ilacı eldeki işin daha iyisini yapmaktır. hedeflerden vazgeçmeden.
Survivor yarışmasından tanıdığımız oyuncu.
bir yavru aslanla fotoğraf çektirmek isterken başına olmadık işler geldi.
bir yavru aslanla fotoğraf çektirmek isterken başına olmadık işler geldi.
+1 ..
Halk arasında yaygın olarak kullanılan bebekler için Çin takvimi cinsiyet hesaplama bilimsel bir geçerliğe sahip değildir. Bununla birlikte, cinsiyet merakında olan anne adayları tarafından tercih edilen yöntemler arasındadır. Takvimin geçmişine bakıldığında, özellikle Çinliler tarafından doğru verilere sahip olduğu savunulur.
Takvim, dünya üzerindeki en eski takvimlerden birisidir. Takvimin batı dünyasına ulaşması, 1980'li yıllardan sonra gerçekleşmiştir. Takvim içeriğinde; ateş, toprak, su, tahta ve metalin yanında, 12 yılı simgeleyen bir hayvan bulunur. 12 hayvan şu şekilde sıralanabilir:
Öküz, Kaplan, Fare, Tavşan, Yılan, Ejderha, At, Yaban Domuzu, Köpek, Maymun, Koç, Horoz ayları şeklindedir.
https://www.anneyasam.net/cin-takvimi-cinsiyet-hesaplama/
Takvim, dünya üzerindeki en eski takvimlerden birisidir. Takvimin batı dünyasına ulaşması, 1980'li yıllardan sonra gerçekleşmiştir. Takvim içeriğinde; ateş, toprak, su, tahta ve metalin yanında, 12 yılı simgeleyen bir hayvan bulunur. 12 hayvan şu şekilde sıralanabilir:
Öküz, Kaplan, Fare, Tavşan, Yılan, Ejderha, At, Yaban Domuzu, Köpek, Maymun, Koç, Horoz ayları şeklindedir.
https://www.anneyasam.net/cin-takvimi-cinsiyet-hesaplama/
Sakız çiğnemek orucu bozar mı ?
Caiz mi?
Caiz mi?
herkes deli, herkes tuhaf.
o zaman dans. (^^)
o zaman dans. (^^)
Cumhuriyet tarihinin ilk kadın avukatı olarak bilinen, Milletvekili Ahmet Bey Ağayev (Ahmet Ağaoğlu)'nun kızı Süreyya Ağaoğlu'nun hikayesi.
Mustafa Kemal Atatürk'e de danışmanlık yapan Azeri kökenli Milletvekili A.Ağaoğlu'nun kızı Süreyya Hanım, Hukuk Fakültesine yazılmak ister.
Süreyya Ağaoğlu 1921 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne yazılmak istese de ne yazık ki bu 1920 şartlarında pek mümkün olmaz.
S.Ağaoğlu,Hukuk Fakültesi isteğinden vazgeçmez sonradan vekil olacak olan Melda ve Bedia Hanım'ın da desteğiyle bu istediğini gerçekleştirir
Süreyya Ağaoğlu ve kadın arkadaşları için Hukuk Fakültesinin mevzuatı değiştirilir, Kadınlar için ayrı bir 'Fakülte' açmak zorunda kalırlar.
![]()
Süreyya Ağaoğlu da yaşadığı tüm zorluğun acısını çıkarmış gibi 1925 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Bölümünü en yüksek dereceyle bitirir
![]()
Süreyya Ağaoğlu, Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra Ankara'ya ailesinin yanına döner, arkadaşıyla birlikte Adalet Bakanlığında staja başlar
Süreyya Ağaoğlu'nun hayatında yeniden zorluk daha başlar.Öğle Yemekleri. Yemek yenebilecek tek yer mebusların gittiği İstanbul Lokantası'dır
Süreyya Ağaoğlu ve arkadaşı bir müddet işi sandviç ile götürmeye çalışsalar da sonunda pes ederler ve İstanbul Lokantası'nın yolunu tutarlar
S.Ağaoğlu ve kadın arkadaşı için yine bir zorluk çıkmıştır. Bırak Ankara'yı İstanbul'da bir kadının "Lokanta'da yemek yediği" görülmemiştir.
Süreyya Ağaoğlu,pes etmez ve İstanbul Lokantası'nın yolunu tutar. O gün tuhaf bakışlar eşliğinde yemeklerini yerler. Kadınlara kimse ilişmez
Süreyya Ağaoğlu'nun yüzüne söylenmeyen laflar, herkes tarafından tanınan babasının kulağına söylenir;"kızınız, lokantada yemek yiyor efendi"
Ahmet Bey'in kızı Süreyya Ağaoğlu'nun Lokanta'da yemek yemesi dönemin Başbakanı (Başvekili)Rauf Orbay'a kadar gider.
