an itibariyle final sürümü yayınlanmıştır.
Hataları bitmiştir umarım.
çok sert.
(bkz: hassikome)
belki güneş bir gün ikimiz için doğar.
başlığı açtığım için herkesten çok ama çok özür dileyerek, son zamanlarda gördüğüm en kan dondurucu videoyu izledim ve bu başlığa taşıdım.
Bir insan nasıl bu duruma düşebilir, bir insan bunu nasıl yapabilir nasıl bu kadar acımasız olabilir aklım,havsalam almıyor. Anlamakta istemiyorum.
[http://www.sondakikaturk.com/asayis/iskenceci-anne-hapse-atildi-h16584.html yüreğiniz kaldırmayabilir ama yine de izleyecekseniz siz bilirsiniz]
Bir insan nasıl bu duruma düşebilir, bir insan bunu nasıl yapabilir nasıl bu kadar acımasız olabilir aklım,havsalam almıyor. Anlamakta istemiyorum.
[http://www.sondakikaturk.com/asayis/iskenceci-anne-hapse-atildi-h16584.html yüreğiniz kaldırmayabilir ama yine de izleyecekseniz siz bilirsiniz]
Ek dersi olmayanlar var bide.
Kimseye etmem şikâyet ağlarım ben halime; titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime.
hikayesi;
“Kimseye Etmem Şikâyet”i yazmasına yol açacak “talihsiz hadise” İhsan Raif 13 yaşındayken Taş Konak'ta yaşanır.
Odasında kardeşi Belkıs'la oynarken bir gürültü kopar. Kapı açılır ve içeri hayatında hiç görmediği bir adam dalar. İhsan Raif'in hatıralarında “Arap Bacıların komplosu” olarak anacağı olayda içeri dalan ve İhsan'ı kaçırmaya kalkışan adam Reji memuru Mehmet Ali'dir.
Hiçbir temas olmaz, Mehmet Ali korkar ve kaçar ancak İhsan Raif'in “adı kirlenmiştir”.
Babası, İhsan Raif'in ve diğer aile fertlerinin ağlamalarına, yalvarmalarına aldırmaz ve 13 yaşındaki kızını “o hain Mehmet Ali'yle” evlendirir ve İzmir'e bir sürgün havasında yollar.
1890'da, 14 sene dönemeyeceği İstanbul'a veda ederken içinde ailesinden, çocukluk masumiyetinden, çok sevdiği İstanbul'dan, hem de hiç sevmediği kocaman bir adamın karısı olarak ayrılırken yazar İhsan Raif o şiiri:
“Kimseye etmem şikâyet; ağlarım ben halime
Titrerim mücrim (suçlu) gibi baktıkça istikbalime
Perde-i zulmet (karanlık perdesi) çekilmiş korkarım ikbalime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime...”
Ancak 27 yaşında 3 çocuk annesi bir genç kadın olarak döner İzmir'den. Bir süre sonra çapkınlıklarıyla bezdiren hayırsız kocadan boşanmasına izin çıkar.
İkinci evliliği bir gün sürer. Zorla elini öptürmek isteyen ikinci eşi hemen boşar.
İlk ve tek büyük aşkı, entelektüel, yazar-çizer Şahabettin Süleyman ile üçüncü evliliğini yapar. Yahya Kemal'den Ahmet Haşim'e, Ruşen Eşref'ten Fazıl Ahmet'e entelektüel bir çevresi vardır. Şair olarak kabul, ilgi ve takdir görür.
“Fecr-i Âti”ci eşi Şahabettin Süleyman'ın bir Avrupa seyahatinde beklenmedik şekilde ölmesi tekrar karanlığa gömülmesine yol açsa da yas döneminde yanında duran bir Fransız'la (Bell) dördüncü evliliğini yapar. Bell, İhsan Raif Hanım'a aşkından dinini değiştirse de pek hoş karşılanmaz son evliliği.
Milli Mücadele'nin ateşli destekçilerinden İhsan Raif Hanım, 1926'da, henüz 49 yaşındayken ölür.
