Adres: Orta Mah. Hükümet Konağı Cad. Hükümet Konağı K:2, Hükümet Konağı İçinde, Kaynarca Merkez, Kaynarca, Sakarya (Adapazarı)
Telefon:(0264) 871 3143
0482 415 10 44 telefon numarasından ulaşılan mal müdürlüğüdür.
Müdürlüğümüzde 1 MalMüdürü, 1 Defterdarlık Uzmanı, 6 Bilgisayar İşletmeni (1 Aday olmak üzere), 1 Şoför bulunmaktadır. Müdürlüğümüz Hükümet Konağı içinde hizmet vermektedir.
Müdürlüğümüzde 1 MalMüdürü, 1 Defterdarlık Uzmanı, 6 Bilgisayar İşletmeni (1 Aday olmak üzere), 1 Şoför bulunmaktadır. Müdürlüğümüz Hükümet Konağı içinde hizmet vermektedir.
nihat inel mal müdürü
ninel@muhasebat.gov.tr
Tel:(0256) 3513003
Faks:(0256)3513258
T.C. Sultanhisar Kaymakamlığı
Tel:0-256 351 30 07 Faks:0-256 351 23 84 e-mail:shisar09@sultanhisar.gov.tr Web Adresi:http://www.sultanhisar.gov.tr Site Editörü:Kerem Doğan ERGEÇ - k.dogan.ergec@icisleri.gov.tr
Kaynarca, eski ismi Şeyhler, Sakarya ilinin bir ilçesidir.
Alan: 360 km²
Alan: 360 km²
Gölköy, Ordu ilinin bir ilçesidir. Yüzölçümü 349 km²'dir. İlçe merkezi Ordu-Sivas karayolu üzerine kurulmuştur ve Ordu merkeze uzaklığı 63 km'dir. İlçe sınırları içerisinde iki doğal göl vardır: Ulugöl ve Gök Gölü.
İlçe yüzölçümü 1442 km² 'dir. Denizden yüksekliği 1050 metredir. Konya - Afyon karayolu üzerinde olup Konya iline 135, Afyonkarahisar iline 90 kilometre mesafededir.
Silvan Diyarbakır'ın en önemli ilçelerindendir. Bizans döneminde 300.000 nüfusuyla imparatorluk başkentidir. ayrıca e başkentlik yapmıştır.
Sultanhisar, Ege Bölgesi'nde Aydın iline bağlı bir ilçedir.
ya da ayrı koymak olarak adlandırılabilecek çelişki gibi görünüp ama olmayan durum. hatta buna mehmet şimşek'i de ekleyin.
ali babacan laik kesimde diyelim neden popüler?
ana sebep ali babacan'ın sosyal konularda çok da fazla konuşmaması.
burası niye önemli çünkü batı'da sağ sol anlayışı hem ekonomik (keynesyen vs monetarist ya da avusturyacı) hem de siyasal düzlemde (liberal vs muhafazakar) otururken türkiye'de sadece siyasal hatta kimliksel düzeye indirgenmiş durumda.
hal böyle olunca sadece ekonomiden konuşan birisi gayet makul sayılıyor. bunda ali babacan'ın "amerika görmüş" olmasının etkili olduğunu da düşünüyoruz. anglosakson dünyada sağcıların iyi kötü bir liberteryen damarı var.
yan sebep olarak da 17 aralık sürecinde mehmet şimşek ile adının hiç karışmaması. hatta rıza sarraf şikayetçiydi bu durumdan.
gelelim ekonomi meselesine
pragmatik açıdan bakarsak ali babacan'ın varlığı daha doğrusu temsil ettiği şey piyasalara güven veriyor.
şöyle düşünün 5 arkadaş bara gitti ve dönüşte arabaya bindiler. 4'ü zil zurna sarhoş, arabanın içine kusup sağa sola laf atıyorlar. ancak direksiyon koltuğunda ayık eleman duruyorsa bu da birşeydir. ama mevcut durumda sarhoş arkadaşlar direksiyonla oynuyorlar ve şöförü de arabadan atacaklar.
erdoğan londra new york merkezli faiz lobisi diye yiğit bulut'un goygoylarını saçmalarken babacan ve şimşek londra ve new york'ta yabancı yatırımcılara "ya bizimki öyle konuşur" diyordu. çünkü türkiye'nin her sene kısa vadeli açık pozisyonu+cari dengesi kadar para bulması lazım. bu parayı verecek olan da "faiz lobisi".
bizim jenerasyon ebeveynlerinden farklı olarak önce harca sonra tasarruf et modunda takılıyor. ailelerimiz 30 sene çalışıp para biriktirip ev alırken, biz önce evi krediyle alıp 30 sene borç ödüyoruz. hal böyle olunca babacan'ın varlığı bireysel bazda da fayda sağlıyor
daha teorik takılmak gerekirse..
