Devletimiz son yıllarda engelli insanlarımız için eskiye göre, ciddi kolaylıklar ve imkanlar sağladı. Dahası da gerekli... Özellikle toplumsal bilincimizde ... belediye ve şehircilik uygulamalarında ise ciddi sorunlar var. Engelliler günü farkındalığımız için önemli olabilir. Okullarda bu konuya çok ciddi eğilmek lazım.
erikten yapılan kurutulmuş yiyecek. tatlı-eşki tadı olur. koparıp koparıp yenir.
türkiye diyanet vakfı naatı şerif büyük ödülünün sahibi.
şair, yazar, akademisyen.
şair, yazar, akademisyen.
asıl olarak imalat sanayiinde bilgisayarlaşmanın en üst düzeye çıkarılması ve dolayısıyla üretimin yüksek teknolojiyle donatılmasını hedefleyen bir yaklaşım. Burada üç temel amaç güdülüyor: (1) Üretimde insan emeğinin en aza indirilmesi ve bu yolla üretimdeki hataların ortadan kaldırılması. (2) Üretimin en üst düzeyde esnekliğe kavuşturulması ve bu yolla tüketiciye özel ürün yapabilme imkânının elde edilmesi. (3) Üretimin hızlandırılması.
Kaynak ve güzel bir yazı:
http://www.mahfiegilmez.com/2017/05/endustri-40.html?m=1
Kaynak ve güzel bir yazı:
http://www.mahfiegilmez.com/2017/05/endustri-40.html?m=1
kulağa oldukça hoş gelen bir müziği var. Anlamını merak ettiğim türkü.
Bu ülkedeki eczacılar bildiğin torbacılığa göz dikmişler.
(bkz: okuyup torbacı olmak)
Beni hiç ırgalamayan olay. Ancak #direntorbacı
(bkz: okuyup torbacı olmak)
Beni hiç ırgalamayan olay. Ancak #direntorbacı
nesillerin değişmesi ile birlikte kaçınılmaz son. Şimdi sosyal medya ile beraber gidiyor ancak ileride bitecek tamamen.
Türk milletine has bir durumdur.Gece gündüz bir sürü ar-ge yaptıktan sonra en son şeklini verdikleri çalışma temposuna dayanıklı,düzenli,tertipli,prezantabl gelin adayının iç ve yüz güzelliğinden sonra bi de hamam da nasıl sarma sarıyor diye bakmaları doğal olarak haklarıdır tabi.
(gbkz:Kluj ) bölgesinin başkenti ve en büyük şehridir. Romanya'nın dördüncü popüler şehri olarak bilinir. 2009 sayımlarına göre, 306,009 kişilik bir nüfusu vardır.
2017 yılının ilk iftar davetini verdiğimiz gün
Kalplerin anahtarı, yumuşak huy ve tatlı kelimelerdir.(Hz. Mevlana)
büyük kardeş.
Görüntülü konuşma yaparken sırf pislik olsun diye burnunu karıştıran varlıktır ayrıca.
Görüntülü konuşma yaparken sırf pislik olsun diye burnunu karıştıran varlıktır ayrıca.
iSTiKLAL MARŞIMIZIN 95.YILI KUTLU OLSUN..
KORKMA.. DiYE BAŞLAYARAK, BiZE CESUR OLMAYI HATIRLATAN VE ECDADIMI VATANIMI BAYRAĞIMI LAYIK OLDUĞU YERE YüCELTEREK iSTiKLAL MARŞIMIZI KUTSiLEŞTiREN VE BiZE TüYKiYEYE ARMAĞAN EDEN, öVGüYü VE SEVGiYi HAK EDEN O YüCE iNSAN, MEHMET AKiF ERSOY'UN RUHU ŞAD OLSUN..
KORKMA.. DiYE BAŞLAYARAK, BiZE CESUR OLMAYI HATIRLATAN VE ECDADIMI VATANIMI BAYRAĞIMI LAYIK OLDUĞU YERE YüCELTEREK iSTiKLAL MARŞIMIZI KUTSiLEŞTiREN VE BiZE TüYKiYEYE ARMAĞAN EDEN, öVGüYü VE SEVGiYi HAK EDEN O YüCE iNSAN, MEHMET AKiF ERSOY'UN RUHU ŞAD OLSUN..
"Kader'e inanan insanların yüzlerine dikkatle bakarsanız; kötülerin asla kazanamayacakları bir dinginlik olduğunu görürsünüz. Kötülüğün musallat olduğu insanlar daima tiyatro yapmak zorundadırlar. Sürekli maske ve yalan taşırlar hamal gibi yüzlerinde ve sırtlarında.
Ve kadere inananlar vazgeçmeyi bilirler her türlü ulufeden."
Ve kadere inananlar vazgeçmeyi bilirler her türlü ulufeden."
Sokullu Mehmet Paşa tarafından 1539-1588 yılları arasında Mimar Sinan'a yaptırılan külliyenin cami avlusu içindedir.
Ünlü.
ankara ilahiyat mezunu siyast erbabır. milli gazete kurucusu.
1. 2. ve 5. dönem adana 4. dönem istanbul milletvekili.
1. 2. ve 5. dönem adana 4. dönem istanbul milletvekili.
İslâm alimlerinden biri talebeleriyle Basra kıyısında gezinirken deniz kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Talebelerine dönüp: “İnsanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.
Talebelerden biri: “Çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince mübarek zat:
“Ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden yüksek sesle konuşuruz? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de duyurabilecek ve demek istediklerimizi rahat aktarabilecekken niye avazımız çıktığı kadar boğazımızı yırtarak bağırırız?” diye tekrar sormuş.
Talebelerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak mecburiyetinde kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları lazım gelir.”
“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır.
Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile lüzum kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini hakiki olarak seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”
Daha sonra mübarek zat talebelerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu sebeple tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine müsaade etmeyin, izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözlerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz. Allah-u Teala muhafaza buyursun”
Evet Hazreti Mevlâna da ne diyor:
“Zerzevatçı bağırır, sarraf bağırmaz,
Eskici bağırır, antikacı bağırmaz,
Söyleyecek sözü, fikri kıymetli olan bağırmaz
Bağıran düşünemez, düşünmeyen kavga eder…”
Talebelerden biri: “Çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince mübarek zat:
“Ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden yüksek sesle konuşuruz? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de duyurabilecek ve demek istediklerimizi rahat aktarabilecekken niye avazımız çıktığı kadar boğazımızı yırtarak bağırırız?” diye tekrar sormuş.
Talebelerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak mecburiyetinde kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları lazım gelir.”
“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır.
Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile lüzum kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini hakiki olarak seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”
Daha sonra mübarek zat talebelerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu sebeple tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine müsaade etmeyin, izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözlerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz. Allah-u Teala muhafaza buyursun”
Evet Hazreti Mevlâna da ne diyor:
“Zerzevatçı bağırır, sarraf bağırmaz,
Eskici bağırır, antikacı bağırmaz,
Söyleyecek sözü, fikri kıymetli olan bağırmaz
Bağıran düşünemez, düşünmeyen kavga eder…”
iplik, tel.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
