eğer ben cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'ın yerinde olsam, bir hükümeti ve o hükümetin seçtiği bakanları tek bir sebepten dolayı alelacele görevlerinden alırdım. o da paralelci olup olmamalarından dolayı olurdu. ama ülke geneli huzursuzluk çıkmasın diye bunun sebebini insanlara bildirmez, öyle gerekti der geçiştirirdim.
bilemiyorum, belki de.... (u:kusura bakma ama senden bile şüphe ediyorum şirin siyasetçi amca, malesef senden bile)
(Fr. Ecu) altın ya da gümüşten yapılmış, madeni, eski fransız para birimi.
Genellikle kadınların kullandığı serinletici eşya.
Yeni sezon öncesi yapılanmasını sürdüren Galatasaray, Gazişehir Gaziantep altyapısında yetişen 17 yaşındaki orta saha oyuncusu Mirza Cihan'ı transfer etti.
facebook 'a dadanmasıdır.
kendinin yoksa seninkine el atıp, benim şurada şu arkadaş vardı baksana bi var mı gibi dedektifçilik işlerine girişmek.
kendinin yoksa seninkine el atıp, benim şurada şu arkadaş vardı baksana bi var mı gibi dedektifçilik işlerine girişmek.
tembel, uyuşuk, malak gibi oturmayı destur edinmiş kisi modeli.
yaptığı spora anlamsızlık katan cinsten kazandığı künefenin ısmarlanmasını bekleyen, çalışmaya müsait; bir o kadar da gezmek isteyen aslında evde oturmanın da hoş olduğunu inceden inceden sezen bir duygu silsilesi..
Bence işe alınması gereken kişidir intihara kalkışan kişi. Hatta direk koruma olarak yarın başlasın. Düşünün bi boğaz karakol var orayı geçiyorsun köprünün ortasına geliyorsunuz. Bunu araçtan inerek yapmamış bildiğim kadarıyla. Sonra cumhurbaşkanın geldiği zamana denk getiriyorsun o kadar koruma içerisinde. Ciddi önlemler var sonuçta görenler bilir.
Ya da cumhurbaşkanı kızmıştır bu adam nasıl sızdı buraya diye. bu korumalar ne iş yapıyor?
Not: Adam için sevindim doğrusu intihar zor bir süreç, zor bir durum.
Ya da cumhurbaşkanı kızmıştır bu adam nasıl sızdı buraya diye. bu korumalar ne iş yapıyor?
Not: Adam için sevindim doğrusu intihar zor bir süreç, zor bir durum.
İstanbul Boğazı'nı Yürüyerek Geçen, Atilla Hülagü 1963.
Leonardo Da Vinci'nin su üzerinde yürümemizi sağlayacak bir ayakkabı tasarımından etkilenerek, ayakkabılarını yapar. Beylerbeyi Astsubay Okulu'nun önünde deniz ayakkabılarını deneyen Atilla Hülagü iki yıl sonunda bu ayakkabıyla su üzerinde yürüyebileceğine emin olur. 1963 yılı yazında İstanbullu insanlar su üstünde yürüyerek karşı kıyıya doğru ilerleyen birini görürler. Balta Limanı'ndan başlayan bu yürüyüş Anadolu Hisarı'na doğru ilerler.
Tam 56 dakika yürüdükten sonra karşı kıyıya varan Atilla Hülagü, İstanbul Boğazı'nı yürüyerek geçen ilk ve son kişi olur.
En büyük hayali ise Süveyş Kanalı'nı yürüyerek geçmek olan Atilla Hülagü'nün ömrü maalesef bu hayalini gerçekleştirmeye yetmemiştir.
Leonardo Da Vinci'nin su üzerinde yürümemizi sağlayacak bir ayakkabı tasarımından etkilenerek, ayakkabılarını yapar. Beylerbeyi Astsubay Okulu'nun önünde deniz ayakkabılarını deneyen Atilla Hülagü iki yıl sonunda bu ayakkabıyla su üzerinde yürüyebileceğine emin olur. 1963 yılı yazında İstanbullu insanlar su üstünde yürüyerek karşı kıyıya doğru ilerleyen birini görürler. Balta Limanı'ndan başlayan bu yürüyüş Anadolu Hisarı'na doğru ilerler.
Tam 56 dakika yürüdükten sonra karşı kıyıya varan Atilla Hülagü, İstanbul Boğazı'nı yürüyerek geçen ilk ve son kişi olur.
En büyük hayali ise Süveyş Kanalı'nı yürüyerek geçmek olan Atilla Hülagü'nün ömrü maalesef bu hayalini gerçekleştirmeye yetmemiştir.
bilimsel bir açıklama getirecek olursak,
1. Örgütlenme ile ilgili
• Hizmeti sunan ve finanse eden kurumlar (Sağlık Bakanlığı, SSK gibi) biraradadır ve
ayrılamamışlardır.
