Hicri 1295 / Miladi 1878 senesi Ramazan ayının son gününe kadınlara mahsus olmak üzere çıkarılmıştır. Nişan padişahın himayesi altındadır. Kabarık altın levhanın üzerinde II. Abdülhamid'in El- Gazi ünvalı tuğrası bulunmaktadır. Nişan 3 rütbeden ibarettir. Osmanlı nişanları arasında ölüm halinde geri alınmayan ve hatıra olarak saklanmak üzere varislere bırakılan iki nişandan birisidir (diğeri, yabancı hanedan üyelerine dağıtılan Hanedan-ı Âli Osman Nişanı'dır). Şefkat nişanı, 93 Harbi sırasında Balkanlar'dan İstanbul'a akın akın gelen mültecilere yardım eden yabancı hanımlara dağıtılmak üzere, savaş bittiğinde ihdas edilmişti. İlk kez İngiliz Büyükelçisi Sir Henry Layard'ın eşi Lady Layard'a verildi. Başlangıçta savaş ve felaket kurbanlarına yardımda bulunan kadınlara veriliyordu. Sonraki yıllarda ise hanedan kadınlarına, diplomat eşlerine, kraliçe ve prenseslere verilen bir nişan haline gelmiştir.
(gbkz:Memduh Ün)'ün yönetmenliğini yaptığı 1986 yapımı Türk filmi. Yeşilçam'ın futbol kökenli sinemacılarından Memduh Ün 'ün filminde Kemal Sunal geçinmek için ne iş olsa yapan futbol meraklısı, Beşiktaş'a aşık, kara kartallı kasketini başından eksik etmeyen bir gençtir. Ekmeğini taştan çıkartan delikanlı, Galatasaray'lı bir arkadaşına ait olmasına karşın siyah-beyaz renklerde boyadığı sandalın içinde, kundakta bir bebek bulur. Defalarca denemesine karşın bebeği kimseye bırakamayınca, yanına alır, sevgiyle büyütür. Kemal Sunal, bebeğin altını değiştirirken, "Sen Galatasaraylısın galiba, onlar da hemen su koyverirler", ya da bebek ağlayınca, "Tamam sen kesin Galatasaraylısın, onlar da çok ağlar" demektedir. Büyüyünce cin gibi kız olur bu ufaklık ancak babasının "telkinleri" doğrultusunda Galatasaraylıdır. Baba-kız birlikte maça giderler. Ün, net biçimde Beşiktaş sempatizanı bir film olan Garipe bol bol futbol görüntüsü serpiştirir. Kullanılan dökümanter ve canlandırma görüntülerinin tamamına yakını, Gol Kralındakilerin aynısıdır.
çocukluğumda nahcivanlı biriyle tanışmıştım. sürekli kullanıyordu. ilk o zaman öğrenmiştim bu kelimeyi. çocukken öğrenince de kalıcı oluyor. anlamı ne derseniz yahşi derim.
1915 doğumlu en özel şairlerimizden biri. istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi, türk dili ve edebiyatı bölümündeki öğrenim hayatı yarıda kalmış. çeşitli dergilerde yayımlanan şiirlerinin yanı sıra masal derlemeleri de yapmış. 30 ekim 1994'te vefat etmiş.
Kardeş bura türkiye ne bekliyon tabirinin açık seçik hali. Maalesef ama maalesef adaletin vicdanları serinletmediği bir gerçek.
--- (gbkz: spoiler) ---
Savcı, Rüzgar Çetin'in 'bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne bir kişinin de yaralanmasına neden olmak suçundan 3 yıldan 22.5 yıla kadar hapsini istedi. Mütaalasını veren savcı Rüzgar Çetin'in tutukluluk halinin ise devamını istedi. Mahkeme heyeti Rüzgar Çetin'e 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Rüzgar Çetin tahliye edildi. Kararın oy çokluğuyla alındığı, Çetin'in hapis yattığı süre göz önüne alınarak tahliye kararı verildiği öğrenildi. Çetin, 8 aydır tutukluydu. Mahkeme Başkanı'nın karara şerh koyduğu öğrenildi. Polis arabasına çarparak polis memuru İsmet Fatih Alagöz'ün şehit olmasına, polis memuru Emre Tetik'in ise yaralanmasına neden olan yönetmen Sinan Çetin’in oğlu Rüzgar Çetin, tahliye olmasının ardından kendisini almaya gelen bir ciple Silivri Cezaevi'nden ayrıldı.
10. yüzyılda yaşamış Farisi gökbilimci. Ayrıca Abdülrahman Ebu el-Hüseyin, Abdülrahman Sufi, Abdurrahman Sufi ve batı dünyasında 'Azophi' olarak da bilinir.
Bu tarz insanlara saygım her zaman var ancak din görevlisi olunca daha da artıyor. Kendini geliştiren din görevlileri her daim bu saygıdan fazlaca alacaklar, vasatlar ise yergi den nasibini alacaklar.
Perm, Rusya'nın kuzeyinde kuzey kutbuna yakın bir şehirdir. Buranın yerli müslümanları, Abdülhamid han zamanında kendi çabalarıyla bir camii inşa etmişler ve bu camiinin adını Hamidiye camii koymuşlar. Bunun üzerine padişah Abdülhamid'e bağlılıklarını belli etmek için bu camiinin resmini ve tarihlerinden bahseden bir yazıyı zamanın dergisi Osmanlı'da çıkan serveti Fünun dergisinde çıkması için Osmanlıya göndermişler. Sscb dönemi, 1. ve 2. Dünya savaşları ve soğuk savaş döneminde camii müze gibi işlerde kullanılmış veya yerine göre kapatılmış. Bugün buradaki halk bu camiinin adının Hamidiye camii olduğunu bilmemektedir. Tâ ki yedikıta dergisi yazarları bu camiinin yazısını eski serveti Fünun dergisinde görüp ve bunun üzerine orayı ve oranın halkını bilgilendirene kadar...(bkz: yedikıta 2019 Şubat sayısı) (güzel çalışma olmuş)