iptal edilen ve iptal edilecek sınavlar ile ilgili daha çok çalışacak, zamanında alet olanları da cezasını çekecektir. İşleri zor gerçekten.
kesim anında en çok acı veren olduğunu iddia edebileceğim kesik türüdür
sevenlerinin hoşgörülerine sığınarak şımarıklık eden. tolerans istismarcısı.
bu sektörde çalışan bir arkadaşımla komik diyaloğum:
nasıl gidiyor diye sordum
''sorma ya b.. la uğraşıyoruz'' otun b...un hesabını yapıyoruz:))
nasıl gidiyor diye sordum
''sorma ya b.. la uğraşıyoruz'' otun b...un hesabını yapıyoruz:))
biraz önce kombide problem var ara ara ısıtmıyor bildiğin nazlanıyor diye bi servis çağırdım.Kombiyi takan adamı, geçen sene bu zaman gelen ve çözdüğünü söyleyip giden adamı. Adam geldi kombiye dokunmadı bile bi baktı hangi ışık yanıyor dedi şu dedim heeee dedi tamam ana kart değişecek. Yani dedim şuralar şöyle olmuş buralar böyle olmuş dedi. Anakartın değişmesi lazım dedi şimdi mi değişeyim sonra mı değişeyim dedi. Tabi piyasayı bilmediğim için adam bize ge.irmesin diye yarın arayayım ben seni dedim.
Tamam dedi servis ücreti alayım dedi. Ne kadar 30tl. Ne yaptın ki? Ne servisi (ne olduğunu biliyorum tabi) yol paranı karşılarım dedim. Peki öyle olsun bi daha gelirsem bu ücreti düşmem içinden yeniden alırım dedi. O zaman konuşuruz dedim. Verdim 15 Tl.
Şimdi konu şu benim bir problemim var ve ben bu problemin üzerinden gelemiyorum. Neden gelemiyorum teknik bilgim yok. Bu pez. ler (ankara esnafının çoğu bu tabiri misli ile hak ediyor) kıtlıktan çıkmış gibi davranıyorlar. Yıllarca emeği sömürülmüş işçi gibi davranıyorlar. Züğürt ağa filminde ki istanbulun çakalları gibi esnaflık anlayışları var. Bu adamlar helalinden alın terinden para kazandıklarını düşünüyorlar.
Ben ki emek olayında oldukça hassa olan bu adamların emeğinin çarçur edilmesi taraftarıyım. Yol parası da yoktu çünkü sordum benden önce de yakın bir yerdeydi. Dükkanı da bana yürüme mesafesinde.
Belki de bizim ermeni,rum ticaret erbaplarına ihtiyacımız vardır eğitim açısından. Bekli de hiç bir şey kapmamışızdır.
Tamam dedi servis ücreti alayım dedi. Ne kadar 30tl. Ne yaptın ki? Ne servisi (ne olduğunu biliyorum tabi) yol paranı karşılarım dedim. Peki öyle olsun bi daha gelirsem bu ücreti düşmem içinden yeniden alırım dedi. O zaman konuşuruz dedim. Verdim 15 Tl.
Şimdi konu şu benim bir problemim var ve ben bu problemin üzerinden gelemiyorum. Neden gelemiyorum teknik bilgim yok. Bu pez. ler (ankara esnafının çoğu bu tabiri misli ile hak ediyor) kıtlıktan çıkmış gibi davranıyorlar. Yıllarca emeği sömürülmüş işçi gibi davranıyorlar. Züğürt ağa filminde ki istanbulun çakalları gibi esnaflık anlayışları var. Bu adamlar helalinden alın terinden para kazandıklarını düşünüyorlar.
Ben ki emek olayında oldukça hassa olan bu adamların emeğinin çarçur edilmesi taraftarıyım. Yol parası da yoktu çünkü sordum benden önce de yakın bir yerdeydi. Dükkanı da bana yürüme mesafesinde.
Belki de bizim ermeni,rum ticaret erbaplarına ihtiyacımız vardır eğitim açısından. Bekli de hiç bir şey kapmamışızdır.
sana gitme demeyeceğim
ama ne olur git.
ama ne olur git.
Yatıştırıcı olarak kullanılan afyon tentürü.
Memlekette hala bileğinin hakkıyla kazanıp yukarı çıkmaya çalışanlar var. Siyaseten pastadan pay kapmaya çalışan vasatlara örnek olması dileğiyle....
