başkanlık sistemi maddelerinin görüşülmesine geçilmiştir ..
bu sistemi istemeyen bazılarının argümanlarını görünce doğru bir sistem olacağına inanmaktayım:
- ekonomi kötü, dolar, euro almış başını gitmiş ..
- her yerde bombalar patlıyor, terör her tarafımızı sarmış ..
- deaş la, pyd ile dolayısı ile de abd ile çarpışıyoruz, suriye'de bataklığa saplanmışız ..
bu argümanlara sığınarak başkanlığa karşı çıkmak; bence ülkeye çelme takanların amacına hizmet etmektir ..
\"bazen olmak istediğimiz yer ile olduğumuz yer arasındaki fark, gözlerimizin içine baka baka sıkar boğazımızı.\"
hermann hesse
hermann hesse
insanların istifade ettiği şeylere denir.
Yaşlı bir kadının kocası uzunca bir seyahate çıkmıştı.
Kadının erzağının tükendiğini gören komşuları sordu:
-Kocanın dönmesine daha var. Ne yapacaksın?
Kadın tebessümle cevapladı:
-Rızkı yiyen gitti ama Rızkı veren hâlâ yanımdadır.
(Ferîdüddîn Attâr)
Yaşlı bir kadının kocası uzunca bir seyahate çıkmıştı.
Kadının erzağının tükendiğini gören komşuları sordu:
-Kocanın dönmesine daha var. Ne yapacaksın?
Kadın tebessümle cevapladı:
-Rızkı yiyen gitti ama Rızkı veren hâlâ yanımdadır.
(Ferîdüddîn Attâr)
Bu sene için ağustosta olmayacak tarih. Yapılan ve yapılmayan açıklamalara göre ağustosta atama olmaması çok yüksek ihtimal.
fakirlik, ecdadımızın alicenap olduğu gerçeğini, vehimlerle dolu dillerimize doladığımız bir kelimedir. fakirlik gerçeğinden ötürü hepimiz utanmalıyız ve suçluyuz.
trt.
uzun zaman sonra bir araya gelen aile bireylerinin en keyifli anlarından biridir.
Avrat bulunca.
20. yüzyılın kapısını açan insan olmak.
Tarihi yarımadanın en uç noktası,görülmeye değer manzara....
Not; Yol biraz sıkıntılı.
Not; Yol biraz sıkıntılı.
1953 yılında aynoroz'a, erkek kılığına girerek adaya gitmeyi başarmış ve bunun sonucunda kadınların Aynoroz'a gidişini yasaklayan bir yasa çıkarılmış.
hz. eyüp aleyhisselam sabır kahramanıdır .. ahirette insanlar hastalıklarını bahane etttiklerinde, Rabbim, hz Eyüp aleyhisselam kadar hasta mıydın diye soracaktır ..
yıllarca hasta halde kalmış haline şükür etmiş şikayet etmemiştir .. yaraları en son diline ve kalbine ulaştığında, zikrime mani olacak diye dua etmiş ve Allah duasını kabul edip hastalıklarına şifa vermiştir ..
yıllarca hasta halde kalmış haline şükür etmiş şikayet etmemiştir .. yaraları en son diline ve kalbine ulaştığında, zikrime mani olacak diye dua etmiş ve Allah duasını kabul edip hastalıklarına şifa vermiştir ..
Yalçın Menteş, 1 Nisan 1960'ta İzmir Tire 'de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimi İzmir'de tamamladı. İzmir'de liseyi bitirdikten sonra, tiyatroya, 1977 yılında Turgut Özakman'ın “Darılmaca Yok” adlı oyunuyla başladı. 1999 Yılında Star Tv' de yayınlanan “Çarli” ve başrollerini Mehmet Ali Erbil ile paylaştığı “Tatlı Kaçıklar” adlı diziyle televizyon ekranlarında parlamıştır.
Geçtiğimiz gün tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren usta tiyatrocu Yalçın Menteş için Bostancı'daki Tatarağa Camii'nde öğle namazını müteakiben cenaze namazı kılındı.
Geçtiğimiz gün tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren usta tiyatrocu Yalçın Menteş için Bostancı'daki Tatarağa Camii'nde öğle namazını müteakiben cenaze namazı kılındı.
Bu ülkede dinin nasıl kullanıldığını göstermesi açısından güzel bir tanım içeren başlık. Odtü komünistlerini protesto eden mümin kardeşimizin benzetme olarak \"....... Sürecek akıl\" tabiriyle cümlelerini sonlandırması adeta bu ülkenin ahlaki durumu için belirteç gibi.
burada el mecaz anlamda kullanılmıştır.El insan manasına da gelebilmektedir.Bir insanın etkisi ile iki insanın etki farklı olacaktır.
