ysg türkiye birincisi. Oldukça samimi bir adamdır kendileri. Ayrıca ciddi ölçüde zeki olduğunu düşünüyorum.
https://www.youtube.com/watch?time_continue=86&v=7q5mPHIgqGI
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar kimse kemen çalmazdı belki ama çok keman çalınsın balolarında diye yapılmış gri, sisli,binalar...
alnının ortasında ciddi bir devlet asabiyeti çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar bu zulüm, bu sevda bitmezmiş sevmek bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş (biz bir şeyi delice severiz ama tanrım neyi) kahve önü çatlak mozaik bel kemiğine tehdit kürsüler üstünde çok sigara içen öğrenciler...
bir daha asla yaşayamayacağı aşkları teğet geçerken hep onu sevmeyenleri severek hep onu sevenin gözlerinden kalabalıklara kaçarak karışarak toplumcu, gerçekçi yalnızlıklara yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını bir izmirli güzele dayatmak varken (hep kardeş olacak değiliz ya, yaşasın halkların sevgililiği) soyut bir sevdaya beşik kertilmiş olan dağda çoban, şehirde şark çıbanı sayılan fırat'ın büyük elleri ararat'ın kızgın yelleri cilo'nun derin nefesleri hülasa kente hukuk mukuk okumaya mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş anadolu çocukları
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar asfaltlar ışıldar, bu tutardı resmi yalanlar belki balkona kar seyretmeye çıkar diye sevdiğimiz kızlar çok dibimiz dolmuştur ve çoğu zaman bu kar mevzuu kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiç bir şey kapalı bir dükkan kadar hüzünlü gelmez ankara'da yoksa bugün bir hayat yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra
kimse keman çalmaz belki belki bu film hiç bir zaman o kadar fiyakalı olmayacak ama hiç bir lahmacunda o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantanınkinin tadını vermeyecek bir daha çok daha iyilerini yedim sonra bizzat urfa'da hatta ama hiçbirinde o kadar aç oturmadım sofraya
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar çok yabancı soluk duyulur bazı bilinmez bir dilin ıslığından anla ki yine sıkıldı bizim konsolosluklardaki konuklar öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür bu kadar insanın neden ankara'yı bu denli çok sevdiğini anlamadan ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların adlarını vermediler ama biz her duvara bir vesile onların adını yazarak yaşadık kül ve betondan mürekkep yaşadıkça yaşanılası gelen o tuhaf bozkır kokusunda
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar biz, şimdi kapalı bir kuruyemiş dükkanının -ki bütün plan kar altında tuzsuz ayçekirdeği çitleyip yanı sıra bafra içmektir- kötü ışıklandırılmış vitrininden umutsuzca içeri bakan kimliği gereğinden fazla sorgulanmış merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş -yani sistem kendi verdiği kimliği zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden doğuştan kavgacı zannedilen ama pek çoğu kavgadan nefret eden kavgacı, esmer,cesur, korkak çoğu kürt, çoğu türk çocuklardık..
ankara'ya öyle yağardı ki kar ha sonra belki ahmet arif'in aklına gelmeyecek çünkü hiç kimse bir daha ankara'yı onun kadar sevmeyecek bir şiir işlenir "kar altındadır varoşlar hasretim nazlıdır ankara" ustam yine de sen bilirsin ama hangi aralıkta bir şair ölmüşse işte o en netameli aydır bence
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar... asfaltlar ışıldar... yalanlar...
şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa elim, gönlüm, çocukluğum, buz tutar...
bu amca izmit depreminde evini, ailesini ve iş yerini kaybetmiş. kendisi 67 yaşında. şu an izmir'de mendil satarak hayatını sürdürüyor. bir otel odasında kalıyormuş. otele günlük 14 tl veriyormuş. günlük kazancının yarısını da kedilere harcıyormuş. şimdi şu videoyu izleyin:
https://www.facebook.com/memursozluk313/videos/vb.557878227679948/770836829717419/?type=2&theater
brezilya' da yetiştirilip portekizlilerin dünyaya tanıttığı, en yoğun bulunduğu yerin ekvator çevresi olduğu, yağışlı ve nemli ortamda kolayca yayılabildiği bilinen bir ağaçtır.
kajunun tatlımsı hoş bir tadı vardır ve kuru yemişlerin içinde en pahalılar arasında yer alır.