• Karmaşık bir örgütlenme mevcuttur. Bir çok kamu kurumu, kendi hizmetlerinin
yanısıra sağlık hizmeti de sunmakta ve hatta hastane işletmektedir.
• Sağlık Bakanlığı'nın kuruluş kanunu yoktur; Kanun hükmünde kararnamelerle
örgütlenmiştir.
• Birbirinin alternatifi olması gereken “dikey” ve “yatay” örgütlenme modelleri (geniş
bölgede tek yönlü hizmet / Dar bölgede çok yönlü hizmet) bir arada işletilmeye
çalışılmaktadır. (AÇS merkezleri ve sağlık ocakları gibi)
• Ülkedeki 36.000 köyün 11.000 tanesinde sağlık evi, 2000 kadarında sağlık ocağı
kurulmuştur. Köylerin çoğunda (24.000) hiç bir sağlık kuruluşu ve elemanı
bulunmamaktadır. Dolayısı ile, sağlık örgütlenmesinin kırsal kesimi tam olarak
kapsamamaktadır.
• Birinci basamak hizmetleri için (sağlık ocağı) bir kent tipi modeli uygun biçimde
kurulamamıştır.
• SSK'nın birinci basamak hizmeti sunan dispanserlerinin sayısı çok yetersizdir. Kişiler
her türlü yakınmalarında SSK hastanelerine başvurmak zorunda kalmaktadırlar.
2. Yönetim / İşletme ile ilgili
• Sağlık mevzuatı eskidir; Günün koşullarına uymamaktadır.
• Merkezden yönetim ilkesi otoriter biçimde uygulanmaktadır.
• Sağlık hizmeti veren kurumlar arasında koordinasyon sağlanamamaktadır.
• SSK ile Sağlık Bakanlığı arasındaki koordinasyon eksikliği sonucu, aynı bölgelerde
her iki kurum da hastane işletmeye çalışmaktadır. Bu hastanelerin doluluk oranları ve
verimlilikleri düşüktür.
• Hastanelerin yaklaşık üçte birinin 50 'den daha az yatağı mevcuttur. Küçük
hastanelerin çalıştırılması pahalı, hizmetleri verimsizdir.
• SSK ile Sağlık Bakanlığı arasında SSK'lıların Bakanlık kuruluşlarından hizmet
alabileceklerine ilişkin bir geçici protokol imzalanmış olmasına karşın, uygulamada
sorunlar mevcuttur.
• Sağlık Bakanlığı içindeki ana hizmet birimleri arasında yetki çakışmaları mevcuttur.
Koordinasyon sağlanamamaktadır.
• Yöresel farklılıklar genellikle dikkate alınmaksızın ülkenin her yanında standart
hizmet verilmeye çalışılmaktadır.
• Personel atamaları merkezden yapılmakta, gerçek gereksinmeler dikkate alınmamakta,
atamalarda siyasal etkiler ön plana çıkmaktadır.
• Sağlık Bakanlığı merkezinde gereğinden fazla personel çalışmaktadır.
• Hastane yönetimlerinde başhekimin etkisi çok belirgindir.
• Nitelikli yönetici yetersizliği mevcuttur; yönetici eğitilmi yerine, yönetici
aranmaktadır.
• Genelde sağlık hizmetleri, özelde, hastane hizmetleri işletme hataları yüzünden
verimsizdir.
• Uygun olmayan yerelere sağlık evi, sağlık ocağı ve hastaneler kurulmuştur. Bu
kuruluşlar ya boş durmakta ya da verimsiz çalışmaktadır.
• Mevzuatı olmasına karşın, halkın sağlık hizmetlerine katılımı sağlanamamıştır.
3. İnsan kaynakları ile ilgili
• Sağlık personeli için temel yasalardan biri olan 1928 tarihli ve 1219 sayılı yasa çok
eskidir ve bir çok yeni meslek grubunun mağduriyetine neden olmaktadır.
• Hekim ve diğer sağlık personelinin eğitimlerinin niteliği ve eğitim sürekliliği
düşüktür.
• Personel dağılımı dengesizdir.
• İhtiyaç duyulan hekim ve diğer sağlık personeli için gerçekci bir planlama
yapılmamıştır. (Hem sayısal, hem de nitelik planlaması)
• Çok fazla sayıda tıp fakültesi mevcuttur, gereğinden fazla hekim yetiştirilmektedir.
• Bazı Tıp fakültelerinin eğitim olanakları yetersizdir. Özellikle temel bilimler alanında
öğretim üyesi açığı mevcuttur.
