Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhusrev zamanında 1242 yılında fıkıh ilmi okutulmak üzere Bedreddin Muhlis tarafından yaptırılmıştır.
Medresenin mimari Tuslu Mehmet Usta'dır. Medreseyi yaptıran Bedreddin Muhlis, II. Alaeddin Keykubat'ın lalası ve II. Gıyaseddin Keyhusrev'in emirlerinden olup, Lala Hadim Hoca olarak da tanınır. Türbesi Sırçalı Medrese'nin içindedir. Muhlisiye Medresesi de denilen medresenin içi firuze, kahverengi, mor ve siyah çinilerle süslü olduğu için Sırçalı ismini almıştır.
Doğu-batı yönünde uzanan medresenin dikdörtgen biçimindeki ön cephesi kesme taştandır. Öne çıkıntı yapan taç kapı çeşitli geometrik ve rumi süslerle bezenmiştir. Cephesi çeşitli şekillerde ve görünüşlerde çinilerle ve yazılarla bezelidir. Bu yazılar Kuran'dan alınmış surelerdir. Yazı bordürleri eyvanın cephesini çepeçevre dolaşmaktadır. Ayrıca eyvanda yapının mimarı Tuslu Mehmet'e ait “Yaptığım eserin dünyada eşi yoktur, ben baki değilim, bu eser hatıra olarak bakidir.” yazılı bir kitabe bulunmaktadır. Eyvanın güney duvarında çinileri dökülmüş mihrap bulunmaktadır. Sırçalı Medrese çinileri çini sanatı yönünden önemli bir yer tutmaktadır.
Medrese 1954 yılında yeniden onarıma ve korumaya alınarak 1960 yılında Konya Müzesi'ne bağlı "Mezar Anıtları" seksiyonu olarak ziyarete açılmıştır. 1969 yılında Kültür Bakanlığı aslına uygun olarak Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmiştir.
1988-1990 yılları arasında yeniden restorasyona alınan ve teşhir tanzimi yapılarak yenilenen müzenin bahçesinde toprak altında olan Bizans Devrine ait katakomp da onarılarak ziyarete açılmıştır. Sırçalı Medrese Mezar Anıtları Müzesi'nde çoğunluğu zaman içerisinde yok olan mezarlıklardan toplanan tarih ve sanat tarihi açısından değerli olan Selçuklu, Karamanoğlu ve Osmanlı Dönemlerine ait mezar taşları sergilenmektedir.
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), ünlü çikolata-fındık ezmesi Nutella'nın içerisinde yer alan palmiye yağının kanserojen olduğunu açıkladı. Bu sebeple raflardan toplatılıyor.
Sevenleri çok bu markanın, hem sevenlerini şoka uğrattı hem markanın bilinirliğini. https://tr.sputniknews.com/dunya/201701131026754539-nutella-kanser-raf/
çocukluktan güzel bir anıdır. aslında oldukça tehlikeli olsa da, dedemi ikna etmiştir. zaten fırsat kalmadan vapurun kalkması ile yapacak bir şey de yok.
güzel bir gelişme. sinema oku oku bitmeyecek bir alan. bir çok sanatla ilişkisi, estetik, toplumsal özellikler, kendi içerisindeki teknik yapısı, görsellik, ses, ekip çalışması olması, mizansen, sinematografi, kurgu vs. yüzlerce alt alanı ve önemli meseleyi barındırır. yine ülke sinemaları, propaganda amaçlı kullanılması, dönemsel sinema akımları, siyasal akımlar ile ilişkisi derken birçok konuda enteresan ve çekici konular, buna bağlı olarak kitap-metin kaynağı sunuluyor.
türkiye'nin vatanın bölünmez bütünlüğü için düzenlediği ve çok büyük kahramanlıklara sahne olan Afrin Harekatı'nın şehitlerinden biri de Piyade ÜstçavuşFatih Mehmethan'dı.
Şehidin eşi Gamze Mehmethan ise eşinin cenazesini askeri üniforma ile karşılamış ve tabutun başında 'Kalk da bana gel' diyerek adeta yürekleri dağlamıştı.
Eşiyle poz verdiği yerlerde bu kez tek başına Eşinin şehit düştüğü dönemde henüz 4 aylık evli olan Gamze Mehmethan, aradan geçen sürenin ardından eşiyle çektirdiği düğün fotoğraflarının aynısını bu kez tek başına çektirdi.
Söylenir ki, bir gün Cengiz Han, tüm hanlarını toplamış, sağ yanına da eşini oturtmuş; Cengiz Han hanlarına: “Ben Hanlar Han'ı Cengiz Han, hepinizin hanıyım”, eşini göstererek: “Bu da benim HAN IM” demiş. İşte erkeklerin “eşim” anlamına söyledikleri “hanım” kelimesi oradan geliyormuş… Ne kadar insanca değil mi? Kadının adı da var, yeri de, saygınlığı da.
dolaylı bir yöntemi de, çeşitli kurum ve kuruluşlara kayyum atayıp, bir süre sonra, o kayyumlar aracılığıyla kurumları tasviye etmektir. orta vadede, kayyumların kapattığı kurumların tamamı, aihm yoluyla şirketlerin paralarını faizleriyle birlikte türkiye cumhuriyeti devletinden tahsil edecekler ki, ne yazık ki bu miktar milyar dolarlarla ifade edilen rakamlar olacak. takdir edersiniz ki, bu paraların tamamı bu milletin cebinden çıkacak. yani sizin bizim ödediğimiz vergilerden gidecek. (hani sayın cumhurbaşkanımız demişti ya, 'anayasa mahkemesi niye can dündar'ı hapisten çıkardı? aihm'e kadar giderdi. aihm de en fazla tazminata hükmederdi, tazminatı öderdik', -babasının kesesinden ödeyecek ya-. onun gibi düşünün işte.) kamu malına nasıl zarar verilir'in uygulamalı örneği olacak yani. siz karar verin vandalizm olup olmadığına.