bulunduğu yerden mutsuz olan artık bıktım ben de çıkıp gezmek istiyorum diyen makinadır. hep banyo hep mutfak bu nedir yaa hurdacı diye bi yer varmış çok mükemmelmiş ama götürmüyorsunuz işte diye size atarlanan makinadır.
HRİSTİYANLIKTA RESMİ NİKAHIN VE DİNİ NİKANIN KİLİSE DE RAHİP TARAFINDAN KIYILMASI, YAHUDİLİKTE DİNİ NİKAH VE RESMİ NİKAHIN SİNEGOGDA HAHAM TARAFINDAN KIYILMASI KADAR NORMAL BİR DURUMDUR. OLMASI GEREKEN DE BUDUR. 2 AYRI NİKAH KIYDIRMAK YERİNE, DİNİ VE RESMİ NİKAHI TEK ELDE TOPLAMA GAYESİ GÜTMEKTEDİR.
kuram. günlük hayattaki pratiklerin sistemli bir biçimde incelenerek açıklanması ve öngörüler ile desteklenmesidir. kimi zaman bir problemi çözmek şeklinde de olabilir.
türkiyede tacizci için ancak bu kadar komik ve yetersiz ceza verilebilirdi.
Karar çok garip, toplu taşıma araçlarını kullanıp kullanmadığının denetlenebilmesi mümkün değil. Bu karar bozulur, hakim azıcık şov yapmış sanki.
evli ve 3 çocuklu bir adam, kalabalık otobüsün içinde bir kadını taciz etti. Kadın aynı adamı bir buçuk ay sonra yine aynı otobüste görünce otobüsü durdurup polis çağırdı. 29 yaşındaki T.S. gözaltına alındı.
Karar çok garip, toplu taşıma araçlarını kullanıp kullanmadığının denetlenebilmesi mümkün değil. Bu karar bozulur, hakim azıcık şov yapmış sanki.
evli ve 3 çocuklu bir adam, kalabalık otobüsün içinde bir kadını taciz etti. Kadın aynı adamı bir buçuk ay sonra yine aynı otobüste görünce otobüsü durdurup polis çağırdı. 29 yaşındaki T.S. gözaltına alındı.
duyduğu şeyden emin olmak için ya da duyduğu şey için karşısındaki kişiyi küçümseyen insanın soru cümlesi.
Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme, kuşatma, ihata.
ayağı galatasaray 11'indeki 7-8 futbolcudan daha düzgün kaleci.
Başlığı (gbkz:bayburt dönemi) olarak okuyunca (gbkz:sugge)'nin sözlüğü ele geçirdiğini sandım. (u:swh)
aşıkın yad etmeyip ağyarı dil-şad eyledin
kabe'yi yıktın diriğa deyri abad eyledin.
Hersekli Arif hikmet bey
kabe'yi yıktın diriğa deyri abad eyledin.
Hersekli Arif hikmet bey
beşiktaşlı.
Yahudi'nin derin aşağılık kompleksi sebebiyle, bütün insanlıktan nefreti böyle birşey... Aynı cümle içinde hem Müslümanlara hem Hristiyanlara hakaret ediyor... Avrupa ve Amerika'da bir Yahudiye "seni hahamın kızı" diye toplum önünde kimse konuşamaz. Hayatı biter. Fakat Yahudi çıfıtı gücü ele geçirdiğinde herkese hakaret edebilir. Bir başbakanla papazın kızı diye, inancını ve ailesini ve ırkını diline dolayarak alay edebilir. Medya bunu cicili bicili gösterebilir.
Ve bizde bile medya bunu verirken işte böyle yumuşatarak verir... AB'nin göçmen karşıtı nefret politikalarını yeterli görmemiş, Merkel'i niçin Suriyeli göçmenleri Almanya'ya alıyorsun diye suçluyor... Cehennem bu kudurukları bekliyor, bu doymayan vampirleri bekliyor.
(bkz: Karl Lagerfeld)
devamını okumak için tıklayınız...
Ve bizde bile medya bunu verirken işte böyle yumuşatarak verir... AB'nin göçmen karşıtı nefret politikalarını yeterli görmemiş, Merkel'i niçin Suriyeli göçmenleri Almanya'ya alıyorsun diye suçluyor... Cehennem bu kudurukları bekliyor, bu doymayan vampirleri bekliyor.
