İnsanları severken bile kategorilere ayırıyoruz. Türk,kürt,ingiliz,alman diye.
hayvanseverden çok kedi köpek severdir. Belki doğrusu da bu.
Türkiyede hayvan severlik bu şekilde yürüyor. İnançlara göre kurban diye bir şey var. Kurban edilen hayvan katletilmek olarak görülmüyor. En azından ben görmüyorum. En fazla sevdiğim hayvan inek,tosun cinsidir. ancak kesilmesine zerre üzülmem.
Başka ülkelerde bu olgu başka şekilde oluyor. örneğin hindistanda işler çok daha farklıdır hayvanseverlik açısından.
Yaratılmış olarak sevmek lazım.
silgi kokusu.
Mühür, ziynet için kullanılan boncuklara ad olan 'mühre' kelimesinden çıkmıştır. Sebebi de mühürlerin akik ve süleymani türden taşlardan yapılmasıdır.
Mühür manasında kullanılan 'hatem' kelimesi de hitam (son, bitim) kelimesinden türemiştir. 'Hitam' bir şeyi mühürleyecek balçık demektir ki, önceleri mühür mumu yerine balçık kullanılırdı.
Hatem, mektup üzerine vurmak için üstünde resim veya bir tür işaret hakkedilmiş olan şeylerdir. bu usul Mısır'da Hz. Yusuf zamanından beri bilindiği gibi, Yahudilerde de 'Mühr-i Süleyman' denilen şekil olarak tanınmıştır. Kısacası mühür eskiden beri bütün doğuda biliniyordu.
Mühürler türlü maden ve taşlar üzerine kazınır ve üzerlerine isim,resim,arma, beyit, ata sözü vs. yazılırıdı.
Romalılarda bir kimseye mühür teslimi, o şahıs hakkında olağanüstü muhabbet ve güven duymak demekti. Avrupa'nın eski kavimleri, muhafaza edecekleri eşya üzerine balmumu ile mühür vururlardı.
mühürlere isim yazılması mutlaka adet değildir. Hereksin kendine göre bir alameti, izi de mühürolabilir. Mesela, Avrupa hükümdarlarının mühürleri resimli ve nakış işlemeliydi. Hatta kendi resimlerini havi olanlar da vardı.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) civar hükümdarları İslamiyet'e davet buyurmak üzere yazdıkları mektuplarına 'hatem-i risalet'i (Peygamberlik mührü) basmışlardı. Komşu hükümdarlara mektup yazılması irade buyurulduğu zaman, Ashab-ı Kiram'dan bir zatın ''Hatemsiz mektuba bunlar itimat etmezler.'' demesi üzerine, hatem ittihaz buyurmuştur.
Hatem-i nebevi gümüşten olup yüzük taşı siyah akiktendi. bu hatem Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) fani aleme veda buyurdukları ana kadar sağ elinde bulundurmuş, sonrasında Hulefa-i Raşidin'e intikal etmiştir.
Mühür manasında kullanılan 'hatem' kelimesi de hitam (son, bitim) kelimesinden türemiştir. 'Hitam' bir şeyi mühürleyecek balçık demektir ki, önceleri mühür mumu yerine balçık kullanılırdı.
Hatem, mektup üzerine vurmak için üstünde resim veya bir tür işaret hakkedilmiş olan şeylerdir. bu usul Mısır'da Hz. Yusuf zamanından beri bilindiği gibi, Yahudilerde de 'Mühr-i Süleyman' denilen şekil olarak tanınmıştır. Kısacası mühür eskiden beri bütün doğuda biliniyordu.
Mühürler türlü maden ve taşlar üzerine kazınır ve üzerlerine isim,resim,arma, beyit, ata sözü vs. yazılırıdı.
Romalılarda bir kimseye mühür teslimi, o şahıs hakkında olağanüstü muhabbet ve güven duymak demekti. Avrupa'nın eski kavimleri, muhafaza edecekleri eşya üzerine balmumu ile mühür vururlardı.
mühürlere isim yazılması mutlaka adet değildir. Hereksin kendine göre bir alameti, izi de mühürolabilir. Mesela, Avrupa hükümdarlarının mühürleri resimli ve nakış işlemeliydi. Hatta kendi resimlerini havi olanlar da vardı.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) civar hükümdarları İslamiyet'e davet buyurmak üzere yazdıkları mektuplarına 'hatem-i risalet'i (Peygamberlik mührü) basmışlardı. Komşu hükümdarlara mektup yazılması irade buyurulduğu zaman, Ashab-ı Kiram'dan bir zatın ''Hatemsiz mektuba bunlar itimat etmezler.'' demesi üzerine, hatem ittihaz buyurmuştur.
Hatem-i nebevi gümüşten olup yüzük taşı siyah akiktendi. bu hatem Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) fani aleme veda buyurdukları ana kadar sağ elinde bulundurmuş, sonrasında Hulefa-i Raşidin'e intikal etmiştir.
Grup veya holdinge bağlı bir şirkette çalışan personelin ihtiyaca göre diğer bağlı diğer şirketlere nakil edilmesine sık sık rastlanmaktadır. Uygulama, yöneticilerinin isteği üzerine (A) şirketinden herhangi bir ay sonu ayrılan kişinin ertesi ayın birinci günü grubun diğer şirketinde işe başlaması şeklinde yürütülmektedir.
Böyle bir durumda 2 alternatif söz konudur:
I-) Ayrıldığı şirkette İş Kanununa göre ihbar ve kıdem tazminatı ödenebilir. Yeni şirkette, yeni bir iş akdiyle sıfırdan başlatılabilir. İhbar tazminatı, ihbar öneli kullanılarak çalıştığı yıla göre önceden bilgi vermek şeklinde uygulanabilir. Veya nakit ödenir.
Bu yol genelde iki sebeple uygulanmamaktadır.
a) Kıdem tazminatı ödenen personelin diğer işyerine gitmeyerek, işten ayrılma ihtimali ortaya çıkmaktadır.
b) Lüzumsuz ihbar tazminatına sebep olmaktadır.
Dolayısıyla iş dünyasında aşağıda yazılı ikinci alternatif uygulanmaktadır.
