amacınız jip, villa, tekne vs. almak ise bunlara sahip olabilirsiniz ancak bunlar bir süre sonra yetmez çünkü insanoğlu doyumsuzdur .. Zaman ilerledikçe paranız ve bunun sağladığı güç ile insanlara hükmetmek isteyeceksiniz .. paranız ve gücünüz sizinle olduğu müddetçe de bu devam edecek ve belki de bir zorbaya dönüşeceksiniz ..
paranız ile düşmanlarınızdan korunmak için bir koruma ordusu satın alacak ve bir gün o koruma ordusundan bir nefer, başkası tarafından satın alınıp sizi öldürecek ..
demek ki neymiş; para ile saadet olmaz imiş ..
ya da elinize geçen para ile fakirleri koruyacak, gözeteceksiniz .. kendinize aldığınızdan bir tane de fakirler için alacaksınız .. onların hakkını gözettiğiniz için burada da ahirette de size bereket ihsan edilecek ve siz hem dünyada hem de ebedi alemde saadete kavuşmuş olacaksınız ..
demek ki neymiş; insana saadeti sağlayan para değil, şuur imiş ..
tdk ya göre 1. sıfat aptalca davranışlarda bulunan, alık (kimse) "şapşal adam bu teklife de inandı." - (gbkz:n. f. kısakürek) 2. üstüne başına önem vermeyen, özen göstermeyen 3. bol, dökük ve biçimsiz (giyecek) "güneşli havada sırtında soluk, şapşal bir empermeabl, ayaklarında cilası kaçmış geniş galoşlar..." - (gbkz:ö. seyfettin)
1 kişi (gbkz:sosyal yardım ve inceleme personeli) alacak
- Bilgisayar programlarını iyi derecede kullanabiliyor olmak. - İKTİSADİ İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ(İktisat,İşletme,Kamu Yönetimi,Maliye ,Uluslar Arası İlişkiler,Çeko,Aile ve Tüketici Bilimleri),İşletme Fakültesi,İktisat Fakültesi mezunu olmak. - İyi derece araç kullanabiliyor olmak. - Aday vakfın bulunduğu ilçe sınırları içinde ikamet ediyor olmalı - -İKTİSADİ İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ(İktisat,İşletme,Kamu Yönetimi,Maliye ,Uluslar Arası İlişkiler,Çeko,Aile ve Tüketici Bilimleri),İşletme Fakültesi,İktisat Fakültesi mezunu olmak -Vakfın bulunduğu ilçe sınırları içinde en az 6 aydır ikamet ediyor olmalı 1- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, 2- Medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip olmak, 3- 18 yaşını bitirmiş olmak ve 35 yaşını doldurmamış olmak, 4- Kamu haklarından mahrum bulunmamak, 5- Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; Kanunda belirtilen suçlardan mahküm olmamak, 6-En az B Sınıfı Ehliyet Sahibi olmak. 7- Geçerli KPSS sınav sonucundan en az 60 puan almış olmak, 8- Erkek adaylar için askerlikle ilişiğinin olmadığını gösterir belge, 9- İşe alımı ilanından en az 6 ay öncesi Arsuz ilçesinde ikamet ediyor olmak ve bunu Nüfus Müdürlüğünden alacağı Adres Bilgileri Raporu ile belgelemek, 10- Her türlü iklim koşullarında sahada ve büroda çalışmasına engel bir rahatsızlığının bulunmadığını gösterir heyet raporu (İşe kabulü halinde sözleşme aşamasında ibraz edecektir.) 11- Bilgisayar programlarını iyi derecede kullanabiliyor olmak , 12- MEB onaylı bilgisayar sertifikası, 13- Adli sicil kaydı, 14- Varsa iş deneyimi ve özgeçmişi, Başvurular 04/08/2015-18/08/2015 tarihleri arasında www.sosyalyardimlar.aile.gov.tr adresinden personel alım ilanları linkinden elektronik ortamda yapılacaktır. Başvuru yapacak adayların T.C: Kimlik numaralı nüfus cüzdanının aslı ve fotokopisi, Lisans Diploması ya da çıkış belgesini aslı veya noter onaylı sureti , MEB onaylı bilgisayar sertifikası, Sürücü Belgesi ve fotokopisi, Geçerli KPSS P3 sonuç belgesi, 2 adet vesikalık fotoğraf , erkek adaylar için askerlikle ilişiğinin olmadığını gösterir belge ile adli sicil kaydını en geç 21/08/2015 tarihi mesai bitimine kadar Arsuz Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına şahsen teslim etmeleri gerekmektedir.
Irak savaş uçakları Saddam Hüseyin'in emriyle Halepçe'yi bombaladı. Ortalığı keskin bir elma kokusu sardı.Çocuklar kokuya doğru koştu.Son sözleri 'Daye,behna seve te'(Anne elma kokusu geliyor.)Sonra da birer birer öldüler..
