belki güneş bir gün ikimiz için doğar.
sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.
bitmeyen işler yüzünden
(siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı.
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telâşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi.
gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı,
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vaktiniz olmadı.
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.
bitmeyen işler yüzünden
(siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı.
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telâşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi.
gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı,
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vaktiniz olmadı.
\"Çaylarda şiir kokar,
Buluşur duygularda
Geleceğe bir ışık,
Güneş de doğar, ay da.\"
Buluşur duygularda
Geleceğe bir ışık,
Güneş de doğar, ay da.\"
Bu hikaye, Şem (Mum) ile O’na kör kütük aşık olan Pervane’nin (Kelebek) hikayesidir. Özellikle yazın her akşam gözlerimizin önünde aşklarını yaşarlar. Her gece bir aşık, sevgilisine olan tutkusu için kendini sevgilinin ışığına bırakarak ruhunu teslim eder. Hani şu avizelerin içinde biriken minik kelebekler varya, onlardan bahsediyorum. Kısacık ömürlerine kocaman bir aşkı sığdıran kelebeklerden….Aşka karşı koyamadıkları için kendilerini O’nun dibinde sonsuzluğa bırakan kelebeklerden…
Hikaye şöyle, Şem görkemli, dimdik duran karşı konulmaz bir sevgiliyi temsil eder. Kendinden asla ödün vermez… İçindeki can fitili ateşini her daim taze tutar… Aşk için yanar… Aşk için söner en sonunda… Aşkı o kadar kuvvetlidir ki, bu yücelikle etrafa ışık saçar… Karanlığın içinde asilce ışığını yayar. Derken bir gün, bir pervane aradığı ışığın izini bulur. Aşkla uçar Şem’e doğru… Kanatlarının rüzgarı Şem’in aşk ışığını titretir… Pervane önce hayranlıkla uzaktan uzaktan döner Şem’in etrafında… Henüz kanatları alevin tadına erişmemiştir. Etrafında aşkla çırpar kanatlarını… Döner durur öylece bir süre… Sonra, yetmemeye başlar bu mesafenin hissettirdikleri… Biraz daha yaklaşmaya niyetlenir.. Dönmekten asla vazgeçmez… Gitgide alevin sıcaklığını daha çok hissetmeye başlar… Sıcaklığı hissettikçe biraz daha yakınlaşma arzusuna karşı koyamaz… Daha yakın, daha yakın, daha da yakın olmak ister. Artık her dönüşte biraz daha yaklaşır Şem’in aşkına, alevine… Aleve yaklaştıkça can fitiline de yaklaşacağını da umarak çırpar kanatlarını… Şem’e ışık veren, aşk veren ince uzun ipe erişmek, aşkının ibadetidir. Tam da aşkla aleve yaklaşmışken, kanadının ucu alevden nasibini alır aniden… Yanar…! Pervane can acısıyla uzaklaşır Şem’den… Aşkın acı verebileceğini yeni öğrenmiştir… Şaşırır… Uzakta bir yere konar ve Şem’i izler… Acısı birazcık dinmeye başladığında, yeniden aşka uçma tutkusu kaplar ruhunu… Engel olamaz kendine… Bu sefer en yakından başlar Şem’in etrafında dönmeye… Öncekinden farklı olarak yeni yerler keşfeder Şem’de… Eriyen mumun çıkarttığı minik topakcıklar gözyaşları misali çevrelemiştir Şem’in vücudunu… Pervane Şem’in gözyaşlarına konup, onlara tutunmayı öğrenir. Böylece Şem’e hem daha yakın nefes alır, hem de daha çok vakit geçirirler birlikte… Pervane yaralıdır, Şem ise ağlamaklı… Günler böyle geçip giderken, Pervane Şem’in tükenmeye başladığını fark eder… Artık ışığı daha az yeri aydınlatır, daha çok göz yaşı biriktirir eteklerinde… Sonun başlangıcını hissetmeye başlar Pervane… Şem’i sona yaklaştıran gözyaşları Pervane’nin aşkla yok olma nedenine dönüşür. Aleve daha yakın, daha şiddetle aşkla çırparak kanatlarını, döner durur Şem’in etrafında… O’nu kurtaracak