Quentin Tarantino'nun 2015 yapımı filminde Samuel L. Jackson, Kurt Russell döktürmüŞtür rolleriyle. yalnız filmde kadına Şiddet zirve yapmıŞtır. ulan her sahnede dövülür mü kadın karakter . Jennifer Jason Leigh dayak manyagı oldu filmde . üstüne yetmedi astılar bir de. film boyunca akan kan ufak çapta bir barajı dolduracak niteliktedir. diyaloglar tam Şenlik yerlere yatırır . onun için izlenir . yoksa filmde olaylar tek mekanda gerçekleŞiyor nerdeyse. görsel bir Şölen beklemeyiniz bu yüzden. özetle herkes ölüyor filmin sonunda. kimi karnından , kimi basından, kimi bacagından , kimi de en olmadık yerinden vurularak.
boş zamanlarımda sınav gözetmenliği yapıyorum ben.
nükleer bir soykırım yaşandığında sadece hamam böcekleri hayatta kalacak derler. doğru mu acaba ?
bi rivayete göre orada bir çeşme varmış. o çeşmeden su içen illaki tekrar gelirmiş kastamonuya.
türkiyenin en mutlu şehri, tarihi cezaevi ile tanınan çok eski bir ilimizdir sinop
yaptığı bir davranış sonrası tepki gören bireyin buna \"ciddi mi sandın, şakaydı\" yahu cümleleri ile kılıf bulma çabasıdır.
Meyve ve sebzeler için "TURFANDA" bunlar deriz ya , Bakın kökeni nereden geliyor.
Turfan, Doğu Türkistan'da (Çin Halk Cumhuriyeti'nin Şincan Uygur Özerk Bölgesi) bulunan denizden 150 metre kadar aşağıda bulunan bir ovadır. Yazları son derece sıcak olan bu havzada çevredeki yüksek arazilere göre yaz erken geliyor ve pamuk dahil bir tarım cennetinin oluşmasını sağlıyor.. Su çevredeki dağlardan tarihi bir yapı olduğu iddia edilen yeraltı sulama kanalları vasıtası ile getiriliyor.
Su, sıcak ve güneşli bir hava olunca sebzeler de Turfan -da yetişiyor.(Bugün Çine gittiğinizde kavun karpuz gibi bazı meyveleri yaz kış yiyebilirsiniz.Hepsi Sincan bölgesinden gelmektedir.)
Yeri gelmişken bahsedelim.Bu yer altı sulama kanallarına “karez” adı verilir ve Eski Türklerin günümüz insanlarına bıraktığı önemli bir eserdir. M.Ö. 500 yıllarında yapıldığı tahmin edilen ve 5.000 Km uzunluğunda olan bu yapı yerin 100 metre altında çölü 60 Km aşarak Turfana gelmektedir.Böyle bir yapının yapılabilmesi için ileri düzeyde matematik ve yer bilimi bilgisi ile mühendisliğe ihtiyaç vardır.
Turfan, Doğu Türkistan'da (Çin Halk Cumhuriyeti'nin Şincan Uygur Özerk Bölgesi) bulunan denizden 150 metre kadar aşağıda bulunan bir ovadır. Yazları son derece sıcak olan bu havzada çevredeki yüksek arazilere göre yaz erken geliyor ve pamuk dahil bir tarım cennetinin oluşmasını sağlıyor.. Su çevredeki dağlardan tarihi bir yapı olduğu iddia edilen yeraltı sulama kanalları vasıtası ile getiriliyor.
Su, sıcak ve güneşli bir hava olunca sebzeler de Turfan -da yetişiyor.(Bugün Çine gittiğinizde kavun karpuz gibi bazı meyveleri yaz kış yiyebilirsiniz.Hepsi Sincan bölgesinden gelmektedir.)
Yeri gelmişken bahsedelim.Bu yer altı sulama kanallarına “karez” adı verilir ve Eski Türklerin günümüz insanlarına bıraktığı önemli bir eserdir. M.Ö. 500 yıllarında yapıldığı tahmin edilen ve 5.000 Km uzunluğunda olan bu yapı yerin 100 metre altında çölü 60 Km aşarak Turfana gelmektedir.Böyle bir yapının yapılabilmesi için ileri düzeyde matematik ve yer bilimi bilgisi ile mühendisliğe ihtiyaç vardır.
MEVLÜT TEZEL 'in 30/05/2016 tarihinde yazdığı yazıdır .. Ahmet Naç isimli bir öğretmen anlatılmaktadır ..
---
İşte gerçek öğretmen!