“Kimseye Etmem Şikâyet”in güftesinin İhsan Raif Hanım'a ait olduğu kesin. Mehmet Öklü, bestenin de ona ait olabileceğini yazıyor ancak güvenilir pek çok kaynak bu nihavent bestenin Kemani Serkis Efendi'nin bestesi olduğunu yazıyor.
hikayesi;
“Kimseye Etmem Şikâyet”i yazmasına yol açacak “talihsiz hadise” İhsan Raif 13 yaşındayken Taş Konak'ta yaşanır.
Odasında kardeşi Belkıs'la oynarken bir gürültü kopar. Kapı açılır ve içeri hayatında hiç görmediği bir adam dalar. İhsan Raif'in hatıralarında “Arap Bacıların komplosu” olarak anacağı olayda içeri dalan ve İhsan'ı kaçırmaya kalkışan adam Reji memuru Mehmet Ali'dir.
Hiçbir temas olmaz, Mehmet Ali korkar ve kaçar ancak İhsan Raif'in “adı kirlenmiştir”.
Babası, İhsan Raif'in ve diğer aile fertlerinin ağlamalarına, yalvarmalarına aldırmaz ve 13 yaşındaki kızını “o hain Mehmet Ali'yle” evlendirir ve İzmir'e bir sürgün havasında yollar.
1890'da, 14 sene dönemeyeceği İstanbul'a veda ederken içinde ailesinden, çocukluk masumiyetinden, çok sevdiği İstanbul'dan, hem de hiç sevmediği kocaman bir adamın karısı olarak ayrılırken yazar İhsan Raif o şiiri:
“Kimseye etmem şikâyet; ağlarım ben halime
Titrerim mücrim (suçlu) gibi baktıkça istikbalime
Perde-i zulmet (karanlık perdesi) çekilmiş korkarım ikbalime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime...”
Ancak 27 yaşında 3 çocuk annesi bir genç kadın olarak döner İzmir'den. Bir süre sonra çapkınlıklarıyla bezdiren hayırsız kocadan boşanmasına izin çıkar.
İkinci evliliği bir gün sürer. Zorla elini öptürmek isteyen ikinci eşi hemen boşar.
İlk ve tek büyük aşkı, entelektüel, yazar-çizer Şahabettin Süleyman ile üçüncü evliliğini yapar. Yahya Kemal'den Ahmet Haşim'e, Ruşen Eşref'ten Fazıl Ahmet'e entelektüel bir çevresi vardır. Şair olarak kabul, ilgi ve takdir görür.
“Fecr-i Âti”ci eşi Şahabettin Süleyman'ın bir Avrupa seyahatinde beklenmedik şekilde ölmesi tekrar karanlığa gömülmesine yol açsa da yas döneminde yanında duran bir Fransız'la (Bell) dördüncü evliliğini yapar. Bell, İhsan Raif Hanım'a aşkından dinini değiştirse de pek hoş karşılanmaz son evliliği.
Milli Mücadele'nin ateşli destekçilerinden İhsan Raif Hanım, 1926'da, henüz 49 yaşındayken ölür.
“Kimseye Etmem Şikâyet”in güftesinin İhsan Raif Hanım'a ait olduğu kesin. Mehmet Öklü, bestenin de ona ait olabileceğini yazıyor ancak güvenilir pek çok kaynak bu nihavent bestenin Kemani Serkis Efendi'nin bestesi olduğunu yazıyor.
recep tayyip erdoğan kadar samimidirler.
ruhları halen genç olan insanlardır. yaşlılar sessiz sedasız ortam severler bu adamlar gerçek anlamda genç demek ki!
Almanya'da Dithmarscher Huzurevi'nde yaşayan iki yaşlı adam huzurevinden kaçarak bir heavy metal festivali olan Wacken Açık Hava Festivali'ne gitti. Sabaha karşı polis tarafından festival alanında bulunan ikili zorla ikna edilerek huzurevine geri götürüldü.
Almanya'da Dithmarscher Huzurevi'nde yaşayan iki yaşlı adam huzurevinden kaçarak bir heavy metal festivali olan Wacken Açık Hava Festivali'ne gitti. Sabaha karşı polis tarafından festival alanında bulunan ikili zorla ikna edilerek huzurevine geri götürüldü.
yoksulluktan yaşayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düşmek.