II-) Personelin ayrıldığı (A) şirketi ile işe başlayacağı (B) şirketi arasında bir sözleşme yapılması gerekmektedir. Bu sözleşmede HİZMET AKDİNİN DEVİR EDİLDİĞİ, personelin KIDEM TAZMİNATI, SENELİK İZİN V.S tüm haklarının (B) şirketine devir edildiği yazılmalıdır. Personel (B) şirketinden istifa ederek ayrılırsa kıdem ödenmesi sözkonusu olmayacaktır. Kıdem ödenmesini gerektiren bir sebeple ayrılırsa toplam kıdem tazminatını son çalıştığı (B) şirketi ödeyecektir. Kıdem tazminatının (A) şirketinde çalışılan SÜREYE İSABET EDEN ve (A) şirketindeki SON ÜCRETİNE göre hesaplanacak kıdem tazminatı tutarının (B) şirketi tarafından KDV’siz fatura ile (A) şirketine yansıtılacağı yine sözleşmeye yazılmalıdır.
Bazen (B) şirketinden de (C)’ye oradan da (D) şirketine nakil olabilir. Yapılacak sözleşmelerde son şirket (D) kendi üzerinde kalan payın haricini (A) (B) ve (C) şirketlerine yansıyabilir. Bütün bu hususlar sözleşmede yazılmalıdır.
SÖZLEŞME YAPILMAZSA, iki sorun ortaya çıkabilir.
1-) (A) işyerinden kıdem ödenmesini gerektirmeyen bir şekilde çıkış işlemi yapıldığı için daha sonra (B) şirketince yansıtılan faturanın dayanağı olmadığı için (A) şirketinde gider kabul edilmez.
2-) Kıdem tazminatının tamamını ödeyen son şirket tamamını gider yazamaz. Çalışma sürelerine göre yapılacak hesap sonucu (A) şirketine isabet eden kıdem tazminatı, tazminat sayılmaz. Ücret kabul edilerek vergilendirilmesi gerekir.
İş Kanununda açıkça karşılığı bulunmayan bu konuda, büromuza gelen sorulara yıllardır yukarıdaki cevap verilmektedir. Bu görüşümüzün dayanağı şunlardır.
1-) YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 17.1.2007 tarih ve E.No:2007/9-9 ve K.No:2007/16 kararında; “HİZMET AKDİ DEVRİ BULUNMASI” halinde kıdem tazminatı hesabı yapılırken tüm şirketlerde geçen sürenin toplamının esas alınmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.
2-) YARGITAY 9. Hukuk Dairesi 26.3.2007 tarih ve E.No: 2006/23059 ve K.No: 2007/8521 kararında; “Dairemizin köklü içtihatlarına göre kıdem tazminatının tamamından son işveren ancak önceki işverenler de kendi işyerlerinde geçen hizmet süresi ve o tarihteki ücrete göre belirlenecek kıdem tazminatı miktarı ile sınırlı olarak sorumludur. Öte yandan yıllık ücretli izin alacağı son işverence ödenmesi gerekir.” Hükmü bulunmaktadır.
3-) 60 Sıra No.lu Katma Değer Vergisi Sirkülerinin 1.2. maddesine göre kıdem tazminatı devir işlemleri KDV’ne tabi değildir.
4-) Yukarıdaki örneğimizde belirtilen son çalışılan (B) şirketinin kıdemi ödeyemediği, bu durumda ilk çalışılan şirket (A) öderse gider yazıp, yazamayacağını İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına soran firmaya şu cevap verilmiştir. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 27.11.2012 tarih ve KVK 8-3090 sayılı özelgesindeki; “eski işçinize ait kıdem tazminatı kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmaksızın şirketinizce ödeneceğinden safi kurum kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.” İfadesinden SÖZLEŞME yapılmış olsaydı gider kabul edileceği anlamı çıkmaktadır.
Şerif ARI
Yeminli Mali Müşavir http://www.saymmas.com.tr/?p=880
Böyle bir durumda 2 alternatif söz konudur:
I-) Ayrıldığı şirkette İş Kanununa göre ihbar ve kıdem tazminatı ödenebilir. Yeni şirkette, yeni bir iş akdiyle sıfırdan başlatılabilir. İhbar tazminatı, ihbar öneli kullanılarak çalıştığı yıla göre önceden bilgi vermek şeklinde uygulanabilir. Veya nakit ödenir.
Bu yol genelde iki sebeple uygulanmamaktadır.
a) Kıdem tazminatı ödenen personelin diğer işyerine gitmeyerek, işten ayrılma ihtimali ortaya çıkmaktadır.
b) Lüzumsuz ihbar tazminatına sebep olmaktadır.
Dolayısıyla iş dünyasında aşağıda yazılı ikinci alternatif uygulanmaktadır.
II-) Personelin ayrıldığı (A) şirketi ile işe başlayacağı (B) şirketi arasında bir sözleşme yapılması gerekmektedir. Bu sözleşmede HİZMET AKDİNİN DEVİR EDİLDİĞİ, personelin KIDEM TAZMİNATI, SENELİK İZİN V.S tüm haklarının (B) şirketine devir edildiği yazılmalıdır. Personel (B) şirketinden istifa ederek ayrılırsa kıdem ödenmesi sözkonusu olmayacaktır. Kıdem ödenmesini gerektiren bir sebeple ayrılırsa toplam kıdem tazminatını son çalıştığı (B) şirketi ödeyecektir. Kıdem tazminatının (A) şirketinde çalışılan SÜREYE İSABET EDEN ve (A) şirketindeki SON ÜCRETİNE göre hesaplanacak kıdem tazminatı tutarının (B) şirketi tarafından KDV’siz fatura ile (A) şirketine yansıtılacağı yine sözleşmeye yazılmalıdır.
Bazen (B) şirketinden de (C)’ye oradan da (D) şirketine nakil olabilir. Yapılacak sözleşmelerde son şirket (D) kendi üzerinde kalan payın haricini (A) (B) ve (C) şirketlerine yansıyabilir. Bütün bu hususlar sözleşmede yazılmalıdır.
SÖZLEŞME YAPILMAZSA, iki sorun ortaya çıkabilir.
1-) (A) işyerinden kıdem ödenmesini gerektirmeyen bir şekilde çıkış işlemi yapıldığı için daha sonra (B) şirketince yansıtılan faturanın dayanağı olmadığı için (A) şirketinde gider kabul edilmez.
2-) Kıdem tazminatının tamamını ödeyen son şirket tamamını gider yazamaz. Çalışma sürelerine göre yapılacak hesap sonucu (A) şirketine isabet eden kıdem tazminatı, tazminat sayılmaz. Ücret kabul edilerek vergilendirilmesi gerekir.
