Güney Fransa'da, Akdeniz sahilinde, Marsilya ile Cenova arasında yer alan bir şehirdir.
Adamlar Steve Jobs olarak yetişiyor biz öğretmen.
Biraz da kendi çabamıza bakalım.
Biraz da kendi çabamıza bakalım.
tarihçi kimliğini sevdiğim bir gazeteci.
Microsoft Corporation (NASDAQ: MSFT), Windows, Xbox ve Lumia gibi ürünleriyle tanınan, ABD merkezli büyük yazılım ve bilişim şirketidir.
Şirket 1975 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin Washington eyaletindeki Seattle kentinde iki üniversite öğrencisi tarafından kurulmuştur. Bu iki girişimcinin vizyonu "her ev ve her masada bir bilgisayar"dı.
Popular Electronics dergisinin 1 Ocak 1975 tarihli sayısında Altair 8800 bilgisayar sisteminin tanıtımını okuduktan birkaç gün sonra Bill Gates, bilgisayarın tasarımcısı MITS (Micro Instrumentation and Telemetry Systems) ile temasa geçti. Ekibi ile birlikte Altair 8800 üzerinde çalışan BASIC yazılımlama dili geliştirdiklerini belirtti. Paul Allen MITS'e yazılımın tanıtımını yapmaya gitti. Paul Allen Altair 8800'i daha önce kullanmamış olmasına karşın tanıtımı başarılı oldu. Tanıtımın sonunda MITS(Micro Instrumentation and Telemetry Systems) Bill Gates ve Paul Allen'dan Altair bilgisayarları için BASIC yazılımlama dilinin telif hakkını satın aldı. Kârlı bir iş fırsatı yakaladıkları düşüncesiyle Bill Gates Harvard Üniversitesi'ndeki hukuk eğitimini yarıda bırakıp New Mexico eyaletinin Albuquerque şehrinde Microsoft şirketini kurdu.
Şirket, ilk uluslararası bürosunu 1 Kasım 1978'de Japonya'da açtı. 1 Ocak 1979'da şirket merkezini Washington eyaletinin Bellevue şehrine taşıdı.
Aradan geçen yıllar içinde Microsoft bir dünya devi olmuş, sahibi Bill Gates'i dünyanın en zengin insanı haline getirmiştir. Ancak bu zenginliği herkesin düşündüğü şekilde sadece geliştirdiği işletim sistemini satarak değil ayrıca sektördeki büyük açıkları kapatabilecek nitelikte yazılan yazılımların daha kendisi için tehlike teşkil edecek aşamaya getirmeden satın almasıyla başarabilmiştir.
Şirket 1975 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin Washington eyaletindeki Seattle kentinde iki üniversite öğrencisi tarafından kurulmuştur. Bu iki girişimcinin vizyonu "her ev ve her masada bir bilgisayar"dı.
Popular Electronics dergisinin 1 Ocak 1975 tarihli sayısında Altair 8800 bilgisayar sisteminin tanıtımını okuduktan birkaç gün sonra Bill Gates, bilgisayarın tasarımcısı MITS (Micro Instrumentation and Telemetry Systems) ile temasa geçti. Ekibi ile birlikte Altair 8800 üzerinde çalışan BASIC yazılımlama dili geliştirdiklerini belirtti. Paul Allen MITS'e yazılımın tanıtımını yapmaya gitti. Paul Allen Altair 8800'i daha önce kullanmamış olmasına karşın tanıtımı başarılı oldu. Tanıtımın sonunda MITS(Micro Instrumentation and Telemetry Systems) Bill Gates ve Paul Allen'dan Altair bilgisayarları için BASIC yazılımlama dilinin telif hakkını satın aldı. Kârlı bir iş fırsatı yakaladıkları düşüncesiyle Bill Gates Harvard Üniversitesi'ndeki hukuk eğitimini yarıda bırakıp New Mexico eyaletinin Albuquerque şehrinde Microsoft şirketini kurdu.
Şirket, ilk uluslararası bürosunu 1 Kasım 1978'de Japonya'da açtı. 1 Ocak 1979'da şirket merkezini Washington eyaletinin Bellevue şehrine taşıdı.
Aradan geçen yıllar içinde Microsoft bir dünya devi olmuş, sahibi Bill Gates'i dünyanın en zengin insanı haline getirmiştir. Ancak bu zenginliği herkesin düşündüğü şekilde sadece geliştirdiği işletim sistemini satarak değil ayrıca sektördeki büyük açıkları kapatabilecek nitelikte yazılan yazılımların daha kendisi için tehlike teşkil edecek aşamaya getirmeden satın almasıyla başarabilmiştir.
öğretmen çocuklarının filmiydi.
Kötü olan birisi cebinde Nazım Hikmet taşırmı hiç.
