türkiye ortadoğunun lideri konumundadır.
saçta daha çok beyazlamaya yol açtığı söylenen, bayanların sıklıkla yaptığı, strese depresyona birebir olan, erkeklerde çok da hoş durmayıp mümkün oldukça uzak durmaları gerektiğini düşündüğümdür.
(bkz: bu dava beni aşar) ile eş anlamlı sayılabilecek telkin cümlesi.
insanlar maşuk aramıyor, bencil duygularına köle arıyor. köle buluyor ama aşkı bulamıyor.''
Olacağı varmış deriz planlamadan gerçekleşen pek çok olayın sonunda. Olcay Şahan'ın da futbolcu olacağı varmış, zira onun futbola başlaması aslında tamamen abisinin futbola ilgisi sonucu gerçekleşti. Bugün menajerliğini de yapan Osman Şahan Fortuna Düsseldorf'dan davet alıp antrenmanlarına çağrılır. Osman, anne ve babasının yanı sıra küçük kardeşi Olcan'ı da yanına alarak Fortuna'nın antrenmanına gider. Yeşil çimlerin üzerinde "Abi" kendisini göstermek için çabalarken kenarda da Olcay kendi kendisine takılır. Bu saha kenarında takılan Olcay'dan etkilenen Fortuna Düsseldorf'un genç takım menajeri küçük kardeşi direkt takıma alır. Olcay Şahan'ın futbol macerası işte böyle beklenmedik bir şekilde başlar.
Almanya'da gençler üzerine her zaman kapsamlı bir araştırma yapıp keşfettiği yetenekleri bünyesine katan Gladbach Olcay'ı da alır. Sıkı bir çalışma sonrası Olcay ikinci Bundesliga'da Duisburg'a giderek ilk profesyonel sözleşmesini yapar 2008 yılında 21 yaşında.
3 yıllık Duisburg macerasına bakarsak günden güne iyileşen, her yıl bir önceki sezonun üzerine koyarak güzelleşen bir Olcay Şahan portresi görürüz. Son yılında yedi gol ve yedi asist ile pek çok takımın da dikkatini çeker. Burada antrenör Milan Sasic'in ona güvenmesiyle beraber her şey değişir. Duisburg'un sol kenarında gösterdiği performans etkileyicidir.
K'lautern onu bonservisi elinde transfer ettiğinde hemen herkes bu transferin ne kadar güzel olduğuna değinir zira İlicevic'İn gideceğine kesin gözüyle bakan K'lautern taraftarları böylesine yetenekli genç futbolcuyu bonservisi elinde takıma kazandırılmasını sevinçle karşılar. Sezon başı yapılan hazırlık karşılaşmalarda özellikle sırtına geçirdiği on numara mevkisinde güzel performanslar sergilemesi heyecanı daha da arttırır. Kenarda değil de on numara da oynayabilir mi sorusu akıllara gelir. Lakin ligin ilk maçında takımın en kötüsü olarak hayal kırıklığı yaşatır.Akabinde zaman zaman iyi performanslar gösterse de birinci Bundesligadaki ilk yılında istenileni veremez. Bugün 1 milyon avro karşılığı satıldı haberlerine K'lautern taraftarları Olcay'ıın gidişine değil bir milyon rakamına daha çok sevinir. Bundesligadaki ilk sezonu tam anlamıyla bir hayal kırıklığıdır.
Çok kötü bir sezon geçiren K'lautern'de bir yıl oynamış Olcay Şahan'ı ben hiçbir şekilde transfer etmezdim. Lakin üç yıllık bir Duisburg macerası içerisinde yıldızlaşan bir Olcay Şahan daha var. http://devrimderki.blogspot.com.tr/2012/05/olcay-sahan.html
Almanya'da gençler üzerine her zaman kapsamlı bir araştırma yapıp keşfettiği yetenekleri bünyesine katan Gladbach Olcay'ı da alır. Sıkı bir çalışma sonrası Olcay ikinci Bundesliga'da Duisburg'a giderek ilk profesyonel sözleşmesini yapar 2008 yılında 21 yaşında.
