(bkz: mercedes benz)
hocam'a hayran kalmamak mümkün değil. Sosyal medya da sürekli paylaşılıyor e haklı insanlar.
Galatasaray'ın 2007-2008 yılında şampiyon olduğu kadroda forma giyiyordu. Şimdi 2. Lig'in yeni takımı Silivrispor'da...
1963 yılının bir sonbahar günü…
Varan Turizm'in o zaman Ankara'da bulunan Küçük Tiyatro'nun hemen bitişiğindeki terminalinden İstanbul otobüsü hareket etmek üzere. Terminalde bir hareketlilik var.
14-15 yaşlarında, Çocuğunun elinden tutmuş bir baba, otobüse yaklaşarak kaptan şoföre:"Oğlum Galatasaray Lisesi'ne gidiyor, yatılı okuyacak. Onu yalnız gönderiyorum, İstanbul'da güvenilir bir taksiye bindirip okuluna yollar mısın?” diyip ekliyor:
“Valizini de unutmasın."
Kaptanın cevabı "Elbette siz hiç merak etmeyin," oluyor. Endişeli baba, nemli gözlerle, hareket eden otobüsün arkasından el sallıyor.
İki gün sonra baba, telaşlı bakışlar ve heyecanlı adımlarla terminale geliyor. "Oğlumu Taksim'den Galatasaray Lisesi'ne götüren şahsın kim olduğunu öğrenmek istiyorum," diyor.
İstanbul terminalimizi arayıp soruyoruz; fakat ilginçtir ki arkadaşlarımız bize bu şahsın kim olduğunu söylemek istemiyorlar.
Babanın telefon numarasını alıp ona sonucu bildireceğimizi söylediğimizde ise daha fazla dayanamayan baba gözyaşları içinde anlatmaya başlıyor.
"Yahu kardeşim, o kişi kimse, oğlumla beraber idareye gitmiş. Kayıt işlemlerini tek tek tamamlatmış. Bavulunu taşımış, teslim edilen eşyaları almış. Sonra yatakhanede onun çarşafını sermiş, nevresimini takmış, dolabını yerleştirmiş." Baba hıçkırarak anlatmaya devam ediyor.
"Ben ya da annesi gitseydik biz de aynısını yapardık," diyor. Derin bir “oh” çekiyoruz.
Oysa ki hiç de alışık olmadığımız bir şikâyet dinleyeceğiz korkusunu yaşıyorduk…
Bu kez daha ısrarlı bir biçimde çocuğu okula götüren şahsın kim olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Epey uğraştan sonra da hayretle öğreniyoruz kim olduğunu.
Çocuğu Galatasaray Lisesi'ne götüren şahıs Nevzat Hüseyin Pekuysal… Şirketin sahibi.
Yıllar sonra kendisine "Nevzat Bey, bu olayı anımsıyor musunuz?" diye sorduğumuzda, gözleri doluyor ve insanın içine işleyen bakışlarını üzerimizde gezdiriyor.
"O baba bana dünyadaki en değerli şeyini, oğlunu emanet etmiş. Ben bu emaneti başkasına nasıl emanet edebilirdim ki?" diyor........
![]()
(bkz: varan turizm)
Varan Turizm'in o zaman Ankara'da bulunan Küçük Tiyatro'nun hemen bitişiğindeki terminalinden İstanbul otobüsü hareket etmek üzere. Terminalde bir hareketlilik var.
14-15 yaşlarında, Çocuğunun elinden tutmuş bir baba, otobüse yaklaşarak kaptan şoföre:"Oğlum Galatasaray Lisesi'ne gidiyor, yatılı okuyacak. Onu yalnız gönderiyorum, İstanbul'da güvenilir bir taksiye bindirip okuluna yollar mısın?” diyip ekliyor:
“Valizini de unutmasın."
Kaptanın cevabı "Elbette siz hiç merak etmeyin," oluyor. Endişeli baba, nemli gözlerle, hareket eden otobüsün arkasından el sallıyor.
İki gün sonra baba, telaşlı bakışlar ve heyecanlı adımlarla terminale geliyor. "Oğlumu Taksim'den Galatasaray Lisesi'ne götüren şahsın kim olduğunu öğrenmek istiyorum," diyor.
İstanbul terminalimizi arayıp soruyoruz; fakat ilginçtir ki arkadaşlarımız bize bu şahsın kim olduğunu söylemek istemiyorlar.
Babanın telefon numarasını alıp ona sonucu bildireceğimizi söylediğimizde ise daha fazla dayanamayan baba gözyaşları içinde anlatmaya başlıyor.
"Yahu kardeşim, o kişi kimse, oğlumla beraber idareye gitmiş. Kayıt işlemlerini tek tek tamamlatmış. Bavulunu taşımış, teslim edilen eşyaları almış. Sonra yatakhanede onun çarşafını sermiş, nevresimini takmış, dolabını yerleştirmiş." Baba hıçkırarak anlatmaya devam ediyor.
"Ben ya da annesi gitseydik biz de aynısını yapardık," diyor. Derin bir “oh” çekiyoruz.
