halit gelgeç'tir o.
(bir işi) ustalıkla yapan.
altın madalya sahibi 14 yaşındaki milli tekvandocu. başarısının yanı sıra madalya törenindeki şık hareketi ile akıllarda unutulmaz bir yer edindi.
Cuma günleri camii veya mescitlerde toplanan insanlardır. cemaatle kılınması farz olan namaz cuma namazını insanların bir araya gelmesine vesile olan sosyolojik açıdan muazzam bir durumdur malumunuz.
Öncelikle (gbkz:gergin değilim).
Bu hafta yakınlarda camii olmamasından dolayı en yakın mescite namazı eda etmek için gittim. çok fazla kızdığım kırıldığım şeyler oldu ve bunları dile getirmek istiyorum.
kızdığım şeyleri bir kaç kelam ile ifade etmem gerekirse kısa kısa anlatayım.
Öncelikle yakınlarda camii yok daha doğrusu var ama biz tembellikten dolayı en yakın olan mescide gidiyoruz diyelim. Mescit en fazla 80-90 kişi alır ama cemaat 100-120 arası değişiyor sürekli. arka tarafta bayanlara ayrılan bir bölüm var orası da genelde dolu oluyor. Bu kadar kişinin cumaya gelmesi ayrıca muazzam bişe.
bu hafta kızdığım şeylerden ilki bu kadar ufak bir mescite bu kadar kişinin sığması için ön iki safta oturan kişilerin yörük çadırında bağdaş kurup oturmaktan farklı bir şekilde oturmaları gerekir ki kapıda kimse kalmasın ama gelin görün ki ön taraf bildiğiniz yayılarak oturuyor. bu durumdan kaynaklı olarak da arka tarafta ve bayanlar bölümünde sıkışıklık oluşuyor. Bu durumun çözümü arka tarafa hasır serilerek giderilebilecekken acayip acayip abiler bu sıkışıklığı arttırmak için o hasırı sermemekte ısrar ediyor. Tamam hava soğuk anlıyorum ama yine kapalı bir ortam sonuçta ve cuma namazı 15 dk sürecek toplamda bu hava kimseyi hasta etmez. Hadi bunu düşünemiyor gelen abim anlıyorum onu da içeride sıkışacağından korkan kişi de adam gelmesin deyu elinden geleni yapıyor. Ayrıca mescit olduğu için bir müezzin mevcut değil ve güzelim kıraati düzgün imamımız da olaya el atmıyor ve yine ayrıca biz de her cuma bu sıkışıklığı bile bile oraya gidiyoruz. not: Bundan sonraki cumalarda hususi kapıda bekleyip hasırın başında duracağım.
Bir diğer beni üzen durum ise şöyle mescitte bir (gbkz:müezzin) olmadığı için her hafta biri müezzinlik yapıyor. Müzezzinlik için soğuk savaş veriliyor bildiğiniz ve bu durum da oldukça üzücü. Yapılması gereken bu işin ehli kişiye bırakılması değil midir? Kıraat yok ama özgüven mükemmel müezzinlik için. Bu ciddi bir sorumluluktur ve bunun bilinci daha büyük bir sorumluluk olması gerekiyor.
sigara kokmak, ıslak ayakla mescite girmek vb konulara hiç girmiyorum.
Bizim milletin toplu hareket konusunda oldukça amatör olduğu bir gerçek bunu cuma namazı cemaati üzerinden gittik ama maalesef bu şekilde. Bu meramın dile gelmesi ise biraz daha rahat namaz kılacağım diye birilerini cumadan soğutmamak lazım. Namaz bize toplu şekilde farz ama o toplu şekildeki insanlara sagı sevgi de oldukça mühim değil midir?
biraz da güzel tarafından anlatmak gerekirse mescit imamı mescitin daimi imamı mı bilemiyorum ama ankaraya geldiğimden bu yana bu kadar ses terbiyesi (kıraatı) bu kadar düzgün bir hocaya denk gelmedim. Bütün harflerin haklarını ve müstehaklarını vererek çıkartıyor. Namazdan önce yasini şerif i ihmal etmiyor. En iyisi mi kötüsü mü bilemiyorum yine ama cuma farzından sonra savaştan kaçar gibi çıkan cemaate sinirlenmiyor ve kimseye dalmıyor. (u:he he)
Ayrıca bu cemaate eşlik ettiğiniz takdirde yukarıda yazdığım kötü durumların dışında namaz bitimi ile bir büyük huzurunuz olacaktır. İçeride gerçekten güzel şeyler oluyor gitmenizi şiddetle tavsiye ediyorum.
Bu durumun belki camii cemaati ile ilgisi yoktur. Belki ankara da ki insanların büyükşehir mantığına bürünemediğinin göstergesidir.
Öncelikle (gbkz:gergin değilim).
Bu hafta yakınlarda camii olmamasından dolayı en yakın mescite namazı eda etmek için gittim. çok fazla kızdığım kırıldığım şeyler oldu ve bunları dile getirmek istiyorum.
kızdığım şeyleri bir kaç kelam ile ifade etmem gerekirse kısa kısa anlatayım.