bir yol bulamayacağını fark edince acısına ortak olmayı seçer… Alevin etrafında aşkla dönerken, aşkının içindeki can fitiline bırakıverir kendini, aşkını, canını… Usulca Şem’in gözyaşlarından yarattığı eteğinin üzerine düşüverir cansız bedeni… Bunu fark eden Şem için direnecek bir neden kalmaz artık… Gözyaşlarını Pervane’ye örtü yapar, O’nu aşkıyla sarmalar ve yavaş yavaş üzerine akarak aşklarını sonsuza kadar biraraya getirir… İşte Şem ile Pervane’nin dillere pelesenk, meşhur, sonsuz aşkı yüzyıllardır böylece yaşanır durur… Şekil değiştirerek ama özünden bir şey yitirmeden…
--- (gbkz: spoiler) ---
Kanat Vururum, Döner Dururum
Yanar Kururum. Pervanemiyem,
--- (gbkz: spoiler) ---
Hikaye şöyle, Şem görkemli, dimdik duran karşı konulmaz bir sevgiliyi temsil eder. Kendinden asla ödün vermez… İçindeki can fitili ateşini her daim taze tutar… Aşk için yanar… Aşk için söner en sonunda… Aşkı o kadar kuvvetlidir ki, bu yücelikle etrafa ışık saçar… Karanlığın içinde asilce ışığını yayar. Derken bir gün, bir pervane aradığı ışığın izini bulur. Aşkla uçar Şem’e doğru… Kanatlarının rüzgarı Şem’in aşk ışığını titretir… Pervane önce hayranlıkla uzaktan uzaktan döner Şem’in etrafında… Henüz kanatları alevin tadına erişmemiştir. Etrafında aşkla çırpar kanatlarını… Döner durur öylece bir süre… Sonra, yetmemeye başlar bu mesafenin hissettirdikleri… Biraz daha yaklaşmaya niyetlenir.. Dönmekten asla vazgeçmez… Gitgide alevin sıcaklığını daha çok hissetmeye başlar… Sıcaklığı hissettikçe biraz daha yakınlaşma arzusuna karşı koyamaz… Daha yakın, daha yakın, daha da yakın olmak ister. Artık her dönüşte biraz daha yaklaşır Şem’in aşkına, alevine… Aleve yaklaştıkça can fitiline de yaklaşacağını da umarak çırpar kanatlarını… Şem’e ışık veren, aşk veren ince uzun ipe erişmek, aşkının ibadetidir. Tam da aşkla aleve yaklaşmışken, kanadının ucu alevden nasibini alır aniden… Yanar…! Pervane can acısıyla uzaklaşır Şem’den… Aşkın acı verebileceğini yeni öğrenmiştir… Şaşırır… Uzakta bir yere konar ve Şem’i izler… Acısı birazcık dinmeye başladığında, yeniden aşka uçma tutkusu kaplar ruhunu… Engel olamaz kendine… Bu sefer en yakından başlar Şem’in etrafında dönmeye… Öncekinden farklı olarak yeni yerler keşfeder Şem’de… Eriyen mumun çıkarttığı minik topakcıklar gözyaşları misali çevrelemiştir Şem’in vücudunu… Pervane Şem’in gözyaşlarına konup, onlara tutunmayı öğrenir. Böylece Şem’e hem daha yakın nefes alır, hem de daha çok vakit geçirirler birlikte… Pervane yaralıdır, Şem ise ağlamaklı… Günler böyle geçip giderken, Pervane Şem’in tükenmeye başladığını fark eder… Artık ışığı daha az yeri aydınlatır, daha çok göz yaşı biriktirir eteklerinde… Sonun başlangıcını hissetmeye başlar Pervane… Şem’i sona yaklaştıran gözyaşları Pervane’nin aşkla yok olma nedenine dönüşür. Aleve daha yakın, daha şiddetle aşkla çırparak kanatlarını, döner durur Şem’in etrafında… O’nu kurtaracak bir yol bulamayacağını fark edince acısına ortak olmayı seçer… Alevin etrafında aşkla dönerken, aşkının içindeki can fitiline bırakıverir kendini, aşkını, canını… Usulca Şem’in gözyaşlarından yarattığı eteğinin üzerine düşüverir cansız bedeni… Bunu fark eden Şem için direnecek bir neden kalmaz artık… Gözyaşlarını Pervane’ye örtü yapar, O’nu aşkıyla sarmalar ve yavaş yavaş üzerine akarak aşklarını sonsuza kadar biraraya getirir… İşte Şem ile Pervane’nin dillere pelesenk, meşhur, sonsuz aşkı yüzyıllardır böylece yaşanır durur… Şekil değiştirerek ama özünden bir şey yitirmeden…
--- (gbkz: spoiler) ---
Kanat Vururum, Döner Dururum
Yanar Kururum. Pervanemiyem,
--- (gbkz: spoiler) ---
Atatürk'ün inkılaplarından bir kısmına karşı biriyim.