2001 krizinden sonra kemal derviş 1 sene içerisinde tonla yapısal reform yaptı. bütçe yasası değişti, bankacılık reformu yapıldı, piyasaları düzenleyen ve denetleyen özerk kurumlar kuruldu vs vs
derviş'in "güçlü ekonomiye geçiş programı"na 2007-2008'e kadar büyük oranda uyuldu. o saate kadar akp'yi ekonomik olarak "iyi iş yapıyorlar ama şuralar daha iyi olabilirdi ve uzun vadeli yapacak işler de var" tadındaydı.
peki ondan sonra ne sıkıntı başladı?
1) derviş'in programı 2001'e tepkiydi ve enflasyon %95'lerden %30'a indi. ancak onun yerine çok da düzgün bir program koyulmadı. 2023'te 500 milyar dolar ihracat yapacağız demek politika değil, hedeftir. nasıl yapacağın politikadır.
2) ekonomiyi bir üst seviyeye çıkarmanın yolu sadece merkez bankası'ndan ya da ekonomi bakanlığı'ndan geçmiyor. eğitim sistemini merkez bankası mı modernize edecek. ya da hukuk sistemini ekonomi bakanlığı mı düzeltecek?
ya da daha popüler bir örnek vereyim. akp'nin ortadoğu açılımı ilk başlarda oldukça mantıklıydı. avrupa pazarından yaşanan ihracat kaybı ortadoğu'dan telafi edildi. ancak bugün ortadoğu'ya mal satayım desen ya gemiyle israil'e taşıyacaksın ya da tırlar iran üzerinden basra'ya inecek çünkü başka yol yok. ırak suriye lübnan karışık, mısır'la aran köt0, kuzey kıbrıs'ı dünya tanımıyor, güney kıbrıs afedersin rum yönetimi'ni sen tanımıyorsun.
3) derviş döneminde yapılan reformlarda da geriye dönüş oldu. merkez bankası'nın erdoğan korkusuyla para arzını yönettiği, spk'nın efkan ala'nın talimatıyla adam fişlediği, bankaların hortumlanmasını engelleyen yasaların gevşetildiği bir ülkedeyiz.
4) 2004'te 2005'te ertelenebilecek şeyler ertelenemez hale geldi. mesela türkiye'deki vergi sistemini basit, adil, gelir vergisine dayanan bir hale sokmak artık ertelenebilecek birşey değil. sen benzine abandıkça 10 numara yağcılar, kaçak benzinciler artıyor. ya da kadınların işgücüne katılımını artık dert edinmemiz lazım.
peki tüm bu muhabbetlerin sokaktaki vatandaşa etkisi ne?
gözle görülür etki olarak dövizin faizin oynaması da asıl olay başka.
basit bir örnek.
6 yıl önce türkiye'nin kişi başına düşen geliri 10350 dolarken, bugün 10800 dolar. ekonomimiz patinaj atıyor. ya da eskiden %6'lık büyümeye burun kıvırırken şimdi %3 büyüsek yarab şükür diyeceğiz. keza işsizlik 9-11 arasında dolaşıyor.
2002-2008 arasında büyüme ile cari denge daha alakasız giderken, şimdi büyüme mi cari denge mi diye trade-off yapmak zorunda kalıyoruz. dışardan metal, makina ve enerji ithal edip ufak katma değerle ihracat yapınca kalıyorsun çünkü. hatta son 2 yıldır hem büyüme güdük hem de cari denge hala abuk.
