Heşt Bihişt adlı eseriyle tanınan müellif, münşî, şair, hattat ve siyaset adamı İdris-i Bitlisi'nin Eyüp'te, sokak arasında bulunan kabri. Yavuz'un Mısır seferi esnasında Halep'in ilhakını müteakip bu seferden dönüşünde Malatya, Urfa, Besni, Ergani, Harput, Divriği, Siverek ve kesin olarak Mardin ile öteki şehir ve kasabaların Osmanlı idaresine girmesini sağlaması sebebiyle kendisine "tek kişilik ordu" gibi yakıştırmalar yapılmaktadır.
ülkemizde tahmini olarak en çok km yaptırılan araçlara sahip markalardan biri olma potansiyeli taşır. * genelde 2'den fazla sahibi oluyor ve araba ölene kadar kullanılıyor ama ölmüyor. iyi bir konumdalar yani.
'' geçen camiye gittim .. bir de ne göreyim çorapların birinin rengi diğerine uymuyor .. millet görecek diye nasıl utandım, namazı nasıl kıldığımı bilmiyorum .. sonra dedim ki yahu sen Rabbinin huzuruna çıkıyorsun ve miracın olması gereken bir namaz kılamamaktan utanmıyorsun da kulları çoraplarını görecek diye utanıyorsun .. ''
23 Aralık çarşamba saat 14:06 itibariyle ilk depremimiz de yaşadım sözlük. Çok şiddetli değil tabi ama Merkez üssü olduğu ve deprem derinliği olmadığı için büyük bir patlama sesiyle yerimizden zıpladık. Peşine bir kaç saat içinde 3 minik artçı da eklend. Deprem esnasında mutfaktaydım. Tüm eşyalar olduğu yerden zıpladı Buzdolabı üzerime devrilecekken tuttum bir sıkıntı olmadı çok şükür ama burada hoplayıp zıplayarak yaşamaya alışmamız gerekiyor. Kaplıcalar olduğu için ara ara boşluklarda patlama ve çökme oluyor bu da depreme sebep oluyormuş
bırakmadık bırakmayacağız. yalnız var ya, kaç gündür bayrak sallamaktan kollarım kas yaptı, önüme tank falan çıksa ilk ben dalacağım ona göre (u:☺) bu arada, meydanlarda kız bakmaya çıkacak arkadaş, başbakanın ''(gbkz: acil servislere kız bakmaya gidiliyor) sözünü kendine uyarlıyor. aman binali yıldırım duymasın, bu sefer de ''millet meydanlara kız bakmaya geliyor'' demeye başlar rezil etme bizi
komünitaryan etiğin ana felsefesidir. çoğulculuk esasına dayanır. toplumun ortak çıkarı ön plandadır. ortak iyi ne kadar çok insana/sayıya ulaşıyorsa o kadar iyidir anlayışı gözetilir.
çok sık yaşanandır. hatta sürekli hale gelmekte olandır. insanlar çok çabuk %100'e geliyor ve anlayış, dinleme yok. bu insan bunu neden söylüyor yok. bir kompleks içindeyiz ve hep savunma çabası. alttan alma, çözüm bulma, sakin kalma, orta yolu bulma vs. hiçbirine fırsat kalmıyor haliyle. gerilim var ve tahammül zaten az ama yine de anlaşabiliriz ya da gerçekten artık insanlar anlaşmak istemiyor... küçük bir mevzu bile inanılmaz boyutlara geliyor sonra.
Çoğumuz Aydın Sayılı'yı 5 liranın arkasındaki resminden tanırız. Kendisi, dünyada bilim tarihi alanında bilinen ilk doktora derecesine sahip bilim insanıdır. 1913 yılında İstanbul'da doğmuştur. Babasının görevi sebebiyle çocukluğu İran'da geçmiştir. İlköğretimi İstanbul, Ortaöğretimi Ankara'da tamamlamıştır. 1933 yılında bitirdiği, Ankara Erkek Lisesi'nin mezuniyet sınavları sırasında, sınav heyeti içerisinde Mustafa Kemal Atatürk'te bulunmaktadır. Aydın Sayılı'nın gösterdiği yüksek başarı Atatürk'ün dikkatini çeker ve Atatürk bu öğrenciyle yakından ilgilenilmesini ister. Aydın Sayılı, liseyi bitirdiği yıl Milli Eğitim Bakanlığının yurt dışına öğrenci göndermek için açtığı sınavı kazanır ve eğitimini sürdürmek için ABD'ye, Harvard Üniversitesi'ne gider. 1942 yılında “İslam Dünyasında Bilim Kurumları” teziyle dünyada bilim tarihi alanındaki ilk doktora derecesini alır. 1943 yılında yurda döndüğünde, Ankara Üniversitesi'nin Felsefe bölümünde ders vermeye başlar. Dünyanın sayılı üniversitelerinden teklif almasına rağmen, Ankara'ya ve memleketine olan vefa borcunu ödemek amacıyla bu teklifleri reddeder. 1958 yılında Ordinaryüs Profesör unvanını alır. Emekli olduktan sonra, henüz emekliliğinin ilk ayında iken, 15 Ekim 1993 günü kalp krizi geçirerek aramızdan ayrılır. Aynı zamanda 1 Ocak 2009'dan itibaren dolaşıma girmiş olan 5 TL banknotlarının arka yüzünde, Aydın Sayılı'nın bir portresi yer almaktadır.
elektronik posta. internetteki kimliğiniz diyebiliriz. her internet kullanan kişinin bir e posta açmışlığı muhakkak vardır. hala daha e posta kurmadıysanız şuraya alalım sizi: http://www.epostakur.site (bkz: email)
Kanada'da bir metro istasyonunda turnike bozuldu. Çevrede de güvenlik veya görevli yoktu. Ama insanlar parasını bozuk turnikenin köşesine bırakıp geçtiler.
çözüme yönelik, gerçeğe yönelik bakarsak doğru olmayan ve tepki üretimi açısından bir tekrar döngüsüne sebebiyet veren mesele.
akla gelen en iğrenç vakaları eleştirirken, bunun üzerine küfrederek ve nasıl yapacağını anlatarak, tehdit kullanarak, bilimum işkence yönteminden dem vurarak sadece gordion düğümünü kesmiş oluruz. çözmüş olmayız. böyle çözülmez.
kabul ediyorum sözün bittiği yer çok, ben de/biz de bu hataya düşüyoruz. ama hayat o noktada bitmiyor ki. esas o anda başlıyor. yeni bir yol bulmak, dersler çıkarmak ve sorunu geçici olarak değil kökten çözmek. hatta benzer sorunlar için de uygulama setleri oluşturmak.
sen bu eril düzeni, küfür söylemlerinle yeniden ürettiğinde hiçbir şeyi çözmüş olmuyorsun. doğru tepki de değil. tamam duygusalız, kızarız vs. ama hayat bu kadar basit değil. bugüne kadar diğer farklı alanlarda sorunlar nasıl çözülmüşse, bunun için de ona göre bir hassasiyet ve çaba ile çözülmesi gerekir. suhulet varken, akıl mantık varken bu acizliği defalarca yaşamak, öz eleştirinin vaktinin geldiğini gösteriyor.