(bkz: Karl Lagerfeld)
devamını okumak için tıklayınız...
mülakat görevlilerine "efendim"şeklinde hitap etmenize gerek olmayacak tavsiyeler.kendinizden ve öz saygınızdan ödün vermeden kendinizden emin ve o işletmeye/kuruma bir şeyler katabileceğinizi o şirketin mülakat yapan ik personeline inandırmanız gerekmektedir.ayrıca işle ilgili eğer varsa;teknik bilginizi sonuna kadar konuşturunuz,en önemli nokta ise sorulan sorulara kısa,öz,anlaşılır ve net yanıt verebilmenizdir.gerekmedikçe veya soru sorulmadıkça konuşmayın ve "aşırı"istekli gözükmeyin.böyle yaparsanız "o işe çok ihtiyaç duyduğunuzu" ve "ne iş olursa yaparım,artık yeter ki şuraya bir kapağı atayım"izlenimi oluşturur ve olumsuz bir intiba bırakabilirsiniz.işbu yazı 18 senelik iş hayatımda yaşadığım tecrübeler ışığında yazılmıştır.
Hayatım
Başlıktaki iddiayı açabilmek için direkt olarak konuya gireceğim: Çevrenizdeki herkes, maalesef farkında bile olmadan, denediğiniz yeni bir şeyde başarısız olmanızı ve hatta sıçıp batırmanızı istiyor. “Herkes mi?” diye soracaksınız, “Evet, herkes” diyeceğim; “E ama nasıl olur?” diye ekleyeceksiniz, okumaya devam etmenizi rica edeceğim.
Şayet sosyal becerileriniz bir ütüden daha gelişmiş durumdaysa, etrafınızda insanlardan kurulu bir çember var. Bu çember, sizin ve çevrenizdekilerin normal algısını belirliyor. Siz diğerlerine, diğerleri ise size göre kişiliklerini ve zevklerini hizalıyor. Çemberin dışına çıkmak isteyen, hizayı da bozmuş sayılıyor; dolayısıyla tepki çekiyor.
Bisikletle Avrupa’yı mı gezeceksin? Ne kadar güzel, senin adına çok sevindim! Ama o kadar yolu sadece bisikletle gidebilir misin ki? Yorulursan ya da bisikletin bozulursa ne olacak?
Ne kadar samimi geliyor, değil mi? İddia ediyorum: Aslında değil. Bu tepkiyi veren arkadaşınız, kesinlikle kötü niyetli olmamakla birlikte, hizayı bozduğunuzu, yeni icat çıkardığınızı düşünüyor. Siz bisikletle Avrupa’yı gezeceğinizi söyleyene kadar, hayatından ve tercihlerinden gayet memnundu. Belki o da bir ara benzer bir şeye niyetlenmişti, son günlerde rutininden biraz sıkılmıştı ama yine de hayatına devam ediyordu işte… Siz yaşamınıza yeni bir oyuncak katarak (ve elbette bunu başka birine açarak) bir risk aldınız ve o kişinin hayata dair bir tercihine bir anlamda meydan okumuş oldunuz. Ne hakla?
Ya başarırsanız? Ya çemberin içindeki bir diğer kişi de size katılırsa? Ya grubun içindeki o normal algısı değişirse? Saniyenin binde biri kadar sürede, karşınızdaki kişi kendisine bu soruları soruyor ve sizin bu yeni kararınızı bir tür tehdit olarak algılıyor. Bisikletle Avrupa turu yapacağınıza dair bilgiyi alır almaz, yaşayacağınız muazzam maceradan bahsedeceğine, “Umarım bisikletin bozulmaz” diye eklemesi bu yüzden: Yapamayacağınızı, hizayı bozamayacağınızı, çemberin dışına çıkamayacağınızı düşünmek istiyor; çünkü kendi tercihinin isabetli olduğunu doğrulamaya ihtiyaç duyuyor.
Demek kendi şirketini kuruyorsun… Gerçekten çok sevindim! Peki sermayen var mı? Ya müşteri bulamazsan… Kirayı nasıl ödeyeceksin?
veya…
Demek kendi şirketini kuruyorsun… Gerçekten çok sevindim! Biraz riskli ama en kötü ihtimalle bir işe girersin, ne olacak?
Bir önceki örnekten sonra, buna hazırlıklıydınız diye tahmin ediyorum. Emin olun, heyecanla kendi işinizi kurma kararınızı açtığınız arkadaşınız da sıkılıp bunaldığı o ofisten ayrılmayı, zaten hiç sevmediği müdüründen kurtulmayı yüzlerce kere düşündü. Topladı, çıkardı, böldü, çarptı; kredilerini ve kirasını, köpeğinin mamasını, doğalgaz faturasını, apartman aidatını düşündü; sonunda o adımı atamadı ve vazgeçti.