ıkinci nokta da akp'nin ekonomi politikası overrated. ülke içi karşılaştırma yapacaksak 12 yıllık ortalama büyümemiz 1923'ten 2002'ye kadar ortalama büyüme ile aynı seviyede şu an.
ya da 2003'ten bu yana brezilya'nın da ekonomisi hayvan gibi büyüdü. hatta kişi başına düşen gelirleri bizden daha düşükte şimdi daha yüksek. amerikan merkez bankası piyasaya para pompalarken eksikler yanlışlar çok belli olmuyordu. sallıyorum gelişmekte olan ülkeler 6 büyürken, biz 5 büyüyorduk. ancak ortam kötüleştikçe bu eksikler daha çok belli oluyor.
bunu da şöyle bir anekdotla anlatayım. sene 2006. boğaziçi üniversitesi işletme ve ekonomi kulübü ilk defa ekonomi zirvesi düzenliyor. konuşmacılardan biri de yiğit bulut. o zamanlar ben de yiğit bulut da ulusalcıyız:)
yiğit bulut şu örneği vermişti..10 şeritli bir yol düşünün. bu yolda türkiye var brezilya var şili var bütün gelişmekte olan ülkeler var. yol yokuş aşağıyken kimin motoru güçlü kimin motoru zayıf çok da belli olmaz. ama 5 sene sonra yol yokuş yukarı döndüğü zaman motoru güçlü olan tırmanır gider, motoru zayıf olanlar yolda kalır. nereden nereye değil mi?
bizim motor 2 yıldır sadece ses çıkartıyor. 1-2 seneye yağ yakmaya başlarız. motoru elimize ne zaman komple alırız bilmiyorum. belki japonya gibi 20 sene yağ yakarak gideriz.
159#44923028 12.08.2014 18:45 ~ 18:53madonnanin yagli zencisi 2
https://eksisozluk.com/akpyi-elestirip-ali-babacani-sevmek--4505072?focusto=54460578
ali babacan laik kesimde diyelim neden popüler?
ana sebep ali babacan'ın sosyal konularda çok da fazla konuşmaması.
burası niye önemli çünkü batı'da sağ sol anlayışı hem ekonomik (keynesyen vs monetarist ya da avusturyacı) hem de siyasal düzlemde (liberal vs muhafazakar) otururken türkiye'de sadece siyasal hatta kimliksel düzeye indirgenmiş durumda.
hal böyle olunca sadece ekonomiden konuşan birisi gayet makul sayılıyor. bunda ali babacan'ın "amerika görmüş" olmasının etkili olduğunu da düşünüyoruz. anglosakson dünyada sağcıların iyi kötü bir liberteryen damarı var.
yan sebep olarak da 17 aralık sürecinde mehmet şimşek ile adının hiç karışmaması. hatta rıza sarraf şikayetçiydi bu durumdan.
gelelim ekonomi meselesine
pragmatik açıdan bakarsak ali babacan'ın varlığı daha doğrusu temsil ettiği şey piyasalara güven veriyor.
şöyle düşünün 5 arkadaş bara gitti ve dönüşte arabaya bindiler. 4'ü zil zurna sarhoş, arabanın içine kusup sağa sola laf atıyorlar. ancak direksiyon koltuğunda ayık eleman duruyorsa bu da birşeydir. ama mevcut durumda sarhoş arkadaşlar direksiyonla oynuyorlar ve şöförü de arabadan atacaklar.
erdoğan londra new york merkezli faiz lobisi diye yiğit bulut'un goygoylarını saçmalarken babacan ve şimşek londra ve new york'ta yabancı yatırımcılara "ya bizimki öyle konuşur" diyordu. çünkü türkiye'nin her sene kısa vadeli açık pozisyonu+cari dengesi kadar para bulması lazım. bu parayı verecek olan da "faiz lobisi".
bizim jenerasyon ebeveynlerinden farklı olarak önce harca sonra tasarruf et modunda takılıyor. ailelerimiz 30 sene çalışıp para biriktirip ev alırken, biz önce evi krediyle alıp 30 sene borç ödüyoruz. hal böyle olunca babacan'ın varlığı bireysel bazda da fayda sağlıyor
daha teorik takılmak gerekirse..
2001 krizinden sonra kemal derviş 1 sene içerisinde tonla yapısal reform yaptı. bütçe yasası değişti, bankacılık reformu yapıldı, piyasaları düzenleyen ve denetleyen özerk kurumlar kuruldu vs vs
derviş'in "güçlü ekonomiye geçiş programı"na 2007-2008'e kadar büyük oranda uyuldu. o saate kadar akp'yi ekonomik olarak "iyi iş yapıyorlar ama şuralar daha iyi olabilirdi ve uzun vadeli yapacak işler de var" tadındaydı.
peki ondan sonra ne sıkıntı başladı?
