sinemalarda.
(bkz: tütün)
zamanında kafatasçı, gerici, ırkçı denen mahmut şimdi gönüllere sultan olmuş.
gelen gideni hep mi aratır?
gelen gideni hep mi aratır?
herhangi bir konuda bir görüşü ya da düşünceyi savunmak, kendi görüşlerimizi öne sürüp iddialarımızı kanıtlamak için yazdığımız yazılara denir.
Etimesgut'da bulunan bir mahalle.
Türkmen Düğünü 1989 yılında TRT 1'de yayımlanmış, Ali Yörük'ün eserinden televizyona uyarlanmış üç bölümlük Duygusal Türk dizisi, yönetmenliğini ve senaristliğini Adem Ayral üstlenmiştir.
Mektep
kimse kimsenin giyimine karışmamalı bence de.
Ama şuda bilinsin kadınların o salak salak giyimleri gözümüzü kanatıyor artık.
biri topuz yapar üstüne bi ton boya ve başı kapalı boynu açık şekilde sokağa fırlar, diğeri haya denen şeyden bi haber sadece kötü görüntü oluşturmasın diye bi kaç yeri kapatır sonra bu kavga tüm ülkeye yayılır.
Uğraştığımız şeyler üzüyor gerçekten.
Ama şuda bilinsin kadınların o salak salak giyimleri gözümüzü kanatıyor artık.
biri topuz yapar üstüne bi ton boya ve başı kapalı boynu açık şekilde sokağa fırlar, diğeri haya denen şeyden bi haber sadece kötü görüntü oluşturmasın diye bi kaç yeri kapatır sonra bu kavga tüm ülkeye yayılır.
Uğraştığımız şeyler üzüyor gerçekten.
Umarım tez zamanda bulurlar çaresini. Zira ocaklar yanıyor, kalpler kararıyor, hayatlar yitiyor.
Kan ter içerisinde kaldığım bir sabah sporunun ardından eve gidiş yolu baya uzun görünmüş ve bir bankta dinlenmek için oturmuştum. Sabahın vehameti bütün solgun yaprakların üstünü örtüyor ve gelen misafiri ağırlarcasına heyecanlı bir rüzgar bırakıyordu yüzüme. Kıyıya vuran dalganın geri dönüşünü izlemekten yorgun düşmüş bir çocuğa dikildi gözlerim. Üstünde yeşil bir hırka ve beyaz bir tişört , altında kahverengi pantolon ve yarısı yırtık bir spor ayakkabı ile oturuyordu sahilde.
Arkasındaki bankın boş olduğundan habersizdi herhalde. Yere oturmasının başka bir açıklaması olamazdı lakin hava soğuktu. Çocuk yorgun haliyle bir defa esnedi önce ,sonra yerde duran poşeti açtı içinden kuru bir ekmek ile bir domates çıkarttı başladı ulu orta savurmaya kahkahalarını. Kendi kendine durmadan gülüyor bir yandan elindekileri yerken yoldan geçenlere aldırmıyor ve havanın soğukluğu bile kahkahaya engel olamıyordu. Nedendi bu gülüş ? Komik olan neydi ?
Kalktım banktan ,evime doğru yola koyuldum. Hava iyice soğuğunu hissettiriyordu. Üstümdeki kalın hırkaya rağmen iliklerime kadar üşümenin verdiği buruk bir ifadeyi yüzüme takıp eve girmiştim.
Aklımda çocuğun kahkahası var diyemeyeceğim, çoktan aklımdan uçup gitmişti çocuk. Isınmak için kalorifere yasladım kendimi, elimde bir bardak kahve ile yazmaya hazırlandığım kitap için araştırmaya koyuldum.
Uzun araştırmalar sonucunda bulamadığım şeyi çöpe atıp kendime yeni şeyler bulamama konusunda cesaret veriyordum. Akşama doğru hava iyice soğumaya başlamış ve çocuk nihayet aklıma takılmıştı. Neredeydi acaba ? Neden gülümsüyordu o kadar ? Kahkahasının sebebi neydi ? Benim bunca yıl uğraşıp yapamadığım şeyi bulamadığım mutluluğu kuru ekmek ve domateste bulması haksızlık olmaz mıydı bana? Ölümüme yaklaştığımı hissettim. Hemen ölmek için yatağa girdim ve dirilmek için Allah'a ellerimi açtığımda bir neden bulamadığımı fark ettim. Tekrar dirilmem için bir sebep yoktu sanki , ne diye yalvaracaktım peki? Neden isteyecektim dirilmeyi? Sen en iyisini bilirsin deyip yavaş yavaş ölüme doğru gözlerimin kapanışına bıraktım kendimi.