3 yıllık Duisburg macerasına bakarsak günden güne iyileşen, her yıl bir önceki sezonun üzerine koyarak güzelleşen bir Olcay Şahan portresi görürüz. Son yılında yedi gol ve yedi asist ile pek çok takımın da dikkatini çeker. Burada antrenör Milan Sasic'in ona güvenmesiyle beraber her şey değişir. Duisburg'un sol kenarında gösterdiği performans etkileyicidir.
K'lautern onu bonservisi elinde transfer ettiğinde hemen herkes bu transferin ne kadar güzel olduğuna değinir zira İlicevic'İn gideceğine kesin gözüyle bakan K'lautern taraftarları böylesine yetenekli genç futbolcuyu bonservisi elinde takıma kazandırılmasını sevinçle karşılar. Sezon başı yapılan hazırlık karşılaşmalarda özellikle sırtına geçirdiği on numara mevkisinde güzel performanslar sergilemesi heyecanı daha da arttırır. Kenarda değil de on numara da oynayabilir mi sorusu akıllara gelir. Lakin ligin ilk maçında takımın en kötüsü olarak hayal kırıklığı yaşatır.Akabinde zaman zaman iyi performanslar gösterse de birinci Bundesligadaki ilk yılında istenileni veremez. Bugün 1 milyon avro karşılığı satıldı haberlerine K'lautern taraftarları Olcay'ıın gidişine değil bir milyon rakamına daha çok sevinir. Bundesligadaki ilk sezonu tam anlamıyla bir hayal kırıklığıdır.
Çok kötü bir sezon geçiren K'lautern'de bir yıl oynamış Olcay Şahan'ı ben hiçbir şekilde transfer etmezdim. Lakin üç yıllık bir Duisburg macerası içerisinde yıldızlaşan bir Olcay Şahan daha var. http://devrimderki.blogspot.com.tr/2012/05/olcay-sahan.html
kendisiyle aynı ruh halinde olduğunu düşünmediği kişilerle paylaşmaya çekindiği bir ruh halinde...
ankara'nın keskin ilçesinden bir türküdür, hacı taşan'dan derlenmiştir.
allı turnam bizim ele varırsan
şeker söyle, kaymak söyle, bal söyle
gülüm gülüm, kırıldı kolum,
tutmuyor elim,turnalar hey
ah gülüm gülüm, yar gülüm gülüm
kız gülüm gülüm, turnalar hey
eğer bizi sual eden olursa
boynu bükük, benzi soluk yar söyle
allı turnam ne gezersin havada
kanadım kırıldı kaldım burada
ne onmamış bir kulmuşum dünyada
akşam oldu allı turnam dön geri
allı turnam bizim ele varırsan
şeker söyle, kaymak söyle, bal söyle
gülüm gülüm, kırıldı kolum,
tutmuyor elim,turnalar hey
ah gülüm gülüm, yar gülüm gülüm
kız gülüm gülüm, turnalar hey
eğer bizi sual eden olursa
boynu bükük, benzi soluk yar söyle
allı turnam ne gezersin havada
kanadım kırıldı kaldım burada
ne onmamış bir kulmuşum dünyada
akşam oldu allı turnam dön geri
küresel skandalın yeni adı. orijinal adıyla (gbkz:panama papers).
nedir, ne değildir? tüm ayrıntılarıyla az sonra!
bugün yarın haber bültenlerinde, tartışma programlarında, gazete köşelerinde bol bol karşılaşacaksınız. 'bu da neymiş ki?' dememeniz için, memur sözlüğün büyük hizmeti.
...
neyse dilimiz döndüğünce, bilgimiz yettiğince özetlemeye çalışalım.
