Halihazırda İngilizce özrü olan bir milletin çılgınlar gibi dalga geçtiği durum.
He herkes şakıyor, bir tek o adamcağız bilmiyor he...
(bkz: kakafoni) ile sonuçlanır.
Erkek açısından kötü bakmış sayın yazar ama asıl kadın açısından bir felakettir. Para da neymiş kızın ruh hali gittikten sonra.
Kız isteyerek ya da istemeyerek biriyle birlikte olmuş anlaşılan ne o kişi sahip çıkmış ne de kız etrafına söyleyebilmiş ne de kendi çözüm üretememiş. Bu olaya şaşıranların etraflarında hatta en yakınlarında da vardır böyle şeyler ama bir şekilde halledilmiştir. Keşke kızcağız da bu duruma sebep olanı deşifre edebilseydi..şimdi bütün günahı tek başına çekecek...
Kız isteyerek ya da istemeyerek biriyle birlikte olmuş anlaşılan ne o kişi sahip çıkmış ne de kız etrafına söyleyebilmiş ne de kendi çözüm üretememiş. Bu olaya şaşıranların etraflarında hatta en yakınlarında da vardır böyle şeyler ama bir şekilde halledilmiştir. Keşke kızcağız da bu duruma sebep olanı deşifre edebilseydi..şimdi bütün günahı tek başına çekecek...
BU GECE EN HÜZÜNLÜ ŞİİRLERİ YAZABİLİRİM
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: \"Gece yıldızlardaydı
Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler\"
Gökte gece yelinin söylediği türküler
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler
Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım
Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler
Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim
Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler
Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi
Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler
Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar
Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler
Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere
Uzaklarda birinin söylediği türküler
Bakışlarım kovalar onu tellim her yerde
Bakışlar sanki onu bana getirecekler
Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur
Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler
Sesim arar rüzgârı ona ulaşmak için
Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler
Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi
Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler
Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hâlâ sever
Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer
Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım
Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler
Budur bana verdiği acıların en sonu
Sondur bu onun için yazacağım dizeler
Pablo NERUDA
Çeviri : Hilmi YAVUZ
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: \"Gece yıldızlardaydı
Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler\"
Gökte gece yelinin söylediği türküler
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler
Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım
Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler
Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim
Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler
Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi
Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler
Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar
Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler
Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere
Uzaklarda birinin söylediği türküler
Bakışlarım kovalar onu tellim her yerde
Bakışlar sanki onu bana getirecekler
Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur
Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler
Sesim arar rüzgârı ona ulaşmak için
Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler
Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi
Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler
Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hâlâ sever
Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer
Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım
Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler
Budur bana verdiği acıların en sonu
Sondur bu onun için yazacağım dizeler
Pablo NERUDA
Çeviri : Hilmi YAVUZ
Yüz kızartıcı video;
https://www.youtube.com/watch?v=IQ9pGBBgoY4&feature=youtu.be
Zabıtanın mantığı yada zabıtaya öğretilen şu;
Seyyar satıcı görürseniz yakalayın ve çalışmasını engelleyin. Sebep ise vergi kaçakçılığı, haksız rekabet falan filan. Belki bu konuyu uzun uzun yazarım ama bu başlığa değil. Seyyar satıcı başlığına.
Bu seyyar satıcıları kesinlikle doğru bulmuyorum. Devletin bunları bi şekilde engellemesi lazım yada denetim altına alması lazım.
Gelelim ali abiye, yaptığı tepki aşırı olmakla beraber nahoş şeyler yaşamış ve çevresine yaşatımış. Bu kendini kaybetmekle ve 5 arabasının gitmesiyle açıklanabilir. Ancak bu onu haksız yapmaz.
Malı mülkü elinden giden, gidecek olan herkes akşam eve götüreceği ekmeği düşünür. Eğer eline bakan kişiler varsa düşünmek zorundadır. İnsanın içi acıyor 50 lirası kaybolunca bide bu adamı düşünün. Eğer bundan önce 5 arabasını aldılarsa oda ayrı acı katar olaya.
Diğer taraftan zabıta denen devlet memurlarına gelecek olursak;
biz emir kuluyuz kısmı haklı. Ancak emirleri maaş aldıkları devlet değil bunların, emir aldıkları olmayan vicdanda muhasebeleştirilmemiş bir başka vicdansızın emiri.