Başbakan Rauf Orbay da durumdan rahatsız olur. Bugüne kadar görülmüş bir şey değildir ki kadının "lokantada" erkeklerin içinde yemek yemesi.
Durum iyice karışır. Bir kaç gün sonra Atatürk ve eşi Latife Hanım, Ağaoğlu Ailesini ziyaret ederler. Laf döner dolaşır Süreyya Hanıma gelir
![]()
Kızını da üzmek istemeyen Ahmet Ağaoğlu, Atatürk'e durumu anlatır. Süreyya Hanım, Atatürk'ün kendinden yana çıkacağını bilerek lafı üsteler.
Süreyya Hanım, Gazi Paşa'nın Lokanta mevzusunda kendisinden yana çıkacağını umarken; Atatürk;"Babanın da, Rauf Bey'in de hakkı var," der.
Tam Süreyya Hanım'ın hayalleri yıkılmış, Bakanlıkta çalışırken bir görevli gelir ve "Süreyya hazırlan, Paşa seni yemeğe götürecekmiş" der.
Süreyya Hanım, Atatürk'ün yanında mebus ve yaveriyle arabada kendisini beklediğini görür Atatürk; "Latife seni öğle yemeğine bekliyor" der.
Otomobil, meşhur İstanbul Lokantasının önünden geçerken Atatürk; "Bugün Sürreyya'yı bize götürüyorum ama yarın buraya gelecek" diye seslenir
Latife Hanım;"Paşa sana yemekte hak verdi ama senin yanında da babanı ezmek istemedi. Eve geldiğinde mebusları arayarak bunu çözün dedi" der
Atatürk, Ağaoğlu Ailesinden geldiğinde Lokantada Süreyya Hanım'ın başına gelenlere çok sinirlenmiş ve derhal bunun çözülmesini istemiştir.
Süreyya Ağaoğlu, ertesi gün, Atatürk'ün dediği gibi İstanbul Lokantası'na gittiğinde bir kaç mebus eşinin de lokantada olduğunu görür.
Hem Süreyya Hanım (Ağaoğlu)'ın hem de Atatürk'ün girişimiyle kadınlar da erkekler gibi dışarıda yemek yeme hakkına böylelikle kavuşmuşlardır
İstanbul Lokantası, kadın hakları açısından bir milat yeri olmuş, kadınların toplumsal hayattan tecrit edilmemesinin bir nişanesi olmuştur.
Mustafa Kemal Atatürk'e de danışmanlık yapan Azeri kökenli Milletvekili A.Ağaoğlu'nun kızı Süreyya Hanım, Hukuk Fakültesine yazılmak ister.
Süreyya Ağaoğlu 1921 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne yazılmak istese de ne yazık ki bu 1920 şartlarında pek mümkün olmaz.
S.Ağaoğlu,Hukuk Fakültesi isteğinden vazgeçmez sonradan vekil olacak olan Melda ve Bedia Hanım'ın da desteğiyle bu istediğini gerçekleştirir
Süreyya Ağaoğlu ve kadın arkadaşları için Hukuk Fakültesinin mevzuatı değiştirilir, Kadınlar için ayrı bir 'Fakülte' açmak zorunda kalırlar.

Süreyya Ağaoğlu da yaşadığı tüm zorluğun acısını çıkarmış gibi 1925 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Bölümünü en yüksek dereceyle bitirir

Süreyya Ağaoğlu, Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra Ankara'ya ailesinin yanına döner, arkadaşıyla birlikte Adalet Bakanlığında staja başlar
Süreyya Ağaoğlu'nun hayatında yeniden zorluk daha başlar.Öğle Yemekleri. Yemek yenebilecek tek yer mebusların gittiği İstanbul Lokantası'dır
Süreyya Ağaoğlu ve arkadaşı bir müddet işi sandviç ile götürmeye çalışsalar da sonunda pes ederler ve İstanbul Lokantası'nın yolunu tutarlar
S.Ağaoğlu ve kadın arkadaşı için yine bir zorluk çıkmıştır. Bırak Ankara'yı İstanbul'da bir kadının "Lokanta'da yemek yediği" görülmemiştir.
Süreyya Ağaoğlu,pes etmez ve İstanbul Lokantası'nın yolunu tutar. O gün tuhaf bakışlar eşliğinde yemeklerini yerler. Kadınlara kimse ilişmez
Süreyya Ağaoğlu'nun yüzüne söylenmeyen laflar, herkes tarafından tanınan babasının kulağına söylenir;"kızınız, lokantada yemek yiyor efendi"
Ahmet Bey'in kızı Süreyya Ağaoğlu'nun Lokanta'da yemek yemesi dönemin Başbakanı (Başvekili)Rauf Orbay'a kadar gider.
Başbakan Rauf Orbay da durumdan rahatsız olur. Bugüne kadar görülmüş bir şey değildir ki kadının "lokantada" erkeklerin içinde yemek yemesi.
