemesinin çok anlamlı bir nedeni var. Ecdadımıza karşı saygımızı bir kat artıracak ilginç mezarlık hikayesi...
Hiç düşündünüz mü?
Osmanlılar döneminde İstanbul’da yaşayanların yüzde 80’i surların içindeki tarihi İstanbul’da yaşadığı halde, İstanbul’un en büyük mezarlığı neden suriçinde veya surlara yakın bir yerde değildi de, suyun öbür tarafında, yani İstanbul’un Anadolu yakasındaydı? (‘Eyüp mezarlığı var’ diyerek acele etmeyiniz, vaktiniz varsa yazının devamına göz atınız?)
O günün şartlarında cenazeleri gemi ile karşıya geçirmenin zorluğu düşünüldüğünde, böyle bir tercihe neden gerek duyulmuş olabilir?
Bu sorunun cevabı aynı zamanda, Türk insanının kutsal saydığı maddi manevi değerlere gösterdiği saygının genetik kodlarını anlamamıza da yardımcı olmaktadır.
İnsanların yaşadıkları çevrelerin hikâyelerini ve geçmişine ait tarihsel izlerini bilmeleri, oraya ilişkin aidiyet duygularının gelişmesine ve yaşadıkları mekânla daha sıcak iletişim kurmalarına katkı yapar. Bugün sizlere, konusu mezarlık olan bir örnekten yola çıkarak üzerinden, ecdadımıza ait hoş bir anekdot sunmak istiyorum.
Otobüsle İstanbul'a gelenler veya İstanbul'dan Anadolu'nun herhangi bir yerine gidenler Üsküdar'ın Harem semtini bilirler. Harem asırlar boyu İstanbul'dan gidenler için bir çıkış, gelenler için İstanbul'a ilk merhaba noktası oldu.
Osmanlılar zamanında İstanbul'dan ya da Osmanlı Devleti’nin Avrupa kıtasındaki toprakları üzerinde yaşayıp da hacca gitmek isteyen kişiler, önce Üsküdar'a geçip burada toplanır, sonra toplu halde yola çıkarlardı. Haccın başlangıç yeri sayıldığı için, Osmanlılar döneminde Üsküdar Kâbe toprağı sayılırdı. Üsküdar'ın Harem semtine, bu ismin verilmesi de bundandı. Kâbe'den Üsküdar sahiline kadar Harem-i Şerif'in karadan bir uzantısı sayıldığı için Harem-i Şerif'e atfen bu isim verildi. O zamanlar hacca gidenler, Üsküdar'a geçtikleri andan itibaren sanki Kâbe'deymiş gibi kemâl-i edeple davranmaya özen gösterirlerdi.
Şimdi geldik yazının en hassas noktasına.
İstanbul’un karadan Kâbe ile temasını sağladığı için Üsküdar’in sahil şeridine Mekke’deki Harem-i Şerif'e atfen Harem diyen ecdadımız, öldükten sonra da Kâbe toprağı saydığı bu semte gömülmek isterlermiş. Aslında, hacca giden yakınlarımızdan da bileceğimiz gibi, insanımızın, Mekke’de ölmek gibi bir arzusu da vardır. Bu nedenle halkımız, son nefesini orada verenleri şanslı sayar. Hatta orada ölenlerin cenazelerini getirmek gibi bir gelenek yoktur.
İşte Osmanlılar döneminde İstanbul’da yaşayanların hissettiği bu arzu, Karacaahmet Mezarlığı adıyla, içinde en fazla insanın medfun bulunduğu dünyanın en büyük mezarlığının ortaya çıkmasına neden oldu.
Nitekim, hiç üşenmemişler, kar kış demeden hiç yüksünmemişler, cenazelerini deniz yoluyla suyun öbür tarafına geçirerek orada defnetmişler.
Tüm kaynaklar, Karacaahmet Mezarlığı’nın dünyanın en büyük mezarlığı olduğu konusunda hemfikir. Bunun bir nedeni de, nüfus açısından yaklaşık 3-4 asır boyunca dünyanın en kalabalık şehri olan İstanbul’da doğal olarak ölen insan sayısı da ona uygun çok olunca, ortaya muazzam büyüklükte mezar çıkmış.
İstanbul üzerinden uçakla geçenlerin, kentin ortasında yeşil bir vadi gibi gördükleri alan burasıdır.