Öncelikle yakınlarda camii yok daha doğrusu var ama biz tembellikten dolayı en yakın olan mescide gidiyoruz diyelim. Mescit en fazla 80-90 kişi alır ama cemaat 100-120 arası değişiyor sürekli. arka tarafta bayanlara ayrılan bir bölüm var orası da genelde dolu oluyor. Bu kadar kişinin cumaya gelmesi ayrıca muazzam bişe.
bu hafta kızdığım şeylerden ilki bu kadar ufak bir mescite bu kadar kişinin sığması için ön iki safta oturan kişilerin yörük çadırında bağdaş kurup oturmaktan farklı bir şekilde oturmaları gerekir ki kapıda kimse kalmasın ama gelin görün ki ön taraf bildiğiniz yayılarak oturuyor. bu durumdan kaynaklı olarak da arka tarafta ve bayanlar bölümünde sıkışıklık oluşuyor. Bu durumun çözümü arka tarafa hasır serilerek giderilebilecekken acayip acayip abiler bu sıkışıklığı arttırmak için o hasırı sermemekte ısrar ediyor. Tamam hava soğuk anlıyorum ama yine kapalı bir ortam sonuçta ve cuma namazı 15 dk sürecek toplamda bu hava kimseyi hasta etmez. Hadi bunu düşünemiyor gelen abim anlıyorum onu da içeride sıkışacağından korkan kişi de adam gelmesin deyu elinden geleni yapıyor. Ayrıca mescit olduğu için bir müezzin mevcut değil ve güzelim kıraati düzgün imamımız da olaya el atmıyor ve yine ayrıca biz de her cuma bu sıkışıklığı bile bile oraya gidiyoruz. not: Bundan sonraki cumalarda hususi kapıda bekleyip hasırın başında duracağım.
Bir diğer beni üzen durum ise şöyle mescitte bir (gbkz:müezzin) olmadığı için her hafta biri müezzinlik yapıyor. Müzezzinlik için soğuk savaş veriliyor bildiğiniz ve bu durum da oldukça üzücü. Yapılması gereken bu işin ehli kişiye bırakılması değil midir? Kıraat yok ama özgüven mükemmel müezzinlik için. Bu ciddi bir sorumluluktur ve bunun bilinci daha büyük bir sorumluluk olması gerekiyor.
sigara kokmak, ıslak ayakla mescite girmek vb konulara hiç girmiyorum.
Bizim milletin toplu hareket konusunda oldukça amatör olduğu bir gerçek bunu cuma namazı cemaati üzerinden gittik ama maalesef bu şekilde. Bu meramın dile gelmesi ise biraz daha rahat namaz kılacağım diye birilerini cumadan soğutmamak lazım. Namaz bize toplu şekilde farz ama o toplu şekildeki insanlara sagı sevgi de oldukça mühim değil midir?
biraz da güzel tarafından anlatmak gerekirse mescit imamı mescitin daimi imamı mı bilemiyorum ama ankaraya geldiğimden bu yana bu kadar ses terbiyesi (kıraatı) bu kadar düzgün bir hocaya denk gelmedim. Bütün harflerin haklarını ve müstehaklarını vererek çıkartıyor. Namazdan önce yasini şerif i ihmal etmiyor. En iyisi mi kötüsü mü bilemiyorum yine ama cuma farzından sonra savaştan kaçar gibi çıkan cemaate sinirlenmiyor ve kimseye dalmıyor. (u:he he)
Ayrıca bu cemaate eşlik ettiğiniz takdirde yukarıda yazdığım kötü durumların dışında namaz bitimi ile bir büyük huzurunuz olacaktır. İçeride gerçekten güzel şeyler oluyor gitmenizi şiddetle tavsiye ediyorum.
Bu durumun belki camii cemaati ile ilgisi yoktur. Belki ankara da ki insanların büyükşehir mantığına bürünemediğinin göstergesidir.
fahriye evcen ve murat yıldırım'ın başrolünde yer aldığı 2017 yapımı yerli film.
Çoğunlukla müzikte kullanılan ve 'dörtlü' anlamına gelen fransızca kökenli kelime.
Dört adet enstrüman için yazılmış eserler için kullanılır.
Benim favorim:
Dört adet enstrüman için yazılmış eserler için kullanılır.
