Atv haberin düştüğü komik yanılgı.
Arkadaş, kimse mi kontrol etmiyor bu haberleri? İnsan \"yahu tepede gta yazıyor dur bir google'a sorayım neymiş bu\" demez mi haber yapmadan önce. Vay arkadaş...
Asgdjfkf...
https://youtu.be/RF51sSlsjbs
Kiğılı giyim grubu yönetim kurulu başkanı. Aynı zamanda Fenerbahçe yöneticisi.
Şike soruşturmaları döneminde emniyet müdürlüğüne çağrıldığında ilk defa karakola geliyorum diye açıklama yapmıştı.
Şike soruşturmaları döneminde emniyet müdürlüğüne çağrıldığında ilk defa karakola geliyorum diye açıklama yapmıştı.
çay getir
kalk çay getir eşş. oğlu
kalk çay getir eşş. oğlu
sezon sonuna kadar Levante forması giyecek.
Sezon başında 13 milyon euro karşılığında Manchester City'den Villarreal'e imza atan Enes Ünal, fazla forma şansı bulamadığı için takımdan ayrılmaya karar verdi.
Sezon başında 13 milyon euro karşılığında Manchester City'den Villarreal'e imza atan Enes Ünal, fazla forma şansı bulamadığı için takımdan ayrılmaya karar verdi.
bakır, kablo, demir, alüminyum, krom paslanmaz, çinko, sarı benzeri hurda maden çeşitlerini adresinizden nakit ödemeyle teslim alan kişilerdir.
https://hursanmetal.com/
https://hursanmetal.com/
okurken bile üzen, yaşayınca yıkan, mutlak son.
Kamuda çalışan verimliliğini artırmayı hedefleyen hükümet, çalışma başlattı. Gelişmiş ülkelerdeki çalışan ölçümleme modelleri araştırılıyor.
Hükümet, kamuda iş verimliliğini artırmak ve performansı ölçümleyebilmek için çalışmaları hızlandırdı.
2010'dan beri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığı'nın organizasyonunda düzenlenen Kamuda Yönetici Yetkinliklerinin Artırılması Bölgesel Eğitim Programı'nı düzenleyen hükümet, şimdi de gelişmiş ülkelerdeki çalışan ölçümleme modellerini araştırıyor.
Devlet Personel Başkanı Mehmet Ali Kumbuzoğlu, performans konusunda çalışmaları derinleştirdiklerini söyledi. Türkiye'nin çalışanını ölçümlemeyen tek ülke olduğunu belirten Kumbuzoğlu, "Bu konuda gelişmiş ülkeleri tarıyoruz. Şu anda kurumların bazıları bunu yapıyor, biz de onlara önderlik ediyoruz. Bize en uygun sistemi yürürlüğe koyduğumuzda çalışanımızı ölçme konusunda bir adım atmış olacağız" dedi.
HEDEF (gbkz:İYİ YÖNETİCİ)
Kamuda verimliliğe büyük önem verdiklerini, bu nedenle 2010'dan beri Bölgesel Eğitim Programı'nı düzenlediklerini vurgulayan Kumbuzoğlu, "Doğu'yu Malatya ve Şanlıurfa'da, Akdeniz'i Antalya ve Adana'da, İç Anadolu'yu Bursa ve Nevşehir'de, Marmara'yı Tekirdağ'da bir araya getirdik. Hedefimiz üst düzey ve orta kademe yöneticileri geliştirmek, yetiştirmek" diye konuştu.
(gbkz:EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET)
Eşit işe eşit ücret uygulaması yaptıklarını anımsatan Kumbuzoğlu, "Valilerimiz 'her ili aynı kefeye koymayalım, ücret sistemini illere göre farklılaştırmanız lazım' diyor. Ağrı'da, Diyarbakır'da, Şırnak'ta ya da az gelişmiş yörelerde memuru aynı ücretle yönetemezsiniz, verim alamazsınız. İşte bu gibi durumları taşrayı gezerek öğreniyoruz" diye konuştu.
[http://ekonomi.haber7.com/gundem-veriler/haber/1670157-kamuda-yatisi-bitirecek-hamle-olcumleme-geliyor kaynak]
Hükümet, kamuda iş verimliliğini artırmak ve performansı ölçümleyebilmek için çalışmaları hızlandırdı.