Amaçları devlette kaçakçılığı engellemekte değil amaçları amirin emri. Küfür edilecek zaman aslına bakarsanız. Sen şuan olan reel piyasa kadar yer altı piyasasına engel olma, sen türkiyenin tüm sınır yerlerinde (trakya kısmen istisna) kaçakçılığa son verme, sen kullanılan o kadar naylon fatura ile mücadele etme sonra bir garibanın 6 arabasını al ve yetmezmiş gibi bide kafasını kır.
Madem adamın daha önce arabasını aldınız sevgili belediyenin evlatları, bu hengame oluştu neden çekilmediniz. Sonra adamı çağırıp keserdiniz cezayı. Bu adamı bu duruma düşürmeye ne hakkınız var. İğreniyorum sizden.
Devlet millet için vardır. Bu millet denen şey türküyle kürdüyle falan değil bu millet dediğiniz şey suçlusuyla, suçsuzuyla, garibanıyla, zenginiyle, orospusuyla, hacısıyla ve sayabileceğim bir sürü sıfatıyla millettir.
Bir garibanın hakkı ve kaçakçılığı bir zenginle eşit olmalı. Bir hacının hakkı ne kadar varsa bir escortun hakkı o kadar olmalı. Sen bu haksızlığı giderme gel adamın kafasını yar.
ZAbıta olarak kendi ailenizin yüzüne nasıl bakacaksınız, eşinize dostunuza belki çocuğunuza bu durumu nasıl anlatacaksınız? Yazıklar olsun, yazıklar olsun.
Not: Bu videoyu çeken ve tepkisini koyan herkese minnettarım. Vicdanı olan insanlar kaldı diye ümitleniyorum.
Zabıtanın mantığı yada zabıtaya öğretilen şu;
Seyyar satıcı görürseniz yakalayın ve çalışmasını engelleyin. Sebep ise vergi kaçakçılığı, haksız rekabet falan filan. Belki bu konuyu uzun uzun yazarım ama bu başlığa değil. Seyyar satıcı başlığına.
Bu seyyar satıcıları kesinlikle doğru bulmuyorum. Devletin bunları bi şekilde engellemesi lazım yada denetim altına alması lazım.
Gelelim ali abiye, yaptığı tepki aşırı olmakla beraber nahoş şeyler yaşamış ve çevresine yaşatımış. Bu kendini kaybetmekle ve 5 arabasının gitmesiyle açıklanabilir. Ancak bu onu haksız yapmaz.
Malı mülkü elinden giden, gidecek olan herkes akşam eve götüreceği ekmeği düşünür. Eğer eline bakan kişiler varsa düşünmek zorundadır. İnsanın içi acıyor 50 lirası kaybolunca bide bu adamı düşünün. Eğer bundan önce 5 arabasını aldılarsa oda ayrı acı katar olaya.
Diğer taraftan zabıta denen devlet memurlarına gelecek olursak;
biz emir kuluyuz kısmı haklı. Ancak emirleri maaş aldıkları devlet değil bunların, emir aldıkları olmayan vicdanda muhasebeleştirilmemiş bir başka vicdansızın emiri.
Amaçları devlette kaçakçılığı engellemekte değil amaçları amirin emri. Küfür edilecek zaman aslına bakarsanız. Sen şuan olan reel piyasa kadar yer altı piyasasına engel olma, sen türkiyenin tüm sınır yerlerinde (trakya kısmen istisna) kaçakçılığa son verme, sen kullanılan o kadar naylon fatura ile mücadele etme sonra bir garibanın 6 arabasını al ve yetmezmiş gibi bide kafasını kır.
Madem adamın daha önce arabasını aldınız sevgili belediyenin evlatları, bu hengame oluştu neden çekilmediniz. Sonra adamı çağırıp keserdiniz cezayı. Bu adamı bu duruma düşürmeye ne hakkınız var. İğreniyorum sizden.
Devlet millet için vardır. Bu millet denen şey türküyle kürdüyle falan değil bu millet dediğiniz şey suçlusuyla, suçsuzuyla, garibanıyla, zenginiyle, orospusuyla, hacısıyla ve sayabileceğim bir sürü sıfatıyla millettir.