şimdi efendim, panama diye bir ülke var malumunuz. hani kanalı da var. yapımı sırasında 30.000'e yakın insanın öldüğü kanal. neyse konumuz kanal değil. onu başka zaman açıklarız. bu panama denen orta amerika devletinde (gbkz:mossack fonseca) adlı bir hukuk firması varmış. bu firma, birçok büyük çok uluslu şirket ve kişiye hizmetler vermekteymiş. işte panama kağıtları adı verilen devasa boyutlu skandal, bu firmanın çok gizli milyonlarca (yaklaşık 11 milyon belgeden söz ediliyor) sızdırılması sonucu ortaya çıkmış.
peki skandalın içeriği ne?
özetin özeti olarak şöyle söyleyebiliriz: bu firma (bkz:mossack fonseca), görünürde müşterilerine hukuk hizmeti veriyor olsa da, aslında tezgahın arkasında çok daha detaylı hizmetler vermekteymiş. kara para aklama, aklanan kara paraların dünya finans sistemine tertemiz biçimde sokulması, paravan şirketler aracılığıyla vergi kaçırma vs.
bu skandalla ilgili haberleri okurken/dinlerken sık sık (gbkz:offshore) tabirini duyacaksınız. onu da en yalın haliye şöyle açıklayalım. şimdi efendim herkesin malumudur ki, kazançlar vergiye tabiidir. miktarları ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, hangi ülkede ticaret yaparsanız yapın, ya da para kazanırsanız kazanın, kazandığınız paranın bir kısmını devlete vergi olarak bırakırsınız. ama kazandığınız paranın bir kısmını devlete bırakmak istemiyorsanız, bunun da çeşitli yöntemleri yok değil. işte offshore bankacılık ya da offshore hesaplar da bunun yöntemlerinden biri. panama gibi kimi kıytırık ülkeler, ülkelerine bol döviz çekebilmek için vergisiz ya da çok düşük vergili ve neredeyse tamamen denetimden uzak bankacılık hizmetleri sunarlar. işte bu imkan da, para babalarının, kara para sahiplerinin en çok aradığı şeydir.
misal, türkiye'de bir holding düşünün. diyelim ki 100 milyon dolar kazancı olsun. bunu burada tutsa, 20-30 milyon dolarını vergiye vermek zorunda. onun yerine, panama'da paravan bir şirket kuruyor. o şirketle sanki bir şeyler alıp satıyormuş gibi gösteriyor ve parayı o şirkete havale ediyor. o şirket de, parayı offshore hesaba yatırıyor. böylece holdingimiz milyonlarca dolar vergiden yırtıyor. kağıt üzerinde her şey yasal gibi göründüğü için, hiçbir şey yapılamıyor.
...
tabii bu offshore hesapları sadece holdingler kullanmıyor. diyelim ki, kocaman bir ülkeyi yönetiyorsunuz. tabii siyasetçi maaşı yetmeyeceği için, ufak ufak da çalıp çırpıyorsunuz. ihaleleri yandaşlarınıza veriyor, karşılığında yüzlerce milyon dolar alıyorsunuz. cukkaladığınız paralar o kadar çoğalıyor ki, nereye koyacağınız bilemiyorsunuz.
bankaya yatırsanız maazallah duyulabilir. kutuya mutuya koysanız sığmaz. evde saklayayım deseniz, yarın öbür gün acilen evden çıkarmanız (buna uluslararası bankacılık dilinde sıfırlama işlemi deniyor) gerekebilir. çıkarırken yakalanabilirsiniz. bir sürü şey söylemek zorunda kalabilirsiniz. mesela, 'montaj' diyebilirsiniz. bu açıklamalara bazı ülkelerde inananlar olacaktır muhakkak ama bunu her ülkede inandırmak çok zordur. işte o yüzden de, ufak yaramazlıklar yapan liderler genellikle bu paralarını kasalarda ya da kutularda saklamak yerine offshore hesaplarda tutarlar. tekrar hatırlatayım, bu hesapların takibi yapılamaz (yani imkansıza yakın zor).