• Üniversitelerin eğitim bölgeleri yoktur ya da uygun işletilmemektedir.
• Hemşire ve ebe sayısı yetersizdir.
• Sağlık meslek liseleri uygun olmayan yerlerde kurulmuştur.
• Sağlık meslek liselerinin uygulamalı eğitimleri yetersizdir.
• Kamuda çalışanların üye olma zorunluğu olmaması nedeniyle, bütün hekimleri temsil
eden bir meslek birlikleri yoktur.
• Hekim, diş hekimi, eczacı ve veterinerler dışındaki mesleklerin birlikleri yoktur.
• Özellikle pratisyen hekimler arasından iş doyumu alt düzeylerdedir.
• Kırsal kesimde yetersiz personel olmasına karşılık, kent merkezlerinde gereğinden
fazla personel (özellikle hekim) mevcuttur. Bu atıl kapasiteden yeterince
yararlanılamamaktadır.
• Hekimlerin ve diğer sağlık personelinin sürekli eğitimleri konusunda örgütlü bir
yaklaşım mevcut değildir. TTB'nin bu konudaki çabaları ve Üniversitelerin katkıları
yetersizdir.
• Çok sayıda kadın personel çalıştıran Sağlık Bakanlığı'nda “eş durumu” nedeniyle
yapılan atamalar sorun boyutuna erişmiştir.
4. Finansman ile ilgili
• Sağlık güvencesi olmayan vatandaşlar mevcuttur.
• Sosyal sigortalar dağınık biçimde örgütlenmiştir.
• Sağlık için ayrılan kamu kaynakları yetersizdir.
• Kaynakların çoğu tedavi hizmetlerine harcanmaktadır.
• Sağlık Bakanlığı bütçesi özellikle cari ve transfer harcamalarına yönlendirilmektedir;
• Sağlık personelinin ücretleri yetersizdir.
• Bütçe açıkları vakıf ve dernekler tarafından kapatılmaya çalışılmaktadır. Dolayısı ile,
denetim dışı harcamalar yapılmaktadır.
• İlaç fiatları diğer ülkelerle kıyaslandığında düşük olmakla birlikte, sağlık harcamaları
içinde önemli bir yüzdeyi oluşturmaktadır.
• İlaç, aşı ve tıbbi malzeme sağlanmasında dışarıya bağımlılık mevcuttur.
• Satın alma mevzuatı nedeniyle bütçe harcamalarında ve malzeme sağlamada sıkıntılar
yaşanmaktadır.
• 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Kanunu'nda kişilerden “prim”
toplanması hakkında hüküm olduğu halde bu madde 1961 yılından bu yana
yürütülmemiştir.
5. Enformasyon ve değerlendirme ile ilgili
• Nüfusa göre örgütlenmiş olmasına karşın, sağlık ocaklarında nüfus kayıtları
yetersizdir.
• Periferden merkeze bilgi akışı düzgün ve yeterli olarak sağlanamamaktadır.
• Hasta kayıtları yetersizdir. Hastalık kodlamaları yapılamamaktadır, morbidite,
mortalite istatistikleri tam ve doğru olarak hesaplanamamaktadır.
• Bildirimi zorunlu hastalıkların bildirimleri yetersizdir.
• Elektronik ortamda kayıt tutabilen sağlık kuruluşlarının sayısı çok azdır.
• İllerde ve sağlık kuruluşlarında periyodik çalışma raporları düzenli olarak
hazırlanmamaktadır.
• Sağlık kuruluşları performans değerlendirmesi yapılmamaktadır.
6. Sağlık sorunları ile ilgili
• Sağlık düzeyi göstergeleri (ölüm hızları, beklenen yaşam süresi vb) Türkiye'nin
gelişmişlik düzeyi ile uyumlu değildir.
• Bulaşıcı hastalıklar hala yaygındır.
• Avrupa'da sıtma görülen tek ülke Türkiye'dir.
• Tüberküloz sorunu giderek büyümektedir.
• Beslenme yetersizliği, özellikle çocuklarda ve gebelerde önemli boyuttadır
• AİDS vakalarında yavaş da olsa artış gözlenmektedir.
• Tütün tüketimi fazladır; Küçük yaşlarda sigaraya başlama eğilimi artmaktadır.
• Uyuşturucu kullanımı giderek artmaktadır.
• Spor alışkanlığı yetersizdir.
• Bağışıklık oranları düşüktür (yüzde 70 – 80 dolaylarında)
• Özellikle Doğu Anadolu'da aşırı doğurganlık kadınların ve çocukların sağlığını
olumsuz etkilemektedir.
• Trafik kazaları başta olmak üzere, korunulması kolay hastalıklar / durumlar ölüm
nedenlerinin ilk sıralarında yer almaktadır.
