parayla saadet olur mu

spazmoldum
amacınız jip, villa, tekne vs. almak ise bunlara sahip olabilirsiniz ancak bunlar bir süre sonra yetmez çünkü insanoğlu doyumsuzdur .. Zaman ilerledikçe paranız ve bunun sağladığı güç ile insanlara hükmetmek isteyeceksiniz .. paranız ve gücünüz sizinle olduğu müddetçe de bu devam edecek ve belki de bir zorbaya dönüşeceksiniz ..

paranız ile düşmanlarınızdan korunmak için bir koruma ordusu satın alacak ve bir gün o koruma ordusundan bir nefer, başkası tarafından satın alınıp sizi öldürecek ..

demek ki neymiş; para ile saadet olmaz imiş ..


ya da elinize geçen para ile fakirleri koruyacak, gözeteceksiniz .. kendinize aldığınızdan bir tane de fakirler için alacaksınız .. onların hakkını gözettiğiniz için burada da ahirette de size bereket ihsan edilecek ve siz hem dünyada hem de ebedi alemde saadete kavuşmuş olacaksınız ..

demek ki neymiş; insana saadeti sağlayan para değil, şuur imiş ..

şapşal

cayisallama
tdk ya göre
1. sıfat aptalca davranışlarda bulunan, alık (kimse)
"şapşal adam bu teklife de inandı." - (gbkz:n. f. kısakürek)
2. üstüne başına önem vermeyen, özen göstermeyen
3. bol, dökük ve biçimsiz (giyecek)
"güneşli havada sırtında soluk, şapşal bir empermeabl, ayaklarında cilası kaçmış geniş galoşlar..." - (gbkz:ö. seyfettin)

arsuz sydv personel alım ilanı 20.08.2015

smmmsozluk
1 kişi (gbkz:sosyal yardım ve inceleme personeli) alacak

- Bilgisayar programlarını iyi derecede kullanabiliyor olmak. - İKTİSADİ İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ(İktisat,İşletme,Kamu Yönetimi,Maliye ,Uluslar Arası İlişkiler,Çeko,Aile ve Tüketici Bilimleri),İşletme Fakültesi,İktisat Fakültesi mezunu olmak. - İyi derece araç kullanabiliyor olmak. - Aday vakfın bulunduğu ilçe sınırları içinde ikamet ediyor olmalı - -İKTİSADİ İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ(İktisat,İşletme,Kamu Yönetimi,Maliye ,Uluslar Arası İlişkiler,Çeko,Aile ve Tüketici Bilimleri),İşletme Fakültesi,İktisat Fakültesi mezunu olmak -Vakfın bulunduğu ilçe sınırları içinde en az 6 aydır ikamet ediyor olmalı 1- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, 2- Medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip olmak, 3- 18 yaşını bitirmiş olmak ve 35 yaşını doldurmamış olmak, 4- Kamu haklarından mahrum bulunmamak, 5- Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; Kanunda belirtilen suçlardan mahküm olmamak, 6-En az B Sınıfı Ehliyet Sahibi olmak. 7- Geçerli KPSS sınav sonucundan en az 60 puan almış olmak, 8- Erkek adaylar için askerlikle ilişiğinin olmadığını gösterir belge, 9- İşe alımı ilanından en az 6 ay öncesi Arsuz ilçesinde ikamet ediyor olmak ve bunu Nüfus Müdürlüğünden alacağı Adres Bilgileri Raporu ile belgelemek, 10- Her türlü iklim koşullarında sahada ve büroda çalışmasına engel bir rahatsızlığının bulunmadığını gösterir heyet raporu (İşe kabulü halinde sözleşme aşamasında ibraz edecektir.) 11- Bilgisayar programlarını iyi derecede kullanabiliyor olmak , 12- MEB onaylı bilgisayar sertifikası, 13- Adli sicil kaydı, 14- Varsa iş deneyimi ve özgeçmişi, Başvurular 04/08/2015-18/08/2015 tarihleri arasında www.sosyalyardimlar.aile.gov.tr adresinden personel alım ilanları linkinden elektronik ortamda yapılacaktır. Başvuru yapacak adayların T.C: Kimlik numaralı nüfus cüzdanının aslı ve fotokopisi, Lisans Diploması ya da çıkış belgesini aslı veya noter onaylı sureti , MEB onaylı bilgisayar sertifikası, Sürücü Belgesi ve fotokopisi, Geçerli KPSS P3 sonuç belgesi, 2 adet vesikalık fotoğraf , erkek adaylar için askerlikle ilişiğinin olmadığını gösterir belge ile adli sicil kaydını en geç 21/08/2015 tarihi mesai bitimine kadar Arsuz Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına şahsen teslim etmeleri gerekmektedir.

halepçe katliamı

aberi
Irak savaş uçakları Saddam Hüseyin'in emriyle Halepçe'yi bombaladı.
Ortalığı keskin bir elma kokusu sardı.Çocuklar kokuya doğru koştu.Son sözleri 'Daye,behna seve te'(Anne elma kokusu geliyor.)Sonra da birer birer öldüler..