Bir garibanın hakkı ve kaçakçılığı bir zenginle eşit olmalı. Bir hacının hakkı ne kadar varsa bir escortun hakkı o kadar olmalı. Sen bu haksızlığı giderme gel adamın kafasını yar.
ZAbıta olarak kendi ailenizin yüzüne nasıl bakacaksınız, eşinize dostunuza belki çocuğunuza bu durumu nasıl anlatacaksınız? Yazıklar olsun, yazıklar olsun.
Not: Bu videoyu çeken ve tepkisini koyan herkese minnettarım. Vicdanı olan insanlar kaldı diye ümitleniyorum.
sabah paçavrasının ilk vukuatı değildir. en muhteşem örneklerinden biri, kabataş saldırısıyla ilgili verdikleri photoshoplu haberdir:
http://www.aktifhaber.com/sabahin-alay-konusu-olan-manseti-yalanlandi-1135934h.htm
peki bu bir hata mıdır? tabii ki değil. 'hata' dediğimiz şey, içinde kasıt barındırmayan bir durumdur. gerek şimdi, gerekse de geçmişte yaptıkları örneklerin tamamında, bilerek, isteyerek ve hatta özene bezene yapılmış operasyonlardır. gerçi son derece amatörce olsalar da, sonuç değişmiyor. zira, haber alma kaynağı olarak, sabah ve avanesi gibi kaynakları kullananlar için yeterli algı oluşturulmuş oluyor. zira halkın önemli bir kısmı, bu tip mecralarda yayınlanan içeriklerin doğruluğunu başka bir kaynaktan kontrol etme gereği hissetmiyorlar (ne diyorduk bu duruma? dilimin ucunda ama... hah mankurtlaşmaktı sanırım bunun adı.).
üstteki entryde okuyunca aklıma geldi. misal gezi olaylarında da, neredeyse bire bir örnekler yaşanmıştı.
kontrol ettikleri medya aracılığıyla, kabataş'ta başörtülü bir kadına, yarı çıplak biçimde dolaşan yaklaşık 150 kişinin saldırıp üzerine işediklerini de bıkmadan usanmadan ve utanmadan aylar boyunca iddia etmiş ve verdiğim linkteki örnekte görüldüğü gibi, sahte haberlerle bunu ispatlamaya çalışmışlardı.
camide içki içildiğini söylemişlerdi. bereket versin, caminin imamı böyle bir şey olmadığını söylemişti. ha ama ne olmuştu devamında. imam bu dürüstlüğünün ödülünü, sürülerek almıştı.
tabii o dönemde, yaşananları havuz medyasından ve cemaat medyasından (o dönemde ayrışmalar ufaktan başlasa da henüz kopuş olmamıştı) takip edenler, yaşananları o pencereden görüyorlardı. belki de hiç görmüyorlardı. muhtemelen şimdi kapatılmasına bayram ettikleri stv'de, (gbkz:acımasız damadın bacanağına ettiği kötülük) isimli kıssalarla dolu programı seyretmekle meşgullerdi.
üstteki entryde okuyunca aklıma geldi. misal gezi olaylarında da, neredeyse bire bir örnekler yaşanmıştı.
kontrol ettikleri medya aracılığıyla, kabataş'ta başörtülü bir kadına, yarı çıplak biçimde dolaşan yaklaşık 150 kişinin saldırıp üzerine işediklerini de bıkmadan usanmadan ve utanmadan aylar boyunca iddia etmiş ve verdiğim linkteki örnekte görüldüğü gibi, sahte haberlerle bunu ispatlamaya çalışmışlardı.
camide içki içildiğini söylemişlerdi. bereket versin, caminin imamı böyle bir şey olmadığını söylemişti. ha ama ne olmuştu devamında. imam bu dürüstlüğünün ödülünü, sürülerek almıştı.
tabii o dönemde, yaşananları havuz medyasından ve cemaat medyasından (o dönemde ayrışmalar ufaktan başlasa da henüz kopuş olmamıştı) takip edenler, yaşananları o pencereden görüyorlardı. belki de hiç görmüyorlardı. muhtemelen şimdi kapatılmasına bayram ettikleri stv'de, (gbkz:acımasız damadın bacanağına ettiği kötülük) isimli kıssalarla dolu programı seyretmekle meşgullerdi.