1) derviş'in programı 2001'e tepkiydi ve enflasyon %95'lerden %30'a indi. ancak onun yerine çok da düzgün bir program koyulmadı. 2023'te 500 milyar dolar ihracat yapacağız demek politika değil, hedeftir. nasıl yapacağın politikadır.
2) ekonomiyi bir üst seviyeye çıkarmanın yolu sadece merkez bankası'ndan ya da ekonomi bakanlığı'ndan geçmiyor. eğitim sistemini merkez bankası mı modernize edecek. ya da hukuk sistemini ekonomi bakanlığı mı düzeltecek?
ya da daha popüler bir örnek vereyim. akp'nin ortadoğu açılımı ilk başlarda oldukça mantıklıydı. avrupa pazarından yaşanan ihracat kaybı ortadoğu'dan telafi edildi. ancak bugün ortadoğu'ya mal satayım desen ya gemiyle israil'e taşıyacaksın ya da tırlar iran üzerinden basra'ya inecek çünkü başka yol yok. ırak suriye lübnan karışık, mısır'la aran köt0, kuzey kıbrıs'ı dünya tanımıyor, güney kıbrıs afedersin rum yönetimi'ni sen tanımıyorsun.
3) derviş döneminde yapılan reformlarda da geriye dönüş oldu. merkez bankası'nın erdoğan korkusuyla para arzını yönettiği, spk'nın efkan ala'nın talimatıyla adam fişlediği, bankaların hortumlanmasını engelleyen yasaların gevşetildiği bir ülkedeyiz.
4) 2004'te 2005'te ertelenebilecek şeyler ertelenemez hale geldi. mesela türkiye'deki vergi sistemini basit, adil, gelir vergisine dayanan bir hale sokmak artık ertelenebilecek birşey değil. sen benzine abandıkça 10 numara yağcılar, kaçak benzinciler artıyor. ya da kadınların işgücüne katılımını artık dert edinmemiz lazım.
peki tüm bu muhabbetlerin sokaktaki vatandaşa etkisi ne?
gözle görülür etki olarak dövizin faizin oynaması da asıl olay başka.
basit bir örnek.
6 yıl önce türkiye'nin kişi başına düşen geliri 10350 dolarken, bugün 10800 dolar. ekonomimiz patinaj atıyor. ya da eskiden %6'lık büyümeye burun kıvırırken şimdi %3 büyüsek yarab şükür diyeceğiz. keza işsizlik 9-11 arasında dolaşıyor.
2002-2008 arasında büyüme ile cari denge daha alakasız giderken, şimdi büyüme mi cari denge mi diye trade-off yapmak zorunda kalıyoruz. dışardan metal, makina ve enerji ithal edip ufak katma değerle ihracat yapınca kalıyorsun çünkü. hatta son 2 yıldır hem büyüme güdük hem de cari denge hala abuk.
ıkinci nokta da akp'nin ekonomi politikası overrated. ülke içi karşılaştırma yapacaksak 12 yıllık ortalama büyümemiz 1923'ten 2002'ye kadar ortalama büyüme ile aynı seviyede şu an.
ya da 2003'ten bu yana brezilya'nın da ekonomisi hayvan gibi büyüdü. hatta kişi başına düşen gelirleri bizden daha düşükte şimdi daha yüksek. amerikan merkez bankası piyasaya para pompalarken eksikler yanlışlar çok belli olmuyordu. sallıyorum gelişmekte olan ülkeler 6 büyürken, biz 5 büyüyorduk. ancak ortam kötüleştikçe bu eksikler daha çok belli oluyor.
bunu da şöyle bir anekdotla anlatayım. sene 2006. boğaziçi üniversitesi işletme ve ekonomi kulübü ilk defa ekonomi zirvesi düzenliyor. konuşmacılardan biri de yiğit bulut. o zamanlar ben de yiğit bulut da ulusalcıyız:)
yiğit bulut şu örneği vermişti..10 şeritli bir yol düşünün. bu yolda türkiye var brezilya var şili var bütün gelişmekte olan ülkeler var. yol yokuş aşağıyken kimin motoru güçlü kimin motoru zayıf çok da belli olmaz. ama 5 sene sonra yol yokuş yukarı döndüğü zaman motoru güçlü olan tırmanır gider, motoru zayıf olanlar yolda kalır. nereden nereye değil mi?
bizim motor 2 yıldır sadece ses çıkartıyor. 1-2 seneye yağ yakmaya başlarız. motoru elimize ne zaman komple alırız bilmiyorum. belki japonya gibi 20 sene yağ yakarak gideriz.