Bu kimyasal silah 12 saat içinde tüm şehri yok etti.182 bin kişi kayıp,10 bin kişi yaralı ve 5 bin kişi ise öldü..

Tarihe sivil nüfusa yapılmış en büyük kimyasal saldırı olarak geçti.

arabistan'da kadınlara araç kullanma hakkı verilmesi

imschrolled
cinsiyet, gelişmişlik tartışmaları ve kimin nereye gittiğinden bağımsız ama alakalı bir şeyler eklemek istediğim konu.

binlerce sayısız örnek varken ve aslında bu birebir gerçek örnek bile yeterliyken düzen bizleri nasıl uyutuyor değil mi? hukuk diyoruz, hak, adalet vs... aslında önemli bir kısmı dayatma ve insan doğasına ters. ve biz yine bir ödül gibi görüyoruz. öyle alıştırılmışız çünkü sıyrılamıyoruz, iyice battık artık. yani bir ideoloji doğrultusunda değil söylediklerim. kanun diye, iş hayatı diye, medya diye, özgürlük diye gördüklerimiz, duyduklarımız ya da bizler için çizilenler, yazılanlar... bizi o görünmez hapishanemize daha da sabitlemek, en ufak bir umut kırıntısını dahi elimizden almak için değil mi? kaos olsun demiyorum ama bir robotsever kardeşiniz olarak insandan robota dönüşmeyelim lütfen. şiire sarılın, sanatsız kalmayın, inanç, maneviyat hepsi çok değerli... yani adalet, hukuk, hak; yazılı kağıtlar değildir, başkalarının bizim için düşünmesi hiç değildir. adalet insandır, hak insandır. insanı insandan uzaklaştıran her şey onun uyutucusudur. çok fazla nesli kaybetmeden birilerinin artık uyanması gerek. belki böyle yine aç kalırız ama en azından belki savaşlar biter kuşlar başlar...

sana bana vatanima memleketimin insanlarina dair

mödo
"telgrafin tellerini kursunlamali.."
boyle degildi bu turku bilirim
bir de icime
-her istasyonda duran sonra tekrar yuruyen-
bir posta katari gibi simsiyah dumanlar dokerek
bazen gelmesi beklenen bazen ansizin cikagelen
haberler bilirim, mektuplar bilirim

gamdan daglar kurmaliyim
kayalari kelimeler olan
kirk ikindi saymaliyim
kirk gun huzun bosaltan omuzlarima, saclarima
saclarinin akisini anar anmaz omuzlarindan
bastan ayaga islanmaliyim
gam daglarina cikip, naralar atmaliyim

icimde kaynayan bir mahser var
bu mahser bir de annelerin kalbinde kaynar
cunku onlar, yun orerken pencere onlerinde
ya da camasir sererken bahcelerde
birden aliverirler kara haberini
okul donusu bir trafik kazasinda
can veren ogullarinin

bir de gencecik asiklarin yureklerini bilirim
bir dolmusta; yorgun soforler icin bestelenmis
bir sarkidan bir kelime dusuverince iclerine
karanlik sokaklarina dalarak sehirlerin
beton apartmanlarin sagir duvarlarini yumruklayan
ya da melal denizi parklarin issiz yerlerinde
ornegin hint okyanusu gibi derin
isyanin kapkara sularina dalan

nice aksamlar bilirim ki
karanligini
bir millet hastanesinde
dokuz kisilik kadinlar kogusu koridorunda
basini kalorifer borularina gommus
beyaz gisilerinden uykular dokulen tabiblerden
haber sormaya korkan genc kizlarin yureginden almistir

bir de baharlar bilirim
apartman oldalarinda buyuyen cocuklarin bilmedigi
bilemeyecegi
anadolu bozkirlarinda
istanbuldan cikip, diyarbekire dogru
tekerleri
yamali asfaltlari bir agustos susuzluguyla icen
cesur otobus pencerelerinden
bilincsiz bas kaymasiyla gorulen
evrensen kadinlarin iki buklum capa yaptiklari
tarla kenarlarinda
ciplak ayaklari yumusak topraklara batmis
irgat cocuklarinin
bir ellerinde bayat bir ekmegi kemirirken
diger ellerinde sarkan yemyesil bir soganla gelen

yazlar bilirim, memleketime ozgu
yigit koy delikanlilarinin
incir cekirdegi meselelerle birbirlerini kursunladiklari
birinin olu dudaklarindan sizan kan daha kurumadan
ustune cehennem guneslerde mor sinekler
konup kalkan
digeri kan-ter icinde yayla yollarinda
mavzerinin demirini alnina dayamis
yuregi susuzluktan bunalan
icinden makushane cesmeleri akan
ansizin parlayan keklikleri jandarma baskini sanip
apansiz silahina davranan
nice delikanlilarin figuranlik yaptigi
yazlar bilirim memleketime ozgu

