(bkz: ben değilim o )
5 yaşındaki çocukların elinde bile olan artık görmekten usandigim saçma sapan alet. Evet okula getirmek yasak artık !
Hükümet sözcüsü olarak açıklanmış.
Şu AKP döneminde kaymağı yiyen hep bu adam oldu.
Şu AKP döneminde kaymağı yiyen hep bu adam oldu.
fatih terim in kızcağızı. Modacı diye hitap edenler var. Babasının da giyim kuşam danışmanıymış.
/gorseller/yukle/images/buseterim.jpg
Tkp pkk'ya, pkk dkp'ye, dkp mlkp'ye, sonra hepsi bize...
şükrü erbaş'a ait muhteşem bir şiir. mutlaka kendi sesinden dinleyiniz.
Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
Ne kapanan kapılar,
Ne yıldız kayması gecede,
Ne ceplerde tren tarifesi,
Ne de turna katarı gökte.
--------------------------
İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
--------------------------
İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
Birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
Duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.
---------------------------
Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde
Kendi sesiyle silinmek.
Birdenbire büyümesi
Gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun.
İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi
Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde.
-----------------------------
Saçına rüzgar,
sesine ışık düşürememek kimsenin.
Parmaklarını sözüne pınar edememek
Uzaklarda bir adamın üşümesi
bir kadın dağlara daldıkça.
Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması
Ayrılık yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme
Yalnızca gölge vermesi ağaçların
İyiliğin küfre dönmesi ayrılık.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya
Başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş
İki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı,
Hüznün arması, süren korkusu inceliğin.
-----------------------------
Ayrılık, o küçük ölüm!
------------------------------
Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.
-----------------------------
Şimdi anlıyor musun
gidişinin neden ayrılık olmadığını,
Bir yaprak düşmesi kadar ancak,
acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin
sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
Boşluğa bir boşluk katmadığını,
kar yağdırmadığını yaz ortasında....
---------------------------
Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından
kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
“Bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna”
yanıt aramanla halkalanmış,
“Aşkın şarabının ağzını açtım,
yar yüzünden içti murt bende kaldı”
Türküsü tenimde düğümlenirken,
odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların
fotoğraflarını kenara itip,
“Bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?”
Dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan.
-----------------------------------
Ne mi yapacağım bundan sonra?
-------------------------------
Ayak izlerimi silmek için
sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir okumayacağım bir süre,
Hediyelik eşya satan dükkanların
önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu,
bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Yeni bir yanlışlık yapmamak için
telefonlara çıkmayacağım
Ardı kuş resimli aynalar
arayacağım mahalle pazarlarında
Gençliğimi anımsamak için.
Emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak,
Sonumu görmeye çalışacağım.
Fotoğraflarını güneşe koyacağım,
bir an önce solsun diye.
İçinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan
Tüm resimleri duvarlardan indireceğim
Mican türküsünü asacağım yerlerine.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık
Trafik polislerine adres sormayacağım.
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle
gülmeyeceğim kimseye.
Fesleğenden başka bir çiçek
Koymayacağım penceremin önüne.
Büyük kentlerin varoşlarında çırpınan
Üç milyon yurtsuza evimi açacağım.
Nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa
Bıraktığı acının yanına resmini asacağım.
Şaşırma! Yetimi korumak için
Yeni aşklar bulacağım kendime.
------------------------------------
Ne yapacağımı sanıyorsun ki?
-----------------------------------
Tenin tenime bu kadar sinmişken,
Ömrüm azala azala akarken önümde,
Gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını,
benim inceliğimi doldurup yüreğime,
Bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım.
Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
Ne kapanan kapılar,
Ne yıldız kayması gecede,
Ne ceplerde tren tarifesi,
Ne de turna katarı gökte.
--------------------------
İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
--------------------------
İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
Birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
Duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.
---------------------------
Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde
Kendi sesiyle silinmek.
Birdenbire büyümesi
Gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun.
İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi
Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde.
-----------------------------
Saçına rüzgar,
sesine ışık düşürememek kimsenin.
Parmaklarını sözüne pınar edememek
Uzaklarda bir adamın üşümesi
bir kadın dağlara daldıkça.
Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması
Ayrılık yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme
Yalnızca gölge vermesi ağaçların
İyiliğin küfre dönmesi ayrılık.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya
Başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş
İki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı,
Hüznün arması, süren korkusu inceliğin.
-----------------------------
Ayrılık, o küçük ölüm!
------------------------------
Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.
-----------------------------
Şimdi anlıyor musun
gidişinin neden ayrılık olmadığını,
Bir yaprak düşmesi kadar ancak,
acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin
sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
Boşluğa bir boşluk katmadığını,
kar yağdırmadığını yaz ortasında....
---------------------------
Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından
kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
“Bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna”
yanıt aramanla halkalanmış,
“Aşkın şarabının ağzını açtım,
yar yüzünden içti murt bende kaldı”
Türküsü tenimde düğümlenirken,
odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların
fotoğraflarını kenara itip,
“Bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?”
Dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan.
-----------------------------------
Ne mi yapacağım bundan sonra?