159#44923028 12.08.2014 18:45 ~ 18:53madonnanin yagli zencisi 2
https://eksisozluk.com/akpyi-elestirip-ali-babacani-sevmek--4505072?focusto=54460578
Bitti bitiyor güzelim yaz.Şimdiden sabah uyanırken bi şöyle hafif ürperme olmuyor değil.Camı mı kapatsam ne yapsam bi soğukluk mu geliyor, geliyor galiba.Memurlar tekrar kravata dönecek bi de o problem var.Hadi hayırlısı hakkımızda.Üzülüyor insan üzülüyor işte.
(bkz: bu bi dramdır )
(bkz: bu bi dramdır )
artık çirkefliğin değil kalitenin yarışacağı maçlar olacaktır. nani robin van persie'ye paslar verecek, sneijder podolski'ye asistler yapacaktır. güzel mi güzel derbi olacaktır.
bir şeylere ayak uydurma zorunluluğu
tık tık instagramıydı, facebooktu,twitterdı,swarmdı ...
gösteriş meraklılığı
boş ilişkiler,boş beyinler
kendini kanıtlama çabası bi ton deli saçması işte.
tık tık instagramıydı, facebooktu,twitterdı,swarmdı ...
gösteriş meraklılığı
boş ilişkiler,boş beyinler
kendini kanıtlama çabası bi ton deli saçması işte.
geçici seçim hükümetinde yer alan bakanların kadrolaşmasını engellemek amacıyla atamaların durdurulduğuna dair başbakanlık genelgesi resmi gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
www.resmigazete.gov.tr
www.resmigazete.gov.tr
toplumuzun "dokunulmaz" gerçeğidir. duvarda asılı kalmıştır ve kalmaya devam etmektedir.Sadece asıyoruz oraya evde var bakın biz müslümanız diye.Ama içini açıp okumak bi yana o süslü kabından çıkarmıyoruz bile.
bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insandır.
Not: Belki de benimdir.
Not: Belki de benimdir.
Ak Parti ile Saadet 'büyük olasılık'la ittifak yapacak
Kulislerde Ak Parti ile SP arasında ittifak iddiası hakkında 'büyük olasılık' deniliyor. İki parti arasında örtülü temaslar sürerken SP'nin önereceği 3 ila 5 isme vekillik verilmesi de gündemde.
http://www.memurlar.net/common/news/images/534154/headline.jpg
Başbakan ve Ak Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mustafa Kamalak'tan gelen karşılıklı ılımlı 'ittifak' mesajlarının ardından siyasi kulislerde 1 Kasım seçiminde Ak Parti ile Saadet Partisi'nin işbirliği yapıp yapmayacağı konuşulmaya başlandı. İki parti arasında örtülü temasların yürütüldüğü, ittifakın kurulmasının 'büyük olasılık' olduğu ifade ediliyor.
Ak Parti, ilk kez bir seçimlere 'ittifak' ile girmeyi gündemine aldı. 2002'den bu yana tek başına iktidarını koruyan ancak 7 Haziran seçimlerinde 4 partili Meclis'in oluşmasıyla tek başına iktidar olamayan Ak Parti, Saadet Partisi ile ittifakı gündemine aldı.
Önce 'bütünleşme' teklifi
Daha önceki hiçbir seçimde ittifakı gündemine almayan ancak daha önce Genel Başkanlığını Numan Kurtulmuş'un yaptığı HAS Parti'yi bünyesine katan Ak Parti'nin gündeminde bu sefer de Saadet Partisi var. Ak Parti'den bazı isimlerin Saadet ile temasta olduğu ve Saadet'e öncelik olarak 'aynı gelenekten gelindiği için'; 'Ak Parti ile bütünleşme' teklifi gideceği kaydedildi. Bunun Saadet Partisi tarafından uygun bulunmaması halinde ise ittifak gündeme gelecek. Saadet Partisi'nin önereceği 3 ila 5 isme seçilebilecek yerden milletvekilliği verilmesi gündemde.
