çocuk acıkınca ağlar.
halil özer'in yönettiği film.
sapıkça düşünce sapıkça bir eser ayni evde de kalsan hiç kimse kardeşinin esine göz dikmez. Bu tarz hikayelere gerek yok be senarist. Ben bu film yapma işini bu kadar saçma sapan şeyler ile heba etmenizi anlayamıyorum, yazık günahtır o emek verenlere, o sermayeye bu kadar boktan bir hayal ürününü çektikleri için.
sapıkça düşünce sapıkça bir eser ayni evde de kalsan hiç kimse kardeşinin esine göz dikmez. Bu tarz hikayelere gerek yok be senarist. Ben bu film yapma işini bu kadar saçma sapan şeyler ile heba etmenizi anlayamıyorum, yazık günahtır o emek verenlere, o sermayeye bu kadar boktan bir hayal ürününü çektikleri için.
yerli messi gibi. çok iş var bu adamda. umarım saçma sapan menajer, teknik adam oyunlarına maruz kalmaz. doğru bir kariyer planlaması yapılırsa çok çok iyi yerlere gelir.
Bir şeyin Kafi yeterli gelmesi.
Başkanlık seçimi için hiç önemli olmayan karadır. %1 in ne kıymeti var.
köy yerinde sürekli gelen ve bir türlü bitmek bilmeyen çocuklardır. Şeker toplarlar. Güzel mi güzel bir adetimizdir.
Farklı bir bakış açısı ile güzel anlatılmış.Zaten sözlük varken twitter da kim oluyor.
tam sayı
futbolu çocuklara sevdirme adına çok güzel hareketler bunlar.
hali hazırda ortada bir fon modeli yok. Hükumet fon modeli üzerinden çalışmalara devam ediyor. Bu çalışma yeni değil bu arada, 1975 yılında da var adalet ve kalkınma partisi döneminde 2002 de de var. Sonralarında da var.
Kıdem tazminatı nedir? son bürüt ücret'in işe başlama tarihinden itibaren her yıl için, yıl tamamlanmadıysa ay ve günleri için detaylı hesaplanıp, her yıl için 30 günlük bürüt ücret ödemesidir. İçerisinden sadece damga vergisi kesintisi olur onun dışında kesinti söz konusu değildir.
kabaca: bürüt 5.000 tl alan bir kişinin bir yıllık kıdemi net 5.000-damga vergisi iki yıl çalışmışsa net 10.000- damga vergisi şeklindedir. Gün bazında hesaplama yapılır.
Ülkemizde kıdem tazminatının tavanı da vardır. Aylık üceti 20.000 olan kişi kıdem tazminatı alırken her yıl için 20 000 tl almaz.
2020 yılı için tavan ücret: 6.730,15 TL'dir. bu tavan aşılamaz. Ancak işveren vay canım personelim biz seni çok beğenirdik emeğin çok deyip daha fazla ödeme yapabilir.
fona devredilmesi mevzu:
şimdi fon nasıl olacak?
malumunuz bu tazminat bir çeşit 13. ücret
Aklıma üç seçenek geliyor.
i. ilki: ilk fon oyak gibi, ilksan gib bir yapı.
onlarda durum şöyle oluyor: aylık maaşından bir kesinti oluyor, gerçi burada kamu olduğu için kesinti çok karıştırılmamalı örnek model olarak işliyorum (İşverenin işçi adına kıdem tazminatı karşılığı olarak fona ödeyeceği tutar) o kesinti biriktirilip kullanılıyor. Kişi emekli olduğunda da bu tutar belli çarpanlara göre hesaplanıp kişiye nakdi olarak ödeniyor. Ayrıca aylık emekli maaşı gibi bir ödeme söz konusu olmuyor.