-------------------------------
Ayak izlerimi silmek için
sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir okumayacağım bir süre,
Hediyelik eşya satan dükkanların
önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu,
bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Yeni bir yanlışlık yapmamak için
telefonlara çıkmayacağım
Ardı kuş resimli aynalar
arayacağım mahalle pazarlarında
Gençliğimi anımsamak için.
Emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak,
Sonumu görmeye çalışacağım.
Fotoğraflarını güneşe koyacağım,
bir an önce solsun diye.
İçinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan
Tüm resimleri duvarlardan indireceğim
Mican türküsünü asacağım yerlerine.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık
Trafik polislerine adres sormayacağım.
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle
gülmeyeceğim kimseye.
Fesleğenden başka bir çiçek
Koymayacağım penceremin önüne.
Büyük kentlerin varoşlarında çırpınan
Üç milyon yurtsuza evimi açacağım.
Nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa
Bıraktığı acının yanına resmini asacağım.
Şaşırma! Yetimi korumak için
Yeni aşklar bulacağım kendime.
------------------------------------
Ne yapacağımı sanıyorsun ki?
-----------------------------------
Tenin tenime bu kadar sinmişken,
Ömrüm azala azala akarken önümde,
Gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını,
benim inceliğimi doldurup yüreğime,
Bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım.
en güzel hediye nedir bilemem ama hazır galatasaray şampiyon olmuşken burada ki hediyelik eşya sitesinde bulunan kupa bardak fanatik galatasaraylı bir sevgili için oldukça güzel karşılandı. eheh hediyeyi ucuza getirdik.
Ehl-i gaflet zanneder ki yığdığum eşya benim
Bilmez o mağlub-u gaflet bir kuru kavga benim
Alvarlı Muhammed Lütfi hz.
Bilmez o mağlub-u gaflet bir kuru kavga benim
Alvarlı Muhammed Lütfi hz.
deprem sonrası manzarada pek sık karşılaşılan kısa çözüm. çadır kentin bir üst versiyonu. yangın bu evler için çok büyük bir tehlikedir.
Nam-ı diğer (gbkz:pirlere niyaz eyleriz) nickli yazar. Yaklaşık bir kaç gün önce sözlüğe üyeliğimi başlatmıştım lakin malumunuz üzre biraz trolluğun dozunu fazla kaçırınca yönetici tarafından giriş yapmam engellendi. Ama olsundur, efendim bizde tanımlar ile sözlük formatına uyarak görüşlerimiz entrylere yansıtırız.
Daha 15 yaşındaki şehidimiz. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Trabzon'da bile bu boyutta terör haberleri duyuyorsak, vay halimize. durum daha da kötü olabilir. çok sıkı çalışmamız gerekiyor, bu terör belasını defedebilmek için...
Gırtlak çıkıntısı.
\"yokken bile fazlasıyla vardı.\"
dizi Yavuz Sultan Selim'in hükümdarlığı döneminde Osmanlı'nın Mısır'ı fethetmek için harekete geçmesini ve Memlüklü devleti ile olan mücadelesini konu edinmektedir.
tam bir osmanlı düşmanlığı dizisi. karşıtlığı demiyorum bak düşmanlığı dizisi.
Oyunculuk falan da amatör ötesi. Şimdi anlıyorum arapların türk dizilerine olan rağbetini.
yazan habu: https://www.instagram.com/mohamed.solaiman.abdelmalek/
yöneten habu: https://www.instagram.com/peterwebber99/
yapımcı habu: https://www.instagram.com/genomedia/
yavuz sultan selimi oynayan uşak habu: https://www.instagram.com/mahmoudnsr/?hl=tr
tomanbay ı oynayan uşakta habu: https://www.instagram.com/khaledelnabawyofficial/
tam bir osmanlı düşmanlığı dizisi. karşıtlığı demiyorum bak düşmanlığı dizisi.
Oyunculuk falan da amatör ötesi. Şimdi anlıyorum arapların türk dizilerine olan rağbetini.
yazan habu: https://www.instagram.com/mohamed.solaiman.abdelmalek/
yöneten habu: https://www.instagram.com/peterwebber99/
yapımcı habu: https://www.instagram.com/genomedia/
yavuz sultan selimi oynayan uşak habu: https://www.instagram.com/mahmoudnsr/?hl=tr
tomanbay ı oynayan uşakta habu: https://www.instagram.com/khaledelnabawyofficial/
en masumane kıskanmadır. O kıskançlık ilerleyen yıllarda yerini sevgi ve saygıya bırakacak, güzel bir kan bağı dayanışması oluşturacaktır.
Türkiyenin en doğusunda bulunan illerden biri. Irak ve inana sınırı vardır.
'' sokak lambası gibi olma ey yar .. kime yandığın belli olsun .. ''
kendi inancına veya düşüncesine ya da taraftarlığına uygun görüşleri alıp ötekileri dinlememe olarak tanımlanabilir.
depremden sonra evden atılan oturma odası parçası/mobilyası.
'' trafik polisi sadece araçlara değil teröre de dur der .. ''
ömer halisdemir'e komşu olmuştur ..
Efendimiz'e layık bir ümmetin, nasıl olunacağını hayatları ile göstermişlerdir ..
ömer halisdemir'e komşu olmuştur ..
Efendimiz'e layık bir ümmetin, nasıl olunacağını hayatları ile göstermişlerdir ..
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?