bahsettiğimiz skandal tam da bu. şu an, onlarca devlet başkanı, başbakan, siyasetçi, işadamı, prens, emir vs... ait offshore hesaplar ortalığa saçıldı. içlerinde kimler yok kimler. putin'den tutun, arap kralına, esad'dan tutun, ilham aliyev'e, izlanda başbakanı'ndan tutun, mars genel sekreterine (tamam bunu ben uydurdum. dikkatli okuyor musunuz diye kontrol edeyim dedim.) kadar tonla siyasetçinin hesapları ortaya döküldü. tabii ki en çok yankı uyandıranı putin oldu. milyarlarca dolarlık hesaplar, yakın arkadaşları vs. aracılığıyla offshore hesaplara aktarılmış.
putin, böyle bir şey olacağının haberini aldığı için, geçenlerde, 'hakkımda batı medyasında yakın zamanda uydurma haberler çıkabilir.' diye hazırlık yapmıştı. (açıklama size de tanıdık geldi mi :)) komplo diyor özetle. bir nevi montaj der gibi.
şimdilik türk birine rastlanmadı. bazı iddialara göre, mayıs ayında açıklanacak listelerde türkler de olacakmış. ama ben türkler olmazsa şaşmam. zira bizimkiler daha geleneksel yöntemleri tercih ediyorlar. offshor falan bizimkilerin işi değil. hatırlayınsana, koca halkbank müdürü bile paraları evde istiflemişti.
neyse. bu konu üzerinde, çok şeyler söylenecek. ben siftahı yaptım. belki devam ederiz yine buradan.
nedir, ne değildir? tüm ayrıntılarıyla az sonra!
bugün yarın haber bültenlerinde, tartışma programlarında, gazete köşelerinde bol bol karşılaşacaksınız. 'bu da neymiş ki?' dememeniz için, memur sözlüğün büyük hizmeti.
...
neyse dilimiz döndüğünce, bilgimiz yettiğince özetlemeye çalışalım.
şimdi efendim, panama diye bir ülke var malumunuz. hani kanalı da var. yapımı sırasında 30.000'e yakın insanın öldüğü kanal. neyse konumuz kanal değil. onu başka zaman açıklarız. bu panama denen orta amerika devletinde (gbkz:mossack fonseca) adlı bir hukuk firması varmış. bu firma, birçok büyük çok uluslu şirket ve kişiye hizmetler vermekteymiş. işte panama kağıtları adı verilen devasa boyutlu skandal, bu firmanın çok gizli milyonlarca (yaklaşık 11 milyon belgeden söz ediliyor) sızdırılması sonucu ortaya çıkmış.
peki skandalın içeriği ne?
özetin özeti olarak şöyle söyleyebiliriz: bu firma (bkz:mossack fonseca), görünürde müşterilerine hukuk hizmeti veriyor olsa da, aslında tezgahın arkasında çok daha detaylı hizmetler vermekteymiş. kara para aklama, aklanan kara paraların dünya finans sistemine tertemiz biçimde sokulması, paravan şirketler aracılığıyla vergi kaçırma vs.
bu skandalla ilgili haberleri okurken/dinlerken sık sık (gbkz:offshore) tabirini duyacaksınız. onu da en yalın haliye şöyle açıklayalım. şimdi efendim herkesin malumudur ki, kazançlar vergiye tabiidir. miktarları ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, hangi ülkede ticaret yaparsanız yapın, ya da para kazanırsanız kazanın, kazandığınız paranın bir kısmını devlete vergi olarak bırakırsınız. ama kazandığınız paranın bir kısmını devlete bırakmak istemiyorsanız, bunun da çeşitli yöntemleri yok değil. işte offshore bankacılık ya da offshore hesaplar da bunun yöntemlerinden biri. panama gibi kimi kıytırık ülkeler, ülkelerine bol döviz çekebilmek için vergisiz ya da çok düşük vergili ve neredeyse tamamen denetimden uzak bankacılık hizmetleri sunarlar. işte bu imkan da, para babalarının, kara para sahiplerinin en çok aradığı şeydir.