en basitinden ankara'nın baş kent yapılışı bence bir hatadır. Halifeliğin kaldırılışı bir hatadır. Tabi bunları zamanına göre değerlendirip uzun uzun konuşmak gerek.
Ama yaptığı askeri ve siyasi başarıları görmezden gelecek kadar da kör değilim. Akıl sahibi herkes bunu kabul eder ve etmeli.
Atatürk'ün ateist yada deist oluşu beni hep bi soğuk tutmuştur kendisine karşı.
beni ne ilgilendirir adamın inancı diyebilirsiniz belki ama bu soğukluk ve sıcaklık içsel olduğu için buna ben bile müdehale edemiyorum.
ateist veya deist olduğu konusunu hakaret olarak kabul etmeyin kişinin kendi tercihidir. benim öğrendiğim ve kabulüme göre bu böyledir.
Atatürk'ün yukarıda saydığım benzer birden fazla şeyine karşıyım. Sevmiyorum diyemem belki ama çok aşırı derecede de seviyorum diyemem. Kendisine saygım büyük.
Bir insan olarak sıfırdan başlayıp kendi deyimi ile (Zafer, “zafer benimdir” diyebilenindir.
Başarı ise “başaracağım” diye başlayarak sonunda “başardım” diyenindir.) sözünü hakkıyla yapmış ben eksik veya hatalı görsem bile kendi idealini gerçekleştirmiş son yüz yıldaki alanında en büyük şahsiyettir.
Kafasındaki çağdaş medeniyet (ki bu konuda da %80 katılıyorum kendisine) olgusu için elinden geleni yapmış, bunu giyimi ile, şıklığı ile, yaşam biçimi ile, inkılapları ile yapmış ve başarımış bir bilge ve devrimcidir.
ancak ama ancak
bir insanın annesine, babasına veya cinsiyetçi sin kaf küfürlere hiç ama hiç bir şekilde hak veremem. Biz bu tarz pisliklerin yüzünden oturup yıllarca konuşamadık. Biz bu lağım zihniyetlerin yüzünden ya atatürk te şunu bence yanlış yaptı diyemedik, ya atatürkte şunu ne güzel yapmış diyemedik.
bu ve bunun gibi zihniyetlerin benim gönlümde,zihnimde zerre kadar kıymeti yok. ben bunları hayvanı natık olarak bile görmem göremem. zihni nesebi bozuk insanlar bunlar.
bu tarz başlıkların sözlükte olmasından da bir yazar olarak çok muzdaripim. burada insanlara yarar bir şeyler paylaşmak varken, birine bilmediği bir film izletip mutlu olmasını sağlamak varken, bir derde deva olabilmek varken bu tarz kişiliklerin kişiliksizlikleri konuşuyoruz.
sözlükte in cin top oynuyor. herkes böyle at koşturacağına in cin top oynasın.
ayıptır ayıp.
o önünde kuran olan adam sık sık kullanmıştır illa ki ama anlamını pek bilmezmiş ve bilmeyen bit ton pislikte mevcut maalesef.
