Düzce'dir. Yeşil, temiz, sakin, bol yağmur ve güneşlidir.
Antalya'ya da katılmadan geçmemeliyiz.
MG – kurumlar vergisi – dağıtılmamış kurum kazançları – sosyal güvenlik primleri+transferler
vefatından 7 yıl önce gerçekleşmiştir. Bu röportajda kendisine sorulan soru üzerine; önce Ermeni olmadığını söylüyor, daha sonra Ermeni olduğunu ama bilinmemesini istediğini söylüyor. Peki, bu şartlarda Ermeni olduğunun bilinmemesini isteyen bir sanatçıya, aslını inkar etme eleştirisi yapılabilir mi? Yoksa o eleştirinin muhatabı, et/tırnak olmuş iki milleti politik ve ekonomik çıkarlar gereği bir asırdır süregelen bir "birbirine kırdırma" politikasıyla bu noktaya getirenler mi?
Cam Kemik hastası Nazlı Hakk’a yürüdü
“Gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak hastalar bilir.” (Sadi)
Bu sözü hastane koğuşlarında yatanlar anlar. Evet Nazlı Yılmaz defalarca hastanede yatmıştı. Büyük ızdıraplar çeken Nazlı dün yoğun bakımda son nefesini verdi. (14.10.2014)
Nazlı Yılmaz ile birkaç yıl önce Facebook’tan tanışıp arkadaş olduk. Yalova’da yaşayan Cam kemik hastası 1985 doğumlu engelli bir kardeşimdi. Hayat doluydu.
Ona hep imrendim. Herşeye rağmen herkese moral vermek, hep gülümsemek, çektiği ağrılara rağmen herzaman şükretmek ve herkesin sevgisini kazanmak, koca yürekli Nazlı...
Nazlı tekerlekli sandalyede olmasına rağmen pes etmedi, açık lise okudu. Boş oturmak yerine yerel gazetede engelli kardeşlerine yazılar yazdı, engelli derneklerinde çalıştı.
Ve kimseye muhtaç olmamak için takılar satıyordu, hatta bazı takıları boncuklarla kendisi hazırlıyordu.
Allah rahmet eylesin, Allah ailesine sabr-ı cemil versin, bizleri cennette buluştursun.
İşte bu sabah Facebook’u açtığımda Nazlı’nın Hakk’a yürüdüğü haberini okuyunca ona birkez daha özendim.
Savaşların olduğu, masum çocukların öldüğü, her yerde zulüm, sıkıntı, vahşet… kazalar, cinayetler, haksızlıkların kol gezdiği yalan dünyaya veda etti.
O, bu sabır ve şükür imtihanını başarıyla geçti.
Aşağıda geçtiğimiz yıllarda hakkında yerel Yalova gazetesinde çıkan haberi paylaşmak istiyorum.
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde okuduğu ‘üzülme’ adlı şiir ile yürekleri yaralayan cam kemik hastası Nazlı Yılmaz’ı geçtiğimiz günlerde evinde ziyaret eden Milli Eğitim Müdürü Ahmet Yurtman’a iadeyi ziyaret yapıldı.
Ziyaret esnasında konuşan Müdür Yurtman, “Allah bazılarına güzellik, imkân, fiziki ve maddi manada birçok şey veriyor. Ama yürek vermiyor. Ama bakıyorsunuz Nazlı’ya Allah bedeninin yarısını vermemiş fakat dağ gibi bir yürek ve zekâ vermiş.
Nazlı’nın ‘üzülme’ adlı şiirini duyduğumda gözyaşlarımı tutamamıştım. Nazlı'nın bu teslimiyetçi ruh halini gördükçe benim de çalışma azmim daha çok artıyor” dedi.
Nazlı YILMAZ’ın üzülme Şiiri:
Könuşamıyorum diye üzülme,ÖMhnjym
Nice konuşan var ama duyan yok.
Duyamıyorum diye üzülme
Zaten kimse kimsenin feryadını duymaz olmuş.
Göremiyorum diye üzülme,
Zaten nice haksızlıklar var görmezden geliniyor.
Tutmuyor mu elin hiç üzülme,
Zaten kimse kimsenin elini tutmaz olmuş.
Yürüyemiyorum diye üzülme,
Fani dünyada sen bir yolcusun yürüsen de yürümesen de.