İstanbul’da yaşayanların gömülmeyi arzu ettikleri diğer bir mekan da yine oldukça büyük olan Eyüp Sultan mezarlığıdır ki, Peygamber Efendimizi Hicret’ten sonra evinde uzun müddet misafir eden ve sancaktarlığını da yapan Halid b. Zeyd Ebû Eyyub El-Ensârî Hazretlerinin burada gömülü olması nedeniyledir.
Dikkatinizi çekerim, Eyüp mezarlığı surlara, yani eski İstanbul’a oldukça yakın olmasına rağmen, İstanbulluların Anadolu yakasına, yani Karacaahmet Mezarlığı’na gömülmek istemesi de, Kâbe’ye olan aşırı ihtiram ve kutsiyetteki sıralama ile ilgilidir. Yani, Kâbe’de veya Medine’de kılınan namazın sevap derecesinde olduğu gibi...
Öyle bir ecdadın ahfadıyız ki, silinmiş, yok olmaya yüz tutmuş değerlerimizden geriye kalan küçük hisse bile, en derbeder halimizde milletçe bizleri hala ayakta tutmaya yetiyor.
Ayrıca bizim için değerli bir kabristanlık olmasının bir başka bir sebebide dünyada benzeri olmayan kabri şerifin orada bulunmasıdır.
30 Ekim 1974'te Zaire'de Muhammed Ali ve Foreman arasında spor tarihinin en büyük karşılaşmalarından biri yaşandı. O maçın kısa özeti.
https://www.youtube.com/watch?time_continue=280&v=bVseoF1-p3M
https://www.youtube.com/watch?time_continue=280&v=bVseoF1-p3M
dağlar denizlere paralel olduğundan dolayı iç kesimlere nemli hava ulaşmıyor ve karasal ilkim gözüküyor.
bir ülkede karışıklık çıktığında derhal o ülke üzerine gidilir ve toprak alınır.
patatesin aslen zehirli bir bitki türü olduğu...
çiçeklerinin böyle açtığı:http://www.floristtaxonomy.com/wp-content/uploads/2015/04/4360318948_8a0baffc9c.jpg yediğimiz yumrunun, bitkinin tek zehirsiz kısmı olması...
güney amerika kökenli olması...
ilk olarak peru'da 7.000 yıl önce ekilmesi...
buna karşın avrupa'ya ve bize ancak 1540'larda gelmesi...
çiçeklerinin böyle açtığı:http://www.floristtaxonomy.com/wp-content/uploads/2015/04/4360318948_8a0baffc9c.jpg yediğimiz yumrunun, bitkinin tek zehirsiz kısmı olması...
güney amerika kökenli olması...
ilk olarak peru'da 7.000 yıl önce ekilmesi...
buna karşın avrupa'ya ve bize ancak 1540'larda gelmesi...
Bu biriktirdikleri kaplar ve özenle aldıkları kaplar olarak ikiye ayrılır. Severek aldıkları kapları evde kullanırlar veya sevdiği kıymet verdiği insanlara bişeler verirken kullanırlar.
Diğer kaplar ise basit kaplardır. Peynir kabı, dondurma kabı gibi. Bunları ise çok önemli olmayan insanlara bişeler verirken, hızlıca tüketilecek şeyler (dolma, sarma) gibi şeyler için kullanırlar.
İş yerinden peynir kabından bişe alınca bildiğin alınıyorum artık.
Diğer kaplar ise basit kaplardır. Peynir kabı, dondurma kabı gibi. Bunları ise çok önemli olmayan insanlara bişeler verirken, hızlıca tüketilecek şeyler (dolma, sarma) gibi şeyler için kullanırlar.
İş yerinden peynir kabından bişe alınca bildiğin alınıyorum artık.
yıllar önce dubai'de, kurban bayramında, yerli bir arap, bir bangladeşli işçinin dört yaşındaki oğluna, camii tuvaletinde, önce tecavüz etti sonra kafasını tuvalet taşına vurarak öldürdü. arap zengin, bangladeşli ülkede kaçak konumunda aylık cüzi bir paraya çalışan bekçi. mahkeme önceki vukuatları yüzünden idamla açtı kapıyı. aile avukat tutmadı, mahkemenin atadığı avukat 'el mahkum burdayım, savunacak bir şey bulamıyorum' dedi ve adamı idam ettiler.
sefaletten kırılan bangladeşli ne ailenin utancı temizlemek için verdiği parayı aldı, ne oturma izni vaat eden işverene paye verdi, ne yardım derneklerinin desteğini kabul etti. o zamanlar kapıya bedava bırakılan seven diye bir gazetede röportajını okumuştum, 'ihtiyacım var, yine de kabul etmedim, parayı bastıran vicdanını temizler sen onların hatası yüzünden ölen oğlunun mezarına gidemez olursun utancından' demişti. bu hikayeyi aklıma getiren şikayeti geri alma.