misal, türkiye'de bir holding düşünün. diyelim ki 100 milyon dolar kazancı olsun. bunu burada tutsa, 20-30 milyon dolarını vergiye vermek zorunda. onun yerine, panama'da paravan bir şirket kuruyor. o şirketle sanki bir şeyler alıp satıyormuş gibi gösteriyor ve parayı o şirkete havale ediyor. o şirket de, parayı offshore hesaba yatırıyor. böylece holdingimiz milyonlarca dolar vergiden yırtıyor. kağıt üzerinde her şey yasal gibi göründüğü için, hiçbir şey yapılamıyor.
...
tabii bu offshore hesapları sadece holdingler kullanmıyor. diyelim ki, kocaman bir ülkeyi yönetiyorsunuz. tabii siyasetçi maaşı yetmeyeceği için, ufak ufak da çalıp çırpıyorsunuz. ihaleleri yandaşlarınıza veriyor, karşılığında yüzlerce milyon dolar alıyorsunuz. cukkaladığınız paralar o kadar çoğalıyor ki, nereye koyacağınız bilemiyorsunuz.
bankaya yatırsanız maazallah duyulabilir. kutuya mutuya koysanız sığmaz. evde saklayayım deseniz, yarın öbür gün acilen evden çıkarmanız (buna uluslararası bankacılık dilinde sıfırlama işlemi deniyor) gerekebilir. çıkarırken yakalanabilirsiniz. bir sürü şey söylemek zorunda kalabilirsiniz. mesela, 'montaj' diyebilirsiniz. bu açıklamalara bazı ülkelerde inananlar olacaktır muhakkak ama bunu her ülkede inandırmak çok zordur. işte o yüzden de, ufak yaramazlıklar yapan liderler genellikle bu paralarını kasalarda ya da kutularda saklamak yerine offshore hesaplarda tutarlar. tekrar hatırlatayım, bu hesapların takibi yapılamaz (yani imkansıza yakın zor).
bahsettiğimiz skandal tam da bu. şu an, onlarca devlet başkanı, başbakan, siyasetçi, işadamı, prens, emir vs... ait offshore hesaplar ortalığa saçıldı. içlerinde kimler yok kimler. putin'den tutun, arap kralına, esad'dan tutun, ilham aliyev'e, izlanda başbakanı'ndan tutun, mars genel sekreterine (tamam bunu ben uydurdum. dikkatli okuyor musunuz diye kontrol edeyim dedim.) kadar tonla siyasetçinin hesapları ortaya döküldü. tabii ki en çok yankı uyandıranı putin oldu. milyarlarca dolarlık hesaplar, yakın arkadaşları vs. aracılığıyla offshore hesaplara aktarılmış.
putin, böyle bir şey olacağının haberini aldığı için, geçenlerde, 'hakkımda batı medyasında yakın zamanda uydurma haberler çıkabilir.' diye hazırlık yapmıştı. (açıklama size de tanıdık geldi mi :)) komplo diyor özetle. bir nevi montaj der gibi.
şimdilik türk birine rastlanmadı. bazı iddialara göre, mayıs ayında açıklanacak listelerde türkler de olacakmış. ama ben türkler olmazsa şaşmam. zira bizimkiler daha geleneksel yöntemleri tercih ediyorlar. offshor falan bizimkilerin işi değil. hatırlayınsana, koca halkbank müdürü bile paraları evde istiflemişti.
neyse. bu konu üzerinde, çok şeyler söylenecek. ben siftahı yaptım. belki devam ederiz yine buradan.
Ayazı olmasa güzel şehir.