Tavan ücret ödemesi devam eder gibi görünüyor.
ii. ikincisi: aylık maaşından belirlenen tutar yine kesilip işveren tarafından fona ödeniyor. fonda biriken para kişi emekli olduğunda bi kısmı nakdi olarak bir kısmı da aylık ücret olarak ödenecek.
iii. üçüncüsü ise: aylık maaşında belirlenen kıdem tazminatı tutarı kesilecek. Bu kesilen tutar fona aktarılacak. Kişi emekli olunca bu tutar topluca kişiye ödenecek. Ayrıca zorunlu bireysel emeklilik sigortası adı altında yapılan kesinti yasalaşacak. Bu tutar da fona aylık olarak aktarılacak. Devlet katkısı eklenecek ve kişi emekli olduğunda aylık ücret emekli maaşı şeklinde ödenecek. Tam tersi de olabilir. orda kesinti tutarı önemli olan.
genel olarak iyi yanlarını düşünelim;
- kıdem tazminatı hakkına erişmek için belli başlı şartlar var. İşten çıkarılmak, kadınlarda evlilik, erkeklerde askerlik gibi. Bu tarz işten ayrılmalar dışında olan istifa vb. durumlarda da bu hak aylık kesildiği için işverene geri ödemesi yapılmaz diye düşünüyorum. Kişinin fon hesabında birikir ki bu da iyi bir şey. Böyle olursa kişilerde tazminatımı alamam kaygısı ortadan kalkar.
- işverenin iflası vb durumlarda alınamayan tazminat hakları aylık peşinen alındığı için işçi adına güzel bir durum oluşur.
- kayıt altına olması işçi adına oldukça güzel bir durum olur.
- biriken paranın devlet desteği ile büyümesi işçi adına güzel bir durum oluşturur.
- geçici, belirli süreli sözleşme ile çalışan işçiler, mevsimlik işçiler, götürü (takım sözleşmeli) işçilerin hakları korunur.
-yeni iş fırsatlarında işçi açısından kıdem tazminatı problemi ortadan kalkmış olur
-kıdem hak edebilmek için geçirilmesi gereken süreler ortadan kalkar. iki ay çalışmış işçi o iki aylık hakkını fonda biriktirebilir.
iyi yönleri, tabi ki iyi yönetime ve güvene tabi bir şekilde olursa gerçek anlamda işçiyi korur.
genel olarak kötü yanlarını düşünelim;
- aklıma ilk olarak gelen askerlik ve evlilik gibi konularda kişilerin ellerine o dönemde geçecek paranın ortadan kalkması. Bazı durumlarda örneğin evlenirken lazım olan 10 tl tutar yaşlılıkta 1000 tl olsa da aynı faydayı kesinlikle sağlamaz. Bu ilk büyük kayıp olur.
- işverenin sgk ödememesi gibi bu tazminatları da ödememesi en büyük sorunlardan birini ortaya çıkaracaktır. işveren ödemeyecek iflas ettim, kar etmedim gibi bahanelerle ödemeyecektir. Sgk denetçilerinin, vergi müfettişlerinin işi takipi vs bu hak ortadan kaybolmuş olacaktır. Ayrıca hiçbir kimsenin hiçbir şekilde iletişim kuramadığı sgk ile bu durumdan sonra bu iş yükü ile iletişim sıfıra inecektir.
- kayıt altına olması ve işverenlerin bunu yük olarak görmesi istihdamı azaltacaktır. Bu durumda da işsizlik artacaktır.
- biriken paranın hükümet tarafından çeşitli yerlerde kullanılması (günümüzde işsizlik sigortası, deprem vergileri) muhabbetleri gibi bir çok soruna sebep olacaktır.
- faize karşı olan kesimleri rahatsız edecektir. konvansiyonel bankacılık kullanan bu kesimler bir şekilde faiz sistemine dahil edilmiş olacak. Bu ciddi bir sorun ortaya çıkaracaktır.
-çoğu işveren belli bir yaşın üstünde çalıştırmazlarsa hiç şaşırmayız. Zaten kıdem tazminatı yok. Kovalım daha genç ve dinamik personel alalım moduna gireceklerdir. Daha gençten kasıt daha verimli ve nitelikli personel.
-kıdem hak edebilmek için yeni süreler belirlenecektir. Belki de kişi emekli olana kadar o biriken tutarlara hiç dokunamayacak. günümüzde 65 yaş düşünüldüğünde kalan ömrün bir kaç yılında az da olsa refaha kavuşmak çok anlamsız olacak.