Bu kimyasal silah 12 saat içinde tüm şehri yok etti.182 bin kişi kayıp,10 bin kişi yaralı ve 5 bin kişi ise öldü..
Tarihe sivil nüfusa yapılmış en büyük kimyasal saldırı olarak geçti.
cinsiyet, gelişmişlik tartışmaları ve kimin nereye gittiğinden bağımsız ama alakalı bir şeyler eklemek istediğim konu.
binlerce sayısız örnek varken ve aslında bu birebir gerçek örnek bile yeterliyken düzen bizleri nasıl uyutuyor değil mi? hukuk diyoruz, hak, adalet vs... aslında önemli bir kısmı dayatma ve insan doğasına ters. ve biz yine bir ödül gibi görüyoruz. öyle alıştırılmışız çünkü sıyrılamıyoruz, iyice battık artık. yani bir ideoloji doğrultusunda değil söylediklerim. kanun diye, iş hayatı diye, medya diye, özgürlük diye gördüklerimiz, duyduklarımız ya da bizler için çizilenler, yazılanlar... bizi o görünmez hapishanemize daha da sabitlemek, en ufak bir umut kırıntısını dahi elimizden almak için değil mi? kaos olsun demiyorum ama bir robotsever kardeşiniz olarak insandan robota dönüşmeyelim lütfen. şiire sarılın, sanatsız kalmayın, inanç, maneviyat hepsi çok değerli... yani adalet, hukuk, hak; yazılı kağıtlar değildir, başkalarının bizim için düşünmesi hiç değildir. adalet insandır, hak insandır. insanı insandan uzaklaştıran her şey onun uyutucusudur. çok fazla nesli kaybetmeden birilerinin artık uyanması gerek. belki böyle yine aç kalırız ama en azından belki savaşlar biter kuşlar başlar...
"telgrafin tellerini kursunlamali.." boyle degildi bu turku bilirim bir de icime -her istasyonda duran sonra tekrar yuruyen- bir posta katari gibi simsiyah dumanlar dokerek bazen gelmesi beklenen bazen ansizin cikagelen haberler bilirim, mektuplar bilirim
icimde kaynayan bir mahser var bu mahser bir de annelerin kalbinde kaynar cunku onlar, yun orerken pencere onlerinde ya da camasir sererken bahcelerde birden aliverirler kara haberini okul donusu bir trafik kazasinda can veren ogullarinin
bir de gencecik asiklarin yureklerini bilirim bir dolmusta; yorgun soforler icin bestelenmis bir sarkidan bir kelime dusuverince iclerine karanlik sokaklarina dalarak sehirlerin beton apartmanlarin sagir duvarlarini yumruklayan ya da melal denizi parklarin issiz yerlerinde ornegin hint okyanusu gibi derin isyanin kapkara sularina dalan
nice aksamlar bilirim ki karanligini bir millet hastanesinde dokuz kisilik kadinlar kogusu koridorunda basini kalorifer borularina gommus beyaz gisilerinden uykular dokulen tabiblerden haber sormaya korkan genc kizlarin yureginden almistir
bir de baharlar bilirim apartman oldalarinda buyuyen cocuklarin bilmedigi bilemeyecegi anadolu bozkirlarinda istanbuldan cikip, diyarbekire dogru tekerleri yamali asfaltlari bir agustos susuzluguyla icen cesur otobus pencerelerinden bilincsiz bas kaymasiyla gorulen evrensen kadinlarin iki buklum capa yaptiklari tarla kenarlarinda ciplak ayaklari yumusak topraklara batmis irgat cocuklarinin bir ellerinde bayat bir ekmegi kemirirken diger ellerinde sarkan yemyesil bir soganla gelen
yazlar bilirim, memleketime ozgu yigit koy delikanlilarinin incir cekirdegi meselelerle birbirlerini kursunladiklari birinin olu dudaklarindan sizan kan daha kurumadan ustune cehennem guneslerde mor sinekler konup kalkan digeri kan-ter icinde yayla yollarinda mavzerinin demirini alnina dayamis yuregi susuzluktan bunalan icinden makushane cesmeleri akan ansizin parlayan keklikleri jandarma baskini sanip apansiz silahina davranan nice delikanlilarin figuranlik yaptigi yazlar bilirim memleketime ozgu
guzler bilirim, ulkeme dair karsiliksiz kalmis bir sevda gibi gelir kalakalmis bir kiyida melul ve tenha kalbim gibi kaybolmus daracik ceplerinde elleri titreyen kenar mahalle cocuklari bir sicak somun icin yalin kat bir don icin dokulurler bulvarlara yapraklar gibi
kadinlar bilirim ulkeme ait yurekleri akdeniz gibi genis solugu afrika gibi sicak gogusleri cukurova gibi mumbit dag gibi otururlar evlerinde limanlar gemileri nasil beklerse oyle beklerler erkeklerini yaslandin mi cinar gibidir onlar sardinmi umut gibi
isyan siirleri bilirim sonra kelimeler ki tank gibi gecer adamin yureginden harfler harp duzeni almistir misralarda kimi bir vurguncuyu gece ruyasinda yakalamistir kimi bir soygun sofrasinda isikli salonlarda hirsizin girtlagina tikanmistir
musluman yurekler bilirim daha kizdimi cehennem kesilir sevdimi cennet eller bilirim hasin, hoyrat, mert alinlar gormusumki vatanimin cografyasidir her kirisigi, sorulacak bir hesabi her cizgisi, tarihten bir yapragi anlatir
butun bunlarin ustune hepsinin ustune sevda sozleri soylemeliyim vatanim milletim tum insanlar kardeslerim
sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adin gelmeli adin kurtulustur ama soylememeliyim cankusum umudum canim sevgilim.
