HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM --- Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. * Ard- arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül- gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana... * Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza, Bir kibrit çöpüne varana, Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit çöpüne. * Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamlardan, Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini...
Hamza Hamzaoğlu, 1970 yılında Yunanistan’da, Türk nüfusunun fazla olduğu Gümülcine şehrinde doğdu. Hamzaoğlu, Yunanistan – Türkiye gerginliğinin tavan yaptığı yıllarda, 1974 Kıbrıs Harekatı’nın 3 sene sonrasında, bir kış gecesi 7 yaşında ailesiyle beraber Türkiye’ye kaçtı. Meriç nehri üzerinden sandalla Türkiye topraklarına varan aile daha sonra bir traktörün arkasında yola devam etti. Soğuk bir kış gecesinde kendilerine yeni bir vatan bulan ailenin soyadı da kimliği de yoktu. Hamza ise futbolla ilk ciddi yakınlaşmalarını ailenin yaşamak için seçtiği şehir olan İzmir’de gerçekleştirdi. Henüz 14 yaşında bir mahalle takımı kurmuş ve teknik direktörlüğünü yapmıştır. Bu özelliği onun altyapılara girmesini sağlamış, Mahallede top oynarken onu izleyen Cüneyt Ertay Hamza’yı İzmir’in köklü kulüplerinden Altay’a götürmüştür. 4 sene bu kulübün yıldız takımında top oynayan Hamzaoğlu, bu arada bir avukatın yanında çalışıyor, harçlığını çıkartıyordur. Altay’da özel maçların hepsinde yer alan Hamza'nın en büyük sıkıntısı kimliksiz olmasıydı. Lisans çıkartamadığı için resmi maçlara çıkamıyordu. Bu durum profesyonelliğe yaklaştığı dönemde son buldu. Batı Trakya’daki gelenekten dolayı babalarının ismini soyisim olarak alan erkek çocuklardan biri olan Hamza Hamzaoğlu'nun ilk gayriresmi soyismi Ahmet'ti Babası, nüfus müdürünün de tavsiyesiyle babasının adını, ailesine soyadı yapmıştı: Hamzaoğlu. Böylece dedesinin adını taşıyan Hamza da, Hamza Hamzaoğlu adını almıştır.
Dilerim İran, kan dökülmeden bu mollalar rejiminden kurtulur. Bunun için zamana ihtiyaçları var. Zaman bazı şeyleri kendiliğinden anlamsızlaştıracak.. Şu andaki gösterilerin ise, ancak rejimi güçlendirmeye yarayacağı kanaatindeyim... İran'daki gösteriler Sünni azınlığın yaşadığı yerlerde yoğunlaşıyormuş. Ruhanî de Suud'u suçluyor; ABD ve İsrail'in söylediği gibi, o da Sünniliği Suud'a zimmetleme gayretinde. Halbuki Suud hükumeti Sünni değil, Sünni ulemanın birçok açıdan sapkın gördüğü Vehhabilik denen bir mezhebe bağlı. Ruhani'nin Suud'u suçlaması ise, hiç hayra alamet değil. İran çevre ülkelerde resmi ordusu tarafından bizzat yapılan veya çanak tuttuğu Sünni katliamlarını bu sefer kendi içindeki azınlığa karşı da tekrarlayabilir. Suud'un elbette savunulacak bir tarafı yok, fakat İran rejimi de çok zalim.. İran'ın başındaki "rehber" dedikleri Ayetullah Hamaney denen adam dünyada kimsede eşi görülmeyecek yetkilere sahip. İran kanunlarına göre, adeta Allah'ın direkt temsilcisi. Bunu biz anlayamıyoruz çünkü Şiilikte, hele hele İran'da din anlayışı bambaşka... Hamaney'in kendi seçtiği din adamları heyeti, kendisini sürekli rehber olarak seçiyor. Velayeti fakih hep onda. Halk ise, sadece yetkileri sınırlı bir Cumhurbaşkanı ve meclisi seçiyor. Hamaney ise dini, askeri, siyasi, ekonomik, kültürel bütün yetkiler elinde olarak ülkeyi yönetiyor. Üstelik hiçbir zaman seçilme derdi olmadan 30 yıldır İran'ın başında... Üstelik, Şii mezhebine ve kanunlara göre günahsız ve dinen eleştirilemez olarak kabul ediliyor. Bunlar Sünnilerin anlayamayacağı, hayal dahi edemeyeceği şeyler. İran en çok bize kapalı kutu... İran resmen "mehdi" bekleyen bir devlet. Kayıp 12.imamın zuhurunu bekleyen, bunları okullarda çocukların kafasına adeta çakan ve her şeyi bu beklentiler üzerine kuran bir din sosyololisine sahip... İran gerçekten çok ama çok değişik bir ülke. Öyle gösterilerle filan dağılması mümkün değil.
Bütçeye gider yazıldığı halde, sahibinin başvurmaması, gerekli nakdin bulunmaması ya da başka nedenlerle nakden ödemenin yapılamaması halinde emanete alınan tutarlar.
derken birilerine konulan, sakız gibi birinin ağızda çiğnenmesi olayı. şerbete üşüşen sinekler çağrışımı olur bu bahis, ki, demiş olmak toplumumuzda bir maraz gibi her yeri kuşatmış ve toplumu yozlaştırmıştır. dertleşme, dert dökme, dert paylaşma adına oturup, beş (5) dakikadan sonra iki saat (2) dedikodu eden bir toplumuz. bu arada dedi ile demişler hususunda, en çok kadınların ismi çıkmış olsa da, biz erkekler çok marifet sahibiyiz bu konuda. kutsal kitap kur'an'a göre; ölmüş eti yemek gibidir, ölmüş kardeşin eti. vegan olalım lütfen.
birilerini veya bir şeyleri bazı kelimelerle özdeşleştirmek. kişilerin veya durumların değişebileceğini göz ardı ederek yapılan eylem. yapılmamalı yanlış.