-zaman içerisinde bir tam bürüt ücret olan tutar yeni oranlarla düşürülebilir ve kıdem tazminatı hakkı ortanan külliyen kalkmış olabilir.
-iş yeri ile olan aidiyet duygusu gittikçe zayıflayacaktır.
bir çok şey söylenebilir tabi. işveren açısından da işçi hakkında bakılan yönlerin tersinden bakılabilir.
önemli noktalar şunlar:
+bu fon oluştuğunda bu fona ve fonu işleten kuruma olan güven. ösym, sgk gibi bir kurum oluşursa vay işçinin haline.
+fon yöneticileri değerlendireceğiz derken saçma sapan yerlere aktarırlarsa bu gün emeklilikte yaşa takılanlar muhabbetinin birebir aynısını yaşamamız kuvvetle muhtemel. 65 yaş olur 75 yaş.
+ sistem işverenlere iyi anlatılmazsa ki bu durumu şimdiye kadar hiç görmedik. işverenler bu durumu kabullenmeyebilirler. Sistemin oturması sürecinde işten çıkarılmalar, yıllardır çalışan insanların mağduriyeti, uzun süreli çalışanların ücretlerinin topluca aktarılması gibi durumlar büyük infiallere neden olur.
bu konu her türlü iyi olsa da hakkında yıllarca konuşulur.
Kıdem tazminatı nedir? son bürüt ücret'in işe başlama tarihinden itibaren her yıl için, yıl tamamlanmadıysa ay ve günleri için detaylı hesaplanıp, her yıl için 30 günlük bürüt ücret ödemesidir. İçerisinden sadece damga vergisi kesintisi olur onun dışında kesinti söz konusu değildir.
kabaca: bürüt 5.000 tl alan bir kişinin bir yıllık kıdemi net 5.000-damga vergisi iki yıl çalışmışsa net 10.000- damga vergisi şeklindedir. Gün bazında hesaplama yapılır.
Ülkemizde kıdem tazminatının tavanı da vardır. Aylık üceti 20.000 olan kişi kıdem tazminatı alırken her yıl için 20 000 tl almaz.
2020 yılı için tavan ücret: 6.730,15 TL'dir. bu tavan aşılamaz. Ancak işveren vay canım personelim biz seni çok beğenirdik emeğin çok deyip daha fazla ödeme yapabilir.
fona devredilmesi mevzu:
şimdi fon nasıl olacak?
malumunuz bu tazminat bir çeşit 13. ücret
Aklıma üç seçenek geliyor.
i. ilki: ilk fon oyak gibi, ilksan gib bir yapı.
onlarda durum şöyle oluyor: aylık maaşından bir kesinti oluyor, gerçi burada kamu olduğu için kesinti çok karıştırılmamalı örnek model olarak işliyorum (İşverenin işçi adına kıdem tazminatı karşılığı olarak fona ödeyeceği tutar) o kesinti biriktirilip kullanılıyor. Kişi emekli olduğunda da bu tutar belli çarpanlara göre hesaplanıp kişiye nakdi olarak ödeniyor. Ayrıca aylık emekli maaşı gibi bir ödeme söz konusu olmuyor.
Tavan ücret ödemesi devam eder gibi görünüyor.
ii. ikincisi: aylık maaşından belirlenen tutar yine kesilip işveren tarafından fona ödeniyor. fonda biriken para kişi emekli olduğunda bi kısmı nakdi olarak bir kısmı da aylık ücret olarak ödenecek.
iii. üçüncüsü ise: aylık maaşında belirlenen kıdem tazminatı tutarı kesilecek. Bu kesilen tutar fona aktarılacak. Kişi emekli olunca bu tutar topluca kişiye ödenecek. Ayrıca zorunlu bireysel emeklilik sigortası adı altında yapılan kesinti yasalaşacak. Bu tutar da fona aylık olarak aktarılacak. Devlet katkısı eklenecek ve kişi emekli olduğunda aylık ücret emekli maaşı şeklinde ödenecek. Tam tersi de olabilir. orda kesinti tutarı önemli olan.
genel olarak iyi yanlarını düşünelim;
- kıdem tazminatı hakkına erişmek için belli başlı şartlar var. İşten çıkarılmak, kadınlarda evlilik, erkeklerde askerlik gibi. Bu tarz işten ayrılmalar dışında olan istifa vb. durumlarda da bu hak aylık kesildiği için işverene geri ödemesi yapılmaz diye düşünüyorum. Kişinin fon hesabında birikir ki bu da iyi bir şey. Böyle olursa kişilerde tazminatımı alamam kaygısı ortadan kalkar.
