Doğum günün kutlu olsun hocam, nice mutlu yıllara inş.
gelişmiş,duraklamış,çöküşe geçmiş ve çökmüş ütopyamız olan devlet.
tık tık
tık tık
üşenmedim hepsini okudum. özet olarak yazar burada ankaradaki doğalgaz firmasının tutumunu eleştirmekte ve ankara halkının buna tepki göstermemesine sitem etmektedir.
Habersiz gelmesin ya ev dağınık.
aşağıdaki yazı hilal kaplan'ın brezilya üzerine yazdığı bir yazıdır ..
oldukça ufuk açıcı .. recep tayyip erdoğan'ın ileri görüşlülüğünün; ülkemizi, fetö ve destekçilerinin darbesinden nasıl kurtardığını anlatıyor ..
---
'' bizimkisi bir faiz hikayesi ''
Dilma Rousseff, 2010'da %56'ya %44'lük oranla ve 2014'te %52'ye %48'le, yani 3.5 milyon oy farkıyla Brezilya Devlet Başkanı seçildi. Bu, muhalefet partilerini, oligarşi sisteminin çarklarından olan sermaye ve bürokrasi çevrelerini sarstı. Çünkü Dilma'nın ikinci kez seçilmesi, önceki iki dönemde (2003- 2014) toplam 8 yıl ülkeyi yöneten Lula da Silva'nın da 2018'de tekrar başkan olması ihtimalini güçlendiriyordu. İşçi Partisi durdurulmazsa, ülkeyi en az 8 yıl daha yönetecek ve böylelikle bürokratik oligarşinin de sonunu getirecekti.
Lula- Dilma ikilisi, Brezilya için çok şey başardı. Tam 23 milyon ailenin yoksulluktan kurtarılmasına yarayan reformlar yaptı. Ekonomi kalkındı, sosyal adalet pekişmeye başladı, merkezden dışlanan fakirler ve siyahlar merkeze yürümeye başladı. Havaalanları, alışveriş merkezleri ve özel hastaneler artık sadece 'beyazlar'a ait korunaklı bölgeler değildi.
Fakat Dilma bir noktada haddini fena halde 'aştı.' Yatırım ve üretimi artırmak için, finans sistemine faizlerin düşürülmesi noktasında baskı yaptı. 'Devlet piyasaya müdahale ediyor' diye feryât eden burjuva kesimi harekete geçti. Aşırı sol ise onlara eşlik etti. Haziran 2013'te, biz Gezi kalkışmasıyla uğraşırken, Brezilya'da da 'otobüs ücretine zammı' bahane eden sol kesim ve 'yoldaş burjuvazi' ayaktaydı.
Brezilya'daki gösteriler geçen sene ve bu sene aralıklarla devam ediyor. Dilma 'faiz lobisi' demese de, Erdoğan ile birlikte, ülkelerini bağımsızlaştırmak ve uluslararası sermaye/ siyaset çevrelerinin kuklası olmaktan çıkarmak isteyen iki lider eşzamanlı olarak hedefe konuldu.
Brezilya'dan bir farkımız, medya gücünün 'yerlilere' daha fazla dağıtılmış olmasıydı. Brezilya'da hâlen ana akım medyanın %70'ini sermaye çevrelerinden beş aile yönetiyor ve Dilma'yı devirmek için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar.
Dilma, bu olaylar başlamadan evvel, sonradan pişman olacağı başka bir şey daha yaptı. Federal Savcılık Ofisi'ni, oligarşik bürokrasiyle mücadelede yardımcı olacağı düşüncesiyle güçlendirip 'otonom'laştırdı. Ülkedeki yasama- yürütmeyargı üçlüsünden farklı olarak hiçbir denetime maruz olmayan Federal Savcılık, birinci kuvvet haline geldi.
2014'te, muhalefetteki partiye yakınlığı ile bilinen savcı Sergio Moro, \"Brezilya tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu\" dediği soruşturmasını başlattı. Bizdeki 17-25 Aralık'ın kurumsal hedefi HalkBank'tı, Brezilya'daki ise devlete ait olan, dünyanın en büyük petrol şirketlerinden Petrobras idi.