İş Kanununda açıkça karşılığı bulunmayan bu konuda, büromuza gelen sorulara yıllardır yukarıdaki cevap verilmektedir. Bu görüşümüzün dayanağı şunlardır.
1-) YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 17.1.2007 tarih ve E.No:2007/9-9 ve K.No:2007/16 kararında; “HİZMET AKDİ DEVRİ BULUNMASI” halinde kıdem tazminatı hesabı yapılırken tüm şirketlerde geçen sürenin toplamının esas alınmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.
2-) YARGITAY 9. Hukuk Dairesi 26.3.2007 tarih ve E.No: 2006/23059 ve K.No: 2007/8521 kararında; “Dairemizin köklü içtihatlarına göre kıdem tazminatının tamamından son işveren ancak önceki işverenler de kendi işyerlerinde geçen hizmet süresi ve o tarihteki ücrete göre belirlenecek kıdem tazminatı miktarı ile sınırlı olarak sorumludur. Öte yandan yıllık ücretli izin alacağı son işverence ödenmesi gerekir.” Hükmü bulunmaktadır.
3-) 60 Sıra No.lu Katma Değer Vergisi Sirkülerinin 1.2. maddesine göre kıdem tazminatı devir işlemleri KDV’ne tabi değildir.
4-) Yukarıdaki örneğimizde belirtilen son çalışılan (B) şirketinin kıdemi ödeyemediği, bu durumda ilk çalışılan şirket (A) öderse gider yazıp, yazamayacağını İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına soran firmaya şu cevap verilmiştir. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 27.11.2012 tarih ve KVK 8-3090 sayılı özelgesindeki; “eski işçinize ait kıdem tazminatı kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmaksızın şirketinizce ödeneceğinden safi kurum kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.” İfadesinden SÖZLEŞME yapılmış olsaydı gider kabul edileceği anlamı çıkmaktadır.
Şerif ARI
Yeminli Mali Müşavir http://www.saymmas.com.tr/?p=880
İŞ SÖZLEŞMESİNİN KARŞILIKLI ANLAŞMA YOLUYLA
SONA ERDİRİLMESİ VE
SONA ERMENİN SONUÇLARINA İLİŞKİN İKALE SÖZLEŞMESİ
A- TARAFLAR VE ARADAKİ İLİŞKİ
1- Bu sözleşme Ünüvar Elektronik San ve Tic. A.Ş.’nin Başer sok No:41 Yukarı Dudullu Ümraniye adresindeki kurulu işyerinde Müşteri temsilcisi olarak görev yapan Çalışan Füsun BULUT ( TC: xxxxxxxxxxx ) ile İşveren Ünüvar Elektronik San. ve Tic. A.Ş. arasında düzenlenmiştir.
2- Taraflar arasında 10.02.2014 başlangıç tarihli süresi belirsiz iş sözleşmesi vardır.
3- Çalışan müşteri temsilcisi olarak çalışmıştır.
B- İŞ İLİŞKİSİNİN SONA ERDİRİLMESİ VE SONUÇLARI
1- İşveren Ünüvar Elektronik San. ve Tic. A.Ş. ile Çalışan Füsun BULUT aralarında yürürlükte bulunan iş sözleşmesini 29.02.2016 tarihi itibariyle karşılıklı olarak son verme konusunda anlaşmışlardır.
2- Taraflar; Çalışan Füsun BULUT’ın müşteri temsilcisi olarak görev yaptığı Ünüvar Elektronik san ve A.Ş. de 10.02.2014-29.02.2016 tarihleri arasında geçirdiği süresi belirsiz iş sözleşmesi dönemini kapsayan dönemlerin tümüne etkili olmak üzere; toplamda, 42.000.-TL (kıdem, yıllık izin, fazla mesai ve açılan işe iade davasından feragatı kapsayan Makul Yarar Ölçütü İle Ek Olanaklar Sağlanması vb her türlü yasal hakları) ödenerek iş ilişkisinin sona erdirilmesi konusunda mutabakata varmışlardır. Ünüvar tarafından ödenecek rakama ilişkin açıklamalı döküm, Ek-1 de yer almakta olup, Ek-1 işbu ikale sözleşmesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
3- Kararlaştırılan ödeme 2 taksit halinde, aşağıda belirtilen tarihlerde, Füsun Bulut’un İş Bankası İmes Şubesi TR180006400000111180234284 İban numaralı hesabına havale sureti ile yapılacaktır.
1. Taksit: 21.000.-TL15.04.2016
2. Taksit: 21.000.-TL 15.05.2016
4- Son taksidin ödenmesi ile, Füsun BULUT, 18/02/2016 tarihinde Ünüvar’a açtığı işe iade davası (İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi 2016/127E. ) dosyasından feragat edecektir. Davadan feragat edilmesi nedeni ile ortaya çıkacak masraf ve vekalet ücretleri, 3. Madde ile belirtilen ödeme miktarının içinde ödenmiş kabul edilecek, feragat nedeni ile Ünüvar başkaca herhangi bir ödeme yükümlülüğü altında olmayacaktır. Bu feragat ile taraf vekilleri, karşılıklı olarak vekalet ücreti hakları bulunmadığı kabul etmiş sayılacaktır. Füsun Bulut’un, İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi’nin 2016/127E. Sayılı dosya ile yapmış olduğu masraflar, kendi üzerine bırakılacak olup, Füsun Bulut dava açılış masraflarına ilişkin herhangi bir bedel talep etmeyecektir.
5- Dördüncü ve beşinci madde de belirlenen mutabakat hükümleriyle taraflar arasındaki iş ilişkisi bütün sonuçlarıyla geçmişe ve geleceğe dönük olarak tasfiye edilmiş olup, taraflar birbirlerinden herhangi bir konuda talepte bulunmayacaklarını taahhüt etmişlerdir.
C- İBRA VE FERAGAT BEYANI
6- Çalışan Füsün BULUT beşinci maddede belirtilen hizmet sürelerinin tamamına şamil olmak üzere; ilişkinin sona erme biçimi de gözetilerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı haklarının olmadığını, fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığını, yıllık izin ücreti ve her ne ad altında olursa olsun hiçbir hak ve alacağının kalmadığını beyanla tüm yasal hakları kapsayacak şekilde işvereni geri dönüşsüz olarak ibra etmiştir.