- işverenin iflası vb durumlarda alınamayan tazminat hakları aylık peşinen alındığı için işçi adına güzel bir durum oluşur.
- kayıt altına olması işçi adına oldukça güzel bir durum olur.
- biriken paranın devlet desteği ile büyümesi işçi adına güzel bir durum oluşturur.
- geçici, belirli süreli sözleşme ile çalışan işçiler, mevsimlik işçiler, götürü (takım sözleşmeli) işçilerin hakları korunur.
-yeni iş fırsatlarında işçi açısından kıdem tazminatı problemi ortadan kalkmış olur
-kıdem hak edebilmek için geçirilmesi gereken süreler ortadan kalkar. iki ay çalışmış işçi o iki aylık hakkını fonda biriktirebilir.
iyi yönleri, tabi ki iyi yönetime ve güvene tabi bir şekilde olursa gerçek anlamda işçiyi korur.
genel olarak kötü yanlarını düşünelim;
- aklıma ilk olarak gelen askerlik ve evlilik gibi konularda kişilerin ellerine o dönemde geçecek paranın ortadan kalkması. Bazı durumlarda örneğin evlenirken lazım olan 10 tl tutar yaşlılıkta 1000 tl olsa da aynı faydayı kesinlikle sağlamaz. Bu ilk büyük kayıp olur.
- işverenin sgk ödememesi gibi bu tazminatları da ödememesi en büyük sorunlardan birini ortaya çıkaracaktır. işveren ödemeyecek iflas ettim, kar etmedim gibi bahanelerle ödemeyecektir. Sgk denetçilerinin, vergi müfettişlerinin işi takipi vs bu hak ortadan kaybolmuş olacaktır. Ayrıca hiçbir kimsenin hiçbir şekilde iletişim kuramadığı sgk ile bu durumdan sonra bu iş yükü ile iletişim sıfıra inecektir.
- kayıt altına olması ve işverenlerin bunu yük olarak görmesi istihdamı azaltacaktır. Bu durumda da işsizlik artacaktır.
- biriken paranın hükümet tarafından çeşitli yerlerde kullanılması (günümüzde işsizlik sigortası, deprem vergileri) muhabbetleri gibi bir çok soruna sebep olacaktır.
- faize karşı olan kesimleri rahatsız edecektir. konvansiyonel bankacılık kullanan bu kesimler bir şekilde faiz sistemine dahil edilmiş olacak. Bu ciddi bir sorun ortaya çıkaracaktır.
-çoğu işveren belli bir yaşın üstünde çalıştırmazlarsa hiç şaşırmayız. Zaten kıdem tazminatı yok. Kovalım daha genç ve dinamik personel alalım moduna gireceklerdir. Daha gençten kasıt daha verimli ve nitelikli personel.
-kıdem hak edebilmek için yeni süreler belirlenecektir. Belki de kişi emekli olana kadar o biriken tutarlara hiç dokunamayacak. günümüzde 65 yaş düşünüldüğünde kalan ömrün bir kaç yılında az da olsa refaha kavuşmak çok anlamsız olacak.
-zaman içerisinde bir tam bürüt ücret olan tutar yeni oranlarla düşürülebilir ve kıdem tazminatı hakkı ortanan külliyen kalkmış olabilir.
-iş yeri ile olan aidiyet duygusu gittikçe zayıflayacaktır.
bir çok şey söylenebilir tabi. işveren açısından da işçi hakkında bakılan yönlerin tersinden bakılabilir.
önemli noktalar şunlar:
+bu fon oluştuğunda bu fona ve fonu işleten kuruma olan güven. ösym, sgk gibi bir kurum oluşursa vay işçinin haline.