7. Hizmet sunumu ile ilgili
• Kişi başına yıllık hekime başvuru oranı ortalama 2.4'dır. (Bu oran Avrupa ülkelerinde
7-10 arasında)
• Birinci basamak sağlık hizmetleri (sağlık ocakları) verimsiz çalışmaktadır.
• Sağlık ocaklarında pratisyen hekimler istihdam edilmektedir. Uzman hekimi tercih
eden kişiler için sağlık ocakları çekici değildir.
• Birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları arasındaki ilişkiler kopuktur.
• Hizmetlerin niteliği düşüktür. Bekleme süresi uzundur. Muayene süresi yetersizdir.
Dolayısıyla hasta tatmini azdır.
• Birinci basamakta bakılabilecek hastalar, hastanelere doğrudan başvurabilmektedirler.
Bu nedenle, hastanelere kapasitelerinin üzerinde hasta başvurmaktadır, uzman
hekimler pratisyen hekim gibi çalışmak zorundadır. Hasta muayene süreleri kısa,
tanıda yanılma olasılığı yüksektir.
• Yurdun çoğu yerinde bazı tıbbi işlemler yapılamadığı için, üç büyük kentteki sağlık
kuruluşlarına hasta akımı olmaktadır.
• İl merkezlerinde 112 acil hizmetleri kurulmuş olmakla birlikte, acil hasta taşımacılığı
henüz tüm yurda yayılmamıştır.
• Hemşire yetersizliği nedeniyle, hastanelede hasta bakımının niteliği düşüktür
• Yeterli ebe olmaması nedeniyle doğumların bir kısmı kendi kendine olmaktadır.
• Kırsal kesimin önemli bir bölümünde enjeksiyon vb basit ve rutin işlemleri
yapabilecek bir sağlık personeli bulunmamaktadır
• Halk sağlığı laboratuvarlarına gıda maddesi, su vb materyel akımı yetersizdir. Bu
nedenle laboratuvarlar kapasitelerinin altında hizmet vermektedir.
• Kontrol için alınan gıda ve sağlığı ilgilendiren diğer örneklerin ücretlerinin
ödenmemesi esnafı rahatsız etmektedir.
• Gıda kontrolu konusunda Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve belediyeler arasında
yetki çakışmaları vardır. Hizmet karmaşık olarak örgütlenmiştir.
• Özellikle kentlerde, özürlülerin rahatca yaşayabilmeleri için gereken koşullar
sağlanmamıştır.
• Liselerde zorunlu olması Anayasa gereği olduğu halde, sağlık bilgisi dersi biyoloji
dersi ile birleştirilmiştir ve seçmeli ders olarak okutulmaktadır.
• Polis benzeri kamu görevlileri ilk yardım konularında eğitimleri ve bilgisi yetersizdir.
• Aşırı doğurganlığın önlenmesi konusunda önemli derecede bilgi ve hizmet açığı
mevcuttur.
devamını okumak için tıklayınız.
[yazar]zinzal[/bkz]
1. Örgütlenme ile ilgili
• Hizmeti sunan ve finanse eden kurumlar (Sağlık Bakanlığı, SSK gibi) biraradadır ve
ayrılamamışlardır.
• Karmaşık bir örgütlenme mevcuttur. Bir çok kamu kurumu, kendi hizmetlerinin
yanısıra sağlık hizmeti de sunmakta ve hatta hastane işletmektedir.
• Sağlık Bakanlığı'nın kuruluş kanunu yoktur; Kanun hükmünde kararnamelerle
örgütlenmiştir.
• Birbirinin alternatifi olması gereken “dikey” ve “yatay” örgütlenme modelleri (geniş
bölgede tek yönlü hizmet / Dar bölgede çok yönlü hizmet) bir arada işletilmeye
çalışılmaktadır. (AÇS merkezleri ve sağlık ocakları gibi)
• Ülkedeki 36.000 köyün 11.000 tanesinde sağlık evi, 2000 kadarında sağlık ocağı
kurulmuştur. Köylerin çoğunda (24.000) hiç bir sağlık kuruluşu ve elemanı
bulunmamaktadır. Dolayısı ile, sağlık örgütlenmesinin kırsal kesimi tam olarak
kapsamamaktadır.
• Birinci basamak hizmetleri için (sağlık ocağı) bir kent tipi modeli uygun biçimde
kurulamamıştır.
• SSK'nın birinci basamak hizmeti sunan dispanserlerinin sayısı çok yetersizdir. Kişiler
her türlü yakınmalarında SSK hastanelerine başvurmak zorunda kalmaktadırlar.
2. Yönetim / İşletme ile ilgili
• Sağlık mevzuatı eskidir; Günün koşullarına uymamaktadır.