Medya, Moro'yu \"yanlış yapması imkânsız olan kahraman\" diye halka sundu. Moro, eski Başkan Lula ile şimdiki Başkan Dilma arasındaki ses kayıtlarını basına sızdırdı. Fazla tanıdık! Ana akım söyleme göre, siyasetçiler yolsuz, savcılar halkı kurtarmaya gelen dürüstlük timsalleriydi. Bu tantanada, Petrobras âdeta felç oldu. Brezilya ekonomisinin düşüşü hızlandı.
Dilma, önümüzdeki günlerde kuvvetle muhtemel 'itham edilecek' (impeached) ve yargılama sonucunda devrilmiş olacak. Yerine kurulacak bir hükümetin istikrar sağlamayacağı ve Brezilya'nın bundan sonra yokuş aşağı yuvarlanacağı ise açık. Ha bu arada, geçtiğimiz ay Shell'in CEO'su da, Petrobras'ın kenara çekilip, petrol çıkarma haklarını yabancı şirketlere devretmesi gerektiğini ilan etti.
Erdoğan'ın liderliği ve Türkiye halkının feraseti, bizi nelerden kurtardı, bir bilseniz...
(*) SOAS Profesörü Alfredo Saad- Filho'nun \"Brezilya'da darbe?\" makalesinden faydalanılmıştır.
oldukça ufuk açıcı .. recep tayyip erdoğan'ın ileri görüşlülüğünün; ülkemizi, fetö ve destekçilerinin darbesinden nasıl kurtardığını anlatıyor ..
---
'' bizimkisi bir faiz hikayesi ''
Dilma Rousseff, 2010'da %56'ya %44'lük oranla ve 2014'te %52'ye %48'le, yani 3.5 milyon oy farkıyla Brezilya Devlet Başkanı seçildi. Bu, muhalefet partilerini, oligarşi sisteminin çarklarından olan sermaye ve bürokrasi çevrelerini sarstı. Çünkü Dilma'nın ikinci kez seçilmesi, önceki iki dönemde (2003- 2014) toplam 8 yıl ülkeyi yöneten Lula da Silva'nın da 2018'de tekrar başkan olması ihtimalini güçlendiriyordu. İşçi Partisi durdurulmazsa, ülkeyi en az 8 yıl daha yönetecek ve böylelikle bürokratik oligarşinin de sonunu getirecekti.
Lula- Dilma ikilisi, Brezilya için çok şey başardı. Tam 23 milyon ailenin yoksulluktan kurtarılmasına yarayan reformlar yaptı. Ekonomi kalkındı, sosyal adalet pekişmeye başladı, merkezden dışlanan fakirler ve siyahlar merkeze yürümeye başladı. Havaalanları, alışveriş merkezleri ve özel hastaneler artık sadece 'beyazlar'a ait korunaklı bölgeler değildi.
Fakat Dilma bir noktada haddini fena halde 'aştı.' Yatırım ve üretimi artırmak için, finans sistemine faizlerin düşürülmesi noktasında baskı yaptı. 'Devlet piyasaya müdahale ediyor' diye feryât eden burjuva kesimi harekete geçti. Aşırı sol ise onlara eşlik etti. Haziran 2013'te, biz Gezi kalkışmasıyla uğraşırken, Brezilya'da da 'otobüs ücretine zammı' bahane eden sol kesim ve 'yoldaş burjuvazi' ayaktaydı.
Brezilya'daki gösteriler geçen sene ve bu sene aralıklarla devam ediyor. Dilma 'faiz lobisi' demese de, Erdoğan ile birlikte, ülkelerini bağımsızlaştırmak ve uluslararası sermaye/ siyaset çevrelerinin kuklası olmaktan çıkarmak isteyen iki lider eşzamanlı olarak hedefe konuldu.
Brezilya'dan bir farkımız, medya gücünün 'yerlilere' daha fazla dağıtılmış olmasıydı. Brezilya'da hâlen ana akım medyanın %70'ini sermaye çevrelerinden beş aile yönetiyor ve Dilma'yı devirmek için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar.