guzler bilirim, ulkeme dair
karsiliksiz kalmis bir sevda gibi gelir
kalakalmis bir kiyida melul ve tenha
kalbim gibi
kaybolmus daracik ceplerinde elleri
titreyen kenar mahalle cocuklari
bir sicak somun icin
yalin kat bir don icin
dokulurler bulvarlara yapraklar gibi

kadinlar bilirim ulkeme ait
yurekleri akdeniz gibi genis
solugu afrika gibi sicak
gogusleri cukurova gibi mumbit
dag gibi otururlar evlerinde
limanlar gemileri nasil beklerse
oyle beklerler erkeklerini
yaslandin mi cinar gibidir onlar sardinmi umut gibi

isyan siirleri bilirim sonra
kelimeler ki tank gibi gecer adamin yureginden
harfler harp duzeni almistir misralarda
kimi bir vurguncuyu gece ruyasinda yakalamistir
kimi bir soygun sofrasinda isikli salonlarda
hirsizin girtlagina tikanmistir

musluman yurekler bilirim daha
kizdimi cehennem kesilir sevdimi cennet
eller bilirim hasin, hoyrat, mert
alinlar gormusumki vatanimin cografyasidir
her kirisigi, sorulacak bir hesabi
her cizgisi, tarihten bir yapragi anlatir

butun bunlarin ustune
hepsinin ustune sevda sozleri soylemeliyim
vatanim milletim tum insanlar kardeslerim

sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adin gelmeli
adin kurtulustur ama soylememeliyim
cankusum umudum canim sevgilim.

(gbkz:adil erdem bayazıt)

bizden lezzetler

Sugge
@5 ben de casper kalemi kağıdı alır televizyonun başına geçer diye düşünmüştüm. meğerse aklı nerelerdeymiş.. sen düşünme onları, gerekli önlemler alındı. :)

elazığda dolandırılan afgan

aberi
Gecenin ikisinde devriye gezerken yol üzerinde köpeklerin saldırısına uğramış bir Afganlı ile karşılaştık, Allah'ın takdiri işte. Tam o sırada devriyede rastladık. Gözleri korku dolu, yaşı 19, adı Hasan...

Vatandaşın biri bunu hamalların beklediği duraktan alarak köye götürüyor, koca bir ahırı temizlemesi karşılığında 100 liraya anlaşıyorlar, çocuk oruçlu, akşama kadar çalıştırıyor, tam 12 saat..

İftarını açması için sadece iki adet yumurta veriyor, yanında ekmek yok, daha sonra da hadi git buradan diyor, parasını isteyince ne parası, defol buradan diye bunu kovalıyor, Elazığ merkez'e arabayla iki saat uzaklıkta, yürümen mesafesi yaklaşık 6 saat..

Dört saat yürüyor ve ayağındaki ayakkabı zaten yırtık, paramparça oluyor. Çocuk yürümekten başı dönmüş, bir türlü bu insanlıktan nasibini almamış olan şahsı bulamadık. Neticede karakola getirdik, Koca yürekli askerlerimiz; birkaç günlük harçlığını kendi ceplerinden para toplayarak cebine sıkıştırdı, Allah kabul etsin. Elbise ve ayakkabı da verdik... Asker montu da verdik...

Şu Ramazan günü yapılana bak, yazıklar olsun...

irtica

Rıhtım
Türkiye de istemediğini fişleyip cezalandırma için 3 yöntem kullanıldı.
1. İrtica: uzun sürdü ama bitti. Yeniden bileniyorlar. Devran dönsün de haksızlıklar yapalım diye. Sekülerlerin hobisiydi.

2. Sahte delil: kısa sürdü ama çok can yaktı. Feto kullandı. Ataturkculeri ordudan attilar, hapse attılar. İntihar edenler oldu. hasta olup, hayatını kaybedenler oldu. Ama kısmen bitti.

3. Fetoculuk iddiası. Çoğu masum değildir fetoden yargilananlanlarin. Ama yargilanmayip daha ağır fetocu olanlar var. Birde öğretmen memur atıp sürüyorlar. Millet adalet kavrulmuş. Kavurmaci dışarda ( adam içeri girsin demiyorum da o disardaysa diğerleri neden iceride)

aoi bungaku

Sugge
Bu anime serisinde altı Japon edebiyat klasiği uyarlanmaktadır: Osamu Dazai'den No Longer Human (Ningen Shikkaku) ve Run, Melos! (Hashire, Melos!), Natsume Soseki'den Kokoro, Ryunosuke Akutagawa’dan Hell Screen (Jigoku Hen) ve The Spider's Thread (Kumo no Ito) ile Ango Sakaguchi'den In the Forest, Under Cherries in Full Bloom (Sakura no Mori no Mankai no Shita).

Kesinlikle tavsiye edilir. Favorim hikayem \"Run, Melos!\" olmuştur.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol

tag heuer carrera womens price montblanc timewalker 2017 replica watches rolex oyster perpetual datejust made in hong kong vintage heuer chronograph replica watches hublot 992703 price panerai limited edition 2015 replica ladies watches ulysse nardin watches platinum brand watches for ladies uk replica watches belfort watch kickstarter breitling yellow face chrono uk replica watches