• Merkezden yönetim ilkesi otoriter biçimde uygulanmaktadır.
• Sağlık hizmeti veren kurumlar arasında koordinasyon sağlanamamaktadır.
• SSK ile Sağlık Bakanlığı arasındaki koordinasyon eksikliği sonucu, aynı bölgelerde
her iki kurum da hastane işletmeye çalışmaktadır. Bu hastanelerin doluluk oranları ve
verimlilikleri düşüktür.
• Hastanelerin yaklaşık üçte birinin 50 'den daha az yatağı mevcuttur. Küçük
hastanelerin çalıştırılması pahalı, hizmetleri verimsizdir.
• SSK ile Sağlık Bakanlığı arasında SSK'lıların Bakanlık kuruluşlarından hizmet
alabileceklerine ilişkin bir geçici protokol imzalanmış olmasına karşın, uygulamada
sorunlar mevcuttur.
• Sağlık Bakanlığı içindeki ana hizmet birimleri arasında yetki çakışmaları mevcuttur.
Koordinasyon sağlanamamaktadır.
• Yöresel farklılıklar genellikle dikkate alınmaksızın ülkenin her yanında standart
hizmet verilmeye çalışılmaktadır.
• Personel atamaları merkezden yapılmakta, gerçek gereksinmeler dikkate alınmamakta,
atamalarda siyasal etkiler ön plana çıkmaktadır.
• Sağlık Bakanlığı merkezinde gereğinden fazla personel çalışmaktadır.
• Hastane yönetimlerinde başhekimin etkisi çok belirgindir.
• Nitelikli yönetici yetersizliği mevcuttur; yönetici eğitilmi yerine, yönetici
aranmaktadır.
• Genelde sağlık hizmetleri, özelde, hastane hizmetleri işletme hataları yüzünden
verimsizdir.
• Uygun olmayan yerelere sağlık evi, sağlık ocağı ve hastaneler kurulmuştur. Bu
kuruluşlar ya boş durmakta ya da verimsiz çalışmaktadır.
• Mevzuatı olmasına karşın, halkın sağlık hizmetlerine katılımı sağlanamamıştır.
3. İnsan kaynakları ile ilgili
• Sağlık personeli için temel yasalardan biri olan 1928 tarihli ve 1219 sayılı yasa çok
eskidir ve bir çok yeni meslek grubunun mağduriyetine neden olmaktadır.
• Hekim ve diğer sağlık personelinin eğitimlerinin niteliği ve eğitim sürekliliği
düşüktür.
• Personel dağılımı dengesizdir.
• İhtiyaç duyulan hekim ve diğer sağlık personeli için gerçekci bir planlama
yapılmamıştır. (Hem sayısal, hem de nitelik planlaması)
• Çok fazla sayıda tıp fakültesi mevcuttur, gereğinden fazla hekim yetiştirilmektedir.
• Bazı Tıp fakültelerinin eğitim olanakları yetersizdir. Özellikle temel bilimler alanında
öğretim üyesi açığı mevcuttur.
• Üniversitelerin eğitim bölgeleri yoktur ya da uygun işletilmemektedir.
• Hemşire ve ebe sayısı yetersizdir.
• Sağlık meslek liseleri uygun olmayan yerlerde kurulmuştur.
• Sağlık meslek liselerinin uygulamalı eğitimleri yetersizdir.
• Kamuda çalışanların üye olma zorunluğu olmaması nedeniyle, bütün hekimleri temsil
eden bir meslek birlikleri yoktur.
• Hekim, diş hekimi, eczacı ve veterinerler dışındaki mesleklerin birlikleri yoktur.
• Özellikle pratisyen hekimler arasından iş doyumu alt düzeylerdedir.
• Kırsal kesimde yetersiz personel olmasına karşılık, kent merkezlerinde gereğinden
fazla personel (özellikle hekim) mevcuttur. Bu atıl kapasiteden yeterince
yararlanılamamaktadır.
• Hekimlerin ve diğer sağlık personelinin sürekli eğitimleri konusunda örgütlü bir
yaklaşım mevcut değildir. TTB'nin bu konudaki çabaları ve Üniversitelerin katkıları
yetersizdir.
• Çok sayıda kadın personel çalıştıran Sağlık Bakanlığı'nda “eş durumu” nedeniyle
yapılan atamalar sorun boyutuna erişmiştir.
4. Finansman ile ilgili
• Sağlık güvencesi olmayan vatandaşlar mevcuttur.
• Sosyal sigortalar dağınık biçimde örgütlenmiştir.
• Sağlık için ayrılan kamu kaynakları yetersizdir.
• Kaynakların çoğu tedavi hizmetlerine harcanmaktadır.