Müdür Yurtman, cam kemik hastası Nazlı Yılmaz’ın “Üzülme” adlı şiirindeki “Yürüyemiyorum diye üzülme. Sen bu dünyada yolcusun yürüsen de yürüyemesen de” mısrasını Milli Eğitim Müdürlüğü’ne tabela yaptıracağını ifade etti. http://blog.milliyet.com.tr/her-seye-ragmen-yasamak-cok-guzel-88/Blog/?BlogNo=510251
“Gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak hastalar bilir.” (Sadi)
Bu sözü hastane koğuşlarında yatanlar anlar. Evet Nazlı Yılmaz defalarca hastanede yatmıştı. Büyük ızdıraplar çeken Nazlı dün yoğun bakımda son nefesini verdi. (14.10.2014)
Nazlı Yılmaz ile birkaç yıl önce Facebook’tan tanışıp arkadaş olduk. Yalova’da yaşayan Cam kemik hastası 1985 doğumlu engelli bir kardeşimdi. Hayat doluydu.
Ona hep imrendim. Herşeye rağmen herkese moral vermek, hep gülümsemek, çektiği ağrılara rağmen herzaman şükretmek ve herkesin sevgisini kazanmak, koca yürekli Nazlı...
Nazlı tekerlekli sandalyede olmasına rağmen pes etmedi, açık lise okudu. Boş oturmak yerine yerel gazetede engelli kardeşlerine yazılar yazdı, engelli derneklerinde çalıştı.
Ve kimseye muhtaç olmamak için takılar satıyordu, hatta bazı takıları boncuklarla kendisi hazırlıyordu.
Allah rahmet eylesin, Allah ailesine sabr-ı cemil versin, bizleri cennette buluştursun.
İşte bu sabah Facebook’u açtığımda Nazlı’nın Hakk’a yürüdüğü haberini okuyunca ona birkez daha özendim.
Savaşların olduğu, masum çocukların öldüğü, her yerde zulüm, sıkıntı, vahşet… kazalar, cinayetler, haksızlıkların kol gezdiği yalan dünyaya veda etti.
O, bu sabır ve şükür imtihanını başarıyla geçti.
Aşağıda geçtiğimiz yıllarda hakkında yerel Yalova gazetesinde çıkan haberi paylaşmak istiyorum.
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde okuduğu ‘üzülme’ adlı şiir ile yürekleri yaralayan cam kemik hastası Nazlı Yılmaz’ı geçtiğimiz günlerde evinde ziyaret eden Milli Eğitim Müdürü Ahmet Yurtman’a iadeyi ziyaret yapıldı.
Ziyaret esnasında konuşan Müdür Yurtman, “Allah bazılarına güzellik, imkân, fiziki ve maddi manada birçok şey veriyor. Ama yürek vermiyor. Ama bakıyorsunuz Nazlı’ya Allah bedeninin yarısını vermemiş fakat dağ gibi bir yürek ve zekâ vermiş.
Nazlı’nın ‘üzülme’ adlı şiirini duyduğumda gözyaşlarımı tutamamıştım. Nazlı'nın bu teslimiyetçi ruh halini gördükçe benim de çalışma azmim daha çok artıyor” dedi.
Nazlı YILMAZ’ın üzülme Şiiri:
Könuşamıyorum diye üzülme,ÖMhnjym
Nice konuşan var ama duyan yok.
Duyamıyorum diye üzülme
Zaten kimse kimsenin feryadını duymaz olmuş.
Göremiyorum diye üzülme,
Zaten nice haksızlıklar var görmezden geliniyor.
Tutmuyor mu elin hiç üzülme,
Zaten kimse kimsenin elini tutmaz olmuş.
Yürüyemiyorum diye üzülme,
Fani dünyada sen bir yolcusun yürüsen de yürümesen de.
Müdür Yurtman, cam kemik hastası Nazlı Yılmaz’ın “Üzülme” adlı şiirindeki “Yürüyemiyorum diye üzülme. Sen bu dünyada yolcusun yürüsen de yürüyemesen de” mısrasını Milli Eğitim Müdürlüğü’ne tabela yaptıracağını ifade etti. http://blog.milliyet.com.tr/her-seye-ragmen-yasamak-cok-guzel-88/Blog/?BlogNo=510251
çilelidir.
Elindeki ile iktifa etme hâli.
Bu gündür. Moralinizi bozup aşağıdaki gibi yapmayın.
https://media.giphy.com/media/l2JHWarAPGidXtqJa/giphy.gif
Allah rahmet eylesin. Akif Emre, katılmadığım bazı görüşleri olmakla beraber samimi bulduğum bir yazardı.
surların korunması adına çok güzel bir hamle olacak gibi.
AK Parti Fatih Belediye Başkan Adayı Mehmet Ergün Turan, Fatih'i çevreleyen tarihi surların temizlenerek halka açılacağını belirterek, "Yıllardır bekleyen kara surların etrafını, sur dibini temizleyeceğiz. Orayı sadece Fatih'in değil İstanbul'un en önemli millet bahçelerinden biri haline dönüştüreceğiz. Burada yürüyüş yolları, bisiklet yollarıyla tamamını inşallah inşa etmiş olacağız" dedi.