+fon yöneticileri değerlendireceğiz derken saçma sapan yerlere aktarırlarsa bu gün emeklilikte yaşa takılanlar muhabbetinin birebir aynısını yaşamamız kuvvetle muhtemel. 65 yaş olur 75 yaş.
+ sistem işverenlere iyi anlatılmazsa ki bu durumu şimdiye kadar hiç görmedik. işverenler bu durumu kabullenmeyebilirler. Sistemin oturması sürecinde işten çıkarılmalar, yıllardır çalışan insanların mağduriyeti, uzun süreli çalışanların ücretlerinin topluca aktarılması gibi durumlar büyük infiallere neden olur.
bu konu her türlü iyi olsa da hakkında yıllarca konuşulur.
Bir bankanın mevduat sahibi veya borçlanıcılarının taleplerini zamanında ve yeteri kadar karşılayabilecek likiditeye sahip olamama riski.
Birlik ruhunu yansıtan ilk görsel. Denetleme ya da ictima hazırlığında ilk dikkat edilendir.
davet
“şunları bir araya toplayayım.
bir güzel muhabbet edelim” diye düşündüm.
mutfak işinden de anlarım.
donattım sofrayı.
bayağı uğraştım.
hepsinin, ayrı ayrı ne
yemekten, ne içmekten
hoşlandığını iyi bilirim.
bayağı da para gitti.
birinin yediğini öbürü yemez.
ötekinin içtiğini beriki içmez.
dört kişilik sofra kurdum.
mumları da yaktım.
bak hepsi, erick satie severdi.
hatırladım.
müziği de ayarladım.
geldiler.
20 yaşında ben,
35 yaşımda ben,
40 yaşımda ben ve
bugünkü ben dördümüz.
birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
yatıştırayım dedim.
“sen karışma moruk” dediler. büyük hır çıktı.
komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.
evin de içine ettiler.
bende kabahat.
ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine …
can yücel
“şunları bir araya toplayayım.
bir güzel muhabbet edelim” diye düşündüm.
mutfak işinden de anlarım.
donattım sofrayı.
bayağı uğraştım.
hepsinin, ayrı ayrı ne
yemekten, ne içmekten
hoşlandığını iyi bilirim.
bayağı da para gitti.
birinin yediğini öbürü yemez.
ötekinin içtiğini beriki içmez.
dört kişilik sofra kurdum.
mumları da yaktım.
bak hepsi, erick satie severdi.
hatırladım.
müziği de ayarladım.
geldiler.
20 yaşında ben,
35 yaşımda ben,
40 yaşımda ben ve
bugünkü ben dördümüz.
birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
yatıştırayım dedim.
“sen karışma moruk” dediler. büyük hır çıktı.
komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.
evin de içine ettiler.
bende kabahat.
ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine …
can yücel
bazı bilim adamları ana karnında 'klitoris'in gelişmesi durumunda ceninin erkek, gelişmediği takdirde kız olduğunu söylerler.
not 1: klitoris kadın için değerli bir parçadır. bazı kültürlerde çocukken kesilir. buna kadının sünnet edilmesi denir.
not 1: klitoris kadın için değerli bir parçadır. bazı kültürlerde çocukken kesilir. buna kadının sünnet edilmesi denir.
çocuğun adı koyulunca bütün sülale ortak olurmuş. Sülale de yetmez doğumu yaptıran doktor ve hemşire de ortak olurmuş. Bu yapılan şeylerde aynı şekilde.
Her iktidar kendi yaptığı şeyi kendisi gibi olmayan birinin ismini vermesi düşünülemez.
O köprünün adı Abdulhamid han olacak, şimdilerde yapılan oylamalar falan göz boyamak için.
Her iktidar kendi yaptığı şeyi kendisi gibi olmayan birinin ismini vermesi düşünülemez.
O köprünün adı Abdulhamid han olacak, şimdilerde yapılan oylamalar falan göz boyamak için.
,ş ve görev vermemek, yersiz yurtsuz bırakmak veya birkaç kişiye birlikte sağlanan bir iyilikten birini
yararlandırmamak.
yararlandırmamak.
(bkz: demokrasi ve atılım partisi)
hutbede siyaset yapan bir imama karşı, halamın oğlunun kalkıp gitmişliği var.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