özel sektörde çoğu asgari ücretlinin yaşadığı.
m.necati özfatura:
CHP 1931’de basılan lise tarih kitabında Kur’an-ı kerimin Allah’a ait olmadığını, Hazreti Muhammed (Sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimize ait olduğunu yazdırdı. Aynı zamanda vahyi de reddediyordu. Böylece nice kıymetli ve inançlı gençler bu yalanlar neticesi İslamiyetten koptular. İşte CHP’nin bu ve benzeri zulümleri ciltlere sığmaz.
Benim okul çağlarımda (1930-50) dinden bahsetmek şöyle dursun ahlaktan bile bahsetmek yasak idi. Çünkü ahlak İslamiyetin ayrılmaz bir parçasıdır. Zaten bütün devrimler halkı İslamiyetten koparmak için yapılmıştır.
İnönü’nün \"bütün din adamlarını idam edelim\" teklifini Mustafa Kemal \"halk isyan eder\" gerekçesiyle reddetmiştir. Ama 30 yıllık bir proje ile genç nesillere Allah ve Peygamber ismini unutturmak nihai hedefleri oldu...
Bütün bu yazdıklarım belgelere dayalıdır. Ben belgelere dayanmayan şeyleri asla yazmam. Kul hakkından korkarım. Şüphesi olanların Kazım Karabekir Paşa’nın kitabını okumalarını tavsiye ederim.
30.05.2016 - türkiye gazetesi
CHP 1931’de basılan lise tarih kitabında Kur’an-ı kerimin Allah’a ait olmadığını, Hazreti Muhammed (Sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimize ait olduğunu yazdırdı. Aynı zamanda vahyi de reddediyordu. Böylece nice kıymetli ve inançlı gençler bu yalanlar neticesi İslamiyetten koptular. İşte CHP’nin bu ve benzeri zulümleri ciltlere sığmaz.
Benim okul çağlarımda (1930-50) dinden bahsetmek şöyle dursun ahlaktan bile bahsetmek yasak idi. Çünkü ahlak İslamiyetin ayrılmaz bir parçasıdır. Zaten bütün devrimler halkı İslamiyetten koparmak için yapılmıştır.
İnönü’nün \"bütün din adamlarını idam edelim\" teklifini Mustafa Kemal \"halk isyan eder\" gerekçesiyle reddetmiştir. Ama 30 yıllık bir proje ile genç nesillere Allah ve Peygamber ismini unutturmak nihai hedefleri oldu...
Bütün bu yazdıklarım belgelere dayalıdır. Ben belgelere dayanmayan şeyleri asla yazmam. Kul hakkından korkarım. Şüphesi olanların Kazım Karabekir Paşa’nın kitabını okumalarını tavsiye ederim.
30.05.2016 - türkiye gazetesi
Son açıklamalara göre günahtır efendim. Ne o öyle kaş bıyık tüy alıp temiz temiz geziyoruz? olacak iş değil.
Ben bıraktım valla. Bir süre bütün işlerim görülsün diye badem bıyıkla gezmeyi düşünüyorum. Sonra belki top sakal bırakırım.
Ben bıraktım valla. Bir süre bütün işlerim görülsün diye badem bıyıkla gezmeyi düşünüyorum. Sonra belki top sakal bırakırım.
Evin yanındaki bakkal. Adam ciddi ölçüde pis. Yağmur market
Röportaj arasında ansızın belirerek özür dilerin ben bir devrimciyim diyerek sözü alan (bkz: tütüncü devrimci) olarak ünlendi.
bir karagöz tepkisi.
bir kadının en haklı isteği. Bir kadın için en büyük nimetlerden birini istemek. Hayatta elde edilebilecek en büyük mutluluklardan biri olduğu göz önünde bulundurulursa gayet haklı bir istektir.
sokaklari, caddeleri, yollari bisikletlere göre düzenlenmis, herkesin bisikletlere alisik oldugu bir sehirde öyle cok da tehlikeli olmayan asiri eglenceli haraket.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?