2010'dan beri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığı'nın organizasyonunda düzenlenen Kamuda Yönetici Yetkinliklerinin Artırılması Bölgesel Eğitim Programı'nı düzenleyen hükümet, şimdi de gelişmiş ülkelerdeki çalışan ölçümleme modellerini araştırıyor.
Devlet Personel Başkanı Mehmet Ali Kumbuzoğlu, performans konusunda çalışmaları derinleştirdiklerini söyledi. Türkiye'nin çalışanını ölçümlemeyen tek ülke olduğunu belirten Kumbuzoğlu, "Bu konuda gelişmiş ülkeleri tarıyoruz. Şu anda kurumların bazıları bunu yapıyor, biz de onlara önderlik ediyoruz. Bize en uygun sistemi yürürlüğe koyduğumuzda çalışanımızı ölçme konusunda bir adım atmış olacağız" dedi.
HEDEF (gbkz:İYİ YÖNETİCİ)
Kamuda verimliliğe büyük önem verdiklerini, bu nedenle 2010'dan beri Bölgesel Eğitim Programı'nı düzenlediklerini vurgulayan Kumbuzoğlu, "Doğu'yu Malatya ve Şanlıurfa'da, Akdeniz'i Antalya ve Adana'da, İç Anadolu'yu Bursa ve Nevşehir'de, Marmara'yı Tekirdağ'da bir araya getirdik. Hedefimiz üst düzey ve orta kademe yöneticileri geliştirmek, yetiştirmek" diye konuştu.
(gbkz:EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET)
Eşit işe eşit ücret uygulaması yaptıklarını anımsatan Kumbuzoğlu, "Valilerimiz 'her ili aynı kefeye koymayalım, ücret sistemini illere göre farklılaştırmanız lazım' diyor. Ağrı'da, Diyarbakır'da, Şırnak'ta ya da az gelişmiş yörelerde memuru aynı ücretle yönetemezsiniz, verim alamazsınız. İşte bu gibi durumları taşrayı gezerek öğreniyoruz" diye konuştu.
[http://ekonomi.haber7.com/gundem-veriler/haber/1670157-kamuda-yatisi-bitirecek-hamle-olcumleme-geliyor kaynak]
google chrome'nin kopyası tarayıcı. Tek güzel yanı bir video mu izliyorsunuz işte o videoyu tek tuşla indiriyor.
@mahmutgediz kişisinden;
Bir aksakallı şöyle diyor;Arka saflarda gürültü yapıyor diye kovduğumuz çocuklar şimdilerde barlardan clublardan çıkmıyor! #HayırlıKandiller
https://twitter.com/mahmutgediz/status/605442765246316546
21.06.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 13.06.2017 tarih ve 2017/10458 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla Sakarya Valiliğine atanan İrfan BALKANLIOĞLU 04.07.2017 tarihinde İlimizdeki görevine başladı.
1960 Çorum-Sungurlu doğumlu olan Vali İrfan BALKANLIOĞLU, 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden iyi derece ile mezun oldu.
Bir yıl hakim adaylığı yaptıktan sonra, 1985 yılında naklen atandığı Kırklareli Kaymakam Adaylığından sonra İpsala ve Ulus Kaymakam Vekilliğinde bulundu.
Daha sonra sırasıyla Kütahya-Aslanapa (Kurucu İlk Kaymakam), Muş-Malazgirt, Erzincan-Refahiye, Balıkesir-Sındırgı, Edirne-Uzunköprü, İstanbul-Bağcılar ilçelerinde görev yaptı.
Vali İrfan BALKANLIOĞLU Kaymakamlık yaptığı dönemlerde yılın idarecisi seçildi ve kendisine 10 Ocak 2005 Türk İdareciler Gününde "Vali Galip Demirel Başarı Ödülü" verildi.
Yılın idarecisi seçilmesini sağlayan örnek çalışmaları konusunda Başbakanlığın çağrısı üzerine 27.06.2005 tarihinde Bakanlar Kurulu'nda brifing verdi.
1989-1990 yıllarında ABD'de incelemelerde bulunan ve lisan eğitimi alan İrfan BALKANLIOĞLU;
18.12.2007-03.01.2011 tarihleri arasında Bingöl Valiliği,
04.01.2011-15.06.2014 tarihleri arasında Afyonkarahisar Valiliği,
17.06.2014-03.07.2017 tarihleri arasında Ordu Valiliği görevlerinde bulundu.
