ben
Halk arasında bilinen adıyla
(bkz: Hastalık hastası)
(bkz: Hastalık hastası)
Sistemin oyunlaştırılmış toplum ile yakın zamanda direneceğiz olgudur. Ama bu oyundan keyif alacağımızı sanmıyorum.
Kendimiz yapar isek, çok eğlenceli olabilir kanaatindeyim. Her oyun gibi hayat oyunu da sevdiklerimizle eğlenceli olur ayrıca.
Kendimiz yapar isek, çok eğlenceli olabilir kanaatindeyim. Her oyun gibi hayat oyunu da sevdiklerimizle eğlenceli olur ayrıca.
Barok stilinden sonra sanat akımlarına verilen addır. 18. yüzyılın ortalarına doğru Barok stilinde kullanılan doğru çizgilerden meydana getirilen süslemeye karşı tepki olarak doğmuş olan barok stilin hatları gibi eğri büğrü çizgili motiflerden ibaret olup Baroktan daha ince ve şekillerin kıvrımları daha zarif bir stildir.
niyetleri belli zaten. Sadece bu karikatür değil bütün karikatürleri aynı. Bulanık kafadan mizah çıkmaz. toplumu ayrıştıran ürün çıkar ki çıkıyor.
Çocuğunu yetiştiremeyen aile en azından birinci dereceden aile türkiye vatandaşlığından çıkartılmalı, sürülmeli.
şuan cnn türk te fetö örgütünün iç yapısını ve yapılanması ile ilgili bilgiler veriyor. Şoktayım. Bu kadar olur ya. Adam kaymakamlar arasında %70 civarındadır dedi. Neler duyuyorum, neler söylüyor.
Sene 1913...Mehmet Akif Antep'dedir. Rusların ve İngilizlerin kışkırtmalarıyla çeteler kuran Ermeniler doğuda Türk köylerini basarak alçakca katliamlar yapmaktadır. Genç kızlara tecavüz ediyorlar, yaşlıları ve erkekleri camiilere doldurup yakıyorlar , beşikteki bebekleri bile kılıçtan geçiriyorlardı. Haberler gün be gün Antep'e de ulaşmaktaydı. Bu haberler üzerine Akif kalemini eline alır ve haykırır kağıda koca bir milletin feryadını , duygularını. Sesini belkide tam 1 asır sonrasına, bizlere duyurabilmek içindi bu haykırışları....Şimdi hep beraber Akif'e kulak verelim:
Tükürün!..
--------------------------------------------------------------------------------
Neden kalbin kararmış? Bin ocaktan bir ziyâ yok mu?
İlâhî, kimsesizlikten bunaldım, âşinâ yok mu?
Vatansız, hânümansız bir garîbim... Mültecâ yok mu?
Bütün yokluk mu her yer? Bâri bir «Yok!» der sadâ yok mu?
Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:
Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım:
Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim bilmem ki?
Öyle dehşetli muhîtimde dönen mâtem ki!..
Ah! Karşımda vatan nâmına bir kabristan
Yatıyor şimdi... Nasıl yerlere geçmez insan?
Şu mezarlar ki, uzanmış gidiyor, ey yolcu,
Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu!
Bu ne hicrân-ı müebbed, bu ne hüsrân-ı mübîn...
Ezilir rûh-i semâ, parçalanır kalb-i zemin!
Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar:
Dipçik altında ezilmiş, parçalanmış kafalar!
Bereden reng-i hüviyetleri uçmuş yüzler!
Kim bilir hangi şenaatle oyulmuş gözler!
«Medeniyet» denilen vahşete lânet eder,
Nice yekpâre kesilmiş de sırıtmış dişler!
Süngülenmiş, kanı donmuş nice binlerle beden!
Nice başlar, nice kollar ki, cüdâ cisminden!
Beşiğinden alınıp parçalanan mahlûkât;
Sonra nâmusuna kurban edilen buna hayat!
Bembeyaz saçları katranlara batmış dedeler!
Göğsü baltayla kırılmış memesiz vâlideler!
Teki binlerce kesik gözdeye âid kümeler:
Saç, kulak, el, çene, parmak... Bütün enkaz-ı beşer!
Bakalım, yavrusu uğrar mı, deyip, karnından,
Canavarlar gibi şişlerde kızarmış nice can!
İşte bunlar o felâket-zedelerdir ki, düşün,
Kurumuş ot gibi doğrandı bıçaklarla bütün!
Müslümanlıkları bîçârelerin öyle büyük
Bir cinâyet ki: Cezâlar ona nisbetle küçük!
Ey bu toprakta birer nâş-ı perişan bırakıp
Yükselen, mevkib-i ervâh!.. Sakın arza bakıp
Sanmayın: Şevk-ı şehâdetle coşan bir kan var...
Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!
Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza!
Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!..
Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark'ın, tükürün!..
Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!
Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!
Tükürün Ehl-i Salîb'in o hayasız yüzüne!
Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!
Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:
Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!..
Hele i'lanı zamanında şu mel'un harbin,
" Bize efkar-ı umumiyesi lazım Garb'in;
O da Allah'ı bırakmakla olur " herzesini,
Halka iman gibi telkin ile, dinin sesini
Susturan aptalın idrakine bol bol tükürün!
Yine hicran ile çılgınlığım üstümde bugün...
Bana vahdet gibi bir yar-ı müsaid lazım!
Artık ey yolcu bırak... Ben, yalınız ağlıyayım!
Mehmet Akif Ersoy
Tükürün!..