Siz ise yok yere onun bu kararını sorgulamasına sebep oldunuz. Siz o meş’um ağzınızı açana kadar, o konuya dair muhasebe bitmiş, fatura çoktan kesilmişti. Ona kafayı yastığa koyduğu anda üzerine düşüneceği ve belki de pişman olacağı bir konu verdiniz. Bu gerçekten de kabul edilemez!
Burada insanlığa dair iğrenç bir portre çizmeye çalışmıyorum; bilakis, arkadaşınızın gerçekten de sizin adınıza çok sevindiğine eminim. Ancak kendi adına yaşadığı mutsuzluk, kararınıza sizin yaşadığınız heyecanla yaklaşmasını engelliyor. Farkında bile değil, ama gerçekten de sıçıp batırmanızı, ait olduğunuz yere dönmenizi, hizayı bozmamanızı istiyor.
Hizayı bozmazsanız, kendi kararlarını gözden geçirmek zorunda olmayacak.
Çemberden çıkmazsanız, o da sınırını bilerek yaşayacak.
Bulunduğunuz yerde kalırsanız, onun da hareket etmesine gerek kalmayacak.
Acı, ama gerçek…
Tekrar belirtme ihtiyacı duyuyorum: Sevdiğiniz herkes, sizi en az sizin onları sevdiğiniz kadar seviyor. Hepsi de iyi insanlar, emin olun.
Ayrıca merak etmeyin, hisleriniz karşılıklı: Siz de onların sıçıp batırmasını istiyorsunuz. Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil sonuçta… Tek “icat çıkaran” siz değilsiniz…
Size önerim: Etrafınızda mutlaka bu tatsız genellemenin dışında kalan 3–5 kişi vardır. O kişileri bulun ve onlara sıkıca tutunun. Birbirinizi yeni şeyler denemeye, normal olanı bozmaya teşvik edin.
Rahatı batan, yeni şeyler deneyen, olmayınca bırakan, tekrar deneyen ve yanılan, yılmadan bir daha deneyen ve bir gün başaracağına emin olan herkese başarılar; tabii aynı zamanda tebrikler.
O konforu bırakmak, gerçekten de yürek istiyor.
[https://medium.com/versiyon-2/herkes-s%C4%B1%C3%A7%C4%B1p-bat%C4%B1rman%C4%B1z%C4%B1-istiyor-9bc6fd8bb941#.3uh9dqyr0 k:]
Şayet sosyal becerileriniz bir ütüden daha gelişmiş durumdaysa, etrafınızda insanlardan kurulu bir çember var. Bu çember, sizin ve çevrenizdekilerin normal algısını belirliyor. Siz diğerlerine, diğerleri ise size göre kişiliklerini ve zevklerini hizalıyor. Çemberin dışına çıkmak isteyen, hizayı da bozmuş sayılıyor; dolayısıyla tepki çekiyor.
Bisikletle Avrupa’yı mı gezeceksin? Ne kadar güzel, senin adına çok sevindim! Ama o kadar yolu sadece bisikletle gidebilir misin ki? Yorulursan ya da bisikletin bozulursa ne olacak?
Ne kadar samimi geliyor, değil mi? İddia ediyorum: Aslında değil. Bu tepkiyi veren arkadaşınız, kesinlikle kötü niyetli olmamakla birlikte, hizayı bozduğunuzu, yeni icat çıkardığınızı düşünüyor. Siz bisikletle Avrupa’yı gezeceğinizi söyleyene kadar, hayatından ve tercihlerinden gayet memnundu. Belki o da bir ara benzer bir şeye niyetlenmişti, son günlerde rutininden biraz sıkılmıştı ama yine de hayatına devam ediyordu işte… Siz yaşamınıza yeni bir oyuncak katarak (ve elbette bunu başka birine açarak) bir risk aldınız ve o kişinin hayata dair bir tercihine bir anlamda meydan okumuş oldunuz. Ne hakla?
Ya başarırsanız? Ya çemberin içindeki bir diğer kişi de size katılırsa? Ya grubun içindeki o normal algısı değişirse? Saniyenin binde biri kadar sürede, karşınızdaki kişi kendisine bu soruları soruyor ve sizin bu yeni kararınızı bir tür tehdit olarak algılıyor. Bisikletle Avrupa turu yapacağınıza dair bilgiyi alır almaz, yaşayacağınız muazzam maceradan bahsedeceğine, “Umarım bisikletin bozulmaz” diye eklemesi bu yüzden: Yapamayacağınızı, hizayı bozamayacağınızı, çemberin dışına çıkamayacağınızı düşünmek istiyor; çünkü kendi tercihinin isabetli olduğunu doğrulamaya ihtiyaç duyuyor.
