15.200 personelin açığa alındığı bilgisi sızdırılmış olup yarın sabah il ve ilçe memlerde kararnamelerin sisteme düşüp tüm günün hatta haftaların eğitim camiası içinde vazgeçilmez gündem maddesi olmaya aday temizliktir.
yarın ola hayrola..
yarın ola hayrola..
Geçmiş oldun sözlük, umarım bir daha yaşanmaz dedirten durumdur
Ay ben şurdan şuraya gitmiyorum. Düzce benim için yurt dışı.
(bkz: asosyal insan)
(bkz: asosyal insan)
Polonya ve Ukrayna sınırları içinde bulunan tarihi bir bölge.
Spor Toto Süper Lig'in bitimine haftalar kala üçlü averaj ihtimali gündeme geldi. Galatasaray, Başakşehir ve Fenerbahçe takımlar arasında oluşabilecek aynı puan sıralaması sonrasında üçlü averaj sistemi devreye girecek.
''b) Aynı puana sahip takım sayısı üç veya daha fazla ise;
I. Bu takımların birbirleriye oynadıkları müsabaka sonuçlarına göre yapılan puan cetveli ile kesin sonuç belirlenir. (Puan cetvelinde eşit puanlı iki veya daha fazla takım arasında oynanan müsabaka sonuçlarına tekrar bakılmaz.)
II. Önce bu puan cetvelinde takımlar arasında puan üstünlüğüne bakılır.
III. Puan cetvelinde puan eşitliği varsa I. bentte belirtilen puan cetvelindeki gol averajına bakılır. (Bu müsabakalarda atılan gollerde eşitlik varsa, deplasmanda fazla gol atan takım üstün sayılmaz.)
IV. Gol averajı da eşit ise daha fazla gol atan takıma bakılır.
V. Bütün bu şartlara rağmen takımların puanları ile attıkları ve yedikleri gol sayıları eşit ise genel puan cetvelindeki averaja bakılır.
VI. Genel puan cetvelindeki averajlar eşit ise daha fazla gol atmış olan takım üstün sayılır.
VII. Yukarıdaki bu şartlara rağmen eşitlik devam ediyorsa hükmen yenilgisi olmayan takım üstün sayılır.''
''b) Aynı puana sahip takım sayısı üç veya daha fazla ise;
I. Bu takımların birbirleriye oynadıkları müsabaka sonuçlarına göre yapılan puan cetveli ile kesin sonuç belirlenir. (Puan cetvelinde eşit puanlı iki veya daha fazla takım arasında oynanan müsabaka sonuçlarına tekrar bakılmaz.)
II. Önce bu puan cetvelinde takımlar arasında puan üstünlüğüne bakılır.
III. Puan cetvelinde puan eşitliği varsa I. bentte belirtilen puan cetvelindeki gol averajına bakılır. (Bu müsabakalarda atılan gollerde eşitlik varsa, deplasmanda fazla gol atan takım üstün sayılmaz.)
IV. Gol averajı da eşit ise daha fazla gol atan takıma bakılır.
V. Bütün bu şartlara rağmen takımların puanları ile attıkları ve yedikleri gol sayıları eşit ise genel puan cetvelindeki averaja bakılır.
VI. Genel puan cetvelindeki averajlar eşit ise daha fazla gol atmış olan takım üstün sayılır.
VII. Yukarıdaki bu şartlara rağmen eşitlik devam ediyorsa hükmen yenilgisi olmayan takım üstün sayılır.''
Ankara ile İsrail arasında bizim gözlemlediğimiz, bize gösterilen bir gerilim var. Hatta bu gerilim sonucunda saadet partisi önceliğinde ak parti tabanının desteğiyle bir miting düzenlendi yenikapıda.
Bize gösterilen ve bizim rahatsız olduğum bu olaylar gerçekleşirken hükümet ve israil yetkilileri kum konusunda anlaşmaya varmış. Daha önce de su almışlardı. Ne zaman bi problem çıksa bu adamlar bizden bir şeyler alıyorlar.
garip geliyor sayıp sövdükten sonra ticaret yapmak. Profesyonellik diyeceğim ama demeyeyim.
tık tık
Bize gösterilen ve bizim rahatsız olduğum bu olaylar gerçekleşirken hükümet ve israil yetkilileri kum konusunda anlaşmaya varmış. Daha önce de su almışlardı. Ne zaman bi problem çıksa bu adamlar bizden bir şeyler alıyorlar.
garip geliyor sayıp sövdükten sonra ticaret yapmak. Profesyonellik diyeceğim ama demeyeyim.
tık tık
İlkesiz mücadele ve savaşın önünü açan söz.
Bir uygulama. Telefonunuzun rehberini yedekliyor.