7- Çalışan FÜSÜN BULUT beşinci maddede belirtilen hizmet sürelerinin tümü bakımından hem iş sözleşmelerinin devamı sırasında oluşmuş hem de sona ermesine ilişkin doğmuş fazlaya ilişkin tüm haklardan gayri kabili rücu ettiğini her türlü alacağa ilişkin talep ve dava haklarından feragat ettiğini, Ünüvar Elektronik San ve Tic. A.Ş. den hiçbir alacağı kalmadığını, kabul etmiştir.
D- MAHSUP HAKKI VE ÖDEME İTİRAZINDA BULUNMA YETKİSİ
8- Çalışanın iş ilişkisi kapsamında veya iş ilişkisinin sona ermesine yönelik herhangi bir taleple dava açması ve dava sonucu İşvereninin ödemesi gereken herhangi bir alacağının çıkması halinde, Çalışana dördüncü madde uyarınca yapılan ödeme bu alacak veya alacaklardan mahsup edilir. İşveren mahsup hakkını aleyhine açılacak davada ödeme itirazı olarak ileri sürme hak ve yetkisine sahiptir.
E- SON HÜKÜMLER
9- Bu sözleşme 04.04.2016 tarihinde iki nüsha olarak imza altına alınmış ve her bir asıl nüsha taraflar uhdesinde kalmıştır.
Ünüvar Elekt. San. Ve Tic A.Ş.Füsun BULUT
SONA ERDİRİLMESİ VE
SONA ERMENİN SONUÇLARINA İLİŞKİN İKALE SÖZLEŞMESİ
A- TARAFLAR VE ARADAKİ İLİŞKİ
1- Bu sözleşme Ünüvar Elektronik San ve Tic. A.Ş.’nin Başer sok No:41 Yukarı Dudullu Ümraniye adresindeki kurulu işyerinde Müşteri temsilcisi olarak görev yapan Çalışan Füsun BULUT ( TC: xxxxxxxxxxx ) ile İşveren Ünüvar Elektronik San. ve Tic. A.Ş. arasında düzenlenmiştir.
2- Taraflar arasında 10.02.2014 başlangıç tarihli süresi belirsiz iş sözleşmesi vardır.
3- Çalışan müşteri temsilcisi olarak çalışmıştır.
B- İŞ İLİŞKİSİNİN SONA ERDİRİLMESİ VE SONUÇLARI
1- İşveren Ünüvar Elektronik San. ve Tic. A.Ş. ile Çalışan Füsun BULUT aralarında yürürlükte bulunan iş sözleşmesini 29.02.2016 tarihi itibariyle karşılıklı olarak son verme konusunda anlaşmışlardır.
2- Taraflar; Çalışan Füsun BULUT’ın müşteri temsilcisi olarak görev yaptığı Ünüvar Elektronik san ve A.Ş. de 10.02.2014-29.02.2016 tarihleri arasında geçirdiği süresi belirsiz iş sözleşmesi dönemini kapsayan dönemlerin tümüne etkili olmak üzere; toplamda, 42.000.-TL (kıdem, yıllık izin, fazla mesai ve açılan işe iade davasından feragatı kapsayan Makul Yarar Ölçütü İle Ek Olanaklar Sağlanması vb her türlü yasal hakları) ödenerek iş ilişkisinin sona erdirilmesi konusunda mutabakata varmışlardır. Ünüvar tarafından ödenecek rakama ilişkin açıklamalı döküm, Ek-1 de yer almakta olup, Ek-1 işbu ikale sözleşmesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
3- Kararlaştırılan ödeme 2 taksit halinde, aşağıda belirtilen tarihlerde, Füsun Bulut’un İş Bankası İmes Şubesi TR180006400000111180234284 İban numaralı hesabına havale sureti ile yapılacaktır.
1. Taksit: 21.000.-TL15.04.2016
2. Taksit: 21.000.-TL 15.05.2016
4- Son taksidin ödenmesi ile, Füsun BULUT, 18/02/2016 tarihinde Ünüvar’a açtığı işe iade davası (İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi 2016/127E. ) dosyasından feragat edecektir. Davadan feragat edilmesi nedeni ile ortaya çıkacak masraf ve vekalet ücretleri, 3. Madde ile belirtilen ödeme miktarının içinde ödenmiş kabul edilecek, feragat nedeni ile Ünüvar başkaca herhangi bir ödeme yükümlülüğü altında olmayacaktır. Bu feragat ile taraf vekilleri, karşılıklı olarak vekalet ücreti hakları bulunmadığı kabul etmiş sayılacaktır. Füsun Bulut’un, İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi’nin 2016/127E. Sayılı dosya ile yapmış olduğu masraflar, kendi üzerine bırakılacak olup, Füsun Bulut dava açılış masraflarına ilişkin herhangi bir bedel talep etmeyecektir.
5- Dördüncü ve beşinci madde de belirlenen mutabakat hükümleriyle taraflar arasındaki iş ilişkisi bütün sonuçlarıyla geçmişe ve geleceğe dönük olarak tasfiye edilmiş olup, taraflar birbirlerinden herhangi bir konuda talepte bulunmayacaklarını taahhüt etmişlerdir.
C- İBRA VE FERAGAT BEYANI
6- Çalışan Füsün BULUT beşinci maddede belirtilen hizmet sürelerinin tamamına şamil olmak üzere; ilişkinin sona erme biçimi de gözetilerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı haklarının olmadığını, fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığını, yıllık izin ücreti ve her ne ad altında olursa olsun hiçbir hak ve alacağının kalmadığını beyanla tüm yasal hakları kapsayacak şekilde işvereni geri dönüşsüz olarak ibra etmiştir.
7- Çalışan FÜSÜN BULUT beşinci maddede belirtilen hizmet sürelerinin tümü bakımından hem iş sözleşmelerinin devamı sırasında oluşmuş hem de sona ermesine ilişkin doğmuş fazlaya ilişkin tüm haklardan gayri kabili rücu ettiğini her türlü alacağa ilişkin talep ve dava haklarından feragat ettiğini, Ünüvar Elektronik San ve Tic. A.Ş. den hiçbir alacağı kalmadığını, kabul etmiştir.
D- MAHSUP HAKKI VE ÖDEME İTİRAZINDA BULUNMA YETKİSİ
8- Çalışanın iş ilişkisi kapsamında veya iş ilişkisinin sona ermesine yönelik herhangi bir taleple dava açması ve dava sonucu İşvereninin ödemesi gereken herhangi bir alacağının çıkması halinde, Çalışana dördüncü madde uyarınca yapılan ödeme bu alacak veya alacaklardan mahsup edilir. İşveren mahsup hakkını aleyhine açılacak davada ödeme itirazı olarak ileri sürme hak ve yetkisine sahiptir.