• Sağlık Bakanlığı bütçesi özellikle cari ve transfer harcamalarına yönlendirilmektedir;
• Sağlık personelinin ücretleri yetersizdir.
• Bütçe açıkları vakıf ve dernekler tarafından kapatılmaya çalışılmaktadır. Dolayısı ile,
denetim dışı harcamalar yapılmaktadır.
• İlaç fiatları diğer ülkelerle kıyaslandığında düşük olmakla birlikte, sağlık harcamaları
içinde önemli bir yüzdeyi oluşturmaktadır.
• İlaç, aşı ve tıbbi malzeme sağlanmasında dışarıya bağımlılık mevcuttur.
• Satın alma mevzuatı nedeniyle bütçe harcamalarında ve malzeme sağlamada sıkıntılar
yaşanmaktadır.
• 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Kanunu'nda kişilerden “prim”
toplanması hakkında hüküm olduğu halde bu madde 1961 yılından bu yana
yürütülmemiştir.
5. Enformasyon ve değerlendirme ile ilgili
• Nüfusa göre örgütlenmiş olmasına karşın, sağlık ocaklarında nüfus kayıtları
yetersizdir.
• Periferden merkeze bilgi akışı düzgün ve yeterli olarak sağlanamamaktadır.
• Hasta kayıtları yetersizdir. Hastalık kodlamaları yapılamamaktadır, morbidite,
mortalite istatistikleri tam ve doğru olarak hesaplanamamaktadır.
• Bildirimi zorunlu hastalıkların bildirimleri yetersizdir.
• Elektronik ortamda kayıt tutabilen sağlık kuruluşlarının sayısı çok azdır.
• İllerde ve sağlık kuruluşlarında periyodik çalışma raporları düzenli olarak
hazırlanmamaktadır.
• Sağlık kuruluşları performans değerlendirmesi yapılmamaktadır.
6. Sağlık sorunları ile ilgili
• Sağlık düzeyi göstergeleri (ölüm hızları, beklenen yaşam süresi vb) Türkiye'nin
gelişmişlik düzeyi ile uyumlu değildir.
• Bulaşıcı hastalıklar hala yaygındır.
• Avrupa'da sıtma görülen tek ülke Türkiye'dir.
• Tüberküloz sorunu giderek büyümektedir.
• Beslenme yetersizliği, özellikle çocuklarda ve gebelerde önemli boyuttadır
• AİDS vakalarında yavaş da olsa artış gözlenmektedir.
• Tütün tüketimi fazladır; Küçük yaşlarda sigaraya başlama eğilimi artmaktadır.
• Uyuşturucu kullanımı giderek artmaktadır.
• Spor alışkanlığı yetersizdir.
• Bağışıklık oranları düşüktür (yüzde 70 – 80 dolaylarında)
• Özellikle Doğu Anadolu'da aşırı doğurganlık kadınların ve çocukların sağlığını
olumsuz etkilemektedir.
• Trafik kazaları başta olmak üzere, korunulması kolay hastalıklar / durumlar ölüm
nedenlerinin ilk sıralarında yer almaktadır.
7. Hizmet sunumu ile ilgili
• Kişi başına yıllık hekime başvuru oranı ortalama 2.4'dır. (Bu oran Avrupa ülkelerinde
7-10 arasında)
• Birinci basamak sağlık hizmetleri (sağlık ocakları) verimsiz çalışmaktadır.
• Sağlık ocaklarında pratisyen hekimler istihdam edilmektedir. Uzman hekimi tercih
eden kişiler için sağlık ocakları çekici değildir.
• Birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları arasındaki ilişkiler kopuktur.
• Hizmetlerin niteliği düşüktür. Bekleme süresi uzundur. Muayene süresi yetersizdir.
Dolayısıyla hasta tatmini azdır.
• Birinci basamakta bakılabilecek hastalar, hastanelere doğrudan başvurabilmektedirler.
Bu nedenle, hastanelere kapasitelerinin üzerinde hasta başvurmaktadır, uzman
hekimler pratisyen hekim gibi çalışmak zorundadır. Hasta muayene süreleri kısa,
tanıda yanılma olasılığı yüksektir.
• Yurdun çoğu yerinde bazı tıbbi işlemler yapılamadığı için, üç büyük kentteki sağlık
kuruluşlarına hasta akımı olmaktadır.
• İl merkezlerinde 112 acil hizmetleri kurulmuş olmakla birlikte, acil hasta taşımacılığı
henüz tüm yurda yayılmamıştır.
• Hemşire yetersizliği nedeniyle, hastanelede hasta bakımının niteliği düşüktür
• Yeterli ebe olmaması nedeniyle doğumların bir kısmı kendi kendine olmaktadır.