04.07.2017 tarihinde Sakarya Valiliği görevine başlayan BALKANLIOĞLU, evli ve iki çocuk babasıdır.
(bkz: abdülmetin balkanlıoğlu)
1960 Çorum-Sungurlu doğumlu olan Vali İrfan BALKANLIOĞLU, 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden iyi derece ile mezun oldu.
Bir yıl hakim adaylığı yaptıktan sonra, 1985 yılında naklen atandığı Kırklareli Kaymakam Adaylığından sonra İpsala ve Ulus Kaymakam Vekilliğinde bulundu.
Daha sonra sırasıyla Kütahya-Aslanapa (Kurucu İlk Kaymakam), Muş-Malazgirt, Erzincan-Refahiye, Balıkesir-Sındırgı, Edirne-Uzunköprü, İstanbul-Bağcılar ilçelerinde görev yaptı.
Vali İrfan BALKANLIOĞLU Kaymakamlık yaptığı dönemlerde yılın idarecisi seçildi ve kendisine 10 Ocak 2005 Türk İdareciler Gününde "Vali Galip Demirel Başarı Ödülü" verildi.
Yılın idarecisi seçilmesini sağlayan örnek çalışmaları konusunda Başbakanlığın çağrısı üzerine 27.06.2005 tarihinde Bakanlar Kurulu'nda brifing verdi.
1989-1990 yıllarında ABD'de incelemelerde bulunan ve lisan eğitimi alan İrfan BALKANLIOĞLU;
18.12.2007-03.01.2011 tarihleri arasında Bingöl Valiliği,
04.01.2011-15.06.2014 tarihleri arasında Afyonkarahisar Valiliği,
17.06.2014-03.07.2017 tarihleri arasında Ordu Valiliği görevlerinde bulundu.
04.07.2017 tarihinde Sakarya Valiliği görevine başlayan BALKANLIOĞLU, evli ve iki çocuk babasıdır.
(bkz: abdülmetin balkanlıoğlu)
Her biri inci olmaz amma sadef üzerine düşen damlalar evrilip inciye dönüşürmüş.
Meraklısına beyit:
Fuzûli! Gözyaşı dökmeden dünyada murat alınmaz. Sadef nisan bulutundan su almayınca inci vermez.
Meraklısına beyit:
Fuzûli! Gözyaşı dökmeden dünyada murat alınmaz. Sadef nisan bulutundan su almayınca inci vermez.
Ben anlayamıyorum ama yine de yemek su veriyorum. O yemezse baskası gelir yer.
Buradan, ben bilmem eşim bilir diyenlerin, eşlerine karşı bir hinlik içinde olduğunu çıkarabilir miyiz? :)
sanayi işçisi lazer fason kesimi yapan makina operatörüde diyebiliriz. o nasıl meslek diye merak edenler şuracıktan bakabilirler. fason lazer kesim
nazlı ılıcak dayısının kızıdır. ölü çocuklar şehri kitabının yazarı. Eski galatasaraylı yönetici.
(bkz: sarı bıyık)
(bkz: sarı bıyık)
devletin üvey evladı olan meslek grubu. liseli iki öğrenci bir müdürü öldürüyor kimsenin umurunda olmuyor. öğretmen bir öğrenciye yüksek sesle bile bir şeyler söylese millet ayağa kalkar suçlar ama giden öğretmenin canı olunca ses yok. çok yazık çok..
Niagara şelalesi'inden her an atlamaya hazır yükseklik korkusundan bodrum katta yaşayan biri gibiyim şuan.
bir zamanlar pkk yı aklama pkk yı kollama çalışmaları yapan, bugün itibariyle pkk ya destek verdiği twitleri silme operasyonuna girmiş kişi.
ama işte internet'i unutuyor, pkkyı güzellediği köşe yazılarını silmeyi unutuyor.
attığı şimdi sildiği twitlerden örnekler; http://www.meydangazetesi.com.tr/gundem/hilal-kaplan-uc-gundur-bu-tweetleri-silmekle-mesgul-h65966.html
şimdi u dönüşü yapmıştır kendisi. iki vakit önce pkk ya destek twiteleri atan kadın, şehitlik yok diyen kadın bugün türkçülük oynuyor, inanalım mı?