E- SON HÜKÜMLER
9- Bu sözleşme 04.04.2016 tarihinde iki nüsha olarak imza altına alınmış ve her bir asıl nüsha taraflar uhdesinde kalmıştır.
Ünüvar Elekt. San. Ve Tic A.Ş.Füsun BULUT
sadi celil cengizin yazıp oynadığı bir film. Boş bir film.
(gbkz:bide çaycıya 35 tl borcum var)
(gbkz:bide çaycıya 35 tl borcum var)
Afrika Kıtasında : Gabon, Kongo, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda, Kenya, Somali.
Asya Kıtasında : Maldivler, Endonezya.
Güney Amerika Kıtasında : Ekvador, Kolombiya, Brezilya.
Asya Kıtasında : Maldivler, Endonezya.
Güney Amerika Kıtasında : Ekvador, Kolombiya, Brezilya.
Afrika Kıtasında : Gabon, Kongo, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda, Kenya, Somali.
Asya Kıtasında : Maldivler, Endonezya.
Güney Amerika Kıtasında : Ekvador, Kolombiya, Brezilya.
Diyeceksin ki niye? Ankaranın bu soğuğundan bıktım arkadaş artık bıktım. Gidim şort ile dolaşabileceğim bi yer bakacağım artık. Ekvatorun geçtiği ülkeler yukarıdakiler.
Asya Kıtasında : Maldivler, Endonezya.
Güney Amerika Kıtasında : Ekvador, Kolombiya, Brezilya.
Diyeceksin ki niye? Ankaranın bu soğuğundan bıktım arkadaş artık bıktım. Gidim şort ile dolaşabileceğim bi yer bakacağım artık. Ekvatorun geçtiği ülkeler yukarıdakiler.
ben şimdi ne bok yiyeceğim, iş yok, güç yok, okul bitmedi, ailenin haberi yok ve buna benzer bir sürü problem ile uğraşacaksın demektir.
Yukarıdaki problemler başının etini yiyebilir. Seni deliye döndürebilir.
Ancak olaya şu şekilde bak derim, artık kimin başına geldiyse ve gelecekse, bir can var ortada yavaş yavaş büyüyen, senin olan, sevdiğin sevgilim dediğin kişinin olan bir can.
Yukarıda saydığım ve daha fazlası ile meşgul olabilirsin, olacaksında ancak senden olan ve senin olan o iki canın kıymetini bil.
Kendi saçma sapan bi boka yaramaz bahanelerini (iş,güç,aileler) bi tarafa bırak ve artık aile babası olduğunun farkına var. Artık bir ailen olduğunun bilinci ile üzerine düşeni yapmaya çalış. Öncelikle ailene söyle durum bu şekilde, sonra asgari ücrette olsa bir iş bul kendine, bi şekilde o aileyi geçindir.
rızık Allahtan gelir. Hele çocuk olunca o çok kısa bir süre içerisinde gelir. O çocuğa bakamam edemem deyip kendini de karşındaki iki canı da heba etme.
Bize dayatılan edilen sistematik yaşam biçiminden dışarı çıktın diye de üzülme, herkes o saçma sistematik hayatı yaşamak zorunda değil. Okul,askerlik,iş,düğün,çocuk bu değildir hayat. Bu şekilde olduğunu lütfen düşünme. Bir insanın elinde dört parmak olsa da şikayetçi olur neden eksik altı parmak olsa da şikayetçi olur neden fazla diye. Herkesle aynı şekilde yaşayacaksın diye bir şey yok. Neyse nasibine düşen o kadar değil midir zaten bu hayat dediğin.
Erkek olarak güçlü olman lazım, sen güçlü olmazsan o aile başlamadan biter, çocuğu ya aldırır ve yıllar sonra bin pişman olursun yada bi şekilde doğar ve bi yerlere atarsınız. Atma derken en kötüsünü düşünmek istemiyorum tabi ancak sen büyütemezsin onu düşün. Düşünülecek bir şey varsa oda bu. Ayrıca sevgilim dediğin şeyi de kaybeder bi daha o sevgiyi hissedemeyebilirsin.
Son olarak hayatta en güzel şey sevdadır. Bu zamanlı olur zamansız olur biraz nasip tabi. Şans diyenler de var. Yakaladıysan bırakma derim. O çocuk olsun diye yemediği iğne kalmayan kadınlar, gitmediği ülke kalmayan erkekler var. Kendi saçma sapan korkularınla mahvetme.
Korktuğun şey geçim ise para ise emin ol bir şekilde bulunur. Bulamazsan ben sana bunu temin edemem belki ancak kanuni, helal yollarını söyleyebilirim. En kötü ihtimal okuyorsan okulu bırakırsın, eşin okuyorsa okulu bırakır asgari ücretle çalışırsınız.
Hayatta en güzel şeylerden bir diğerini de yazmak isterim. Kendi emeğin ile aldığın şey en kıymetli şeyindir. Bir aile kuracaksan halı yoksa o halıyı ortak alırsınız ve o halı normal şartlarda, sistematik hayat düzeninde olan hiç bir halı kadar kıymetli olmaz emin ol buna.
Edit: Ne yapıyorum, ne yazıyorum ben böyle!
Yukarıdaki problemler başının etini yiyebilir. Seni deliye döndürebilir.
Ancak olaya şu şekilde bak derim, artık kimin başına geldiyse ve gelecekse, bir can var ortada yavaş yavaş büyüyen, senin olan, sevdiğin sevgilim dediğin kişinin olan bir can.
Yukarıda saydığım ve daha fazlası ile meşgul olabilirsin, olacaksında ancak senden olan ve senin olan o iki canın kıymetini bil.
Kendi saçma sapan bi boka yaramaz bahanelerini (iş,güç,aileler) bi tarafa bırak ve artık aile babası olduğunun farkına var. Artık bir ailen olduğunun bilinci ile üzerine düşeni yapmaya çalış. Öncelikle ailene söyle durum bu şekilde, sonra asgari ücrette olsa bir iş bul kendine, bi şekilde o aileyi geçindir.
rızık Allahtan gelir. Hele çocuk olunca o çok kısa bir süre içerisinde gelir. O çocuğa bakamam edemem deyip kendini de karşındaki iki canı da heba etme.