Dilma, bu olaylar başlamadan evvel, sonradan pişman olacağı başka bir şey daha yaptı. Federal Savcılık Ofisi'ni, oligarşik bürokrasiyle mücadelede yardımcı olacağı düşüncesiyle güçlendirip 'otonom'laştırdı. Ülkedeki yasama- yürütmeyargı üçlüsünden farklı olarak hiçbir denetime maruz olmayan Federal Savcılık, birinci kuvvet haline geldi.
2014'te, muhalefetteki partiye yakınlığı ile bilinen savcı Sergio Moro, \"Brezilya tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu\" dediği soruşturmasını başlattı. Bizdeki 17-25 Aralık'ın kurumsal hedefi HalkBank'tı, Brezilya'daki ise devlete ait olan, dünyanın en büyük petrol şirketlerinden Petrobras idi.
Medya, Moro'yu \"yanlış yapması imkânsız olan kahraman\" diye halka sundu. Moro, eski Başkan Lula ile şimdiki Başkan Dilma arasındaki ses kayıtlarını basına sızdırdı. Fazla tanıdık! Ana akım söyleme göre, siyasetçiler yolsuz, savcılar halkı kurtarmaya gelen dürüstlük timsalleriydi. Bu tantanada, Petrobras âdeta felç oldu. Brezilya ekonomisinin düşüşü hızlandı.
Dilma, önümüzdeki günlerde kuvvetle muhtemel 'itham edilecek' (impeached) ve yargılama sonucunda devrilmiş olacak. Yerine kurulacak bir hükümetin istikrar sağlamayacağı ve Brezilya'nın bundan sonra yokuş aşağı yuvarlanacağı ise açık. Ha bu arada, geçtiğimiz ay Shell'in CEO'su da, Petrobras'ın kenara çekilip, petrol çıkarma haklarını yabancı şirketlere devretmesi gerektiğini ilan etti.
Erdoğan'ın liderliği ve Türkiye halkının feraseti, bizi nelerden kurtardı, bir bilseniz...
(*) SOAS Profesörü Alfredo Saad- Filho'nun \"Brezilya'da darbe?\" makalesinden faydalanılmıştır.
küfür olmayan argo sözcük.
lisedeki edebiyat öğretmenimiz farsçada eşek demek olduğunu söylemişti. kullanmayalım diye mi dedi yoksa doğru mu söylüyordu bilemedim. ama yine de kökeninin oğulan-oğlan-ulan-lan olduğu şeklinde de bir açıklama okumuştum.
lisedeki edebiyat öğretmenimiz farsçada eşek demek olduğunu söylemişti. kullanmayalım diye mi dedi yoksa doğru mu söylüyordu bilemedim. ama yine de kökeninin oğulan-oğlan-ulan-lan olduğu şeklinde de bir açıklama okumuştum.
Bundan tam 18 yıl önce Larry Page ve Sergey Brin tarafından takvimler 4 Eylül 1998 tarihi gösterdiğinde kuruldu. Ancak Google, 2005 yılından beri doğum gününü 27 Eylül tarihinde kutluyor.
Google özel bir şirket olarak 4 Eylül 1998 tarihinde kuruldu ve 19 ağustos 2004 tarihinde halka arz edildi. Bu dönemde Larry Page ve Sergey Brin 20 yıllık yani 2014 yılına kadar Google'da çalışmak üzere Eric Schmidt ile anlaştı. Kuruluşundan itibaren misyonu tam olarak “dünyadaki bilgiyi organize etmek, bunu evrensel olarak erişilebilir ve kullanılabilir hale getirmek”tir. Resmi olmayan sloganı ise ”Don't be evil” (kötü olma)dır. Bu slogan google mühendisi Amit Patel tarafından bulunmuş ve Paul Buchheit tarafından desteklenmiştir. Şirketin merkezi Mountain View, California'dadır.
Google dünya çapında bir milyondan fazla sunucuyla çalıştığı tahmin edilmekte. Bir milyardan fazla arama isteğini işlediği ve kullanıcılara Google tarafından oluşturulan gün başına yirmi dört petabayt olduğu bilinmekte. Gerçekleşen büyüme hızı, şirketin temel web arama motorunun ötesinde ürünler, satın almalar ve ortaklık zincirinin meydana gelmesini sağladı.