Demek kendi şirketini kuruyorsun… Gerçekten çok sevindim! Peki sermayen var mı? Ya müşteri bulamazsan… Kirayı nasıl ödeyeceksin?
veya…
Demek kendi şirketini kuruyorsun… Gerçekten çok sevindim! Biraz riskli ama en kötü ihtimalle bir işe girersin, ne olacak?
Bir önceki örnekten sonra, buna hazırlıklıydınız diye tahmin ediyorum. Emin olun, heyecanla kendi işinizi kurma kararınızı açtığınız arkadaşınız da sıkılıp bunaldığı o ofisten ayrılmayı, zaten hiç sevmediği müdüründen kurtulmayı yüzlerce kere düşündü. Topladı, çıkardı, böldü, çarptı; kredilerini ve kirasını, köpeğinin mamasını, doğalgaz faturasını, apartman aidatını düşündü; sonunda o adımı atamadı ve vazgeçti.
Siz ise yok yere onun bu kararını sorgulamasına sebep oldunuz. Siz o meş’um ağzınızı açana kadar, o konuya dair muhasebe bitmiş, fatura çoktan kesilmişti. Ona kafayı yastığa koyduğu anda üzerine düşüneceği ve belki de pişman olacağı bir konu verdiniz. Bu gerçekten de kabul edilemez!
Burada insanlığa dair iğrenç bir portre çizmeye çalışmıyorum; bilakis, arkadaşınızın gerçekten de sizin adınıza çok sevindiğine eminim. Ancak kendi adına yaşadığı mutsuzluk, kararınıza sizin yaşadığınız heyecanla yaklaşmasını engelliyor. Farkında bile değil, ama gerçekten de sıçıp batırmanızı, ait olduğunuz yere dönmenizi, hizayı bozmamanızı istiyor.
Hizayı bozmazsanız, kendi kararlarını gözden geçirmek zorunda olmayacak.
Çemberden çıkmazsanız, o da sınırını bilerek yaşayacak.
Bulunduğunuz yerde kalırsanız, onun da hareket etmesine gerek kalmayacak.
Acı, ama gerçek…
Tekrar belirtme ihtiyacı duyuyorum: Sevdiğiniz herkes, sizi en az sizin onları sevdiğiniz kadar seviyor. Hepsi de iyi insanlar, emin olun.
Ayrıca merak etmeyin, hisleriniz karşılıklı: Siz de onların sıçıp batırmasını istiyorsunuz. Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil sonuçta… Tek “icat çıkaran” siz değilsiniz…
Size önerim: Etrafınızda mutlaka bu tatsız genellemenin dışında kalan 3–5 kişi vardır. O kişileri bulun ve onlara sıkıca tutunun. Birbirinizi yeni şeyler denemeye, normal olanı bozmaya teşvik edin.
Rahatı batan, yeni şeyler deneyen, olmayınca bırakan, tekrar deneyen ve yanılan, yılmadan bir daha deneyen ve bir gün başaracağına emin olan herkese başarılar; tabii aynı zamanda tebrikler.
O konforu bırakmak, gerçekten de yürek istiyor.
[https://medium.com/versiyon-2/herkes-s%C4%B1%C3%A7%C4%B1p-bat%C4%B1rman%C4%B1z%C4%B1-istiyor-9bc6fd8bb941#.3uh9dqyr0 k:]
karaköyde ki dünyanın ikinci metrosunu yapan mühendis, mimar.
(bkz: yok ben cepten giriyorum)
başlıkları canlandırmak, ölü frameyi hareketlendirmek adına her önüme gelen başlığa yazmaya başladım ama heyhat, kimse yok sözlük. yakında buraya yazdığım tüm entry ve başlıkları sileceğim zaten. veda edince gidemiyorum. bu sefer de böyle yapacağım. huzur içinde uyu sözlük.
üst üste yenilince pek de tadı olmayan oyun. (_)
arayan yakın çevreyse boku yemiştir. uzun uzun yalanlar, bahaneler, açıklamalar bulmak zorunda; inandırıcı bir tavır takınmalıdır.
'vaktinde açsaydım yea' diye hayıflanma ihtimali yüksektir.
'vaktinde açsaydım yea' diye hayıflanma ihtimali yüksektir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