Bize dayatılan edilen sistematik yaşam biçiminden dışarı çıktın diye de üzülme, herkes o saçma sistematik hayatı yaşamak zorunda değil. Okul,askerlik,iş,düğün,çocuk bu değildir hayat. Bu şekilde olduğunu lütfen düşünme. Bir insanın elinde dört parmak olsa da şikayetçi olur neden eksik altı parmak olsa da şikayetçi olur neden fazla diye. Herkesle aynı şekilde yaşayacaksın diye bir şey yok. Neyse nasibine düşen o kadar değil midir zaten bu hayat dediğin.
Erkek olarak güçlü olman lazım, sen güçlü olmazsan o aile başlamadan biter, çocuğu ya aldırır ve yıllar sonra bin pişman olursun yada bi şekilde doğar ve bi yerlere atarsınız. Atma derken en kötüsünü düşünmek istemiyorum tabi ancak sen büyütemezsin onu düşün. Düşünülecek bir şey varsa oda bu. Ayrıca sevgilim dediğin şeyi de kaybeder bi daha o sevgiyi hissedemeyebilirsin.
Son olarak hayatta en güzel şey sevdadır. Bu zamanlı olur zamansız olur biraz nasip tabi. Şans diyenler de var. Yakaladıysan bırakma derim. O çocuk olsun diye yemediği iğne kalmayan kadınlar, gitmediği ülke kalmayan erkekler var. Kendi saçma sapan korkularınla mahvetme.
Korktuğun şey geçim ise para ise emin ol bir şekilde bulunur. Bulamazsan ben sana bunu temin edemem belki ancak kanuni, helal yollarını söyleyebilirim. En kötü ihtimal okuyorsan okulu bırakırsın, eşin okuyorsa okulu bırakır asgari ücretle çalışırsınız.
Hayatta en güzel şeylerden bir diğerini de yazmak isterim. Kendi emeğin ile aldığın şey en kıymetli şeyindir. Bir aile kuracaksan halı yoksa o halıyı ortak alırsınız ve o halı normal şartlarda, sistematik hayat düzeninde olan hiç bir halı kadar kıymetli olmaz emin ol buna.
Edit: Ne yapıyorum, ne yazıyorum ben böyle!
ulusal anlamda yayın yapmayan, bulunduğu yöre,ilçe,il sınırları içerisinde yayın yapan kanallara verilen isim.
ulusal kanallara göre çok daha zordur yayın olayı.
ulusal kanallara göre çok daha zordur yayın olayı.
sabah uyanır uyanmaz kafayı sağa sola iyice çevirme bir yöntem sayılır. bu kütletmeden ziyade katletme şeklindedir aslında.
Türkiye'deki görme engelliler için hazırlanan gazete.
maddi imkansızlıklar ile mücadele veriyormuş.
Bastıkları bir gazetenin maliyetinin 35 lirayı bulduğuna dikkati çeken Oğuzhan, şunları kaydetti:
\"Bunların hepsi parayla olan işler. Çok güzel bir iş olduğunu söylüyorlar ancak reklam vermiyorlar. Sadece bazı belediyeler sponsor olmuştu. Neredeyse hiç gelirimiz yok. Kapanma riskimiz var. Kapanmamak için mücadele ediyoruz ancak bunu başarabilmek için ekonomimizi düzeltmemiz gerekiyor.\"
maddi imkansızlıklar ile mücadele veriyormuş.
Bastıkları bir gazetenin maliyetinin 35 lirayı bulduğuna dikkati çeken Oğuzhan, şunları kaydetti:
\"Bunların hepsi parayla olan işler. Çok güzel bir iş olduğunu söylüyorlar ancak reklam vermiyorlar. Sadece bazı belediyeler sponsor olmuştu. Neredeyse hiç gelirimiz yok. Kapanma riskimiz var. Kapanmamak için mücadele ediyoruz ancak bunu başarabilmek için ekonomimizi düzeltmemiz gerekiyor.\"
ticaret ünvanı Akbank T.A.Ş. olan sabancı bankası.
Ocak 1948\'de Adana\'da Hacı Ömer Sabancı\'nın da aralarında bulunduğu bir grup iş adamı tarafından bölgedeki pamuk üreticilerine finansman sağlamak amacıyla kurulmuş özel bankadır.
http://www.akbank.com/
Ocak 1948\'de Adana\'da Hacı Ömer Sabancı\'nın da aralarında bulunduğu bir grup iş adamı tarafından bölgedeki pamuk üreticilerine finansman sağlamak amacıyla kurulmuş özel bankadır.
http://www.akbank.com/
ne kadar güzel görüntüdür o öyle. Dosta düşmana karşı. Düşünen yapan herkese çok teşekkür ederim. Asker bizim polis bizim vatan bizim.
http://kralspor.ensonhaber.com/resimler/kok/2016/12/11/yasi_5834.jpg
İstanbul Beşiktaş'ta Vodafone Arena yakınında bir patlama meydana geldi. Patlama pek çok semtten duyulurken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu \"Maçın hemen çıkışında Bursaspor taraftarının dağıldığı çıkışta, taraftarlar dağıldıktan sonra çevik kuvvet polisimizin olduğu noktada bir bombalı araç olduğu değerlendiriliyor. 20'ye yakın yaralı var, şehit sayısı konusunda bir bilgimiz yok. İnşallah olmayacağını ümit ediyoruz. Yaralılar polis\" dedi.
[https://onedio.com/haber/istanbul-da-vodafone-arena-onunde-patlama-744143 tık tık]
[https://onedio.com/haber/istanbul-da-vodafone-arena-onunde-patlama-744143 tık tık]
dünyanın en sempatik sözü. kapıyı anahtarla açtıktan sonra söyleniyor. Yalınz sen ve ben sevgili ev ile devam eder.
Cumada dinlediğim en anlamlı, en içimi acıtan hutbelerden biriydi.
--- (gbkz: spoiler) ---
Salât ve Selâm Senin Üzerine Olsun Ey
Allah’ın Resûlü! Salât ve Selâm Senin Üzerine
Olsun Ey Allah’ın Habibi! Salât ve Selâm Senin
Üzerine Olsun Ey Âlemlere Rahmet Nebi!
(gbkz:Kardeşlerim!)
Önümüzdeki Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gece
hep birlikte Mevlid Kandilini idrak edeceğiz.
Kandiliniz şimdiden mübarek olsun.