Milliyet.com.tr » Gündem » Haber » Google'ın doğum günü çarkıfeleği kullanıcıları şaşırttı!27.09.2017 - 09:40 | Son Güncelleme: 27.09.2017-14:36
Google'ın doğum günü çarkıfeleği kullanıcıları şaşırttı!
Google'ın doğum günü çarkıfeleği doodle oldu. 19. yaşını Google kullanıcılarını sürpriz bir doodle ile karşıladı. Peki Google kaç yılında kurulmuştu?
CROPYSitene Ekle
Google'ın doğum günü çarkıfeleği kullanıcıları şaşırttı!
Google'dan sürpriz doodle... Önemli günleri sayfasına taşıyan Google'ın bugünkü sürprizi 'Google'ın doğum günü çarkıfeleği' oldu. Google'ın hareketli doodle'ı kullanıcıları şaşırttı.
Bundan tam 18 yıl önce Larry Page ve Sergey Brin tarafından takvimler 4 Eylül 1998 tarihi gösterdiğinde kuruldu. Ancak Google, 2005 yılından beri doğum gününü 27 Eylül tarihinde kutluyor. Kendine özel doodle hazırlayan şirketin teması ise;"Google ne zaman kuruldu?" oldu. Google arama motoru, 27 Eylül 2005 tarihinde rekor bir indeks sayısına ulaştı. Bu rekordan sonra da artık Google'ın doğum günü, her sene 27 Eylül tarihinde kutlanılmaya başlandı.
Google, Doodle'ları ile önemli günleri ve olayları insanlara hatırlatmaya devam ediyor. Google, 27 Eylül için hazırladığı özel Doodle'ı ile birlikte de ne zaman kurulduğunu da internet kullanıcılarına hatırlatarak, kendi doğum gününü kutluyor.
Peki Google ne zaman kuruldu?
GOOGLE NE ZAMAN KURULDU?
Google özel bir şirket olarak 4 Eylül 1998 tarihinde kuruldu ve 19 ağustos 2004 tarihinde halka arz edildi. Bu dönemde Larry Page ve Sergey Brin 20 yıllık yani 2014 yılına kadar Google'da çalışmak üzere Eric Schmidt ile anlaştı. Kuruluşundan itibaren misyonu tam olarak “dünyadaki bilgiyi organize etmek, bunu evrensel olarak erişilebilir ve kullanılabilir hale getirmek”tir. Resmi olmayan sloganı ise ”Don't be evil” (kötü olma)dır. Bu slogan google mühendisi Amit Patel tarafından bulunmuş ve Paul Buchheit tarafından desteklenmiştir. Şirketin merkezi Mountain View, California'dadır.
Google dünya çapında bir milyondan fazla sunucuyla çalıştığı tahmin edilmekte. Bir milyardan fazla arama isteğini işlediği ve kullanıcılara Google tarafından oluşturulan gün başına yirmi dört petabayt olduğu bilinmekte. Gerçekleşen büyüme hızı, şirketin temel web arama motorunun ötesinde ürünler, satın almalar ve ortaklık zincirinin meydana gelmesini sağladı.
ÜRÜNLER VE HİZMETLER
Reklam
arama motoru
Verimlilik araçları
Yatırım ürünleri
Diğer ürünler
Google Çeviri, otuz beş farklı dil arasında çeviri yapabilen bilgisayar sistemli bir çeviri servisidir. İnternet tarayıcıları için hazırlanan bazı eklentiler, Google Çeviri'ye kolay erişim imkanı sağlamaktadır. Yazılımın kullandığı sistem dil bilimsel dizin teknolojisidir, özellikle Avrupa Parlamentosu ve BM tutanakları olmak üzere, profesyonel çeviri metinlerindeki çeviri sistemleri; program algoritması tarafından "öğrenilmektedir".