Oysa ki hiç de alışık olmadığımız bir şikâyet dinleyeceğiz korkusunu yaşıyorduk…
Bu kez daha ısrarlı bir biçimde çocuğu okula götüren şahsın kim olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Epey uğraştan sonra da hayretle öğreniyoruz kim olduğunu.
Çocuğu Galatasaray Lisesi'ne götüren şahıs Nevzat Hüseyin Pekuysal… Şirketin sahibi.
Yıllar sonra kendisine "Nevzat Bey, bu olayı anımsıyor musunuz?" diye sorduğumuzda, gözleri doluyor ve insanın içine işleyen bakışlarını üzerimizde gezdiriyor.
"O baba bana dünyadaki en değerli şeyini, oğlunu emanet etmiş. Ben bu emaneti başkasına nasıl emanet edebilirdim ki?" diyor........

(bkz: varan turizm)
Sinemaseverlerin içini ısıtacak, samimiyeti, masalsı atmosferi ve umut dolu öyküsü ile izleyiciyi kalbinden yakalayacak olan 'Balkaymak' 18 Mayıs'ta beyaz perdede izleyici ile buluşuyor.
Onur Tan'ın yazıp yönettiği ve Big Play Entertainment (2D Medya)/ Sertaç Demirtaş, Yusuf Karataş yapımcılığında gerçekleştirilen filmde Tarık Ünlüoğlu, Sabina Toziya, Beren Gökyıldız, Kenan Çoban, Filiz Ahmet, Yunus Emre Yıldırımer, Melissa Yıldırımer ve Ömer Tan rol alıyor.
Onur Tan'ın yazıp yönettiği ve Big Play Entertainment (2D Medya)/ Sertaç Demirtaş, Yusuf Karataş yapımcılığında gerçekleştirilen filmde Tarık Ünlüoğlu, Sabina Toziya, Beren Gökyıldız, Kenan Çoban, Filiz Ahmet, Yunus Emre Yıldırımer, Melissa Yıldırımer ve Ömer Tan rol alıyor.
(bkz: yine bekleriz) diye cevaplandırılan dialog sonu.
1-game of Throne
2-black mirror
3-sherlock Holmes
4-vikings
5-breaking bad
2-black mirror
3-sherlock Holmes
4-vikings
5-breaking bad
(bkz: trust me ) yabancı dizinin bir bölümünde en az 2 kere geçen replik.
kolay kolay diyemem birine. güven vermek güven ister.
kolay kolay diyemem birine. güven vermek güven ister.
ameliyatı yapan doktorun , tip literatüründe böyle bir duruma rasgelinmedigini belirtmesiyle daha da ilgi çekici halen gelen durumdur.
sorulmak istenen ise: pillerin hepsi oral yolla mi alindi?
sorulmak istenen ise: pillerin hepsi oral yolla mi alindi?
ekrandaki abuk sabuk aşk dizilerinin yanında izlenirliği olan 2018 yapımı kanal d dizisidir.
sevgi pastanesi
anlayana kadar acayip sıkıcı ama anladıktan sonra vazgeçilemez bir haz ve açık ufuk dünyası oluyor. muhteşem bir olgu. her alanda bir duygu hissetmeye başlıyorsunuz.
nereye gidersen git, birileri sana derinin rengini ve dualarını soracak. onların itkilerini hoşnut etmekten uzak dur. oğlum çoğunluk önünde boyun eğmekten kaçın. ister müslüman ister hristiyan ister yahudi olsunlar, seni olduğun gibi kabul etmeliler yada yitirmeyi göze almalılar. insanların görüşünü dar bulduğun zaman kendi kendine tanrı'nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle.
afrikalı leo-amin maalouf
afrikalı leo-amin maalouf
kimi zaman görsellerde bozulmaya neden olandır. küçültmek, göz yanılması ile pek belli olmasa da yine de bozulur. büyüdüğünde karşılaştığımız durumu az çok biliyorsunuzdur. vektörel görseller bunun dışındadır, onlar bozulmaz, erimez.
bunun yanında, eldeki düşük çözünürlük görseli kaliteli biçimde büyütmeyi hedefliyorsak, elimizde render alan bir 3d programı gereklidir. standart düz yüzeyi olan, en basitinden kübün bir yüzeyine, doku (texture) olarak eklenir, specular tarzı bir efekt ve ışıklandırma*** ile tertemiz bir render alarak büyütmek mümkündür.
yine photoshop ile görüntünün üzerine göze batmayan bir texture efektlendirmesi ile 3d kadar sağlıklı olmasa da, normal büyütmeye göre daha kaliteli biçimde büyütmek mümkündür. en sonunda sonuç layer'dan 2 tane yapıp, 1. layerdan overlay/soft light tarzı bir efekt ile tamamının olmasa bile gözü yormayacak kadar pixel bozulmalarının önüne geçersiniz.
bir de, eldeki görselin simetriğini alıp yan yana koymak. havuz, deniz, gökyüzü vs. olan görsellerde çok iş görür. hem yüksek çözünürlüklü hem de daha güçlü bir görsel elde etmiş olursunuz.