İttifakın netleşmesi durumunda; İstanbul, Ankara, Konya gibi illerde AK Parti listelerinde Saadet Partili ve Milli Görüş geleneğinden gelen isimler yer alacak. Şu ana kadar yapılan görüşmelerin sadece nabız yoklama amaçlı olduğu da ifade ediliyor. İki partinin listelerin YSK'ya teslim edileceği 18 Eylül'e kadar görüşmelerini tamamlaması gerekiyor.
İki lider de olumlu
Ak Parti cephesinde Başbakan Davutoğlu, SP ile seçim ittifakı yapılıp yapmayacağına ilişkin bir soru üzerine, "Partilerin birleşmek suretiyle, daha az siyasi partinin olduğu, daha içerikli siyasetin geliştirildiği, bir siyaset daha doğru. Bir gün eğer Türkiye 3 ana akımın öncülüğünde siyaset yaparsa istikrar sağlanır. Her parti ile işbirliği, görüşme zemini olduğu kanaatindeyim. Netice alınır mı onu söylemek erken" demişti.
Saadet Partisi lideri Kamalak da, "Ev yanarken itfaiye görevlisinin düşüncesi, fikri, zikri sorulmaz. Ak Parti ile değil herhangi bir parti ile bir araya gelmek insanlarımızın sıkıntısını gidermede faydalı olacaksa, niye görüşme olmasın" diyerek kapıyı kapatmamıştı.
milliyet.com.tr
Kulislerde Ak Parti ile SP arasında ittifak iddiası hakkında 'büyük olasılık' deniliyor. İki parti arasında örtülü temaslar sürerken SP'nin önereceği 3 ila 5 isme vekillik verilmesi de gündemde.
http://www.memurlar.net/common/news/images/534154/headline.jpg
Başbakan ve Ak Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mustafa Kamalak'tan gelen karşılıklı ılımlı 'ittifak' mesajlarının ardından siyasi kulislerde 1 Kasım seçiminde Ak Parti ile Saadet Partisi'nin işbirliği yapıp yapmayacağı konuşulmaya başlandı. İki parti arasında örtülü temasların yürütüldüğü, ittifakın kurulmasının 'büyük olasılık' olduğu ifade ediliyor.
Ak Parti, ilk kez bir seçimlere 'ittifak' ile girmeyi gündemine aldı. 2002'den bu yana tek başına iktidarını koruyan ancak 7 Haziran seçimlerinde 4 partili Meclis'in oluşmasıyla tek başına iktidar olamayan Ak Parti, Saadet Partisi ile ittifakı gündemine aldı.
Önce 'bütünleşme' teklifi
Daha önceki hiçbir seçimde ittifakı gündemine almayan ancak daha önce Genel Başkanlığını Numan Kurtulmuş'un yaptığı HAS Parti'yi bünyesine katan Ak Parti'nin gündeminde bu sefer de Saadet Partisi var. Ak Parti'den bazı isimlerin Saadet ile temasta olduğu ve Saadet'e öncelik olarak 'aynı gelenekten gelindiği için'; 'Ak Parti ile bütünleşme' teklifi gideceği kaydedildi. Bunun Saadet Partisi tarafından uygun bulunmaması halinde ise ittifak gündeme gelecek. Saadet Partisi'nin önereceği 3 ila 5 isme seçilebilecek yerden milletvekilliği verilmesi gündemde.
İttifakın netleşmesi durumunda; İstanbul, Ankara, Konya gibi illerde AK Parti listelerinde Saadet Partili ve Milli Görüş geleneğinden gelen isimler yer alacak. Şu ana kadar yapılan görüşmelerin sadece nabız yoklama amaçlı olduğu da ifade ediliyor. İki partinin listelerin YSK'ya teslim edileceği 18 Eylül'e kadar görüşmelerini tamamlaması gerekiyor.
İki lider de olumlu
Ak Parti cephesinde Başbakan Davutoğlu, SP ile seçim ittifakı yapılıp yapmayacağına ilişkin bir soru üzerine, "Partilerin birleşmek suretiyle, daha az siyasi partinin olduğu, daha içerikli siyasetin geliştirildiği, bir siyaset daha doğru. Bir gün eğer Türkiye 3 ana akımın öncülüğünde siyaset yaparsa istikrar sağlanır. Her parti ile işbirliği, görüşme zemini olduğu kanaatindeyim. Netice alınır mı onu söylemek erken" demişti.