Kötü olan birisi cebinde Nazım Hikmet taşırmı hiç.
(bkz: taksici dayı ) (^^)
saadet partisi istanbul büyükşehir belediye başkan adayı.
istanbul teknik üniversitesi elektrik elektronik fakültesi mezunu. Aynı fakülte de yüksek lisans ve akademisyenlik yapmış kişi.
saadet partisinin liyakat nedir? sorusuna verdiği cevaplardan...
istanbul teknik üniversitesi elektrik elektronik fakültesi mezunu. Aynı fakülte de yüksek lisans ve akademisyenlik yapmış kişi.
saadet partisinin liyakat nedir? sorusuna verdiği cevaplardan...
İlber hocanın tabiriyle;
Hangi görüş olursa olsun ne kadar nefret ederse etsin ne kadar severse sevsin ülke yönetimine geldiklerinde bu adamın büyüklüğünü anlıyorlar.
Türkiye tarihinden çıkarılamayacağını çok iyi öğreniyorlar.
Hangi görüş olursa olsun ne kadar nefret ederse etsin ne kadar severse sevsin ülke yönetimine geldiklerinde bu adamın büyüklüğünü anlıyorlar.
Türkiye tarihinden çıkarılamayacağını çok iyi öğreniyorlar.
osmanlının yıkılmasının tek sebebi borçlarının artması ekonomisinin batmasıdır. Ekonomi her şeydir. Dış güçlerin falan bir şey yapmasında gerek kalmayacak yakın zamanda artık. Bir ülkede en prestijsiz bölüm ekonomi olur mu ya! Türkiye de üniversitelerin en boktan bölümüdür ekonomi. Bu önemsizlik ülkede ekonomistin yetişmemesinin en büyük sebebidir. Paradan anlamayan bir millet mağdur olmaya mahkumdur.
(bkz: feridun düzağaç)
metni direk alıntı yapıyorum.
bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
\"zaman bendedir ve mekân bana emanettir! \" şuurunda bir gençlik...
devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk ikibuçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hakimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını, allah'ın kur'an'ında \"belhüm adal\" dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da işgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, türkü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören... bu devirleri yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... beşinci devrenin kapısı önünde dimdik bekleyen bir gençlik...
gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün \"dikey\"leri \"yatay\" hale getirecek bir nida kopararak \"mukaddes emaneti ne yaptınız? \" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik...
halka değil hakka inanan, meclisinin duvarında \"hakimiyet hakkındır\" düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti hakka kölelikte bulan bir gençlik...
emekçiye \"benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! ama sen de, zulüm gördüğün iddiasiyle, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başıboş bırakılamazsın! \", kapitaliste ise \"allah buyruğunu ve resul ölçüsünü kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! \", ihtarını edecek... kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik...
birbuçuk asırdır yanıp kavrulan, bunca keşfine ve oyuncağına rağmen buhranını yenemeyen ve kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığını, türkün de yine birbuçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını çözecek ve her sistem ve mezhep, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayali varsa hakikatinin islâm'da olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna islâm âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik...
\"kim var! \" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert \"ben varım! \" cevabını verici, her ferdi \"benim olmadığım yerde kimse yoktur! \" duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...
can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nisbette strateji ve taktik sahibi bir gençlik...
büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik...
bugün, komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kağıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi, şaşkına dönmüş ailesi ve daha nesi ve nesi, hasılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve telbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tekbaşına onlara karşı durabilecek ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik...
annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiç birini beğenmeyen, onlara \"siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi! \" diyecek ve gerçek müslümanlığın \"ne idüğü\"nü ve \"nasıl\"ını gösterecek bir gençlik...
tek cümleyle, allah'ın, kâinatı yüzüsuyu hürmetine yarattığı sevgilisinin âlemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, o'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, barınak tanımayacak ve o'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik...
bu gençliği karşımda görüyorum. maya tutması için otuz küsür yıldır, devrimbaz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür allah'a hamd etme makamındayım. genç adam! bundan böyle senden beklediğim, manevî babanın tabutunu musalla taşına, anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır.
surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! ..
Allah'ın selâmı üzerine olsun! \"
Kendi ağzından dinlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=AOCjKm0TX3U
bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
\"zaman bendedir ve mekân bana emanettir! \" şuurunda bir gençlik...
devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk ikibuçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hakimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını, allah'ın kur'an'ında \"belhüm adal\" dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da işgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, türkü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören... bu devirleri yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... beşinci devrenin kapısı önünde dimdik bekleyen bir gençlik...
gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün \"dikey\"leri \"yatay\" hale getirecek bir nida kopararak \"mukaddes emaneti ne yaptınız? \" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik...
halka değil hakka inanan, meclisinin duvarında \"hakimiyet hakkındır\" düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti hakka kölelikte bulan bir gençlik...
emekçiye \"benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! ama sen de, zulüm gördüğün iddiasiyle, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başıboş bırakılamazsın! \", kapitaliste ise \"allah buyruğunu ve resul ölçüsünü kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! \", ihtarını edecek... kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik...
birbuçuk asırdır yanıp kavrulan, bunca keşfine ve oyuncağına rağmen buhranını yenemeyen ve kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığını, türkün de yine birbuçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını çözecek ve her sistem ve mezhep, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayali varsa hakikatinin islâm'da olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna islâm âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik...