Benim favorim:
kesinliği şüpheli olsada var olduğuna dair bilgileri ve sanırım tek bilgiyi aristo'nun verdiği kayıp ada, uygarlık. aristo'nun belirttiği ütopik bir diyarda olabilir ama adı atlantis'tir. ahlakta, bilimde, sanatta hayli ileri bir topluluktu. ne zaman ki bozulmaya başladılar yavaş yavaş felaketler kendini göstermeye başlamış. depremler, volkan patlaması ve nihayetinde adanın sular altında kalması. bazı bilim adamları ege açıklarında aristo'nun tarif ettiği yere uygun bir yer buldular. şu an onun üzerine araştırma yapmaktadırlar. ve hayli yol katetmişler.
atlantis ile ilgili bir başka görüşte kayıp kıta mu'nun bir kolonisi olduğu yönünde. nitekim mu uygarlığı içinde tüm medeniyetlerin çıkış noktası olduğu söyleniyor.
atlantis ile ilgili bir başka görüşte kayıp kıta mu'nun bir kolonisi olduğu yönünde. nitekim mu uygarlığı içinde tüm medeniyetlerin çıkış noktası olduğu söyleniyor.
http://euygulama.dpb.gov.tr/dpb_web/menu/Ilan_Menu.aspx?ID=a68bf7b0-aff7-4f66-aa45-506c4ee91550
tarihten bahsedip, tarihten ders almayan hükümetin hamlesi. 20 sene önce ırak'tan kaçıp türkiye'ye gelenlerin akıbeti belli. herkes de gayet iyi biliyor. şu anki mültecilerin vaziyetleri de belli zaten. bu meseleler öyle vicdan, dostluk, misafirverlik ön plana alınarak karar verilecek, muhasebesi yapılacak mevzular değil. senin ülkende 76 milyon adet mesul olduğun insan var. her şeyi düşünüp adım atacan. madem o kadar güçlü ülkesin, en başta bunları göreceksin ve bir koridor, tampon bölge oluşturmak için gayret edip, oraya yerleştireceksin, yumurta ucuna gelince bu faaliyetlere hız vermeyeceksin.
Bir milleti hür, bağımsı, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatan da köleliğe, yoksulluğa düşüren de eğitimidir.
(bkz: mustafa kemal atatürk)
(bkz: mustafa kemal atatürk)
Mantıklı.
/gorseller/yukle/images/pratikbilg.jpg
Saçını düzleştiriyorsa oradan koşarak uzaklaşılacak, Uzatıp kirli yağlı yapış yapış ortalarda dolaşıyorsa bi güzel yolunacak, bile bile gözünün önüne önüne getiriyorsa uyuzun teki diye nitelendirilebilecek erkektir...
Orhan gencebay'ın yalnızlık temasını ruha işlete işlete verdiği eseri. Zengin müzik yapısıyla sadece bestesi bile insanı sürükler cinstendir. Ajda pekkan'ın ilk yaptığı cover'ı da güzeldir.
ne sevenim var, ne soranım var
öyle yalnızım ki
çilesiz günüm yok, dert ararsan çok
öyle dertliyim ki
bana kaderimin bir oyunu mu bu ?
aldı sevdiğimi verdi zulümü
dünyaya doymadan göçüp gideceğim
yoksa yaşamanın kanunu mu bu ?
bıktım artık yaşamaktan
çekmekle biter mi bu hayat yolu ?
ahh...bu yalnızlık, bu dertler
bekleyeceğim, bekleyeceğim
geri dönmese bile
alıştım kaderin zulmüne artık
bana gülmese bile
geri dönmez artık giden sevgililer
her ümit ufkunda ağlıyor gözler
bitmeyen çilenin, derdin sarhoşuyum
kahredip geçiyor en güzel günler
bıktım artık yaşamaktan
çekmekle biter mi bu hayat yolu ?
ahh...bu yalnızlık, bu dertler.
ne sevenim var, ne soranım var
öyle yalnızım ki
çilesiz günüm yok, dert ararsan çok
öyle dertliyim ki
bana kaderimin bir oyunu mu bu ?
aldı sevdiğimi verdi zulümü
dünyaya doymadan göçüp gideceğim
yoksa yaşamanın kanunu mu bu ?
bıktım artık yaşamaktan
çekmekle biter mi bu hayat yolu ?
ahh...bu yalnızlık, bu dertler
bekleyeceğim, bekleyeceğim
geri dönmese bile
alıştım kaderin zulmüne artık
bana gülmese bile
geri dönmez artık giden sevgililer
her ümit ufkunda ağlıyor gözler
bitmeyen çilenin, derdin sarhoşuyum
kahredip geçiyor en güzel günler
bıktım artık yaşamaktan
çekmekle biter mi bu hayat yolu ?
ahh...bu yalnızlık, bu dertler.
Acınmak işine konu olmak.
mmorpg türündeki oyunlarda "str" (hp) avantajı ile hasarı (damage) üstlenerek kale savaşında büyük güç katan karakterlerdir. örneğin, sro için bow, blade, warrior&cleric ve glaive kullanan karakterlerdir.
Bu sözlükte daha başlamadığım istatistik verisi.
insan bazen birilerine bir değer biçiyor. onu alıyor en tepelere çıkartıyor baş tacı ediyor. ondan sonra bir anlıyor ki fıs. Ne o değere layıkmış ne beş para edermiş ne layıkmış. İnsana en fazla koyan ise o zaman zarfında geçirdiği zaman kaybıymış.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