Google özel bir şirket olarak 4 Eylül 1998 tarihinde kuruldu ve 19 ağustos 2004 tarihinde halka arz edildi. Bu dönemde Larry Page ve Sergey Brin 20 yıllık yani 2014 yılına kadar Google'da çalışmak üzere Eric Schmidt ile anlaştı. Kuruluşundan itibaren misyonu tam olarak “dünyadaki bilgiyi organize etmek, bunu evrensel olarak erişilebilir ve kullanılabilir hale getirmek”tir. Resmi olmayan sloganı ise ”Don't be evil” (kötü olma)dır. Bu slogan google mühendisi Amit Patel tarafından bulunmuş ve Paul Buchheit tarafından desteklenmiştir. Şirketin merkezi Mountain View, California'dadır.
Google dünya çapında bir milyondan fazla sunucuyla çalıştığı tahmin edilmekte. Bir milyardan fazla arama isteğini işlediği ve kullanıcılara Google tarafından oluşturulan gün başına yirmi dört petabayt olduğu bilinmekte. Gerçekleşen büyüme hızı, şirketin temel web arama motorunun ötesinde ürünler, satın almalar ve ortaklık zincirinin meydana gelmesini sağladı.
Milliyet.com.tr » Gündem » Haber » Google'ın doğum günü çarkıfeleği kullanıcıları şaşırttı!27.09.2017 - 09:40 | Son Güncelleme: 27.09.2017-14:36
Google'ın doğum günü çarkıfeleği kullanıcıları şaşırttı!
Google'ın doğum günü çarkıfeleği doodle oldu. 19. yaşını Google kullanıcılarını sürpriz bir doodle ile karşıladı. Peki Google kaç yılında kurulmuştu?
CROPYSitene Ekle
Google'ın doğum günü çarkıfeleği kullanıcıları şaşırttı!
Google'dan sürpriz doodle... Önemli günleri sayfasına taşıyan Google'ın bugünkü sürprizi 'Google'ın doğum günü çarkıfeleği' oldu. Google'ın hareketli doodle'ı kullanıcıları şaşırttı.
Bundan tam 18 yıl önce Larry Page ve Sergey Brin tarafından takvimler 4 Eylül 1998 tarihi gösterdiğinde kuruldu. Ancak Google, 2005 yılından beri doğum gününü 27 Eylül tarihinde kutluyor. Kendine özel doodle hazırlayan şirketin teması ise;"Google ne zaman kuruldu?" oldu. Google arama motoru, 27 Eylül 2005 tarihinde rekor bir indeks sayısına ulaştı. Bu rekordan sonra da artık Google'ın doğum günü, her sene 27 Eylül tarihinde kutlanılmaya başlandı.
Google, Doodle'ları ile önemli günleri ve olayları insanlara hatırlatmaya devam ediyor. Google, 27 Eylül için hazırladığı özel Doodle'ı ile birlikte de ne zaman kurulduğunu da internet kullanıcılarına hatırlatarak, kendi doğum gününü kutluyor.
Peki Google ne zaman kuruldu?
GOOGLE NE ZAMAN KURULDU?
Google özel bir şirket olarak 4 Eylül 1998 tarihinde kuruldu ve 19 ağustos 2004 tarihinde halka arz edildi. Bu dönemde Larry Page ve Sergey Brin 20 yıllık yani 2014 yılına kadar Google'da çalışmak üzere Eric Schmidt ile anlaştı. Kuruluşundan itibaren misyonu tam olarak “dünyadaki bilgiyi organize etmek, bunu evrensel olarak erişilebilir ve kullanılabilir hale getirmek”tir. Resmi olmayan sloganı ise ”Don't be evil” (kötü olma)dır. Bu slogan google mühendisi Amit Patel tarafından bulunmuş ve Paul Buchheit tarafından desteklenmiştir. Şirketin merkezi Mountain View, California'dadır.
Google dünya çapında bir milyondan fazla sunucuyla çalıştığı tahmin edilmekte. Bir milyardan fazla arama isteğini işlediği ve kullanıcılara Google tarafından oluşturulan gün başına yirmi dört petabayt olduğu bilinmekte. Gerçekleşen büyüme hızı, şirketin temel web arama motorunun ötesinde ürünler, satın almalar ve ortaklık zincirinin meydana gelmesini sağladı.