\"kim var! \" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert \"ben varım! \" cevabını verici, her ferdi \"benim olmadığım yerde kimse yoktur! \" duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...
can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nisbette strateji ve taktik sahibi bir gençlik...
büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik...
bugün, komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kağıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi, şaşkına dönmüş ailesi ve daha nesi ve nesi, hasılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve telbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tekbaşına onlara karşı durabilecek ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik...
annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiç birini beğenmeyen, onlara \"siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi! \" diyecek ve gerçek müslümanlığın \"ne idüğü\"nü ve \"nasıl\"ını gösterecek bir gençlik...
tek cümleyle, allah'ın, kâinatı yüzüsuyu hürmetine yarattığı sevgilisinin âlemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, o'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, barınak tanımayacak ve o'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik...
bu gençliği karşımda görüyorum. maya tutması için otuz küsür yıldır, devrimbaz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür allah'a hamd etme makamındayım. genç adam! bundan böyle senden beklediğim, manevî babanın tabutunu musalla taşına, anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır.
surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! ..
Allah'ın selâmı üzerine olsun! \"
Kendi ağzından dinlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=AOCjKm0TX3U
Camilerden okunan ezanın ve salanın daha uzaklardan duyulmasını icin inşa edilen kule. Şerefeleri ve en tepesinde İslam'ın sembolü hilal işareti vardır ki kıbleye dönüktür. Böylelikle bakan kişi kıblenin
yönünü tayin edebilsin. Beldenin İslam beldesi olduğunun alameti farikasidır. Semboldür. İstanbul'dur. Zira boğazdan ya da havadan İstanbul'a baktığınızda minareleri çıkardığınızı düşünün. Ya da tarihi İstanbul fotoğraflarına bakın kalbi gibidir dersaadetin minareleri.
yönünü tayin edebilsin. Beldenin İslam beldesi olduğunun alameti farikasidır. Semboldür. İstanbul'dur. Zira boğazdan ya da havadan İstanbul'a baktığınızda minareleri çıkardığınızı düşünün. Ya da tarihi İstanbul fotoğraflarına bakın kalbi gibidir dersaadetin minareleri.
Olacak gün gibi belli iken hala diretmek durumunda olan kişiye kullanılan söz.
Bir nevi yazık etme kendine anlamı da taşır.
Bir nevi yazık etme kendine anlamı da taşır.
adamın teki trene yetişmeye çalışıyormuş. Elinde de bi çift eldiven varmış. Telaşla birini düşürmüş. trene vardığında bakmış ki eldivenlerin biri yok. Ne yapmış dersiniz;
diğer eldiveni de camdan aşağıya atmış. Eldiveni bulan birisinin bir çift eldiveni olsun diye.
fargo. 10.
diğer eldiveni de camdan aşağıya atmış. Eldiveni bulan birisinin bir çift eldiveni olsun diye.
fargo. 10.
Yargı bildiren deyişlere önerme denir. Yargı ise iki fikir arasında ilişki kurmaktır. Önerme doğru ya da yanlış gibi bir doğruluk değerine sahip olmalıdır.
Hayatımın 5 yıl sonrasına ışınlanmak istiyorum. Içinde bulunduğum süreci sevmedim rica edicigim birisi beni kapatıp 5 yıl sonra tekrar açsın.
Olur mu öyle bisey; lütfen olsun çünkü.
Olur mu öyle bisey; lütfen olsun çünkü.
01101101 01100101 01101101 01110101 01110010
01110011 01101111 01111010 01101100 01110101 01101011
01100111 01101111 01101110 01101100 01110101 01101101 01110101 01111010 01100101
01100111 01101111 01110010 01100101
01111001 01100001 01111010 01101001 01111001 01101111 01110010 01110101 01111010
01110011 01101111 01111010 01101100 01110101 01101011
01100111 01101111 01101110 01101100 01110101 01101101 01110101 01111010 01100101
01100111 01101111 01110010 01100101
01111001 01100001 01111010 01101001 01111001 01101111 01110010 01110101 01111010
(bkz: ben tek siz hepiniz)
Eline canon u vs alanin kendini sandığı meslek türü..
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