Saadet Partisi lideri Kamalak da, "Ev yanarken itfaiye görevlisinin düşüncesi, fikri, zikri sorulmaz. Ak Parti ile değil herhangi bir parti ile bir araya gelmek insanlarımızın sıkıntısını gidermede faydalı olacaksa, niye görüşme olmasın" diyerek kapıyı kapatmamıştı.
milliyet.com.tr
kızmak geçiyor.ben çok kızdım. iki bardak kırdım olmadı kafamı duvarlara vurdum.kimseye zarar veremedim, kendimden buldum.oturdum sakinleştim.
ama
kırıldım hala kırgınım ve ciddi manada düzeltilmeyene kadar da böyle kalacağım.
ama
kırıldım hala kırgınım ve ciddi manada düzeltilmeyene kadar da böyle kalacağım.
Geçici Bakanlar Kurulu açıklandı
7 Haziran seçimleri sonrasında bir koalisyon hükümeti kurulmadığı için, Anayasa'nın 116. Maddesi gereğince kurulmak zorunda olunan geçici Bakanlar Kurulu kabinesi açıklandı.
Cumhurbaşkanı RECEP TAYYİP ERDOĞAN ile Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki seçim hükümeti görüşmesi sona erdi. Görüşme 1 saat 10 dakika sürdü. Erdoğan, Davutoğlu'nun kabine listesini onayladı.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşme sonrası, Geçici Bakanlar Kurulu listesini açıkladı. Buna göre Ahmet Davutoğlu'nun Başbakanlığında 1 Kasım'da yapılacak seçime kadar görevde kalacak yeni kabine şöyle;
Başbakan: (gbkz:Ahmet Davutoğlu)
Başbakan Yardımcısı: Yalçın Akdoğan
Başbakan Yardımcısı: Numan Kurtulmuş
Başbakan Yardımcısı: Cevdet Yılmaz
Başbakan Yardımcısı: Yıldırım Tuğrul Türkeş
Adalet Bakanı: Kenan İpek
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı: Ayşen Gürcan
Avrupa Birliği Bakanı : Ali Haydar Konca
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Fikri Işık
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Ahmet Erdem
Çevre ve Şehircilik Bakanı: İdris Güllüce
Dışişleri Bakanı: Feridun Sinirlioğlu
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı: Kudbettin Arzu
İçişleri Bakanı: Selami Altınok
Ekonomi Bakanı: Nihat Zeybekçi
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Ali Rıza Alaboyun
Gençlik ve Spor Bakanı: Akif Çağtay Kılıç
Gümrük ve Ticaret Bakanı: Cenap Aşçı
Kalkınma Bakanı: Müslüm Doğan
Kültür ve Turizm Bakanı: Yalçın Topçu
Maliye Bakanı: Mehmet Şimşek
Milli Eğitim Bakanı: Nabi Avcı
Milli Savunma Bakanı: Vecdi Gönül
Orman ve Su İşleri Bakanı: Veysel Eroğlu
Sağlık Bakanı: Mehmet Müezzinoğlu
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı: Feridun Bilgin
Davutoğlu, yeni kabinenin ülkeye ve millete hayırlı olmasını diledi,"Allah utandırmasın" dedi.
http://www.memurlar.net/haber/533736/
7 Haziran seçimleri sonrasında bir koalisyon hükümeti kurulmadığı için, Anayasa'nın 116. Maddesi gereğince kurulmak zorunda olunan geçici Bakanlar Kurulu kabinesi açıklandı.