Not:Çok iyi oldu çok güzel oldu.
Not:Çok iyi oldu çok güzel oldu.
barış için adım atmak, girişimde bulunmak.
Atatürk Bursa'ya giderken bir kadın;
"Selanik'ten komşunum oğul,tanıdın mı? Sen haberk verdin ama oğlumu Demiryollarına almadılar,nolur yardım et"
Atatürk;
"Bana rağmen mi? Çok iyi yapmışlar.
İşte Cumhuriyet ve beklediğim sonuç!"
"Selanik'ten komşunum oğul,tanıdın mı? Sen haberk verdin ama oğlumu Demiryollarına almadılar,nolur yardım et"
Atatürk;
"Bana rağmen mi? Çok iyi yapmışlar.
İşte Cumhuriyet ve beklediğim sonuç!"
23 yıl önce bugün, 25 günlük öğretmenken teröristlerce evi basılıp babası ile birlikte şehit edilen öğretmen. hikayesini okuduğumda tüylerim diken diken olmuştu. hatırladıkça da aynı etkiyi yaratır. unutulmaması gereken insanlardan. hikayesi :
UNUTTURULANLARDAN…
HAZİN BİR ÖĞRETMEN ”HİKAYESİ”…(!)
“NEŞE ÖĞRETMEN, Tekirdağ Şarköy’de, 1972 yılında, Alten ailesinin en küçük kızı olarak dünyaya gelmişti. Öğretmen olmak istiyordu.
Eğitim Fakültesi’nden 1993 yılında mezun oldu.Ataması Diyarbakır’ın Bismil ilçesine yapıldı.
Bölücü örgüt, öğretmenleri “Türk asimilasyonunun” en önemli parçası sayarak,eylem yapma kararı almıştı.Emri, bugünlerde devlet yetkililerince “kanı durdurmak için herkesle görüşülür” denilerek müzakere yapılan Apo vermişti.
Neşe henüz 22 yaşındaydı.Çıtı pıtı,çocuk görünümlü bir kızcağızdı. “Bayrağımızın dalgalandığı her yere giderim” diyor, başka bir şey demiyordu.
Nokta tayininin çıktığı teröre müzahir bölge olan Çavuşlu Köyü’ne ulaşır ulaşmaz, görev yapacağı okula gitti.Hali içler acısıydı.
Köy muhtarı ve köyün ileri gelenleriyle konuşup, eksikleri gidermek için yardım istedi.Köylüler isteksizdi. Ancak “Parasını ben vereyim” deyince onarımı başlatabildi. İlk maaşının büyük bölümünü ustalara verdi, gerisini de borçlandı.
1993 yılının 26 Ekim’i…Neşe yorgun argın okuldan eve geldi.Program defterine ertesi günün derslerini yazdı.
Biraz dinlendikten sonra babasına “Tamirat işleri yüzünden açıldık. Evde sivri biberimiz var istersen onları kızartalım ekmek ve yoğurtla yeriz” dedi.
Henüz bir ocakları yoktu.Biberleri hazırladı,tavayı mavi piknik tüpüne koydu. Ekmek ve yoğurdu masaya bıraktı.
Hava iyice kararmış, köydeki köpekler sürekli havlıyor;onun ötesinde uluyordu.
Köpek ve rüzgar sesinden,önce kapının vurulduğunu duymadılar. Sertçe çalmaya devam edince, babası “Kim o” diye seslendi.
“Açın, hoca hanımla bir şey görüşeceğiz” dedi kapıyı çalanlar.
Açtılar. Karşılarında silahlı iki yarasa. “Dışarı çıkın” diye bağırdılar.
Türkçeyi düzgün konuşanı, “Biz faşist T.C.’nin hiçbir öğretmenini Kürdistan’a sokmayacağız, biletlerini iptal etsinler” demedik mi diyerek, Neşe’nin yaşlı babasını tokatlayarak yere yuvarladı.
Neşe, köylülerden yardım gelir umuduyla bağırmaya başladı.Avazı çıktığı kadar haykırdı ama köyden “yardıma gelen kimse” çıkmadı.
Doğrulan babası “Yapmayın” diye yalvarıyordu.
Yarasalardan biri silahın namlusunu Neşe’nin babasının kafasına dayadı ve tetiğe bastı.
Neşe donup kaldı.Tekrar bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.
Kendini olduğu gibi yere bıraktı.
Neşe’yi saçından tutup tekme ve dipçik darbeleriyle köyün çıkışındaki tepeye kadar sürüklediler.
Genç kızın üstündeki elbise paramparça oldu.Bedeni sefil yaratıkların gözleri önündeydi.
Bu arada yarasaların sayısı beş olmuştu.
Neşe gözleri açık ve donuk, ölüme hazır bir huri gibi bakıyordu.