*
Sosyal medyada bir video dolaşıyor; ilkokul birinci sınıf öğrencileri, rap müziği ritmi eşliğinde şu şarkıyı söylüyorlar: \"Cumhuriyet kuruldu, 29 Ekim'de. Meclis açıldı, 1920'de. Çanakkale Savaşı, 18 Mart. Atatürk doğdu Selanik'te… Sonbahar, kış, ilkbahar, yaz. Dört tane mevsim, haydi defterine yaz. Bir yılda 12 ay. Haydi durma say. Say, say, say, say… Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran… Durma haydi devam. Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık. Liste hayli kabarık. Ben 1. sınıfım. Okurum, yazarım. Şehitlerimi anarım, herkese saygılıyım. Göklerde dalgalanır gururla bayrağım. İstanbul Esenler, işte ben buradayım.\"
İşte eğitimde fark yaratmak bu. Bu farkı yaratan pahalı bir kolejin öğretmeni değil. Adı: Ahmet Naç. İstanbul Esenler'deki Mehmet Akif Ersoy İlkokulu'nda öğretmen. Aljazeera Türk'ten Umay Aktaş Salman, Ahmet Naç'ı okulunda ziyaret etmiş. Ahmet Öğretmen, öğrencilerine sadece rap müzikle ders öğretmiyor; elinde fırçasıyla 1-E sınıfını rengarenk boyamış. Okulda kütüphane, resim atölyesi, spor salonu yok. Ancak Ahmet Öğretmen, okul bahçesini resim atölyesine çevirmiş, velilerden destek alarak ilkel lastikten yaptığı ilkel bir filenin etrafında öğrencilere tenis öğretmiş. Fakir bir okulda böylesine istekli, yaratıcı bir öğretmeni görünce veliler de kolları sıvamış; anneler, beden derslerinin öncesinde her hafta okula gelerek, tenis filesini ve basketbol potalarını kuruyorlarmış. Üşenmeden ağır malzemeleri depodan bahçeye taşıyorlarmış.
Ve en önemlisi; Ahmet Öğretmen'in kendi sınıfında yarattığı büyük fark, diğer öğretmenleri de harekete geçirmiş, onlara ilham kaynağı olmuş.
Ahmet Öğretmen şöyle diyor: Burası Esenler diyebiliriz. Burası Bağcılar diyebiliriz. Görev süremizi doldurup buradan belki daha iyi bir yere gidebiliriz. Ama o zaman da gerçekten tam anlamıyla öğretmenlik yapmış olur muyuz? Bu aslında kaçmaktır, bahanelere sığınmaktır.\"
Ne yazık ki, ülkemizde birçok özel okulda bile öğretmen ve eğitim kalitesi düşük. Çocuğunuzu pahalı bir özel okula, adı çok duyulmuş bir devlet okuluna yollasanız da fark etmiyor; asıl önemli olan öğretmenin kalitesi. Ne yazık ki, 'Hababam Sınıfı'ndaki 'Mahmut Hoca' gibi idealist öğretmen ve müdürlerin sayısı hızla azalıyor ülkemizde. Eğitimde en büyük devrim, öğretmenlerimizin hayat standartlarını yükselterek mümkün olabilir. Elbette her şeyi de devletten bekleyemeyiz; Ahmet Naç gibi öğretmenlere ve ona destek olan velilere de ihtiyaç var.
İyi ki varsın Ahmet Naç; öğrencilerin, velilerin seninle ne kadar gurur duysa az.
---
İşte gerçek öğretmen!
*
Sosyal medyada bir video dolaşıyor; ilkokul birinci sınıf öğrencileri, rap müziği ritmi eşliğinde şu şarkıyı söylüyorlar: \"Cumhuriyet kuruldu, 29 Ekim'de. Meclis açıldı, 1920'de. Çanakkale Savaşı, 18 Mart. Atatürk doğdu Selanik'te… Sonbahar, kış, ilkbahar, yaz. Dört tane mevsim, haydi defterine yaz. Bir yılda 12 ay. Haydi durma say. Say, say, say, say… Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran… Durma haydi devam. Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık. Liste hayli kabarık. Ben 1. sınıfım. Okurum, yazarım. Şehitlerimi anarım, herkese saygılıyım. Göklerde dalgalanır gururla bayrağım. İstanbul Esenler, işte ben buradayım.\"
İşte eğitimde fark yaratmak bu. Bu farkı yaratan pahalı bir kolejin öğretmeni değil. Adı: Ahmet Naç. İstanbul Esenler'deki Mehmet Akif Ersoy İlkokulu'nda öğretmen. Aljazeera Türk'ten Umay Aktaş Salman, Ahmet Naç'ı okulunda ziyaret etmiş. Ahmet Öğretmen, öğrencilerine sadece rap müzikle ders öğretmiyor; elinde fırçasıyla 1-E sınıfını rengarenk boyamış. Okulda kütüphane, resim atölyesi, spor salonu yok. Ancak Ahmet Öğretmen, okul bahçesini resim atölyesine çevirmiş, velilerden destek alarak ilkel lastikten yaptığı ilkel bir filenin etrafında öğrencilere tenis öğretmiş. Fakir bir okulda böylesine istekli, yaratıcı bir öğretmeni görünce veliler de kolları sıvamış; anneler, beden derslerinin öncesinde her hafta okula gelerek, tenis filesini ve basketbol potalarını kuruyorlarmış. Üşenmeden ağır malzemeleri depodan bahçeye taşıyorlarmış.
