nevzat tandoğan

Rıhtım
"Ulan öküz Anadolulu!.. Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp ürün yetiştirmek. İkincisi, askere çağırdığımızda askerlik yapmaktır'' sözünün sahibi.
Bu adam chp'li tek parti döneminde 17 yıl belediye başkanlığı ve valilik yapmış. Dolayısıyla dönemin zihniyetini yansıtan bir söz. Ne kadar demokratik ülkeymişiz! Ne kadar halkçıymışız!
Sonra intihar etmiş. Ben mahşerde hesabımı bizzat soracam. Bu adama tüm haklarimi haram ediyorum.

16 nisan 2017 başkanlık sistemi referandumu

kultabisi
turinturambar'ın yazdığını yazacaktım ama kendisi benden önce davranmış.
evetçiler, değişiklikleri yeterince irdelemiş olsalardı, bu durum dikkatlerini çeker ve 'tayyip erdoğan en fazla şu kadar seçilir, maksimum şu tarihte görevi sona erer.' gibi cümleler kurmazlardı gibime geliyor. bu durumda, kendilerine yeni bir ev ödevi çıkmış durumda. değişen maddeleri tekrar ve tekrar okuyarak, 'acaba bu madde niye değişti? acaba bu maddenin konulma amacı ne olabilir?' şeklinde bir beyin fırtınası yapmaları iyi olur.
ayrıca, meselenin tayyip erdoğan ismi üzerine indirgenmesi de ayrı bir sorun.
evetçilere daha iyi anlatmak için şöyle söyleyelim: farzedelim ki, tayyip erdoğan bu ülkenin görüp görebileceği en kusursuz, en büyük, en ahım şahım, en süper, en en en kahraman insan olsun. peki ya sonrası?.. bu yetkilerle, o makama gelecek herkesin, tayyip erdoğan'da olduğuna inandığınız özellikleri taşıyacağına olan inancınız nereden geliyor?
hani, bu ülkede hiç yaşamadık (!) ama milyarda bir karşılaşılabilecek bir durum olsa da, misal vücudundaki tüm hücreleriyle amerika'nın köpeği olan biri, diyelim ki dini kullanarak, diyelim ki milliyetçiliği kullanarak, diyelim ki parasal gücünü kullanarak devlet içinde örgütlense; bu örgütlenme sırasında da, kendisine bu yolları açacak siyasetçilerin kimisini parayla, kimisini inançla, kimisini kasetle vs. kendi kontrolü altına alsa, sonunda da başkanlık makamına otursa, neler olabilir?.. hiç düşündünüz mü?
ya da ne bileyim. o makama oturan kişi, bir süre sonra akıl sağlığını kaybetse. durduk yerde ülkenin birine savaş açsa. veya, yetkisi gereği ülkeyi eyaletlere bölse. kimi eyaletlere özerklik verse vs. vs... ne yaparsınız?
aslında bu örnekleri yüzlerle ifade edilebilecek şekilde çoğaltabilirim. olayın özü şu: padişahlıkta bile, padişah tek başına ülkenin kaderini tek başına belirleyemezken, ülkenin kaderinin tek bir kişinin iki dudağı arasına bırakmak, hangi aklın ürünüdür?
durun, düşünün... kişiler hakkındaki hislerinizi bir kenara bırakın. mantığınızla düşünün sadece. farzedin ki, o ülkenin vatandaşı değilsiniz. olaylara dışardan bakıyorsunuz. ülkece bütün geleceğini bir kişiye bırakan bir millet için ne düşünürdünüz?

ülkede şu an ulaşımın ücretsiz olması

cayisallama
darbe girişiminden beridir ulaşım ücretsiz. Bu durumun devam etmesi ve sürekli ücretsiz kalması taraftarıyım. Gerçi ankara da bu ücretsiz olma durumunun pekte bir önemi yok. Çünkü her yere dolmuş hattı döşenmiş zaten zamanında. Geri kalan yerlere de özel halk otobüsleri gidiyor. Ancak diğer illerde tam olarak bu kadar çıkar ilişkili değil. ankarada da metrolar ve bi kaç belediye otobüsü için de güzel bir durum.

Ücretsiz olmasını savunma nedenim ise, zaten zar zor geçim eden bir sürü insan var. Asgari ücreti belirlerken açlıktan ölmeme üzerine belirleniyor, öğrenci kesmine hiç girmiyorum bile bu insanların piyasaya katacakları parayı direk devlete ödemeleri yerine diğer ticari kazançlarla esnaf--banka aracılığı ile gitmesi taraftarıyım. Kişiler en azından yola ödeyeceği parayı bırakın da bir ihtiyacına ödesinler.

eylül

melül
Mehmet Rauf'un ilk psikolojik roman olarak Türk tarihine geçen romanı. Olaylardan çok kahramanların ruh halinden bahseden kitap, 1900 yılında Servet-i Fünun dergisinde yayımlanmaya başlamış, 1901 yılında ise kitap halinde basılmıştır.

uyku tutmadı

melankomik
gün içinde yaşanan stres, duygu karmaşası, can sıkıntısı, moral bozuntusu ya da aşırı yorgunluk sonucu oluşan durum. dön dön dön dönnnn..... koyunların bile uykusu geldi.

utanmak

spazmoldum
utanmak diğer adı ile haya; imandan bir cüzdür .. peygamber efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: ben haya şehriyim, kapısı osman'dır .. ( zinnureyn )

hz. osman bir gün ağlamaktadır ..
sorarlar: 'neden ağlıyorsun' diye ..
der ki; 'tuvaletteki maşrapam kırıldı ona ağlarım ..'
'yahu yenisi alınır buna ağlanır mı hiç 'dediklerinde ..
'ben ona anca alışmıştım şimdi yeni maşrapaya nasıl alışacağım; edep yerlerimi açacağım' buyurmuştur ..

halk arasında da bir söz vardır: ' Allah'tan korkmaz, kuldan utanmaz ' diye .. bunlardan olmayalım, onlardan isek halimizi düzeltelim inşallah ..

sarhoşluk

abuzeroklava
sadece alkol tüketmek değildir.

Allah sırrını yüceltsin, rahmetlik Muzaffer Efendi ne güzel söylemiş: İçki sarhoşluğu çabuk geçer amma; mal-mülk, makam-mevki ve sofuluk satmanın sarhoşluğu ancak insanın kafası teneşir tahtasına tak diye vurunca geçer.
"Sofuluğuna, zühdüne, ibadetine, malına, mülküne, kasana, kesene, rütbene sarhoş olma! Diğer içkilerin sarhoşluğu üç-beş saat devam eder ancak zühdüne, ibâdetine, makâmına, rütbesine sarhoş olanlar ancak kafası teneşir tahtasına vurduğu vakit ayılırlar!"

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol

tag heuer carrera womens price montblanc timewalker 2017 replica watches rolex oyster perpetual datejust made in hong kong vintage heuer chronograph replica watches hublot 992703 price panerai limited edition 2015 replica ladies watches ulysse nardin watches platinum brand watches for ladies uk replica watches belfort watch kickstarter breitling yellow face chrono uk replica watches