ama işte internet'i unutuyor, pkkyı güzellediği köşe yazılarını silmeyi unutuyor.
attığı şimdi sildiği twitlerden örnekler; http://www.meydangazetesi.com.tr/gundem/hilal-kaplan-uc-gundur-bu-tweetleri-silmekle-mesgul-h65966.html
şimdi u dönüşü yapmıştır kendisi. iki vakit önce pkk ya destek twiteleri atan kadın, şehitlik yok diyen kadın bugün türkçülük oynuyor, inanalım mı?
http://haber.star.com.tr/yazar/kici-yamali-hussolar-iktidara-gelemez/yazi-1114573
son yazısının bağlantısı yukarıda, yazısı aşağıdadır .. yazıları belgelere ve gerçeklere dayanmaktadır ..
---
Kıçı yamalı hüssolar iktidara gelemez!
*
\"CIA istemediği sürece Türkiye’de ne bir bomba patlar, ne de bir kişi öldürülür. Bu, yılladır böyledir...” Kemal Tahir.
Dünya savaşının sonunda ABD’yle SSCB ülkeleri kendi aralarında paylaşmışlardı. Bu paylaşım sırasında CIA Türkiye’ye demir attı. Ankara Sovyetlerden de ABD’den de uzak durarak kendi geliştireceği paktlarla bağımsız bir siyaset izleyeceğini söyler. Bunun en önemli nedeni CHP’nin ülkede kurduğu düzenin bozulacağı, dizginlerin İsmet Paşa’nın elinden çıkacağı kaygısıdır. İsmet Paşa CHP’nin düzenlediği kapalı bir toplantıda, “Kıçı yamalı Hüsolarla Hasolar bu ülkenin yönetimine gelir, eğer demokrasiyi benimsersek,” der açık açık. Adı Halk olan parti Halkın yönetimini istememektedir kısacası. Dahası ülke savaşa girmemesine rağmen yoksulluk gün geçtikçe artmaktadır. CHP’nin yolsuzluk, iltimas ve hırsızlıkları gazetelerde tefrika edilmektedir. Aslında yolsuzluk 1938’de başlamış, CHP ülkeyi babasının çiftliği gibi yönetmektedir. Muhalefetin ortaya çıkmasıyla cesaretlenen basın, yolsuzluk başlıkları atmaktadır her gün.
İsmet Paşa’nın ABD’yle ikili ilişkilerden kaçınması ve 1946 seçimlerinde yaşanan oy sahteciliğinden, kaçırıp yakılan sandıklara değin uzanan kepazelikler, yokluk, yolsuzluk, düpedüz hırsızlıkların ülkeyi yangın yerine çevirmesi sonucu, orduda genç subaylar İnönü’ye karşı harekete geçer. Kara Kuvvetleri Karargahında görevli Kurmay Binbaşı Şefik Erensü’nün evinde bir grup subay toplanır. Subayların toplantıda vardığı ortak sonuç, “gerçek demokrasiye inananlar olarak biz, bu rezaletin (seçim sahtekarlıkları) ikinci kez yaşanmasına izin vermeyeceğiz!” Hemen İstanbul’da örgütlenme başlatılır. İlginçtir; kurulan darbeci cuntanın kilit isimlerinden biri Kurmay Yarbay Memduh Tağmaç’tır.
Daha sonra 12 Mart 1971 darbesinde Genel Kurmay Başkanı olarak demokrasiyi yakıp yıkacaktır.
Cunta toplantılarını MAH merkezinde yapar. Cuntacılar, 1950 seçimlerinde de CHP aynı oyunları oynarsa hemen müdahale etme kararı alır. Cuntanın içinde herkesçe sevilen sayılan Korgeneral Fahri Belen, seçim hileleri görülürse 1950’de iktidara el konulacağını Demokrat Parti’nin önderi Celal Bayar’a anlatır. Bayar memnuniyetini dile getirir ancak Adnan Menderes’e hiçbir şey söylemez. Çünkü Menderes böyle bir müdahaleye karşı çıkacak hatta gidip durumu İnönü’ye bile anlatacaktır. Bayar sonraları konuyla ilgili “ rahmetli Adnan Bey ‘Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir’, sözüne yürekten inanırdı..’ diyecekti.