• Kırsal kesimin önemli bir bölümünde enjeksiyon vb basit ve rutin işlemleri
yapabilecek bir sağlık personeli bulunmamaktadır
• Halk sağlığı laboratuvarlarına gıda maddesi, su vb materyel akımı yetersizdir. Bu
nedenle laboratuvarlar kapasitelerinin altında hizmet vermektedir.
• Kontrol için alınan gıda ve sağlığı ilgilendiren diğer örneklerin ücretlerinin
ödenmemesi esnafı rahatsız etmektedir.
• Gıda kontrolu konusunda Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve belediyeler arasında
yetki çakışmaları vardır. Hizmet karmaşık olarak örgütlenmiştir.
• Özellikle kentlerde, özürlülerin rahatca yaşayabilmeleri için gereken koşullar
sağlanmamıştır.
• Liselerde zorunlu olması Anayasa gereği olduğu halde, sağlık bilgisi dersi biyoloji
dersi ile birleştirilmiştir ve seçmeli ders olarak okutulmaktadır.
• Polis benzeri kamu görevlileri ilk yardım konularında eğitimleri ve bilgisi yetersizdir.
• Aşırı doğurganlığın önlenmesi konusunda önemli derecede bilgi ve hizmet açığı
mevcuttur.
devamını okumak için tıklayınız.
[yazar]zinzal[/bkz]
mükemmel bir sesi olan sanatçı.
kıymeti bilinmeyenlerden.
Sanatçı Ferhat Tunç hakkında Twitter paylaşımları nedeniyle, 100'ün üzerinde 'Terör Örgütü Propagandası yapmak' ve 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçundan yeni soruşturma açıldı. Çağlayan Basın savcılığına ifadeye çağrılan Tunç, "HDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş başta olmak üzere tutuklu milletvekilleri ve Belediye başkanlarıyla ilgili yaptığım paylaşımlar delil olarak dosyaya konulmuş. Önümüzdeki günlerde gidip ifade vereceğim" dedi.
kıymeti bilinmeyenlerden.
Sanatçı Ferhat Tunç hakkında Twitter paylaşımları nedeniyle, 100'ün üzerinde 'Terör Örgütü Propagandası yapmak' ve 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçundan yeni soruşturma açıldı. Çağlayan Basın savcılığına ifadeye çağrılan Tunç, "HDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş başta olmak üzere tutuklu milletvekilleri ve Belediye başkanlarıyla ilgili yaptığım paylaşımlar delil olarak dosyaya konulmuş. Önümüzdeki günlerde gidip ifade vereceğim" dedi.
AK PARTİ GİRESUN MİLLETVEKİLLERİ: Turhan Alçelik, Adem Tatlı
CHP GİRESUN MİLLETVEKİLİ: Bülent Yener Bektaşoğlu
MHP GİRESUN MİLLETVEKİLİ: Orhan Erzurum
CHP GİRESUN MİLLETVEKİLİ: Bülent Yener Bektaşoğlu
MHP GİRESUN MİLLETVEKİLİ: Orhan Erzurum
yok artık dedirten muhalif görüşüdür.
kebelek.
Kimseye etmem şikâyet ağlarım ben halime; titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime.
hikayesi;
“Kimseye Etmem Şikâyet”i yazmasına yol açacak “talihsiz hadise” İhsan Raif 13 yaşındayken Taş Konak'ta yaşanır.
Odasında kardeşi Belkıs'la oynarken bir gürültü kopar. Kapı açılır ve içeri hayatında hiç görmediği bir adam dalar. İhsan Raif'in hatıralarında “Arap Bacıların komplosu” olarak anacağı olayda içeri dalan ve İhsan'ı kaçırmaya kalkışan adam Reji memuru Mehmet Ali'dir.
Hiçbir temas olmaz, Mehmet Ali korkar ve kaçar ancak İhsan Raif'in “adı kirlenmiştir”.
Babası, İhsan Raif'in ve diğer aile fertlerinin ağlamalarına, yalvarmalarına aldırmaz ve 13 yaşındaki kızını “o hain Mehmet Ali'yle” evlendirir ve İzmir'e bir sürgün havasında yollar.
1890'da, 14 sene dönemeyeceği İstanbul'a veda ederken içinde ailesinden, çocukluk masumiyetinden, çok sevdiği İstanbul'dan, hem de hiç sevmediği kocaman bir adamın karısı olarak ayrılırken yazar İhsan Raif o şiiri:
“Kimseye etmem şikâyet; ağlarım ben halime
Titrerim mücrim (suçlu) gibi baktıkça istikbalime
Perde-i zulmet (karanlık perdesi) çekilmiş korkarım ikbalime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime...”