ÜRÜNLER VE HİZMETLER
Reklam
arama motoru
Verimlilik araçları
Yatırım ürünleri
Diğer ürünler
Google Çeviri, otuz beş farklı dil arasında çeviri yapabilen bilgisayar sistemli bir çeviri servisidir. İnternet tarayıcıları için hazırlanan bazı eklentiler, Google Çeviri'ye kolay erişim imkanı sağlamaktadır. Yazılımın kullandığı sistem dil bilimsel dizin teknolojisidir, özellikle Avrupa Parlamentosu ve BM tutanakları olmak üzere, profesyonel çeviri metinlerindeki çeviri sistemleri; program algoritması tarafından "öğrenilmektedir".
olmasını istediğimiz arzularımızı sıraladığımız anahtar
90 ların en popüler araçlarını yaparlardı. Şimdi pek piyasada yoklar.
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.
(gbkz: Nâzım Hikmet ran)
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.
(gbkz: Nâzım Hikmet ran)
ben evlenmek istiyordum. Nasıl bir mantıksa artık.
Rüzgar Erkoçlar, Peker Açıkalın, Nilay Duru, Hakan Bilgin, Deniz Özerman, Haldun Boysan, Ali Erkazan, Seyithan Özdemir ve Görkem Mete Demir'in oynadığı "Baba 1.5" adlı filmin yönetmenliğini Deniz Denizciler yaptı.
Komedi türündeki yapım, oğlundan yeni haberdar olan bir mafya babasının oğluyla tanışmasını ve akabinde gelişen olayları ele alıyor.
Komedi türündeki yapım, oğlundan yeni haberdar olan bir mafya babasının oğluyla tanışmasını ve akabinde gelişen olayları ele alıyor.
(bkz: beyoğlu çikolatası )
HAzine Müsteşarlığı eski yöneticilerinden. Bir Bloğu var. Ekonomi basını ve öğrencileri için önemli kaynak.
http://www.hakanozyildiz.com/
Kendisini şöyle anlatır:
1956 Bursa'da doğdum. Babam astsubay, annem ev kadınıydı. Gelibolu, Erzurum tayinlerinden sonra 1966 yılında Ankara'ya geldik. Karşıyaka Celayir İlkokulu, Demetevler orta okulu, Ankara Atatürk Lisesi'ni bitirdim. AÜ SBF (Mektebi Mülkiye'den) 1977 yılında mezun oldum. 1984-85 yıllarında ABD Boston'da Northeastern Üniveritesinde lisans üstü eğitim aldım.
1978 Haziranında Uzman Yardımcısı olarak başladığım Hazine'deki kariyer yolculuğum, Banka ve Kambiyo, KİT ve Kamu Finasmanı Genel Müdürlüklerinde daire başkanı, genel müdür yardımcısı ve genel müdür olarak devam etti. Hazineyi Cenevre ve Londra'da temsil ettim. 2001 yılında Krizden önce müsteşar yardımcısı oldum, 2003 Ekiminde emekliye ayrıldım.
Emekli oluktan sonra bir bankada danışmanlık yapıyorum. Mülkiye'de ve Başkent Üniversitesi'nde yarı zamanlı ders veriyorum.
Hülya'nın eşi; Emre ile Pelin ve Eren'in babasıyım.
http://www.hakanozyildiz.com/
Kendisini şöyle anlatır:
1956 Bursa'da doğdum. Babam astsubay, annem ev kadınıydı. Gelibolu, Erzurum tayinlerinden sonra 1966 yılında Ankara'ya geldik. Karşıyaka Celayir İlkokulu, Demetevler orta okulu, Ankara Atatürk Lisesi'ni bitirdim. AÜ SBF (Mektebi Mülkiye'den) 1977 yılında mezun oldum. 1984-85 yıllarında ABD Boston'da Northeastern Üniveritesinde lisans üstü eğitim aldım.
1978 Haziranında Uzman Yardımcısı olarak başladığım Hazine'deki kariyer yolculuğum, Banka ve Kambiyo, KİT ve Kamu Finasmanı Genel Müdürlüklerinde daire başkanı, genel müdür yardımcısı ve genel müdür olarak devam etti. Hazineyi Cenevre ve Londra'da temsil ettim. 2001 yılında Krizden önce müsteşar yardımcısı oldum, 2003 Ekiminde emekliye ayrıldım.