(bkz: edep ya hu)
en basitinden ankara'nın baş kent yapılışı bence bir hatadır. Halifeliğin kaldırılışı bir hatadır. Tabi bunları zamanına göre değerlendirip uzun uzun konuşmak gerek.
Ama yaptığı askeri ve siyasi başarıları görmezden gelecek kadar da kör değilim. Akıl sahibi herkes bunu kabul eder ve etmeli.
Atatürk'ün ateist yada deist oluşu beni hep bi soğuk tutmuştur kendisine karşı.
beni ne ilgilendirir adamın inancı diyebilirsiniz belki ama bu soğukluk ve sıcaklık içsel olduğu için buna ben bile müdehale edemiyorum.
ateist veya deist olduğu konusunu hakaret olarak kabul etmeyin kişinin kendi tercihidir. benim öğrendiğim ve kabulüme göre bu böyledir.
Atatürk'ün yukarıda saydığım benzer birden fazla şeyine karşıyım. Sevmiyorum diyemem belki ama çok aşırı derecede de seviyorum diyemem. Kendisine saygım büyük.
Bir insan olarak sıfırdan başlayıp kendi deyimi ile (Zafer, “zafer benimdir” diyebilenindir.
Başarı ise “başaracağım” diye başlayarak sonunda “başardım” diyenindir.) sözünü hakkıyla yapmış ben eksik veya hatalı görsem bile kendi idealini gerçekleştirmiş son yüz yıldaki alanında en büyük şahsiyettir.
Kafasındaki çağdaş medeniyet (ki bu konuda da %80 katılıyorum kendisine) olgusu için elinden geleni yapmış, bunu giyimi ile, şıklığı ile, yaşam biçimi ile, inkılapları ile yapmış ve başarımış bir bilge ve devrimcidir.
ancak ama ancak
bir insanın annesine, babasına veya cinsiyetçi sin kaf küfürlere hiç ama hiç bir şekilde hak veremem. Biz bu tarz pisliklerin yüzünden oturup yıllarca konuşamadık. Biz bu lağım zihniyetlerin yüzünden ya atatürk te şunu bence yanlış yaptı diyemedik, ya atatürkte şunu ne güzel yapmış diyemedik.
bu ve bunun gibi zihniyetlerin benim gönlümde,zihnimde zerre kadar kıymeti yok. ben bunları hayvanı natık olarak bile görmem göremem. zihni nesebi bozuk insanlar bunlar.
bu tarz başlıkların sözlükte olmasından da bir yazar olarak çok muzdaripim. burada insanlara yarar bir şeyler paylaşmak varken, birine bilmediği bir film izletip mutlu olmasını sağlamak varken, bir derde deva olabilmek varken bu tarz kişiliklerin kişiliksizlikleri konuşuyoruz.
sözlükte in cin top oynuyor. herkes böyle at koşturacağına in cin top oynasın.
ayıptır ayıp.
o önünde kuran olan adam sık sık kullanmıştır illa ki ama anlamını pek bilmezmiş ve bilmeyen bit ton pislikte mevcut maalesef.
(bkz: edep ya hu)
bu gün gözüme çarpan ve aldığım tatlı. İftardan sonra yerim diye aldım ama ilk defa tattığım şeylere karşı hep ön yargılı olduğumdan sevemeyeceğimi düşündüm oysa ki tadı çok güzeldi.
tekirdağ yöresinin peynir helvasına az ucundan benziyor dadı.
tekirdağ yöresinin peynir helvasına az ucundan benziyor dadı.