Yüce Rabbimiz, hutbemin başında okuduğum
âyet-i kerimede, “Sizin için; Allah’a ve ahiret
gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden
kimseler için Resûlullah güzel bir örnektir.”
buyuruyor. Rabbimiz, bizleri Resûlü’nün
örnekliğinden, kutlu yolundan bir an olsun ayırmasın.
Âlemlere Rahmet Efendimize duyduğumuz derin
hürmet ve muhabbetimizi hiçbir zaman kalbimizden
eksik etmesin. Bizleri onu doğru anlayan, doğru
tanıyıp tanıtan, insanlığa takdim ettiği güzellikleri
hakkıyla yaşayanlardan eylesin.
(gbkz:Aziz Müminler!)
Bir şehir düşünün; insanların evlerine bombaların,
sofralarına açlığın düştüğü. Bir şehir düşünün;
kimyasal silahların acımasızca insanların üzerinde
denendiği.
Bir şehir düşünün; kadın, çocuk, yaşlı demeden
her gün onlarca masumun hunharca katledildiği. Bir
şehir düşünün; mazlumların, mağdurların feryadının
her an arş-ı Rahman’ı titrettiği.
(gbkz: Kardeşlerim!)
Bir şehir düşünün; hastanelerin ağır bombardıman
altında yıkıldığı. Çaresizlikten yaralıların tedavi
edilemediği. İlaca hasret bekleyen hastaların yardım
çığlığının, sokaklarda yankılandığı.
Bir şehir düşünün; yiyecek ekmeğin, içecek
suyun, sığınılacak bir evin bulunmadığı. İnsanların
soğuktan donarak can verdiği.
(gbkz:Kardeşlerim!)
İşte bu şehir, asırlardır gönül bağımızın olduğu
Halep’tir. Bugün Halep’te bir medeniyet, bir tarih,
bütün insanlığın gözü önünde yok ediliyor. Kadim
şehir, insanlarıyla birlikte haritadan siliniyor. Sözün
tükendiği noktadayız. İnsanlık olarak tarihin en büyük
acılarından birisine, tarifi imkânsız üzüntülere şahit
oluyoruz. Egemen güçlerin bölgemizdeki hırs, menfaat
ve iktidar kavgası uğruna İslam beldeleri harabeye
dönüyor. Bir adım ötemizdeki topraklar feryat, kan ve
gözyaşına doydu. Sınırımızın bittiği yerde şiddet ve
nefret başlıyor.
(gbkz:Kardeşlerim!)
Soralım şimdi hep birlikte kendimize: Zalimler,
zaferler devşirirken, mazlumlar tel örgüler önünde
beklerken biz susacak mıyız? Kudret sahipleri
karşısında dünya Müslümanları olarak sadece
yutkunacak mıyız? Buğzetmekle, kahretmekle,
ağlayıp, sızlanmakla mı yetineceğiz?
Elbette hayır! Millet olarak bizler hakkı ve
hakikati söylemeye, insaf ve vicdana çağırmaya,
mazlumların sesi, mağdurların ümidi olmaya devam
edeceğiz. Devam edeceğiz ki, insanlık ölmesin!
Bizler, Halep’ten yükselen ve yüreklerimizi
dağlayan çocuk çığlıklarını, annelerin çaresiz
feryadını, babaların, yaşlıların ah-u eninlerini elbette
duyacağız. Duyacağız ki insanlık ölmesin!
Bizler, Halep’ten son bir ümitle bize uzanan elleri
elbette boş çevirmeyeceğiz. Çevirmeyeceğiz ki
insanlık ölmesin!
(gbkz:Kardeşlerim!)
Necip milletimiz, “Kişi, kardeşine yardım ettiği
sürece Allah da ona yardım eder...”2 hadisini her
daim şiar edindi. Hiçbir ayrım gözetmeksizin
kendisine sığınan bütün muhacirlere ensar oldu.
Yeryüzünün her tarafına iyilik ve güzellikler taşıdı.
İnsanlığın ölmediğini dünyaya asırlarca bu millet
haykırdı. Bugünse sıra Halep’te. Bugün bize Halep’i
yaşatmak, yine insanlığın ölmediğini haykırmak
düşüyor. Kardeşlerimize yalnız olmadıklarını
göstermek, onlara bir umut ışığı olabilmek düşüyor.
(gbkz:Kardeşlerim!)
Diyanet İşleri Başkanlığımız, Halep’teki
mazlumlar ve mağdurlar için sivil toplum kuruluşlarını
bir araya getirerek yeni bir kampanyaya öncülük
ediyor. “Halep’te İnsanlık Ölmesin!” çağrısıyla
başlatılan bu kampanyaya desteklerinizi bekliyoruz.
Ve biliyoruz ki; her daim mazlumun sesi, mağdurun
ümidi olan necip milletimiz, bu kampanyaya da
duyarsız kalmayacaktır. Mazlum ve mağdur
kardeşlerine dün olduğu gibi bugün de cömertçe
yardım elini uzatacaktır. Yüce Rabbimiz, yaptığınız ve
yapacağınız yardımları kabul eylesin.
--- (gbkz: spoiler) ---
[http://www2.diyanet.gov.tr/DinHizmetleriGenelMudurlugu/HutbelerListesi/Halep%E2%80%98te%20%C4%B0nsanl%C4%B1k%20%C3%96lmesin.jpg.pdf tık tık]
--- (gbkz: spoiler) ---
Salât ve Selâm Senin Üzerine Olsun Ey
Allah’ın Resûlü! Salât ve Selâm Senin Üzerine
Olsun Ey Allah’ın Habibi! Salât ve Selâm Senin
Üzerine Olsun Ey Âlemlere Rahmet Nebi!
(gbkz:Kardeşlerim!)
Önümüzdeki Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gece
hep birlikte Mevlid Kandilini idrak edeceğiz.
Kandiliniz şimdiden mübarek olsun.
Yüce Rabbimiz, hutbemin başında okuduğum
âyet-i kerimede, “Sizin için; Allah’a ve ahiret
gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden
kimseler için Resûlullah güzel bir örnektir.”
buyuruyor. Rabbimiz, bizleri Resûlü’nün
örnekliğinden, kutlu yolundan bir an olsun ayırmasın.
Âlemlere Rahmet Efendimize duyduğumuz derin
hürmet ve muhabbetimizi hiçbir zaman kalbimizden
eksik etmesin. Bizleri onu doğru anlayan, doğru
tanıyıp tanıtan, insanlığa takdim ettiği güzellikleri
hakkıyla yaşayanlardan eylesin.