Önce google playden indiriyoruz. İndirdikten sonra rehberi yedekliyoruz. V card şeklinde yedekliyor ayrıca Excel e atıyor oradan mailinize de yedekleyebiliyorsunuz.
Telefonunuz çalındı diyelim Yen'i telefon mu aldınız bu uygulamayı indirip rehberi geri yükleyebiliyorsunuz.
Önce google playden indiriyoruz. İndirdikten sonra rehberi yedekliyoruz. V card şeklinde yedekliyor ayrıca Excel e atıyor oradan mailinize de yedekleyebiliyorsunuz.
Telefonunuz çalındı diyelim Yen'i telefon mu aldınız bu uygulamayı indirip rehberi geri yükleyebiliyorsunuz.
şimdi efendim biliyorsunuz kendisi pek bir ikiyüzlü.
geçmiş söylemlerini bir tarafa bırakırsak;
1) halkçılıkla başlayalım, bildiğiniz üzere her vatandaşın eşit olmasıdır. sayın başbakan da herkesin hakkına saygılı biridir. kendisine veya yakınındakilere hiçbir zaman kanun önünde normal dışı muamele yaptırmaz. ortaya çıkarılmış suçların üstünü örtmez. ne çalar ne çaldırır. ne olmuş yani bir gemicik'i varsa oğlunun çal(ış)ın sizin de olur. olmadı başbakan olun.
2) cumhuriyetçilik ilkesiyle geldi zaten başa bu sebeple şimdilik bunla ilgili bir sıkıntısı olacağını düşünmüyorum. cb'lik kesmez de "ille de padişah olacam, bilal oğlan şehzade olmak istıyor, çok mağdurum valla" diyene kadar bir sıkıntı yok.
3) devletçilik: devletçilik zaten gelip geçici bir dönem ilkesiydi. onu atlayalım. zaten fazlasıyla liberaller.
4) milliyetçilik: eskiden pek milliyetçi takılmasa da seçime yakın bir milliyetçilik damarı tuttu. seçim uzatmalara gitse kafatası ölçmeye giderdi garanti. bu ilkeyi de bünyesi kabul etti.
5) laiklik: kendisi zaten laik biridir. mısır'da laikliği öve öve bitirememiştir. hatırlarsınız sanırım.
6) inkılapçılık: gazi mustafa kemal adını ağzından düşürmez ve muasır medeniyetler seviyesine duble yo, yht, atal vs emin adımlarla ilerliyor.
bu kadar şeyi boş yere yazdım maksat vakit geçsin, adam zaten milletvekili, milletvekili yemini ile cb yemini arasında zaten pek bir fark yok ki zaten kaç defa etti yemini, gördük ki fazlasıyla da bağlı yine eder merak etmeyin. sevmese eder, malumunuz papaz elbisesi dahi giyerim demiş birinden bahsediyoruz. böyle acayip acayip başlıklar açmayın. elim yoruldu yazana kadar.
geçmiş söylemlerini bir tarafa bırakırsak;
1) halkçılıkla başlayalım, bildiğiniz üzere her vatandaşın eşit olmasıdır. sayın başbakan da herkesin hakkına saygılı biridir. kendisine veya yakınındakilere hiçbir zaman kanun önünde normal dışı muamele yaptırmaz. ortaya çıkarılmış suçların üstünü örtmez. ne çalar ne çaldırır. ne olmuş yani bir gemicik'i varsa oğlunun çal(ış)ın sizin de olur. olmadı başbakan olun.
2) cumhuriyetçilik ilkesiyle geldi zaten başa bu sebeple şimdilik bunla ilgili bir sıkıntısı olacağını düşünmüyorum. cb'lik kesmez de "ille de padişah olacam, bilal oğlan şehzade olmak istıyor, çok mağdurum valla" diyene kadar bir sıkıntı yok.
3) devletçilik: devletçilik zaten gelip geçici bir dönem ilkesiydi. onu atlayalım. zaten fazlasıyla liberaller.
4) milliyetçilik: eskiden pek milliyetçi takılmasa da seçime yakın bir milliyetçilik damarı tuttu. seçim uzatmalara gitse kafatası ölçmeye giderdi garanti. bu ilkeyi de bünyesi kabul etti.
5) laiklik: kendisi zaten laik biridir. mısır'da laikliği öve öve bitirememiştir. hatırlarsınız sanırım.