[https://eksisozluk.com/sehit-esinin-ruzgar-cetin-sikayetinden-vazgecmesi--5198954?a=nice tık tık]
sefaletten kırılan bangladeşli ne ailenin utancı temizlemek için verdiği parayı aldı, ne oturma izni vaat eden işverene paye verdi, ne yardım derneklerinin desteğini kabul etti. o zamanlar kapıya bedava bırakılan seven diye bir gazetede röportajını okumuştum, 'ihtiyacım var, yine de kabul etmedim, parayı bastıran vicdanını temizler sen onların hatası yüzünden ölen oğlunun mezarına gidemez olursun utancından' demişti. bu hikayeyi aklıma getiren şikayeti geri alma.
[https://eksisozluk.com/sehit-esinin-ruzgar-cetin-sikayetinden-vazgecmesi--5198954?a=nice tık tık]
BEnzini bitmek üzere olan ve parası olmayan sürücü cümlesi.
\"düşmüştü siyeh berg-i şebe şebnem-i sîmîn
şeb-nem gibi titredi kamer leyl üzerinde\"
cenap şahabettin
şeb-nem gibi titredi kamer leyl üzerinde\"
cenap şahabettin
evrakın güvenini gösterir.
https://media.giphy.com/media/YNOsQCRfkgMWk/giphy.gif
Ebru gündeşten boşanıyormuş. Basın açıklaması şöyle;
“13.09.2016 itibariyle eşim Ebru Gündeş avukatı aracılığı ile tarafıma boşanmak istediğini iletmiş olup akabinde de süreci derhal sonlandırmak üzere yine avukatı aracılığı ile üzerimde baskı uygulanmış ve son olarak da 23.09.2016 tarihinde boşanma vekaletnamesini tarafıma göndermiş bulunmaktadır.
İçerisinde bulunduğum bu sıkıntılı sürece rağmen eşimin boşanma kararını saygıyla karşıladığımı kamuoyuna bildiririm. Saygılarımla.”
“13.09.2016 itibariyle eşim Ebru Gündeş avukatı aracılığı ile tarafıma boşanmak istediğini iletmiş olup akabinde de süreci derhal sonlandırmak üzere yine avukatı aracılığı ile üzerimde baskı uygulanmış ve son olarak da 23.09.2016 tarihinde boşanma vekaletnamesini tarafıma göndermiş bulunmaktadır.
İçerisinde bulunduğum bu sıkıntılı sürece rağmen eşimin boşanma kararını saygıyla karşıladığımı kamuoyuna bildiririm. Saygılarımla.”
Zevkle dinleyebileceğimiz bir şarkı.
https://www.youtube.com/watch?v=QDHxbmdr1h4
Bi aralar böyleydi hayat
https://media.giphy.com/media/l2SpP2ZxBQBnvJAze/giphy.gif
Ateş karşısında bozulmayan altın, altın karşısında bozulmayan kadın, kadın karşısında bozulmayan erkek kalitelidir.
maksim gorki
maksim gorki
Ben bu su sesi olayını çok anlamıyorum aslında. Su kendi başına bir ses çıkartabiliyor mu? Başka bir şeye ihtiyaç duyması gerekir. Örneğin musluktan akıyor ve lavaboya dökülüyorsa bu seste lavabonun hiç mi hakkı yok.
Suyu suyun içerisine boşaltırsanız o belki su sesi olabilir ancak bir yere düşüyorsa o sadece su sesi değildir.
Not: Yatsam iyi olacak saçmalamaya başladım.
Suyu suyun içerisine boşaltırsanız o belki su sesi olabilir ancak bir yere düşüyorsa o sadece su sesi değildir.
Not: Yatsam iyi olacak saçmalamaya başladım.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