TEOG sınavında Muş Varto'dan 120 soruyu doğru yanıtlayan Eda Bektaş birinci oldu.
Eda'yı sevgiyle kutluyoruz!
TEOG sınavında Muş Varto'dan 120 soruyu doğru yanıtlayan Eda Bektaş birinci oldu.
Eda'yı sevgiyle kutluyoruz!
Kalp alışır acı çekmelere
Can dayanmaz yeni sevmelere
Boşa kürek çek hep aynı
Bana sorun bi kim haklı?
Şu yüreğim ne meraklı...
Hiç sözümü dinlemiyor
***
Sorarım aşk durulur mu?
Acıyı sevmek olur mu?
Hani hayat bir oyundu?
Artık içime sinmiyor.
***
(bkz:mehmet erdem)
Can dayanmaz yeni sevmelere
Boşa kürek çek hep aynı
Bana sorun bi kim haklı?
Şu yüreğim ne meraklı...
Hiç sözümü dinlemiyor
***
Sorarım aşk durulur mu?
Acıyı sevmek olur mu?
Hani hayat bir oyundu?
Artık içime sinmiyor.
***
(bkz:mehmet erdem)
yapılan bir eylemin ya da sergilenen bir tutumun tepkisini bulmasıdır. nötr bir etkiden ziyade, iyi ya da kötü bir çağrıya ulaşması.
mevcut suçun yarıdan az bir kısmı kadar suçlu olan nesildir. suç olarak kabul ettiğimiz bu oranın içerisinde bireysel çabalar yer alırken, diğer kısmında da günümüz dünyası ve insanı her ortamda müşteri gibi gören sistemi görürüz. bu da neyi getirir, \"şekil\" denilenin \"içerik\" denilenin önüne geçmesi. o kadar çok içerik üretilebilecek alan var ki, o kadar çok okunması gereken, keşfedilmesi gereken ama buna zaman kalmıyor çünkü her şey bir \"bilinç\". bilinci işletemiyoruz çoğu zaman, güdüler baskın geliyor, düşünemiyor, seçemiyor ve birey olamıyoruz. birey olamayınca toplum da olmuyor. kitlesel tüketim ile neyi bitirebilirsek bitiriyoruz. hepimiz de bu suç var.
kendini geliştirmek sonsuz bir alan, okumak önemli basamaklarından biri ama salt okumak değil. okumak maalesef içi boşaltılan bir kavram. okumak ve yazmak öyle büyük şans, öyle büyük bir fırsat ki. günümüz dünyasında her şey gürültüye kapılıyor. bu nedenle en ufak bir parçayı, ayrıntıyı kaçırmamak gerekiyor. sen ne kadar güzel bir mesaj oluşturursan oluştur, onu birileri göremezse, okumazsa, daha ilk cümleden okumaktan vazgeçerse ya da ön yargılarını, tabularını kıramazsa, hayatı sadece nedensellikten ibaret görürse sıkışır. çıkış yolu da eğlence ve rahatlamadır. bu gerçeği yadsıyamayız. tabi ki, tek seçenek ya da tek yol değil. kesinlikle değil. ama dediğim gibi bastırılmışlıklar, eksiklikler sınıf ayrımı olmaksızın her bireyi buna itiyor. eğer biraz iç sesindeki bir takım notalardan uzak ise, kendini \"şekil\" ve \"tüketime\" veriyor. eldeki 5 tane iphone ile muasır medeniyet olduğunu sanıyor. reklamcıların da bunda suçu var ama ne yapsın, mesleği bu. sen bilinçli tüketici olsan bunu almazdın. o salak diziyi izlemezdin, ondaki kuru gürültüyü, algı yönetimini hayatına entegre etmezdin. bir belgesel bile izlerken, ne kadar ideolojik yaklaştığını anlardın... üretmedikçe bir yere varamayız. üretmedikçe kimse okumaz. üretmedikçe kimse anlamaz, sevmez. emeğin değerini bilmez. siz sanıyor musunuz, kaldırım taşı dizen işçiler halinden memnun? ya da en tepedekiler bile, propaganda olmadan ayakta kalamaz. neden okutsun, neden okumasını istesin? kendi ne kadar okumuş ki? bir de mustafa kemal'e bak... bir aç bak...