@5 ben de casper kalemi kağıdı alır televizyonun başına geçer diye düşünmüştüm. meğerse aklı nerelerdeymiş.. sen düşünme onları, gerekli önlemler alındı. :)
Akşamları tavuk gibi erkenden yatmamın nedeni hayatı sorugulamak istememden kaynaklıdır. Gece çökünce bi hüzünleniyorum beton duvarlar arasında. Duygusallaşıyorum, sebepsiz şeylere üzülüyorum. Bu çok uzun zamandan beridir böyle. Mesela yatmam lazım ya şimdi yatmıyorum ve şu şarkıyı dinliyorum;
https://www.youtube.com/watch?v=EDPdT_k_wjY
Gecenin ikisinde devriye gezerken yol üzerinde köpeklerin saldırısına uğramış bir Afganlı ile karşılaştık, Allah'ın takdiri işte. Tam o sırada devriyede rastladık. Gözleri korku dolu, yaşı 19, adı Hasan...
Vatandaşın biri bunu hamalların beklediği duraktan alarak köye götürüyor, koca bir ahırı temizlemesi karşılığında 100 liraya anlaşıyorlar, çocuk oruçlu, akşama kadar çalıştırıyor, tam 12 saat..
İftarını açması için sadece iki adet yumurta veriyor, yanında ekmek yok, daha sonra da hadi git buradan diyor, parasını isteyince ne parası, defol buradan diye bunu kovalıyor, Elazığ merkez'e arabayla iki saat uzaklıkta, yürümen mesafesi yaklaşık 6 saat..
Dört saat yürüyor ve ayağındaki ayakkabı zaten yırtık, paramparça oluyor. Çocuk yürümekten başı dönmüş, bir türlü bu insanlıktan nasibini almamış olan şahsı bulamadık. Neticede karakola getirdik, Koca yürekli askerlerimiz; birkaç günlük harçlığını kendi ceplerinden para toplayarak cebine sıkıştırdı, Allah kabul etsin. Elbise ve ayakkabı da verdik... Asker montu da verdik...
Türkiye de istemediğini fişleyip cezalandırma için 3 yöntem kullanıldı. 1. İrtica: uzun sürdü ama bitti. Yeniden bileniyorlar. Devran dönsün de haksızlıklar yapalım diye. Sekülerlerin hobisiydi.
2. Sahte delil: kısa sürdü ama çok can yaktı. Feto kullandı. Ataturkculeri ordudan attilar, hapse attılar. İntihar edenler oldu. hasta olup, hayatını kaybedenler oldu. Ama kısmen bitti.
3. Fetoculuk iddiası. Çoğu masum değildir fetoden yargilananlanlarin. Ama yargilanmayip daha ağır fetocu olanlar var. Birde öğretmen memur atıp sürüyorlar. Millet adalet kavrulmuş. Kavurmaci dışarda ( adam içeri girsin demiyorum da o disardaysa diğerleri neden iceride)
Bu anime serisinde altı Japon edebiyat klasiği uyarlanmaktadır: Osamu Dazai'den No Longer Human (Ningen Shikkaku) ve Run, Melos! (Hashire, Melos!), Natsume Soseki'den Kokoro, Ryunosuke Akutagawa’dan Hell Screen (Jigoku Hen) ve The Spider's Thread (Kumo no Ito) ile Ango Sakaguchi'den In the Forest, Under Cherries in Full Bloom (Sakura no Mori no Mankai no Shita).
Kesinlikle tavsiye edilir. Favorim hikayem \"Run, Melos!\" olmuştur.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır. katkıda bulunmak istemez misin?