(gbkz:Aziz Müminler!)
Bir şehir düşünün; insanların evlerine bombaların,
sofralarına açlığın düştüğü. Bir şehir düşünün;
kimyasal silahların acımasızca insanların üzerinde
denendiği.
Bir şehir düşünün; kadın, çocuk, yaşlı demeden
her gün onlarca masumun hunharca katledildiği. Bir
şehir düşünün; mazlumların, mağdurların feryadının
her an arş-ı Rahman’ı titrettiği.
(gbkz: Kardeşlerim!)
Bir şehir düşünün; hastanelerin ağır bombardıman
altında yıkıldığı. Çaresizlikten yaralıların tedavi
edilemediği. İlaca hasret bekleyen hastaların yardım
çığlığının, sokaklarda yankılandığı.
Bir şehir düşünün; yiyecek ekmeğin, içecek
suyun, sığınılacak bir evin bulunmadığı. İnsanların
soğuktan donarak can verdiği.
(gbkz:Kardeşlerim!)
İşte bu şehir, asırlardır gönül bağımızın olduğu
Halep’tir. Bugün Halep’te bir medeniyet, bir tarih,
bütün insanlığın gözü önünde yok ediliyor. Kadim
şehir, insanlarıyla birlikte haritadan siliniyor. Sözün
tükendiği noktadayız. İnsanlık olarak tarihin en büyük
acılarından birisine, tarifi imkânsız üzüntülere şahit
oluyoruz. Egemen güçlerin bölgemizdeki hırs, menfaat
ve iktidar kavgası uğruna İslam beldeleri harabeye
dönüyor. Bir adım ötemizdeki topraklar feryat, kan ve
gözyaşına doydu. Sınırımızın bittiği yerde şiddet ve
nefret başlıyor.
(gbkz:Kardeşlerim!)
Soralım şimdi hep birlikte kendimize: Zalimler,
zaferler devşirirken, mazlumlar tel örgüler önünde
beklerken biz susacak mıyız? Kudret sahipleri
karşısında dünya Müslümanları olarak sadece
yutkunacak mıyız? Buğzetmekle, kahretmekle,
ağlayıp, sızlanmakla mı yetineceğiz?
Elbette hayır! Millet olarak bizler hakkı ve
hakikati söylemeye, insaf ve vicdana çağırmaya,
mazlumların sesi, mağdurların ümidi olmaya devam
edeceğiz. Devam edeceğiz ki, insanlık ölmesin!
Bizler, Halep’ten yükselen ve yüreklerimizi
dağlayan çocuk çığlıklarını, annelerin çaresiz
feryadını, babaların, yaşlıların ah-u eninlerini elbette
duyacağız. Duyacağız ki insanlık ölmesin!
Bizler, Halep’ten son bir ümitle bize uzanan elleri
elbette boş çevirmeyeceğiz. Çevirmeyeceğiz ki
insanlık ölmesin!
(gbkz:Kardeşlerim!)
Necip milletimiz, “Kişi, kardeşine yardım ettiği
sürece Allah da ona yardım eder...”2 hadisini her
daim şiar edindi. Hiçbir ayrım gözetmeksizin
kendisine sığınan bütün muhacirlere ensar oldu.
Yeryüzünün her tarafına iyilik ve güzellikler taşıdı.
İnsanlığın ölmediğini dünyaya asırlarca bu millet
haykırdı. Bugünse sıra Halep’te. Bugün bize Halep’i
yaşatmak, yine insanlığın ölmediğini haykırmak
düşüyor. Kardeşlerimize yalnız olmadıklarını
göstermek, onlara bir umut ışığı olabilmek düşüyor.
(gbkz:Kardeşlerim!)
Diyanet İşleri Başkanlığımız, Halep’teki
mazlumlar ve mağdurlar için sivil toplum kuruluşlarını
bir araya getirerek yeni bir kampanyaya öncülük
ediyor. “Halep’te İnsanlık Ölmesin!” çağrısıyla
başlatılan bu kampanyaya desteklerinizi bekliyoruz.
Ve biliyoruz ki; her daim mazlumun sesi, mağdurun
ümidi olan necip milletimiz, bu kampanyaya da
duyarsız kalmayacaktır. Mazlum ve mağdur
kardeşlerine dün olduğu gibi bugün de cömertçe
yardım elini uzatacaktır. Yüce Rabbimiz, yaptığınız ve
yapacağınız yardımları kabul eylesin.
--- (gbkz: spoiler) ---
[http://www2.diyanet.gov.tr/DinHizmetleriGenelMudurlugu/HutbelerListesi/Halep%E2%80%98te%20%C4%B0nsanl%C4%B1k%20%C3%96lmesin.jpg.pdf tık tık]
Bir ilahiyatçı. Bildiğimiz ilahiyatçılardan değil zekeriya gibi biri diyeyim. Kendisini tanımam etmem ancak bi kaç yazısına denk geldim, tepkim tam olarak (gbkz:Aman allahım ) oldu.
Bu taşınan şeyler bi yere oturulduğunda masanın tam ortasına konur. Cafelerde masanın üzerinde olan şekerliğin yanında olan şeyler şekerlik kadar doğal hale geldi. Bu davranışı sergileyen insanlar ile buluştuysanız o masaya konacak çayı elde taşınmak zorunda kalırsınız.
Graphics Interchange Format'ın kısaltmasıdır.
Bir sayısal resim saklama biçimi olan GIF, kayıpsız sıkıştırma kullanıyor ve 8-bit renge (yani 256 renge) kadar destek veriyor.
PNG ve JPEG ile birlikte bilgisayar dünyasında kullanılan en yaygın resim saklama biçimlerinden olan GIF, bunlardan farklı olarak piksel tabanlı animasyonların üretilmesine olanak tanıyor.
Bunun gibi. https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/originals/70/fe/77/70fe77a6e14e24bac34c4ebf532ece1c.gif
Bir sayısal resim saklama biçimi olan GIF, kayıpsız sıkıştırma kullanıyor ve 8-bit renge (yani 256 renge) kadar destek veriyor.
PNG ve JPEG ile birlikte bilgisayar dünyasında kullanılan en yaygın resim saklama biçimlerinden olan GIF, bunlardan farklı olarak piksel tabanlı animasyonların üretilmesine olanak tanıyor.
Bunun gibi. https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/originals/70/fe/77/70fe77a6e14e24bac34c4ebf532ece1c.gif
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?