her alanda olmak zor biliyorum ama günümüz bireyi olarak, 2016'da yaşayan biri/birileri olarak anlamak şart. sen mühendissin diye görüntü okumayı bilmezsen bir şeyleri eksik yaparsın. yaptığın işi aktaramazsın. yazdığını okutamazsın. insanları kaçırırsın. insanları yalan söyleyip mutlu edeceğine, doğruyu söyleyip üzmen gerektiğini çok geç çözersin. herkes için geçerli bu. salt okumak yetmiyor artık. okumak zaten kesin var, onun üzerine ne ekleyebilirsen. kendini ne kadar aşarsan, kafaya bir kaç oda görüş daha sığdırırsan. kelime dağarcığını açarsan. bunu dememin sebebi şu. adamlar, 16 yaşından itibaren her öğrenciye yazılım öğretiyorlar, dumandan sabun yapıyorlar. sadece okudukları için değil, evet okudukları için ama bir şeyleri de fark ettikleri, değiştirmeye çabaladıkları için. davalarına inandıkları için...
bizde de, şöyle bir açı var, adamın çorabı yok ama okuyor. hem de nasıl. o en başta o dediğim sistem olayını aşmış. kendi sistemini, dünyasını kurmuş. bütünlüğe ulaşmış. olsun bitsin derdinde değil. vazgeçmiyor. bizdeki varsayılan ayar bu. gençlikten ümitsiz değilim, o kıvılcım var.
giri de uzunluk ya da şekil değil içeriğe bakmak lazım. 9 - 10 kelimeyi nasıl sıralamış. nasıl bir organik bağlantı kurmuş. 2 kelime ile olayı özetlemiş, dramatize etmiş, yok sayıp geçmiş. yine bütünlük karşımıza çıkıyor. bütünlüğü kavramak. başarma olayının tek bir kuralı yok. bir sürü yolu yöntemi var. önemli olan biraz daha insana yaklaşması, bir diğerine hayatı kolaylaştırması. engeller koyarak, zaten o kadar engelin yanına, önüne bir sürü gereksizlik daha ekliyoruz. herkes bir şekilde yolunu buluyor, er ya da geç. keşke içindeki cevhere biraz şans verse. olay bundan ibaret.
o kıvılcımı kaybetmeyin ve kazımaktan vazgeçmeyin.
güzel günlerde, başarmış olarak görüşmek ümidiyle.
kendini geliştirmek sonsuz bir alan, okumak önemli basamaklarından biri ama salt okumak değil. okumak maalesef içi boşaltılan bir kavram. okumak ve yazmak öyle büyük şans, öyle büyük bir fırsat ki. günümüz dünyasında her şey gürültüye kapılıyor. bu nedenle en ufak bir parçayı, ayrıntıyı kaçırmamak gerekiyor. sen ne kadar güzel bir mesaj oluşturursan oluştur, onu birileri göremezse, okumazsa, daha ilk cümleden okumaktan vazgeçerse ya da ön yargılarını, tabularını kıramazsa, hayatı sadece nedensellikten ibaret görürse sıkışır. çıkış yolu da eğlence ve rahatlamadır. bu gerçeği yadsıyamayız. tabi ki, tek seçenek ya da tek yol değil. kesinlikle değil. ama dediğim gibi bastırılmışlıklar, eksiklikler sınıf ayrımı olmaksızın her bireyi buna itiyor. eğer biraz iç sesindeki bir takım notalardan uzak ise, kendini \"şekil\" ve \"tüketime\" veriyor. eldeki 5 tane iphone ile muasır medeniyet olduğunu sanıyor. reklamcıların da bunda suçu var ama ne yapsın, mesleği bu. sen bilinçli tüketici olsan bunu almazdın. o salak diziyi izlemezdin, ondaki kuru gürültüyü, algı yönetimini hayatına entegre etmezdin. bir belgesel bile izlerken, ne kadar ideolojik yaklaştığını anlardın... üretmedikçe bir yere varamayız. üretmedikçe kimse okumaz. üretmedikçe kimse anlamaz, sevmez. emeğin değerini bilmez. siz sanıyor musunuz, kaldırım taşı dizen işçiler halinden memnun? ya da en tepedekiler bile, propaganda olmadan ayakta kalamaz. neden okutsun, neden okumasını istesin? kendi ne kadar okumuş ki? bir de mustafa kemal'e bak... bir aç bak...
