AKP Kastamonu Milletvekili Murat Demir'in, kardan kapanan köy yollarının açılmasına destek vermediği gerekçesiyle Facebook'ta, 'Kendini müdür zannedenler hesap verecekler' yazarak tepki gösterdiği Karayolları 15'inci Bölge Müdürüyken artık eksi karayolları 15. bölge müdürüdür.
neymiş ki acaba diye merak edip baktığım başlık. hemen sonrasında sürprizin ben olmam bana da sürpriz oldu . (bu cümleyi ben de anlamadım :) ) @1 böyle karşılanacağımı bilsem daha önce gelirdim sevgili (gbkz:kunta kinte) :)
Fransızca'da merhaba anlamına gelen kelime.fransa'da bu kelimeyi kullanmadan başladığınız herhangi bir diyalog size zaman ve para kaybı olarak geri döner.fransızlar dünyanın en snob milleti olduğundan mütevellit;siz onlara bonjour demediğinizde bunu kendilerine bir saygısızlık olarak görürler;bundan dolayı size ellerinden gelen her türlü kıllığı yaparlar.
1940'ların sonuna doğru Amerika'da bir olay cereyan ediyor. Zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra bir kadın yanında bir çocukla mahkemeye başvuruyor. Çocuğun ölen adamdan olduğunu iddia ediyor. Ölüden DNA testi yapılamayan bir dönem dünya için. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu'da yok. Bir heyet Türkiye'ye geliyor. Dönemin İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen'e yönlendiriliyorlar. İlk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar. Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiğinden bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu aksi olursa kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor. Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar. Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizlemiyor. Görüşmede Ömer Nasuhi'nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücünde buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor. ***** "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" dedi. De ki; "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı bilir." Yasin Sûresi 78-79. âyetler
parası olmayan veya işi olmayan insanların yaptığı eylem. BAzen bu para ve işe de bakmaz sırf boşa gitmesin para diye o insertleri karıştırıp durursunuz.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır. katkıda bulunmak istemez misin?