(bkz: geçmişine sahip çıkmak)
hiristiyanlardaki kızılhaçın bizdeki versiyonu...
verebileceğim en güzel tavsiye galiba rahatınızı bozmayın
Türk ihale usulü
kalyon kazandı, klasik Türk ihale usulü.
kalyon kazandı, klasik Türk ihale usulü.
İran bugün sözde demokratik hukuk devleti olan Türkiye ye nazaran çok daha iyi durumda hemen her yönüyle. Acı gerçektir
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin, 2011'den bu yana ev hapsinde tutulan muhalif liderler Mehdi Kerrubi, Mir Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahneverd'e uygulanan cezayı kaldırma kararı aldığı bildirildi.
İran'da 12 Haziran 2009'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarına itiraz eden cumhurbaşkanı adaylarından Mehdi Kerrubi, Mir Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahneverd, seçimlerden sonra çıkan olaylara destek verdikleri gerekçesiyle ev hapsine mahkum edilmişti.
https://www.sozcu.com.tr/2018/dunya/irandan-ev-hapsinde-bulunan-muhaliflere-ozgurluk-2546399/
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin, 2011'den bu yana ev hapsinde tutulan muhalif liderler Mehdi Kerrubi, Mir Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahneverd'e uygulanan cezayı kaldırma kararı aldığı bildirildi.
İran'da 12 Haziran 2009'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarına itiraz eden cumhurbaşkanı adaylarından Mehdi Kerrubi, Mir Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahneverd, seçimlerden sonra çıkan olaylara destek verdikleri gerekçesiyle ev hapsine mahkum edilmişti.
https://www.sozcu.com.tr/2018/dunya/irandan-ev-hapsinde-bulunan-muhaliflere-ozgurluk-2546399/
bu kişi benim. Hatta hastaneye gitmek istememe nedenlerimden biridir. Bu arada sayısını bile hatırlamadığım kadarıyla iğne yemiş biriyim, sayısını hatırlayamadığım kadar çok kan aldırmış biri olarak gitmekten cidden korkuyorum.
Bu korku yeni değil ilk okul da iğne vuracaklar diye ikinci sınıftı sanırım sınıftan kaçıp ahıra kaçmış ve saklanmıştım. Babam bulmuş ve ikna etmeye çalışmıştı olum sağlığı için lazım bu diye ama ben yine de gitmemiştim. Sonra zorla götürmüştü okula iğne olayım diye bu sefer hemşire iğne vurmamıştı bi nev'i acımıştı bana.
Koca adam olduk ama hala korkuyorum nedenini belki şöyle anlatabilirim;
kan alma olayında damar yolu açmak diyorlar sanırım he işte o damar bende erzürüm peynirini açtıkça açarsınız ya o kadar ince olduğundan garibim hemşire beni deştikçe deşiyor, ben gerildikçe o da geriliyor. Hem bu gerginliği yaşamamak için hem de o demir (gbkz:şey) damarıma girmesin diye gitmemeye çalışıyorum.
evet itiraf ediyorum cidden korkuyorum ben.
Bu korku yeni değil ilk okul da iğne vuracaklar diye ikinci sınıftı sanırım sınıftan kaçıp ahıra kaçmış ve saklanmıştım. Babam bulmuş ve ikna etmeye çalışmıştı olum sağlığı için lazım bu diye ama ben yine de gitmemiştim. Sonra zorla götürmüştü okula iğne olayım diye bu sefer hemşire iğne vurmamıştı bi nev'i acımıştı bana.
Koca adam olduk ama hala korkuyorum nedenini belki şöyle anlatabilirim;
kan alma olayında damar yolu açmak diyorlar sanırım he işte o damar bende erzürüm peynirini açtıkça açarsınız ya o kadar ince olduğundan garibim hemşire beni deştikçe deşiyor, ben gerildikçe o da geriliyor. Hem bu gerginliği yaşamamak için hem de o demir (gbkz:şey) damarıma girmesin diye gitmemeye çalışıyorum.
evet itiraf ediyorum cidden korkuyorum ben.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?