(gbkz:sugge) başlığı zannedip şaşırmak..
kazakistan
Sınav sorularını çalıp kozmik odaya giren müslümanlar, piyango sonuçlarına tesir edemez. Halkımızın %99 müslüman ve dürüsttür.
kerem yılmaz
kerem yılmaz
12 Mayıs Hemşireler Günü kutlu olsun
Tanrının en değerli armağanı olan hayat, çok defa hemşirenin ellerine terk edilmiştir. -Florence Nightingale
Tanrının en değerli armağanı olan hayat, çok defa hemşirenin ellerine terk edilmiştir. -Florence Nightingale
a kişisinin bol bol giydirdiği, bilezik gibi geçirdiği sonra da hukukun korumaya çalıştığı başına gelebileceklerden bihaber bahtsız vatandaş.
2x2=4.
http://euygulama.dpb.gov.tr/dpb_web/menu/Ilan_Menu.aspx?ID=9cbb82dc-8058-46c5-b4ab-d73a6387b771
hobi olarak hasta olan ben için, güzel bir tanımlama. teşekkürler sugge. :)
Hz. Mevlana'nın Allah'a kavuştuğu, vuslatı, Şebi Arus yani düğün gecesi..
“Bence bu dünyadan göçüp gitmek yolculukların en hayırlısı en güzelidir !
O nedenle bizim ölümümüz ebedi düğün bayram günüdür ! ”
Hz.Mevlânâ
“Ecel günü gelipte ben bu dünyadan göçünce, sakın beni mezarda aramayız !
Bizim mezarımız sadece Hak âşıklarının gönüldür ! ”
Hz.Mevlana
Son Mesnevihan Hayat Nur Artıran Hanımefendi bugün Twitter'dan şöyle yazmış:
“Sevgili dostlarımız Hz.Pir Efendimizin 742'inci vuslat yıldönümünü kutluyor bizlerinde gidişinin AŞK düğün bayram olmasını niyaz ediyoruz.
Bu fâni dünyada iken \"Ölmezden evvel ölme\" lutfuna erenlerin gidişide düğün bayram olur ! Çünkü onların kıyameti daha yaşarken kopmuştur. ”
“Bence bu dünyadan göçüp gitmek yolculukların en hayırlısı en güzelidir !
O nedenle bizim ölümümüz ebedi düğün bayram günüdür ! ”
Hz.Mevlânâ
“Ecel günü gelipte ben bu dünyadan göçünce, sakın beni mezarda aramayız !
Bizim mezarımız sadece Hak âşıklarının gönüldür ! ”
Hz.Mevlana
Son Mesnevihan Hayat Nur Artıran Hanımefendi bugün Twitter'dan şöyle yazmış:
“Sevgili dostlarımız Hz.Pir Efendimizin 742'inci vuslat yıldönümünü kutluyor bizlerinde gidişinin AŞK düğün bayram olmasını niyaz ediyoruz.
Bu fâni dünyada iken \"Ölmezden evvel ölme\" lutfuna erenlerin gidişide düğün bayram olur ! Çünkü onların kıyameti daha yaşarken kopmuştur. ”
İlk ihraçların yapıldığı piyasadır. Bir yatırım aracının
örneğin bir menkul kıymetin ilk defa piyasaya sürülmesi (satılması) birincil piyasa
işlemidir. Benzer şekilde, devlet iç borçlanma senetlerinin, T.C. Hazine Müsteşarlığı
tarafından ihale yöntemi ile satımı da bir birincil piyasa işlemidir. Bu senetlerin daha
sonra yatırımcılar arasındaki alım-satımları ise ikincil piyasa olarak adlandırılan
piyasalarda gerçekleşmektedir.
örneğin bir menkul kıymetin ilk defa piyasaya sürülmesi (satılması) birincil piyasa
işlemidir. Benzer şekilde, devlet iç borçlanma senetlerinin, T.C. Hazine Müsteşarlığı
tarafından ihale yöntemi ile satımı da bir birincil piyasa işlemidir. Bu senetlerin daha
sonra yatırımcılar arasındaki alım-satımları ise ikincil piyasa olarak adlandırılan
piyasalarda gerçekleşmektedir.
değerli bir insandı. allah rahmet eyleye.
Doğum anlamına gelen ve doğum tarihi sormak için kullanılan ifade.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