her alanda olmak zor biliyorum ama günümüz bireyi olarak, 2016'da yaşayan biri/birileri olarak anlamak şart. sen mühendissin diye görüntü okumayı bilmezsen bir şeyleri eksik yaparsın. yaptığın işi aktaramazsın. yazdığını okutamazsın. insanları kaçırırsın. insanları yalan söyleyip mutlu edeceğine, doğruyu söyleyip üzmen gerektiğini çok geç çözersin. herkes için geçerli bu. salt okumak yetmiyor artık. okumak zaten kesin var, onun üzerine ne ekleyebilirsen. kendini ne kadar aşarsan, kafaya bir kaç oda görüş daha sığdırırsan. kelime dağarcığını açarsan. bunu dememin sebebi şu. adamlar, 16 yaşından itibaren her öğrenciye yazılım öğretiyorlar, dumandan sabun yapıyorlar. sadece okudukları için değil, evet okudukları için ama bir şeyleri de fark ettikleri, değiştirmeye çabaladıkları için. davalarına inandıkları için...
bizde de, şöyle bir açı var, adamın çorabı yok ama okuyor. hem de nasıl. o en başta o dediğim sistem olayını aşmış. kendi sistemini, dünyasını kurmuş. bütünlüğe ulaşmış. olsun bitsin derdinde değil. vazgeçmiyor. bizdeki varsayılan ayar bu. gençlikten ümitsiz değilim, o kıvılcım var.
giri de uzunluk ya da şekil değil içeriğe bakmak lazım. 9 - 10 kelimeyi nasıl sıralamış. nasıl bir organik bağlantı kurmuş. 2 kelime ile olayı özetlemiş, dramatize etmiş, yok sayıp geçmiş. yine bütünlük karşımıza çıkıyor. bütünlüğü kavramak. başarma olayının tek bir kuralı yok. bir sürü yolu yöntemi var. önemli olan biraz daha insana yaklaşması, bir diğerine hayatı kolaylaştırması. engeller koyarak, zaten o kadar engelin yanına, önüne bir sürü gereksizlik daha ekliyoruz. herkes bir şekilde yolunu buluyor, er ya da geç. keşke içindeki cevhere biraz şans verse. olay bundan ibaret.
o kıvılcımı kaybetmeyin ve kazımaktan vazgeçmeyin.
güzel günlerde, başarmış olarak görüşmek ümidiyle.
hükümetin dış politikasına karşı bir duaya çıksalar olay daha kısa elden çözülür belki de.
kredi kartı bilgilerini vermeden güvenli alışveriş yapmaları için tasarlanmış ön ödemeli kart sistemidir.http://www.astropay.web.tr/
(bkz: #86396)
Bulaşığa yardım etseydiniz tanışmayacağınız rehavet. Analara çökmeyen, babaları bırakmayan rehavet. Bari çocuğa bakaydın... uyumuş...

insan sağlığına en zararsız mobilya türlerinden birisidir. alınacaksa ahşap olanı alınmalıdır. bunun sebeplerini sıralayacak olursak hafif olması, hafif olmasına karşın birçok etkiye karşı dirençli olması, ısı yalıtımı ve ses iletiminde başarılı bir yapı malzemesi olması sıralanabilir. teknik terimlere girecek olursak kristalleşme ve yorulmaya en dayanıklı yapı malzemelerinden biridir.
ve belki de en önemlisi geri dönüşüm oranı çok yüksek olduğundan doğa dostu bir yapı malzemesidir.
siz de doğaya katkım olsun diyorsanız ahşap mobilya modellerini şu adresten inceleyebilirsiniz: https://www.turemmobilya.com
benden başka herkesin çatır çatır uyuduğu gerçeği.
hollanda da bir parti.
(bkz: Party for Freedom)
İslâm karşıtlığı yapan, göçmen karşıtı politikalar savunan, AB'ye şüpheyle yaklaşan ırkçı Özgürlük Partisi'nin liderliğini Geert Wilders yapıyor. 2015'te yapılan Senato seçimlerinde oyların yüzde 11,58'ini aldı. Wilders'ın, bu seçimlerde de oylarını artıracağı tahmin ediliyor.
(bkz: Party for Freedom)
İslâm karşıtlığı yapan, göçmen karşıtı politikalar savunan, AB'ye şüpheyle yaklaşan ırkçı Özgürlük Partisi'nin liderliğini Geert Wilders yapıyor. 2015'te yapılan Senato seçimlerinde oyların yüzde 11,58'ini aldı. Wilders'ın, bu seçimlerde de oylarını artıracağı tahmin ediliyor.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