bunun yanında, eldeki düşük çözünürlük görseli kaliteli biçimde büyütmeyi hedefliyorsak, elimizde render alan bir 3d programı gereklidir. standart düz yüzeyi olan, en basitinden kübün bir yüzeyine, doku (texture) olarak eklenir, specular tarzı bir efekt ve ışıklandırma*** ile tertemiz bir render alarak büyütmek mümkündür.
yine photoshop ile görüntünün üzerine göze batmayan bir texture efektlendirmesi ile 3d kadar sağlıklı olmasa da, normal büyütmeye göre daha kaliteli biçimde büyütmek mümkündür. en sonunda sonuç layer'dan 2 tane yapıp, 1. layerdan overlay/soft light tarzı bir efekt ile tamamının olmasa bile gözü yormayacak kadar pixel bozulmalarının önüne geçersiniz.
bir de, eldeki görselin simetriğini alıp yan yana koymak. havuz, deniz, gökyüzü vs. olan görsellerde çok iş görür. hem yüksek çözünürlüklü hem de daha güçlü bir görsel elde etmiş olursunuz.
Çok yiyip kilo almamak için makinasını almadım. İlçede yenebilecek tost yapan yer yok. Yanıyorum.
Kültür ve turizm bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un eşi.
Sevgili arkadaşlar mesajlarımın özellikle dini değerleri güçlü olan insanlara ulaşmasını istiyorum. Ellerini vicdanlarına koyup tekrar tekrar düşünmeye davet ediyorum. Bakın aşağıda paylaştığım fotoğraf Turizm bakanının eşi Pelin hanım.. Evinde çalışan işçilere elini öptürerek 100 dolar verirken fotoğraf çektiriyor ve instagram hesabında paylaşıyor. Burada en can yakıcı nokta değerlerimizle, irfan-i geleneklerimizle alay edilmesi. Bizlerin düsturunda Hz. Muhammed'in buyurduğu gibi, "Bir elin verdiğini diğeri görmeyecek" sözü meşrudur. Yani öyle ki bir garibana yardımcı olurken bile utanıyor, gözünün içine bakamıyoruz ama bu insanlar bunun fotoğrafını çekiyor ve kamuya açık alanda toplum değerlerini rencide ediyor.
Diğer yandan ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu sebebiyle sürekli dolar kullananları tehditvari üslupla uyaranlar kendileri dolar dağıtıyorlar. Aynı zamanda bunların ETS turun sahibi olduklarını, oteller sahibi olduklarını da unutmayın efendiler! Turizm bakanının yatırımı turizm sektörüne! Lütfen tekrar tekrar düşünün kimin belediye başkanı olacağından ziyade vicdanlarımızı hatırlamamız, haksızlığa dur dememiz mühim olan.
Bakın arkadaşlar verdiği paralar yine garibanlara gidiyorsa helal olsun ama inanın ki oradaki 100 dolar hepimizin parası. Bizim cebimizden çalınan paralar unutmayın bunu.
Sevgili arkadaşlar mesajlarımın özellikle dini değerleri güçlü olan insanlara ulaşmasını istiyorum. Ellerini vicdanlarına koyup tekrar tekrar düşünmeye davet ediyorum. Bakın aşağıda paylaştığım fotoğraf Turizm bakanının eşi Pelin hanım.. Evinde çalışan işçilere elini öptürerek 100 dolar verirken fotoğraf çektiriyor ve instagram hesabında paylaşıyor. Burada en can yakıcı nokta değerlerimizle, irfan-i geleneklerimizle alay edilmesi. Bizlerin düsturunda Hz. Muhammed'in buyurduğu gibi, "Bir elin verdiğini diğeri görmeyecek" sözü meşrudur. Yani öyle ki bir garibana yardımcı olurken bile utanıyor, gözünün içine bakamıyoruz ama bu insanlar bunun fotoğrafını çekiyor ve kamuya açık alanda toplum değerlerini rencide ediyor.
Diğer yandan ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu sebebiyle sürekli dolar kullananları tehditvari üslupla uyaranlar kendileri dolar dağıtıyorlar. Aynı zamanda bunların ETS turun sahibi olduklarını, oteller sahibi olduklarını da unutmayın efendiler! Turizm bakanının yatırımı turizm sektörüne! Lütfen tekrar tekrar düşünün kimin belediye başkanı olacağından ziyade vicdanlarımızı hatırlamamız, haksızlığa dur dememiz mühim olan.
Bakın arkadaşlar verdiği paralar yine garibanlara gidiyorsa helal olsun ama inanın ki oradaki 100 dolar hepimizin parası. Bizim cebimizden çalınan paralar unutmayın bunu.
saç, araba, halı temizlemek için türleri bulunan sıvı deterjan.
Hertevince olarak adlandırılan ama aslında Keldanice olan bu dil, Kuzeydoğu Arami dillerinden Süryanice'nin bir lehçesi olarak kabul ediliyor ve katolik Keldaniler tarafından konuşuluyor.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