Ancak 27 yaşında 3 çocuk annesi bir genç kadın olarak döner İzmir'den. Bir süre sonra çapkınlıklarıyla bezdiren hayırsız kocadan boşanmasına izin çıkar.
İkinci evliliği bir gün sürer. Zorla elini öptürmek isteyen ikinci eşi hemen boşar.
İlk ve tek büyük aşkı, entelektüel, yazar-çizer Şahabettin Süleyman ile üçüncü evliliğini yapar. Yahya Kemal'den Ahmet Haşim'e, Ruşen Eşref'ten Fazıl Ahmet'e entelektüel bir çevresi vardır. Şair olarak kabul, ilgi ve takdir görür.
“Fecr-i Âti”ci eşi Şahabettin Süleyman'ın bir Avrupa seyahatinde beklenmedik şekilde ölmesi tekrar karanlığa gömülmesine yol açsa da yas döneminde yanında duran bir Fransız'la (Bell) dördüncü evliliğini yapar. Bell, İhsan Raif Hanım'a aşkından dinini değiştirse de pek hoş karşılanmaz son evliliği.
Milli Mücadele'nin ateşli destekçilerinden İhsan Raif Hanım, 1926'da, henüz 49 yaşındayken ölür.
“Kimseye Etmem Şikâyet”in güftesinin İhsan Raif Hanım'a ait olduğu kesin. Mehmet Öklü, bestenin de ona ait olabileceğini yazıyor ancak güvenilir pek çok kaynak bu nihavent bestenin Kemani Serkis Efendi'nin bestesi olduğunu yazıyor.
hikayesi;
“Kimseye Etmem Şikâyet”i yazmasına yol açacak “talihsiz hadise” İhsan Raif 13 yaşındayken Taş Konak'ta yaşanır.
Odasında kardeşi Belkıs'la oynarken bir gürültü kopar. Kapı açılır ve içeri hayatında hiç görmediği bir adam dalar. İhsan Raif'in hatıralarında “Arap Bacıların komplosu” olarak anacağı olayda içeri dalan ve İhsan'ı kaçırmaya kalkışan adam Reji memuru Mehmet Ali'dir.
Hiçbir temas olmaz, Mehmet Ali korkar ve kaçar ancak İhsan Raif'in “adı kirlenmiştir”.
Babası, İhsan Raif'in ve diğer aile fertlerinin ağlamalarına, yalvarmalarına aldırmaz ve 13 yaşındaki kızını “o hain Mehmet Ali'yle” evlendirir ve İzmir'e bir sürgün havasında yollar.
1890'da, 14 sene dönemeyeceği İstanbul'a veda ederken içinde ailesinden, çocukluk masumiyetinden, çok sevdiği İstanbul'dan, hem de hiç sevmediği kocaman bir adamın karısı olarak ayrılırken yazar İhsan Raif o şiiri:
“Kimseye etmem şikâyet; ağlarım ben halime
Titrerim mücrim (suçlu) gibi baktıkça istikbalime
Perde-i zulmet (karanlık perdesi) çekilmiş korkarım ikbalime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime...”
Ancak 27 yaşında 3 çocuk annesi bir genç kadın olarak döner İzmir'den. Bir süre sonra çapkınlıklarıyla bezdiren hayırsız kocadan boşanmasına izin çıkar.
İkinci evliliği bir gün sürer. Zorla elini öptürmek isteyen ikinci eşi hemen boşar.
İlk ve tek büyük aşkı, entelektüel, yazar-çizer Şahabettin Süleyman ile üçüncü evliliğini yapar. Yahya Kemal'den Ahmet Haşim'e, Ruşen Eşref'ten Fazıl Ahmet'e entelektüel bir çevresi vardır. Şair olarak kabul, ilgi ve takdir görür.
“Fecr-i Âti”ci eşi Şahabettin Süleyman'ın bir Avrupa seyahatinde beklenmedik şekilde ölmesi tekrar karanlığa gömülmesine yol açsa da yas döneminde yanında duran bir Fransız'la (Bell) dördüncü evliliğini yapar. Bell, İhsan Raif Hanım'a aşkından dinini değiştirse de pek hoş karşılanmaz son evliliği.
Milli Mücadele'nin ateşli destekçilerinden İhsan Raif Hanım, 1926'da, henüz 49 yaşındayken ölür.
“Kimseye Etmem Şikâyet”in güftesinin İhsan Raif Hanım'a ait olduğu kesin. Mehmet Öklü, bestenin de ona ait olabileceğini yazıyor ancak güvenilir pek çok kaynak bu nihavent bestenin Kemani Serkis Efendi'nin bestesi olduğunu yazıyor.
eski AKP Ankara İl Başkanı.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