Filistinde kendilerinin olmayan topraklara kurulan apartmanlara yerleşen akrabalarına söylesinler. Ortada bir savaş yok desek yeri. Tek taraflı soykırım var. Hitler'ın yahudilere yaptığını bugün müslümanlara yapıyorlar. Ama bunun bedelini ödettiler. Geçenlerde bir abdli diplomat esed için “Hitler bile.. kendi halkına karşı kimyasal silâh kullanma çukuruna.. Esad gibi düşmemişti…” demişti. Bir kişiyi hitlerle mukayese ettiği için istifası konuşuluyordu. Size klişe gelebilir ama yahudi lobisi dünyanın en arsız ve etkin lobisidir. Dolayısıyla kripto yaşam damarlarında olduğu için filistin sorununa çözüm arıyorum diyen ısrailliler e genel olarak inanmiyorum.
vazgeçilmez ikili. diş hassasiyetine rağmen iyi gidendir.
kemal tahir - yol ayrımı.
(gbkz: çaresizseniz)
(gbkz: çare sizsiniz) (u: ☺)
(gbkz: çare sizsiniz) (u: ☺)
konusunda savaş, istila gibi konuların ele alındığı filmlerdir.
the admiral: (2014) harika bir deniz savaşı örneği olan film. amrial yi'nin efsanesi anlatılır. kısıtlı bir deniz gücü ile korelilerin japonların üstün gücünü nasıl alt ettiği anlatılıyor. liderlikle ilgili büyük ipuçları var semptomatik gönderim açısından.
battle of the warriors: (2006) orjinali 'mo gong' olarak geçen filmde (bkz: andy lau) gibi bir savaş filmi efsanesi var. belki de en duygusal tempoda kurgulanmış savaş filmi olabilir. tarihi oyunlardan, okçuluğu, kale savunmasına, stratejiye her şeye yer var.
coriolanus: (2011) gerard butler ve ralph fiennes'in yer aldığı sıra dışı film. shakespeare senaryosu modern savaş sistemleri ve donanımları ile işlenmiş. tabi savaş, toplum, temsilciler, aile, propaganda arasında geçen çok boyutlu bir film.
the admiral: (2014) harika bir deniz savaşı örneği olan film. amrial yi'nin efsanesi anlatılır. kısıtlı bir deniz gücü ile korelilerin japonların üstün gücünü nasıl alt ettiği anlatılıyor. liderlikle ilgili büyük ipuçları var semptomatik gönderim açısından.
battle of the warriors: (2006) orjinali 'mo gong' olarak geçen filmde (bkz: andy lau) gibi bir savaş filmi efsanesi var. belki de en duygusal tempoda kurgulanmış savaş filmi olabilir. tarihi oyunlardan, okçuluğu, kale savunmasına, stratejiye her şeye yer var.
coriolanus: (2011) gerard butler ve ralph fiennes'in yer aldığı sıra dışı film. shakespeare senaryosu modern savaş sistemleri ve donanımları ile işlenmiş. tabi savaş, toplum, temsilciler, aile, propaganda arasında geçen çok boyutlu bir film.
çok mantıklı ve yararlı bir uygulama.
Balıkesir kuzu eti, Edremit zeytinyağı, Karacabey soğanı, Karaman Divle obruk tulum peyniri ve Sinop nokulunun da aralarında bulunduğu 15 ürüne, coğrafi işaret tescil belgesi verildi.
Balıkesir kuzu eti, Edremit zeytinyağı, Karacabey soğanı, Karaman Divle obruk tulum peyniri ve Sinop nokulunun da aralarında bulunduğu 15 ürüne, coğrafi işaret tescil belgesi verildi.
Ceviz şekil olarak beynin loblarına benzer bir özellik gösterir. Ceviz yüksek oranda omega-3 yağları ile birçok vitamin ve mineral içerir.
diplomaya bakarım. on numara da pilav yaparım!
(bkz: ne demek şakir ?)