Seçim öncesi herşey hazırdı, Subaylar İnönü’yü tutuklayarak ev hapsine alacak, CHP’nin önde gelenlerini de yargıç önüne çıkaracaktı. Ancak 15 Mayıs 1950 sabahı seçimi DP’nin kazandığı belli oldu. CHP sessizce iktidarı devrediyordu. Bu arada dört general İsmet Paşayı ziyaret ederek “ordunun CHP’nin emrinde olduğunu, emir verirse DP’lileri tutuklayacaklarını” söylemişti. İsmet Paşa’ya son dakikada karşı cuntanın varlığı da fısıldanmıştı. Gelen dört generalin ABD Büyükelçiliğiyle yakın ilişkisi vardı, elçinin davetlerinden hiç eksik olmazlardı! İnönü bir şeylerin döndüğünü anlamıştı ama tam olarak herşeyi yerli yerine oturtamamıştı. Ziyaretçilerine hiç bir şey yapmamalarını söyledi ve yolcu etti.
Karşı cuntadan haberi olmasaydı ne olurdu, nasıl bir karar verirdi kestirmek kolay değil.
Darbenin tadını alanlar ve NATO subayı olmanın nimetlerinden pek güzel yararlananlar bu kez Menderes’i devirip yerine İnönü’yü yeniden iktidara getirmek istiyordu. Ve 1954’de, darbe için hiçbir gerekçe, hiç bir neden yokken Tuzla Uçaksavar Okulunda Yüzbaşı Dündar Sayhan ve Organ Kabibay cuntayı kuracaktı! Bu konudan, darbecilerin dışında bir kişinin daha haberi vardı: CIA İstanbul Bölge Şefi J. Learson! Ancak Learson üç yıl sonra cuntanın varlığını İstanbul Emniyet Müdürü Hayrettin Nakipoğlu’na, yani iş işten geçtikten sonra, bildirecekti!
Türkiye’de tezgahlanan hiç bir darbe, hiçbir sokak hareketi, terör eylemi CIA’nın haberi olmadan yapılmamıştır, bundan böyle de yapılamaz. Bizim iki ayağımızın üstünde sapasağlam durabilmemiz, kendi silahımızı üretmemiz, bölgede var olan doğal kaynaklardan yararlanmamız Washington’un iznine bağlıdır. İzin alınmadan kolları sıvadığın an karşına her türlü kirli tezgah, iftira, yalan çıkacaktır! Çıkmaktadır da...
son yazısının bağlantısı yukarıda, yazısı aşağıdadır .. yazıları belgelere ve gerçeklere dayanmaktadır ..
---
Kıçı yamalı hüssolar iktidara gelemez!
*
\"CIA istemediği sürece Türkiye’de ne bir bomba patlar, ne de bir kişi öldürülür. Bu, yılladır böyledir...” Kemal Tahir.
Dünya savaşının sonunda ABD’yle SSCB ülkeleri kendi aralarında paylaşmışlardı. Bu paylaşım sırasında CIA Türkiye’ye demir attı. Ankara Sovyetlerden de ABD’den de uzak durarak kendi geliştireceği paktlarla bağımsız bir siyaset izleyeceğini söyler. Bunun en önemli nedeni CHP’nin ülkede kurduğu düzenin bozulacağı, dizginlerin İsmet Paşa’nın elinden çıkacağı kaygısıdır. İsmet Paşa CHP’nin düzenlediği kapalı bir toplantıda, “Kıçı yamalı Hüsolarla Hasolar bu ülkenin yönetimine gelir, eğer demokrasiyi benimsersek,” der açık açık. Adı Halk olan parti Halkın yönetimini istememektedir kısacası. Dahası ülke savaşa girmemesine rağmen yoksulluk gün geçtikçe artmaktadır. CHP’nin yolsuzluk, iltimas ve hırsızlıkları gazetelerde tefrika edilmektedir. Aslında yolsuzluk 1938’de başlamış, CHP ülkeyi babasının çiftliği gibi yönetmektedir. Muhalefetin ortaya çıkmasıyla cesaretlenen basın, yolsuzluk başlıkları atmaktadır her gün.