Emekli oluktan sonra bir bankada danışmanlık yapıyorum. Mülkiye'de ve Başkent Üniversitesi'nde yarı zamanlı ders veriyorum.
Hülya'nın eşi; Emre ile Pelin ve Eren'in babasıyım.
1780 yılında laktik asit'i bulan mucit.
hangi medeniyete ait olursa olsun, tarihi eserlere karşı, benim gibi hassasiyet gösterenlerin, bu olay karşısında neler hissettiklerini az çok biliyorum.
dini hassasiyetleri yüksek olanlara ise şunu düşünmelerini tavsiye ediyorum. düşüncelerinizi ve eylemlerinizi, olaylara ve oluş biçimlerine göre mi şekillendiriyorsunuz yoksa kimin yaptığına göre mi?
misal, 15 temmuz gecesi ve devamında, gerçekten de demokrasinin korunması adına mı sokaklara çıktınız, yoksa tayyip erdoğan dediği için mi? aynı darbe girişimi, farzedelim ki, chp ya da mhp iktidarında olsaydı, ve kılıçdaroğlu ya da bahçeli insanları sokağa davet etseydi, yine sokaklara çıkar mıydınız?
kılıçdaroğlu ya da bahçeli, bir terör örgütüne yıllarca her türlü desteği verseydi, ülkenin kılcal damarlarına kadar örgütlenmelerini sağlasaydı ve yıllar sonra çıkıp, 'ya kusura bakmayın. kandırmış bunlar bizi.' deselerdi, tepkiniz ne olurdu?
rize'deki tarihi camiyi, chpli bir belediye, ya da mhpli bir belediye, daha büyüğünü yapmak maksadıyla yıksaydı, nasıl bir tepki verirdiniz? aslında cümlenin sonuna soru işareti koydum ama sorunun cevabından neredeyse eminim.
hayata dair yaklaşımınız, kim olursa olsun doğruyu yapanın yanında olmak değilse. bunun yerine doğruyu kimin söylediğine ya da yaptığına bakarak karar veriyorsanız, siz millet değilsiniz. hatta toplum bile değilsiniz. olsanız olsanız ancak güruh olabilirsiniz.
...
adalet bakanı geçenlerde şöyle dedi: 'dostlarımız yıllar boyunca fetö'yle ilgili bizi uyardılar. biz dinlemedik. 17-25 aralıktan sonra da biz söyledik onlar dinlemedi.'
şimdi darbenin ardından, akıl almaz kararlar alınıyor. askeri okullar kapatılıyor, karargahlar kapatılıyor, askeri birliklerin önünde çöp kamyonları bekletiliyor, ordudaki emir komuta zinciri yerle bir ediliyor. ve birçok insan, bunun yanlış olduğunu dile getiriyor. 'yapmayın, etmeyin. yanlış yapıyorsunuz. bunların acısı hem kısa vadede hem uzun vadede ülkenin başına büyük belalar getirir.' diyorlar. dinleyen yok.
ne olacağını az çok hepiniz biliyorsunuz değil mi? bir süre sonra, 'yanılmışız, aldanmışız.' diyenler olacak yine.
yanlışı babam da yapsa yanlıştır, düşmanım da yapsa yanlıştır. ve onurlu bir insanın yapması gereken tek şey, yanlışa yanlış demektir.
PMS ceza indirimi bile vardır. Aman baylar dikkat! Pms kurbani olabilirsiniz..
bir insan düşün...
umursuzca...
lüzumsuzca yaşıyor...
ne siyak belli...ne de sibak...
bir insan düşün...
dünyanın kendi etrafında döndüğünü zannneden...
ve bir insan düşün...
güneş benim için doğuyor diyen...
dedim ya... düşün...bir insan...!...
umursuzca...
lüzumsuzca yaşıyor...
ne siyak belli...ne de sibak...
bir insan düşün...
dünyanın kendi etrafında döndüğünü zannneden...
ve bir insan düşün...
güneş benim için doğuyor diyen...
dedim ya... düşün...bir insan...!...
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