Ve en önemlisi; Ahmet Öğretmen'in kendi sınıfında yarattığı büyük fark, diğer öğretmenleri de harekete geçirmiş, onlara ilham kaynağı olmuş.
Ahmet Öğretmen şöyle diyor: Burası Esenler diyebiliriz. Burası Bağcılar diyebiliriz. Görev süremizi doldurup buradan belki daha iyi bir yere gidebiliriz. Ama o zaman da gerçekten tam anlamıyla öğretmenlik yapmış olur muyuz? Bu aslında kaçmaktır, bahanelere sığınmaktır.\"
Ne yazık ki, ülkemizde birçok özel okulda bile öğretmen ve eğitim kalitesi düşük. Çocuğunuzu pahalı bir özel okula, adı çok duyulmuş bir devlet okuluna yollasanız da fark etmiyor; asıl önemli olan öğretmenin kalitesi. Ne yazık ki, 'Hababam Sınıfı'ndaki 'Mahmut Hoca' gibi idealist öğretmen ve müdürlerin sayısı hızla azalıyor ülkemizde. Eğitimde en büyük devrim, öğretmenlerimizin hayat standartlarını yükselterek mümkün olabilir. Elbette her şeyi de devletten bekleyemeyiz; Ahmet Naç gibi öğretmenlere ve ona destek olan velilere de ihtiyaç var.
İyi ki varsın Ahmet Naç; öğrencilerin, velilerin seninle ne kadar gurur duysa az.
bir internet sitesi sahibi iseniz veya popüler ya da popüler olmayı düşündüğünüz sosyal medya hesabınız varsa bu sitenin analizlerine oldukça fazla ihtiyacınız olacak. Mükemmel bir site.
allah rahmet eylesin.
aklıma recep Yazıcıoğlu geliyor denizli ve kaza denilince.
aklıma recep Yazıcıoğlu geliyor denizli ve kaza denilince.
hamdi alkanın canlandırdığı bir karakter. oldukça başarılı bir karakter ve canlandırmaydı.
dişi olmayan bebeklere kolay yenmeleri için hazırlanan yiyecekler. iyi tarafından bakmak lazım, bazen işe yarıyor işte.
uzaylıların şiivelerine bakıp bunlar karadenizli mi erzurumlu mu karıştırmaları muhtemel.
Kaç gündür yine durgunluk ötesinde olan sözlüğe sorumdur.
--- (gbkz: spoiler) ---
(bkz: ışıklar sönsün kısır döngü başlasın)
.....
Vahdet-i zâtına aklımca şahâdet lazım
Cân ü gönlümle münâcât ü ibâdet lazım
.....
Şinasi
............
(bkz: mecazlı söyleyişleri anlayamamak)
\"sözün kendisi anlaşılmadıkça, o sözün maksadı da anlaşılamaz.\" (DüCane cündioğlu)
--- (gbkz: spoiler) ---
Açımlanmak işi.
koşukta veya düzyazıda, bir uyum elde etmek için başvurulan ve kelime başlarında veya ortalarında aynı ünsüzün veya aynı hecenin yinelenmesine dayanan ses oyunu; örneğin,” s ular s arardı, yüzün perde perde s olmakta” dizesinde bu oyun vardır.
http://www.boylesiyok.com/aliterasyon-anlami/
http://www.boylesiyok.com/aliterasyon-anlami/
sugge'nin dualarının kabul olmuş halidir.
@2
#2532
@2
#2532
tembel olan insanların sürekli hissettiği bir durum.
O vücut nasıl uyuşmuşsa bu süreklilik kazanıyor.
O vücut nasıl uyuşmuşsa bu süreklilik kazanıyor.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?