İsmet Paşa’nın ABD’yle ikili ilişkilerden kaçınması ve 1946 seçimlerinde yaşanan oy sahteciliğinden, kaçırıp yakılan sandıklara değin uzanan kepazelikler, yokluk, yolsuzluk, düpedüz hırsızlıkların ülkeyi yangın yerine çevirmesi sonucu, orduda genç subaylar İnönü’ye karşı harekete geçer. Kara Kuvvetleri Karargahında görevli Kurmay Binbaşı Şefik Erensü’nün evinde bir grup subay toplanır. Subayların toplantıda vardığı ortak sonuç, “gerçek demokrasiye inananlar olarak biz, bu rezaletin (seçim sahtekarlıkları) ikinci kez yaşanmasına izin vermeyeceğiz!” Hemen İstanbul’da örgütlenme başlatılır. İlginçtir; kurulan darbeci cuntanın kilit isimlerinden biri Kurmay Yarbay Memduh Tağmaç’tır.
Daha sonra 12 Mart 1971 darbesinde Genel Kurmay Başkanı olarak demokrasiyi yakıp yıkacaktır.
Cunta toplantılarını MAH merkezinde yapar. Cuntacılar, 1950 seçimlerinde de CHP aynı oyunları oynarsa hemen müdahale etme kararı alır. Cuntanın içinde herkesçe sevilen sayılan Korgeneral Fahri Belen, seçim hileleri görülürse 1950’de iktidara el konulacağını Demokrat Parti’nin önderi Celal Bayar’a anlatır. Bayar memnuniyetini dile getirir ancak Adnan Menderes’e hiçbir şey söylemez. Çünkü Menderes böyle bir müdahaleye karşı çıkacak hatta gidip durumu İnönü’ye bile anlatacaktır. Bayar sonraları konuyla ilgili “ rahmetli Adnan Bey ‘Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir’, sözüne yürekten inanırdı..’ diyecekti.
Seçim öncesi herşey hazırdı, Subaylar İnönü’yü tutuklayarak ev hapsine alacak, CHP’nin önde gelenlerini de yargıç önüne çıkaracaktı. Ancak 15 Mayıs 1950 sabahı seçimi DP’nin kazandığı belli oldu. CHP sessizce iktidarı devrediyordu. Bu arada dört general İsmet Paşayı ziyaret ederek “ordunun CHP’nin emrinde olduğunu, emir verirse DP’lileri tutuklayacaklarını” söylemişti. İsmet Paşa’ya son dakikada karşı cuntanın varlığı da fısıldanmıştı. Gelen dört generalin ABD Büyükelçiliğiyle yakın ilişkisi vardı, elçinin davetlerinden hiç eksik olmazlardı! İnönü bir şeylerin döndüğünü anlamıştı ama tam olarak herşeyi yerli yerine oturtamamıştı. Ziyaretçilerine hiç bir şey yapmamalarını söyledi ve yolcu etti.
Karşı cuntadan haberi olmasaydı ne olurdu, nasıl bir karar verirdi kestirmek kolay değil.
Darbenin tadını alanlar ve NATO subayı olmanın nimetlerinden pek güzel yararlananlar bu kez Menderes’i devirip yerine İnönü’yü yeniden iktidara getirmek istiyordu. Ve 1954’de, darbe için hiçbir gerekçe, hiç bir neden yokken Tuzla Uçaksavar Okulunda Yüzbaşı Dündar Sayhan ve Organ Kabibay cuntayı kuracaktı! Bu konudan, darbecilerin dışında bir kişinin daha haberi vardı: CIA İstanbul Bölge Şefi J. Learson! Ancak Learson üç yıl sonra cuntanın varlığını İstanbul Emniyet Müdürü Hayrettin Nakipoğlu’na, yani iş işten geçtikten sonra, bildirecekti!
Türkiye’de tezgahlanan hiç bir darbe, hiçbir sokak hareketi, terör eylemi CIA’nın haberi olmadan yapılmamıştır, bundan böyle de yapılamaz. Bizim iki ayağımızın üstünde sapasağlam durabilmemiz, kendi silahımızı üretmemiz, bölgede var olan doğal kaynaklardan yararlanmamız Washington’un iznine bağlıdır. İzin alınmadan kolları sıvadığın an karşına her türlü kirli tezgah, iftira, yalan çıkacaktır! Çıkmaktadır da...
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