Cumhurbaşkanı RECEP TAYYİP ERDOĞAN ile Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki seçim hükümeti görüşmesi sona erdi. Görüşme 1 saat 10 dakika sürdü. Erdoğan, Davutoğlu'nun kabine listesini onayladı.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşme sonrası, Geçici Bakanlar Kurulu listesini açıkladı. Buna göre Ahmet Davutoğlu'nun Başbakanlığında 1 Kasım'da yapılacak seçime kadar görevde kalacak yeni kabine şöyle;
Başbakan: (gbkz:Ahmet Davutoğlu)
Başbakan Yardımcısı: Yalçın Akdoğan
Başbakan Yardımcısı: Numan Kurtulmuş
Başbakan Yardımcısı: Cevdet Yılmaz
Başbakan Yardımcısı: Yıldırım Tuğrul Türkeş
Adalet Bakanı: Kenan İpek
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı: Ayşen Gürcan
Avrupa Birliği Bakanı : Ali Haydar Konca
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Fikri Işık
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Ahmet Erdem
Çevre ve Şehircilik Bakanı: İdris Güllüce
Dışişleri Bakanı: Feridun Sinirlioğlu
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı: Kudbettin Arzu
İçişleri Bakanı: Selami Altınok
Ekonomi Bakanı: Nihat Zeybekçi
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Ali Rıza Alaboyun
Gençlik ve Spor Bakanı: Akif Çağtay Kılıç
Gümrük ve Ticaret Bakanı: Cenap Aşçı
Kalkınma Bakanı: Müslüm Doğan
Kültür ve Turizm Bakanı: Yalçın Topçu
Maliye Bakanı: Mehmet Şimşek
Milli Eğitim Bakanı: Nabi Avcı
Milli Savunma Bakanı: Vecdi Gönül
Orman ve Su İşleri Bakanı: Veysel Eroğlu
Sağlık Bakanı: Mehmet Müezzinoğlu
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı: Feridun Bilgin
Davutoğlu, yeni kabinenin ülkeye ve millete hayırlı olmasını diledi,"Allah utandırmasın" dedi.
http://www.memurlar.net/haber/533736/
geçici seçim hükümetinde içişleri bakanı olmuştur.
(gbkz: 28 ağustos 2015 seçim hükümetinin açıklanması)
(gbkz: 28 ağustos 2015 seçim hükümetinin açıklanması)
Eski devlet tiyatro sanatçısı.
beklenen olmuş ve politik görüşleri yüzünden istanbul şehir tiyatrolarından ihraç edilmiştir. buna şaşırmadım. benim merak ettiğim kameralar önündeyken 'her zaman senin yanındayız tarzı açıklamalar yaparak kişisel şovunu yapan şehir tiyatroları genel sanat yönetmeni sayın(!) (gbkz:erhan yazıcıoğlu) da istifa edecek mi, yoksa burada değiştirilecek çok şey var tarzı bir açıklama yaparak hiçbirşey yapmamaya devam mı edecek. bence yanıt: (gbkz:koltuk sevdası)
Ayrıca
1-levent üzümcü devlet memurluğunu neden bu kadar önemsiyor.önemli olan devlet memurluğu değil görüşüne saygı duyulmaması mı?
2-bunlar memur olduklarına göre ne kadar maaş alıyorlardır ki tiyatrodan hadi 5.000,00 tl olsun zaten diziden diziye atlıyorlar bi bölümde çıkarıyorlar parayı.
3-madem bu adamı kovdular çalışma arakadaşları neden siyasetçi gibi davranıyorlar. (kınıyoruz diye) neden istifa etmiyorlar?
5-son olarak işten kovulan bir kişinin durumu şehit olan bir askerden, kurulamayan hükümetten, dişleri dağılan aksaray esnafından nasıl daha önem arz ediyor biz popüler kültür malzemeleri için?
beklenen olmuş ve politik görüşleri yüzünden istanbul şehir tiyatrolarından ihraç edilmiştir. buna şaşırmadım. benim merak ettiğim kameralar önündeyken 'her zaman senin yanındayız tarzı açıklamalar yaparak kişisel şovunu yapan şehir tiyatroları genel sanat yönetmeni sayın(!) (gbkz:erhan yazıcıoğlu) da istifa edecek mi, yoksa burada değiştirilecek çok şey var tarzı bir açıklama yaparak hiçbirşey yapmamaya devam mı edecek. bence yanıt: (gbkz:koltuk sevdası)
Ayrıca
1-levent üzümcü devlet memurluğunu neden bu kadar önemsiyor.önemli olan devlet memurluğu değil görüşüne saygı duyulmaması mı?
2-bunlar memur olduklarına göre ne kadar maaş alıyorlardır ki tiyatrodan hadi 5.000,00 tl olsun zaten diziden diziye atlıyorlar bi bölümde çıkarıyorlar parayı.
3-madem bu adamı kovdular çalışma arakadaşları neden siyasetçi gibi davranıyorlar. (kınıyoruz diye) neden istifa etmiyorlar?
5-son olarak işten kovulan bir kişinin durumu şehit olan bir askerden, kurulamayan hükümetten, dişleri dağılan aksaray esnafından nasıl daha önem arz ediyor biz popüler kültür malzemeleri için?
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?