Biri kalaşnikofunu seriye aldı ve Neşe’nin sağ göğsünün üstüne dayayıp tetiği çekti.Beş mermi Neşe’nin göğsünü parçalamaya yetmişti.
Yarasalar tatmin olmadı. Diğer göğsünün de hakkını verelim dediler gülerek. Aynı işlemi cansız bedeninin diğer göğsünde de tekrarladı biri.
Ailesinin üzerine titreyip kıyamadığı Neşe’nin elbiseleriyle birlikte vücudu da lime lime oldu…
UNUTTURULANLARDAN…
HAZİN BİR ÖĞRETMEN ”HİKAYESİ”…(!)
“NEŞE ÖĞRETMEN, Tekirdağ Şarköy’de, 1972 yılında, Alten ailesinin en küçük kızı olarak dünyaya gelmişti. Öğretmen olmak istiyordu.
Eğitim Fakültesi’nden 1993 yılında mezun oldu.Ataması Diyarbakır’ın Bismil ilçesine yapıldı.
Bölücü örgüt, öğretmenleri “Türk asimilasyonunun” en önemli parçası sayarak,eylem yapma kararı almıştı.Emri, bugünlerde devlet yetkililerince “kanı durdurmak için herkesle görüşülür” denilerek müzakere yapılan Apo vermişti.
Neşe henüz 22 yaşındaydı.Çıtı pıtı,çocuk görünümlü bir kızcağızdı. “Bayrağımızın dalgalandığı her yere giderim” diyor, başka bir şey demiyordu.
Nokta tayininin çıktığı teröre müzahir bölge olan Çavuşlu Köyü’ne ulaşır ulaşmaz, görev yapacağı okula gitti.Hali içler acısıydı.
Köy muhtarı ve köyün ileri gelenleriyle konuşup, eksikleri gidermek için yardım istedi.Köylüler isteksizdi. Ancak “Parasını ben vereyim” deyince onarımı başlatabildi. İlk maaşının büyük bölümünü ustalara verdi, gerisini de borçlandı.
1993 yılının 26 Ekim’i…Neşe yorgun argın okuldan eve geldi.Program defterine ertesi günün derslerini yazdı.
Biraz dinlendikten sonra babasına “Tamirat işleri yüzünden açıldık. Evde sivri biberimiz var istersen onları kızartalım ekmek ve yoğurtla yeriz” dedi.
Henüz bir ocakları yoktu.Biberleri hazırladı,tavayı mavi piknik tüpüne koydu. Ekmek ve yoğurdu masaya bıraktı.
Hava iyice kararmış, köydeki köpekler sürekli havlıyor;onun ötesinde uluyordu.
Köpek ve rüzgar sesinden,önce kapının vurulduğunu duymadılar. Sertçe çalmaya devam edince, babası “Kim o” diye seslendi.
“Açın, hoca hanımla bir şey görüşeceğiz” dedi kapıyı çalanlar.
Açtılar. Karşılarında silahlı iki yarasa. “Dışarı çıkın” diye bağırdılar.
Türkçeyi düzgün konuşanı, “Biz faşist T.C.’nin hiçbir öğretmenini Kürdistan’a sokmayacağız, biletlerini iptal etsinler” demedik mi diyerek, Neşe’nin yaşlı babasını tokatlayarak yere yuvarladı.
Neşe, köylülerden yardım gelir umuduyla bağırmaya başladı.Avazı çıktığı kadar haykırdı ama köyden “yardıma gelen kimse” çıkmadı.
Doğrulan babası “Yapmayın” diye yalvarıyordu.
Yarasalardan biri silahın namlusunu Neşe’nin babasının kafasına dayadı ve tetiğe bastı.
Neşe donup kaldı.Tekrar bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.
Kendini olduğu gibi yere bıraktı.
Neşe’yi saçından tutup tekme ve dipçik darbeleriyle köyün çıkışındaki tepeye kadar sürüklediler.
Genç kızın üstündeki elbise paramparça oldu.Bedeni sefil yaratıkların gözleri önündeydi.
Bu arada yarasaların sayısı beş olmuştu.
Neşe gözleri açık ve donuk, ölüme hazır bir huri gibi bakıyordu.
Biri kalaşnikofunu seriye aldı ve Neşe’nin sağ göğsünün üstüne dayayıp tetiği çekti.Beş mermi Neşe’nin göğsünü parçalamaya yetmişti.
Yarasalar tatmin olmadı. Diğer göğsünün de hakkını verelim dediler gülerek. Aynı işlemi cansız bedeninin diğer göğsünde de tekrarladı biri.
Ailesinin üzerine titreyip kıyamadığı Neşe’nin elbiseleriyle birlikte vücudu da lime lime oldu…
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