AK Parti Fatih Belediye Başkan Adayı Mehmet Ergün Turan, Fatih'i çevreleyen tarihi surların temizlenerek halka açılacağını belirterek, "Yıllardır bekleyen kara surların etrafını, sur dibini temizleyeceğiz. Orayı sadece Fatih'in değil İstanbul'un en önemli millet bahçelerinden biri haline dönüştüreceğiz. Burada yürüyüş yolları, bisiklet yollarıyla tamamını inşallah inşa etmiş olacağız" dedi.
onura dokunan küçük düşürücü şey.
1900'lü yıllarda Charles Hatfield ismindeki bir adam tam 503 kez yağmur yağdırmayı başarmıştır. Çocukluğundan beri meteorolojiye ilgili olan Hatfield, yaptığı düzenek ile ABD'de birçok kurak bölgeye yağmur yağdırmış ve halkın sevgisini kazandırmıştır. Fakat sonra sel olunca yine aynı halk tarafından linç edilmiştir. Seçimlerde liderler ile iş birliği yapıp para kazanmış ve yağmur yağdırmaya devam etmiştir. 1960'lı yıllarda 81 yaşında gizli formülünü kimseye söylemeden hayatını kaybetmiştir. Ölmeden önce ise hayatından ilham alınarak yapılan “The Rainmaker” filminin galasına şeref konuğu olarak katılmıştır.
gerçek insana yakışan bir harekettir ..
Bulgarlar keşfetmeseydi bizde keşfedilmezdi.
Bir düğünde düğün salonunun kazikçi fotografcilarina rakip olmak için akrabalardan iki çocuk fotoğrafçının arkasından cep telefonlarıyla herkesin fotoğrafını çeker. Sonra da yanımıza gelip abi fotografcida 20 tl biz de 10 tl diye fırsatçılık yaparlar. Babamın yanına gelip uyanık bir edayla 'A amca fotoğraf ister misin 10 tl der'. Babam da muzip bir şekilde ' benim kimlikte var gerek yok canim' der. Bizim iki uyanık çocuk bir anda aynı renge bürünürler. [bkz: mor]
çok güldüğüm, bazen üzüldüğüm, sonra da ne üzülüyon ne halleri varsa görsünler dediğim elim hadise. ama bazen sinir oluyorum. çünkü öylesine saçma yerlerden birbirlerine saldırıyorlar ki.
akp'li birisi diyor "herkesin hakkına girdiniz, torpille kadrolaştınız" felan. bilmiyor mu acaba rte izin verdi de oldu bu. vice versa
"ay biz bilmiyorduk, kandırdılar bizi" felan demeyin. bundan 4-5 sene önce baktığımda fbi sitesinde fg'nin kuruluşlarının fbi ile işbirliği yaptığı yazıyordu. o zamanlar ben kendim girdim baktım. ama şimdi kaldırmışlar artık. devletin interneti yoksa bakamamış olabilir tabi.
bazı entry'lerinde müslüman kardeş, dosttur derler. burdan filistin'e mısır'a ağlar ve el uzatma gayretine girerler. sonra dibindeki müslümanlara hakarete varan sözler söylerler.
enteresan şeyler gençler bunlar bir düşünün derim.
akp ve cemaat hiçbir farkı yok benim gözümde. ikisi de birbirlerinin sırtına basarak yükseldi. akp, cemaatin kemikleşen kadrosunu kullandı, cemaatte kadro sayılarını arttırdı iktidar izniyle. bu sebeble her günahta eşit paya sahipler.
akp'li birisi diyor "herkesin hakkına girdiniz, torpille kadrolaştınız" felan. bilmiyor mu acaba rte izin verdi de oldu bu. vice versa
"ay biz bilmiyorduk, kandırdılar bizi" felan demeyin. bundan 4-5 sene önce baktığımda fbi sitesinde fg'nin kuruluşlarının fbi ile işbirliği yaptığı yazıyordu. o zamanlar ben kendim girdim baktım. ama şimdi kaldırmışlar artık. devletin interneti yoksa bakamamış olabilir tabi.
bazı entry'lerinde müslüman kardeş, dosttur derler. burdan filistin'e mısır'a ağlar ve el uzatma gayretine girerler. sonra dibindeki müslümanlara hakarete varan sözler söylerler.
enteresan şeyler gençler bunlar bir düşünün derim.
akp ve cemaat hiçbir farkı yok benim gözümde. ikisi de birbirlerinin sırtına basarak yükseldi. akp, cemaatin kemikleşen kadrosunu kullandı, cemaatte kadro sayılarını arttırdı iktidar izniyle. bu sebeble her günahta eşit paya sahipler.
yarındır. 4 gün süren ve haber bültenlerinde elini ayağını doğrayan acemi kasaplardan, kaçan kurbanlıklardan bahsedilen bayram.
tavus kuşu.
(gbkz:hepimiz ölecek yaştayız)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