--------------------------------------------------------------------------------
Neden kalbin kararmış? Bin ocaktan bir ziyâ yok mu?
İlâhî, kimsesizlikten bunaldım, âşinâ yok mu?
Vatansız, hânümansız bir garîbim... Mültecâ yok mu?
Bütün yokluk mu her yer? Bâri bir «Yok!» der sadâ yok mu?
Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:
Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım:
Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim bilmem ki?
Öyle dehşetli muhîtimde dönen mâtem ki!..
Ah! Karşımda vatan nâmına bir kabristan
Yatıyor şimdi... Nasıl yerlere geçmez insan?
Şu mezarlar ki, uzanmış gidiyor, ey yolcu,
Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu!
Bu ne hicrân-ı müebbed, bu ne hüsrân-ı mübîn...
Ezilir rûh-i semâ, parçalanır kalb-i zemin!
Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar:
Dipçik altında ezilmiş, parçalanmış kafalar!
Bereden reng-i hüviyetleri uçmuş yüzler!
Kim bilir hangi şenaatle oyulmuş gözler!
«Medeniyet» denilen vahşete lânet eder,
Nice yekpâre kesilmiş de sırıtmış dişler!
Süngülenmiş, kanı donmuş nice binlerle beden!
Nice başlar, nice kollar ki, cüdâ cisminden!
Beşiğinden alınıp parçalanan mahlûkât;
Sonra nâmusuna kurban edilen buna hayat!
Bembeyaz saçları katranlara batmış dedeler!
Göğsü baltayla kırılmış memesiz vâlideler!
Teki binlerce kesik gözdeye âid kümeler:
Saç, kulak, el, çene, parmak... Bütün enkaz-ı beşer!
Bakalım, yavrusu uğrar mı, deyip, karnından,
Canavarlar gibi şişlerde kızarmış nice can!
İşte bunlar o felâket-zedelerdir ki, düşün,
Kurumuş ot gibi doğrandı bıçaklarla bütün!
Müslümanlıkları bîçârelerin öyle büyük
Bir cinâyet ki: Cezâlar ona nisbetle küçük!
Ey bu toprakta birer nâş-ı perişan bırakıp
Yükselen, mevkib-i ervâh!.. Sakın arza bakıp
Sanmayın: Şevk-ı şehâdetle coşan bir kan var...
Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!
Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza!
Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!..
Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark'ın, tükürün!..
Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!
Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!
Tükürün Ehl-i Salîb'in o hayasız yüzüne!
Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!
Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:
Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!..
Hele i'lanı zamanında şu mel'un harbin,
" Bize efkar-ı umumiyesi lazım Garb'in;
O da Allah'ı bırakmakla olur " herzesini,
Halka iman gibi telkin ile, dinin sesini
Susturan aptalın idrakine bol bol tükürün!
Yine hicran ile çılgınlığım üstümde bugün...
Bana vahdet gibi bir yar-ı müsaid lazım!
Artık ey yolcu bırak... Ben, yalınız ağlıyayım!
Mehmet Akif Ersoy
memleket kokusu.
aynı eksiklik tüm sözlüklerde var sanırım; açılan başlıkların girilen entryden sayılmaması. şu sorunu siz çözersiniz gibime geliyor
sığır etinde pek koku olmaz, koyun eti kokar.
çok önemli olan olay.İş arkadaşıma evi sattırmıştır komşusu. Kapının önünde 37 çift ayakkabı ve çöp poşetleri olursa o daireyi satarsınız, ya da sattırırlar.
https://www.youtube.com/watch?v=a0TVYwohzNA&feature=youtu.be
Ardahandan samsuna gittiğimde dedim.
Kılcal damarlardan aldığı kanı, kanı kalbe geri getirir.
→Akciğer toplardamarı hariç, kirli kan taşır.
→Akciğer toplardamarı hariç, kirli kan taşır.
Aktinyum'un kısaltması.
bana altı ay sürecek gibi bir his uyandıran evlilik. Ben ünlü kesiminin evliliklerine pek itibar edemiyorum. Hayır zaten iki yıl yiyişip sonra evleniyorlar. Sonra da boşanıyorlar. Aslında bunlara çok daha ağır cezalar verilmeli adam hem ünlü hemde altı ay sonra boşanıyor, her b.ku örnek alan bir sürü insan var ve bu insanlar bu kadar rahat olmamalı. Afedersiniz sinemcim kenencım sizin başlıkta yardırdım azcık ama bu düşüncemde kalıcı gibiyim.
Evliliği de sindirememiş olabilirim sanırım. Arda sevgisinden olabilir.
Evliliği de sindirememiş olabilirim sanırım. Arda sevgisinden olabilir.
Ağlamak merhamet göstergesidir. Yüreğinde merhamet taşıyan her insan ağlar.
bu kavram hep vardı aslında hala da var.
ancak biz bu kıyaslamayı hep geçmişe göre yapıyoruz. Geçmişte insanlar çok kalabalık şekilde yaşarlarmış falan diye. Zaman değişiyor ve biz bu zamana ayak uydurmak zorundayız.
her şeyi kötü olarak görmemek lazım. yalnız yaşamakta güzeldir. yalnız olmakta.
ancak biz bu kıyaslamayı hep geçmişe göre yapıyoruz. Geçmişte insanlar çok kalabalık şekilde yaşarlarmış falan diye. Zaman değişiyor ve biz bu zamana ayak uydurmak zorundayız.
her şeyi kötü olarak görmemek lazım. yalnız yaşamakta güzeldir. yalnız olmakta.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