Durum iyice karışır. Bir kaç gün sonra Atatürk ve eşi Latife Hanım, Ağaoğlu Ailesini ziyaret ederler. Laf döner dolaşır Süreyya Hanıma gelir

Kızını da üzmek istemeyen Ahmet Ağaoğlu, Atatürk'e durumu anlatır. Süreyya Hanım, Atatürk'ün kendinden yana çıkacağını bilerek lafı üsteler.
Süreyya Hanım, Gazi Paşa'nın Lokanta mevzusunda kendisinden yana çıkacağını umarken; Atatürk;"Babanın da, Rauf Bey'in de hakkı var," der.
Tam Süreyya Hanım'ın hayalleri yıkılmış, Bakanlıkta çalışırken bir görevli gelir ve "Süreyya hazırlan, Paşa seni yemeğe götürecekmiş" der.
Süreyya Hanım, Atatürk'ün yanında mebus ve yaveriyle arabada kendisini beklediğini görür Atatürk; "Latife seni öğle yemeğine bekliyor" der.
Otomobil, meşhur İstanbul Lokantasının önünden geçerken Atatürk; "Bugün Sürreyya'yı bize götürüyorum ama yarın buraya gelecek" diye seslenir
Latife Hanım;"Paşa sana yemekte hak verdi ama senin yanında da babanı ezmek istemedi. Eve geldiğinde mebusları arayarak bunu çözün dedi" der
Atatürk, Ağaoğlu Ailesinden geldiğinde Lokantada Süreyya Hanım'ın başına gelenlere çok sinirlenmiş ve derhal bunun çözülmesini istemiştir.
Süreyya Ağaoğlu, ertesi gün, Atatürk'ün dediği gibi İstanbul Lokantası'na gittiğinde bir kaç mebus eşinin de lokantada olduğunu görür.
Hem Süreyya Hanım (Ağaoğlu)'ın hem de Atatürk'ün girişimiyle kadınlar da erkekler gibi dışarıda yemek yeme hakkına böylelikle kavuşmuşlardır
İstanbul Lokantası, kadın hakları açısından bir milat yeri olmuş, kadınların toplumsal hayattan tecrit edilmemesinin bir nişanesi olmuştur.
özellikle lise çağlarımda, ki deli çağlarımdır; hafta sonu öğleye doğru izlediğim, bana hiç bir faydası olmayan, insanlığa da katkı sağlamamış, o şok şok şok flaş flaş flaşları sonuna kadar beklediğim, yormayan, düşünmemi gerektirmeyen, zengin mal züğürt çene muhabbetinden öteye gidememiş programlardır. ciddiye alanları dejenerasyona uğratıp irrite ederekten, kötü örnek olup kötü yollara düşürerekten...nitelikli, seviyeli, kültürlü, düşünen insanlar bu programları izlemezler. allahtan ben niteliksizim.
Demir tavında dövülür. Geciken görevden almalar şimdi sancılara yol açıyor.. Daha erken alınmalıydılar. Hayırlısı... Darısı başımıza diyen birçok şehir olduğuna eminim.
az çok herkesin birbirini tanıdığı bir yerde neredeyse takıntı haline gelendir. en azından gittiği yoldan dönmüyor insanlar.
(gbkz:armut piş ağzıma düş ) düşüncesindeki adama ters.
miktarına bağlı olarak ıslanmayı göze alarak keyifli bir yürüyüşe neden olur. kimi insan ıslanmayı sevmez tabi ama iyi bir terapidir. şemsiye ile saklanmaya hiç gerek yok. yağmura temas etmek çok ayrı bir his.
iyice duyarsızlaştığımızdan pek dikkat kesilemediğimiz, yürek dağlayan gelişme. Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun.
T24'te yazıyor.
1965 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.
Harvard Üniversitesi Nieman Gazetecilik Vakfı'nın "Dürüstlük ve Vicdan Ödülü"nü Türkiye'den alan (2015) ilk ve tek gazeteci.
1965 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.
Harvard Üniversitesi Nieman Gazetecilik Vakfı'nın "Dürüstlük ve Vicdan Ödülü"nü Türkiye'den alan (2015) ilk ve tek gazeteci.
lisede daha fazla tutan tabirdir bir kişi belirlenir ona bu yapıştırılır temeli sağlam olan çocuğun bundan karizma elde ettiği durumdur
tabi ki çay var, her zaman çay var buyrun;
/gorseller/yukle/images/ay.jpg
yabancı bir tanıdığın var mı? Bu türkçe bilmeyen biri de olabilir yabancı uyrukulu da olabilir.
yabancı bir tanıdığın var mı? Bu türkçe bilmeyen biri de olabilir yabancı uyrukulu da olabilir.
bir şeyin acısını pek çok duymak.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