(bkz: ne demek şakir ?)
evlenmeden önceki erkek sözü. evlenince sen ne dersen de ye dönüşebilir...
eleman uğraşmış video yapmış. yerli yabancı kaynakları bile araştırmış adam.bundan sonra burcumu sorana yürürüm hiç durmam.çözdük olayı hemcinslerim. debe olmazsa bu başlık üzersiniz beni. (ork dilinde bir şarkıyı ararken bu videoya ulaştım ya onu ben de anlamadım.)
https://www.youtube.com/watch?v=LyKQSqpN-A8
Bulunmuş olsaydı, etrafımızda gelecekten insanlar olmuş olurdu. Bizden sonrakiler de bulamamış.😄
dünyada en değeri bilinmemiş kıta olmakla birlikte en fazla haksızlığa uğramış kıtadır. altından elmasa değerli madenleri kadar özellikle batı afrika kıyıları uluslararası turizme elverişlidir.
http://www.ebando.org/images.permanentes/photoGabon.jpg
http://walvisbayproperties.com/wp-content/uploads/2015/04/dsc01173-small.jpg
http://venturesafrica.com/wp-content/uploads/2012/06/angola.jpg
https://continenttours.com/wp-content/uploads/senegal-361243_900x450.jpg
http://omojuwa.com/wp-content/uploads/2016/12/Nigeria-Tourism.jpg
http://www.ebando.org/images.permanentes/photoGabon.jpg
http://walvisbayproperties.com/wp-content/uploads/2015/04/dsc01173-small.jpg
http://venturesafrica.com/wp-content/uploads/2012/06/angola.jpg
https://continenttours.com/wp-content/uploads/senegal-361243_900x450.jpg
http://omojuwa.com/wp-content/uploads/2016/12/Nigeria-Tourism.jpg
Sura İskenderli şarkısı
Ee? Daha daha nasılsınız?
Ben geldim diye mi kasıldınız?
Bu güne özel mi toplantınız?
Cenazem mi var? Işıl ışılsınız?!
Sen de gel! Sen de, sen de gel, sen de
Sen de gel! Ziyafetim var bu gece
Bodrum katta oturuyorum
Birikimim faturalar atamıyorum
Bankadan arıyorlar açamıyorum
Ev sahibi de kapıda kaçamıyorum
Konut soğuk gece yatamıyorum
Bir umut da bu sene atanıyorum
Dedemden kalmayı satamıyorum
Boğuluyorum bir türlü batamıyorum
Ben her şeyden yoksunum
Zenginim ama niye yoksulum
Sobelenmiş sağ solum
Bu gidişle yok sonum
Aleme akıyorum sıkılıyorum
Aynaya bakıyorum yıkılıyorum
Bir kaç güne evden atılıyorum
Haklısınız size katılıyorum
Unuttum adını anmıyorum
Her önüme gelene kanmıyorum
Ateşler içindeyim yanmıyorum
Delirdiğimi de hiç sanmıyorum
Ne hayalin ola bilir bensiz?
Mezara bile giremem sensiz!
Öldüm mü gömüyon kefensiz?
Ruhum dünyada bedensiz!
Söz-Müzik: Sura İskenderli
Altyapı: Dj Madd Natt
Prod: Lil Orxan
Ee? Daha daha nasılsınız?
Ben geldim diye mi kasıldınız?
Bu güne özel mi toplantınız?
Cenazem mi var? Işıl ışılsınız?!
Sen de gel! Sen de, sen de gel, sen de
Sen de gel! Ziyafetim var bu gece
Bodrum katta oturuyorum
Birikimim faturalar atamıyorum
Bankadan arıyorlar açamıyorum
Ev sahibi de kapıda kaçamıyorum
Konut soğuk gece yatamıyorum
Bir umut da bu sene atanıyorum
Dedemden kalmayı satamıyorum
Boğuluyorum bir türlü batamıyorum
Ben her şeyden yoksunum
Zenginim ama niye yoksulum
Sobelenmiş sağ solum
Bu gidişle yok sonum
Aleme akıyorum sıkılıyorum
Aynaya bakıyorum yıkılıyorum
Bir kaç güne evden atılıyorum
Haklısınız size katılıyorum
Unuttum adını anmıyorum
Her önüme gelene kanmıyorum
Ateşler içindeyim yanmıyorum
Delirdiğimi de hiç sanmıyorum
Ne hayalin ola bilir bensiz?
Mezara bile giremem sensiz!
Öldüm mü gömüyon kefensiz?
Ruhum dünyada bedensiz!
Söz-Müzik: Sura İskenderli
Altyapı: Dj Madd Natt
Prod: Lil Orxan
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?