6) inkılapçılık: gazi mustafa kemal adını ağzından düşürmez ve muasır medeniyetler seviyesine duble yo, yht, atal vs emin adımlarla ilerliyor.
bu kadar şeyi boş yere yazdım maksat vakit geçsin, adam zaten milletvekili, milletvekili yemini ile cb yemini arasında zaten pek bir fark yok ki zaten kaç defa etti yemini, gördük ki fazlasıyla da bağlı yine eder merak etmeyin. sevmese eder, malumunuz papaz elbisesi dahi giyerim demiş birinden bahsediyoruz. böyle acayip acayip başlıklar açmayın. elim yoruldu yazana kadar.
buz gibi suyun adresi, çocukluk anılarının simgesidir. musluğa göre daha bir zahmetli olsa da, keyiflidir.
Hastane enfeksiyonu nasıl yayılıyor çok güzel video.
işin başı sonu temizlik temizlik temizlik.
işin başı sonu temizlik temizlik temizlik.
Henüz basılmayandır.
açılışta püskevit de dağıtacaklar mı acaba ? (^^)
sanayi devriminden sonra tüm dünyayı londra-washington hattı üzerinden finansal ve politik kontrole kalkışan, -britanya, hollanda kraliyetleri en bilinenleri olmak üzere- çoğunlukla avrupa monarşileri ve bankerlerden (bkz: rothschild) oluşan zümre.
Kan ter içerisinde kaldığım bir sabah sporunun ardından eve gidiş yolu baya uzun görünmüş ve bir bankta dinlenmek için oturmuştum. Sabahın vehameti bütün solgun yaprakların üstünü örtüyor ve gelen misafiri ağırlarcasına heyecanlı bir rüzgar bırakıyordu yüzüme. Kıyıya vuran dalganın geri dönüşünü izlemekten yorgun düşmüş bir çocuğa dikildi gözlerim. Üstünde yeşil bir hırka ve beyaz bir tişört , altında kahverengi pantolon ve yarısı yırtık bir spor ayakkabı ile oturuyordu sahilde.
Arkasındaki bankın boş olduğundan habersizdi herhalde. Yere oturmasının başka bir açıklaması olamazdı lakin hava soğuktu. Çocuk yorgun haliyle bir defa esnedi önce ,sonra yerde duran poşeti açtı içinden kuru bir ekmek ile bir domates çıkarttı başladı ulu orta savurmaya kahkahalarını. Kendi kendine durmadan gülüyor bir yandan elindekileri yerken yoldan geçenlere aldırmıyor ve havanın soğukluğu bile kahkahaya engel olamıyordu. Nedendi bu gülüş ? Komik olan neydi ?
Kalktım banktan ,evime doğru yola koyuldum. Hava iyice soğuğunu hissettiriyordu. Üstümdeki kalın hırkaya rağmen iliklerime kadar üşümenin verdiği buruk bir ifadeyi yüzüme takıp eve girmiştim.
Aklımda çocuğun kahkahası var diyemeyeceğim, çoktan aklımdan uçup gitmişti çocuk. Isınmak için kalorifere yasladım kendimi, elimde bir bardak kahve ile yazmaya hazırlandığım kitap için araştırmaya koyuldum.
Uzun araştırmalar sonucunda bulamadığım şeyi çöpe atıp kendime yeni şeyler bulamama konusunda cesaret veriyordum. Akşama doğru hava iyice soğumaya başlamış ve çocuk nihayet aklıma takılmıştı. Neredeydi acaba ? Neden gülümsüyordu o kadar ? Kahkahasının sebebi neydi ? Benim bunca yıl uğraşıp yapamadığım şeyi bulamadığım mutluluğu kuru ekmek ve domateste bulması haksızlık olmaz mıydı bana? Ölümüme yaklaştığımı hissettim. Hemen ölmek için yatağa girdim ve dirilmek için Allah'a ellerimi açtığımda bir neden bulamadığımı fark ettim. Tekrar dirilmem için bir sebep yoktu sanki , ne diye yalvaracaktım peki? Neden isteyecektim dirilmeyi? Sen en iyisini bilirsin deyip yavaş yavaş ölüme doğru gözlerimin kapanışına bıraktım kendimi.
Sabah saat 7:00 da çalan lanet bir alarm sesi ile dirilişimin hiç bu kadar kötü karşılanacağını bilmiyordum kendim tarafından. Beş dakika daha ölmek için yalvaracağım kimsenin olmadığını fark edince alarm sesine bıraktım kendimi. Sabah sporunu yapmak için dün gittiğim yere tekrar gittim. Çocuk hala oradaydı , yanindaki poşetten yoksun ve yüzüne vuran yağmuru ah sesi ile dağıtmaya çalışarak oturuyordu dün oturduğu yerde. Dikkatimi iyice cezbetti ve birden çocuğun yanında buldum kendimi...
Devami birkaç gün sonra huzurlarınızda...