Sabah saat 7:00 da çalan lanet bir alarm sesi ile dirilişimin hiç bu kadar kötü karşılanacağını bilmiyordum kendim tarafından. Beş dakika daha ölmek için yalvaracağım kimsenin olmadığını fark edince alarm sesine bıraktım kendimi. Sabah sporunu yapmak için dün gittiğim yere tekrar gittim. Çocuk hala oradaydı , yanindaki poşetten yoksun ve yüzüne vuran yağmuru ah sesi ile dağıtmaya çalışarak oturuyordu dün oturduğu yerde. Dikkatimi iyice cezbetti ve birden çocuğun yanında buldum kendimi...
Devami birkaç gün sonra huzurlarınızda...
Arkasındaki bankın boş olduğundan habersizdi herhalde. Yere oturmasının başka bir açıklaması olamazdı lakin hava soğuktu. Çocuk yorgun haliyle bir defa esnedi önce ,sonra yerde duran poşeti açtı içinden kuru bir ekmek ile bir domates çıkarttı başladı ulu orta savurmaya kahkahalarını. Kendi kendine durmadan gülüyor bir yandan elindekileri yerken yoldan geçenlere aldırmıyor ve havanın soğukluğu bile kahkahaya engel olamıyordu. Nedendi bu gülüş ? Komik olan neydi ?
Kalktım banktan ,evime doğru yola koyuldum. Hava iyice soğuğunu hissettiriyordu. Üstümdeki kalın hırkaya rağmen iliklerime kadar üşümenin verdiği buruk bir ifadeyi yüzüme takıp eve girmiştim.
Aklımda çocuğun kahkahası var diyemeyeceğim, çoktan aklımdan uçup gitmişti çocuk. Isınmak için kalorifere yasladım kendimi, elimde bir bardak kahve ile yazmaya hazırlandığım kitap için araştırmaya koyuldum.
Uzun araştırmalar sonucunda bulamadığım şeyi çöpe atıp kendime yeni şeyler bulamama konusunda cesaret veriyordum. Akşama doğru hava iyice soğumaya başlamış ve çocuk nihayet aklıma takılmıştı. Neredeydi acaba ? Neden gülümsüyordu o kadar ? Kahkahasının sebebi neydi ? Benim bunca yıl uğraşıp yapamadığım şeyi bulamadığım mutluluğu kuru ekmek ve domateste bulması haksızlık olmaz mıydı bana? Ölümüme yaklaştığımı hissettim. Hemen ölmek için yatağa girdim ve dirilmek için Allah'a ellerimi açtığımda bir neden bulamadığımı fark ettim. Tekrar dirilmem için bir sebep yoktu sanki , ne diye yalvaracaktım peki? Neden isteyecektim dirilmeyi? Sen en iyisini bilirsin deyip yavaş yavaş ölüme doğru gözlerimin kapanışına bıraktım kendimi.
Sabah saat 7:00 da çalan lanet bir alarm sesi ile dirilişimin hiç bu kadar kötü karşılanacağını bilmiyordum kendim tarafından. Beş dakika daha ölmek için yalvaracağım kimsenin olmadığını fark edince alarm sesine bıraktım kendimi. Sabah sporunu yapmak için dün gittiğim yere tekrar gittim. Çocuk hala oradaydı , yanindaki poşetten yoksun ve yüzüne vuran yağmuru ah sesi ile dağıtmaya çalışarak oturuyordu dün oturduğu yerde. Dikkatimi iyice cezbetti ve birden çocuğun yanında buldum kendimi...
Devami birkaç gün sonra huzurlarınızda...
güzeldir. Tartışma şeklinde değil ilham şeklinde güzeldir.
110 bin ışık yılı genişliğe sahip, içinde güneş sistemimizin de bulunduğu milyonlarca galaksiden veya gökada'dan biri ..
çocukluğunu doya doya yaşamak, geçmişe özlem duymak demektir.
çok güzel soru hazırlıyor ekibi.
'Bir çikolata ve bir sakızın toplam fiyatının 11 lira olduğu markette çikolata sakızdan 10 lira daha pahalıysa sakızın fiyatı nedir?'
'Bir çikolata ve bir sakızın toplam fiyatının 11 lira olduğu markette çikolata sakızdan 10 lira daha pahalıysa sakızın fiyatı nedir?'
itü'nün uzaya gönderdiği minik bir uydu adı da itüpsat, dünya'nın çevresinin 90 dakikada bir dolanır ve denk geldikçe mors koduyla gönderdiği \"ben itüpsat'ım...\" mesajını dinlemek insanı duygulandırır. herkesin 437.3250 MHz'lik frekansı dinlemesi önerilir. belki de şimdi sizin yaşadığınız ilin ilçenin köyün üzerinden geçmektedir.
Elektrik endüstrisinin hemen hemen her alanında faaliyet gösteren Enerjisa tarafından hisselerinin çoğu satın alınan kuruluş.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