Arkasındaki bankın boş olduğundan habersizdi herhalde. Yere oturmasının başka bir açıklaması olamazdı lakin hava soğuktu. Çocuk yorgun haliyle bir defa esnedi önce ,sonra yerde duran poşeti açtı içinden kuru bir ekmek ile bir domates çıkarttı başladı ulu orta savurmaya kahkahalarını. Kendi kendine durmadan gülüyor bir yandan elindekileri yerken yoldan geçenlere aldırmıyor ve havanın soğukluğu bile kahkahaya engel olamıyordu. Nedendi bu gülüş ? Komik olan neydi ?
Kalktım banktan ,evime doğru yola koyuldum. Hava iyice soğuğunu hissettiriyordu. Üstümdeki kalın hırkaya rağmen iliklerime kadar üşümenin verdiği buruk bir ifadeyi yüzüme takıp eve girmiştim.
Aklımda çocuğun kahkahası var diyemeyeceğim, çoktan aklımdan uçup gitmişti çocuk. Isınmak için kalorifere yasladım kendimi, elimde bir bardak kahve ile yazmaya hazırlandığım kitap için araştırmaya koyuldum.
Uzun araştırmalar sonucunda bulamadığım şeyi çöpe atıp kendime yeni şeyler bulamama konusunda cesaret veriyordum. Akşama doğru hava iyice soğumaya başlamış ve çocuk nihayet aklıma takılmıştı. Neredeydi acaba ? Neden gülümsüyordu o kadar ? Kahkahasının sebebi neydi ? Benim bunca yıl uğraşıp yapamadığım şeyi bulamadığım mutluluğu kuru ekmek ve domateste bulması haksızlık olmaz mıydı bana? Ölümüme yaklaştığımı hissettim. Hemen ölmek için yatağa girdim ve dirilmek için Allah'a ellerimi açtığımda bir neden bulamadığımı fark ettim. Tekrar dirilmem için bir sebep yoktu sanki , ne diye yalvaracaktım peki? Neden isteyecektim dirilmeyi? Sen en iyisini bilirsin deyip yavaş yavaş ölüme doğru gözlerimin kapanışına bıraktım kendimi.
Sabah saat 7:00 da çalan lanet bir alarm sesi ile dirilişimin hiç bu kadar kötü karşılanacağını bilmiyordum kendim tarafından. Beş dakika daha ölmek için yalvaracağım kimsenin olmadığını fark edince alarm sesine bıraktım kendimi. Sabah sporunu yapmak için dün gittiğim yere tekrar gittim. Çocuk hala oradaydı , yanindaki poşetten yoksun ve yüzüne vuran yağmuru ah sesi ile dağıtmaya çalışarak oturuyordu dün oturduğu yerde. Dikkatimi iyice cezbetti ve birden çocuğun yanında buldum kendimi...
Devami birkaç gün sonra huzurlarınızda...
meral özçınar eşli tarafından yazılan sinema ve felsefe ilişkisini türk sineması bağlamında ele alan kitap.
1.nesil yazar.hoşgelmiş
gına gelen arkadaştır.
iki zıt arkadaşım var bu şekilde. düşünün ikisininde oy verdiği parti yada düşüncesinin temsili seçimlere girse %1 almayacak partidir. Ancak kutuplaşmadan dolayı partiler bariz.
iki gündür bi tanesine bildiğin siyasi baskı yapıyorum. Düşüncesine zıt şeyler söyleyip duruyorum. Hatta işi o kadar abarttım ki durup durup aynı konuyu anlatıyorum.
En son yoruldu yeter ya dedi. Çok bunaldım.
düşün her gün bu şekilde bakıyorsunuz hayata, davranışlarınız bu şekilde diye söyledim.
Bu gün siyaset adına pek bir şey dönmedi konuşmalarda.
bazen yapmak gerekiyor demek ki!
diğerine de yapmak lazım tabi. Ama az enerji toplayalım sonra.
iki zıt arkadaşım var bu şekilde. düşünün ikisininde oy verdiği parti yada düşüncesinin temsili seçimlere girse %1 almayacak partidir. Ancak kutuplaşmadan dolayı partiler bariz.
iki gündür bi tanesine bildiğin siyasi baskı yapıyorum. Düşüncesine zıt şeyler söyleyip duruyorum. Hatta işi o kadar abarttım ki durup durup aynı konuyu anlatıyorum.
En son yoruldu yeter ya dedi. Çok bunaldım.
düşün her gün bu şekilde bakıyorsunuz hayata, davranışlarınız bu şekilde diye söyledim.
Bu gün siyaset adına pek bir şey dönmedi konuşmalarda.
bazen yapmak gerekiyor demek ki!
diğerine de yapmak lazım tabi. Ama az enerji toplayalım sonra.
Sarp Levendoğlu
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?