cs'de go go go telsiz konuşmasının türkçe hali. gaza getirme sözcüğü. (hadi hadi hadi.)
Konya'da kan davasına karışan babası Todori'yle küçük yaşta İstanbul'a gelen Ligor, 1888 yılında doğar. İstanbul'a kaçsa da kan davasından kurtulamayan aileyi takip eden hasımlarla Todori arasında çıkan çatışmada, Ligor sağ kolundan yaralanır ve sakat kalır. Fener'de oturan Todori Efendi, muhitinde ünlü bir terzidir. Fakat oğlu Ligor, sağ elindeki sakatlık yüzünden bu mesleği yürütemeyecektir artık. Ligor da kendisini sokaklarda bulur. Ömer Ünal'ın “korkunç denecek süratle bıçak kullanırdı” dediği Ligor, bu özelliği nedeniyle âlemde “solak” lakabıyla nam yapar. 1908'de Balat'ta bir Yahudi tüccarı vurarak ilk vukuatına imza atar. Bu dönemde babasını kaybeden Ligor için kabadayılık yolunda bir engel kalmamıştır artık. şöhreti önce Unkapanı'nda yayılır. Oradan Eyüp'e kadar olan mıntıkanın dört yıl boyunca sözü geçen tek kabadayısı olur. Bir süre sonra kalpazanlık işine bulaşır ve sonunu da bu iş getirir. 1921'de piyasaya sürdüğü sahte İngiliz paraları yüzünden yakalanır ve hapse atılır. Hapisten çıkıp çıkmadığını kimse bilmez.
sesini çok beğendiğim az sayıda sanatçılardan birisi. hüzünlü iken dinlemeyin diyemeyeceğim çünkü neşeli olduğunuz zamanlarda dinleseniz bile sizi bir anda hüzne boğabiliyor.
Sözlük yazarlarının en son kopyaladıkları şeyleri merak ettiğimden böyle bir başlık olsun istedim.
ben başlıyorum.
ctrl v leri alalım.
ben başlıyorum.
ctrl v leri alalım.
2 tekerlekli motorlu araçtır, park derdi olmadığı için bazı yerlerde sıkça kullanılır.
mücadelesi ve hırçınlığı ile milan efsanesi gennaro gattuso'nun temsil ettiği ada. "sicilyalı edası" deyişi akıllara gelir.
farklı bir gelenek. bildiğimiz pasta kesme töreni yerine, adana'da yerel bir adete göre baklava kesilirmiş. gelin damat baklavanın ortasından yermiş ve ortaya en yakın dilimler de bekarlara dağıtılırmış, bir an önce evlensinler diye.
sanıldığı kadar zor olmayan bir tedavi şeklidir. artık implant tedavileri dolgu yapılması kadar kolaylaşmış. kısa tedavi seanslarında yapay diş kökü uygulaması yaptırılabiliyor. tedavi, uygulama alanının uyuşturulması ile başlıyor. diş etinin küçük miktarda kesilmesinin ardından, hastanın çene kemiğine ve anatomik yapısına uygun seçilmiş olan yapay diş ölçüsüne göre yuva açılması sağlanıp ve bu yuvaya yerleştiriliyor.
ben tedavimi ankara'da dededen toruna tecrübeli 4 diş hekiminin gayet güzel bir kliniğinde yaptırdım. yaptırdığım kliniğin web adresi: http://www.dentankara.com.tr/
benim tedaviyi yaptıktan sonra herhangi bir şişlik ve ağrı oluşması olmadı. zaten tedavimi yapan hekim de çok az kişide ağrı oluyor demişti.
ben tedavimi ankara'da dededen toruna tecrübeli 4 diş hekiminin gayet güzel bir kliniğinde yaptırdım. yaptırdığım kliniğin web adresi: http://www.dentankara.com.tr/
benim tedaviyi yaptıktan sonra herhangi bir şişlik ve ağrı oluşması olmadı. zaten tedavimi yapan hekim de çok az kişide ağrı oluyor demişti.
bir michel foucault kitabı.
Avustralya yerlileri ya da Avustralya Aborijinleri Avustralya kıtası yerlilerine verilen ad. Aborijinler Avustralya'ya Güneydoğu Asya'dan gelmişlerdir. Bir göçebe hayatı sınırları boyunca hareket halinde yaşamışlardır.
Yeni akit gazetesi yazarı. Twitter'da klavye kaynaklı çok fazla yazım hatası yapıyor.
orucun açların ve yoksulların halini anlamakla ilgisi yoktur, öyle olsaydı oruç yoksullara da farz kılınmazdı.
yoksullarla eşitliği oruçta arama ey talib, sahur ve iftarda yoksullarla eşit misin sen önce ona bak!
yoksullarla eşitliği oruçta arama ey talib, sahur ve iftarda yoksullarla eşit misin sen önce ona bak!
ziya osman saba ile aralarındaki mektuplaşmalar kitap haline getirilmişti yamulmuyorsam ..
yine hafızam beni yanıltmıyorsa orada şöyle bir anıdan bahseder ziya osman: bir gün yanına gittiğimde keskin bir çığlık attı ..sanırım konuşabileceğini düşündü ancak maalesef başaramadı ..
yine hafızam beni yanıltmıyorsa orada şöyle bir anıdan bahseder ziya osman: bir gün yanına gittiğimde keskin bir çığlık attı ..sanırım konuşabileceğini düşündü ancak maalesef başaramadı ..
Yazmak, aslında bildiğini teşhirden ziyade kendi iç dünyanı teşhire cesaret etmektir.Hiçbir yazar asla ve asla iyi okurdan saklanamaz zaten bunu zihninden geçirerek yazarsa ne iyi yazabilir ne yazdığı meseleye şık bir kıyafet giydirebilir.
zeynep güney
zeynep güney
İki insan evladı ölmüş. Yazık olmuş. Allah sabır versin.
28 Şubatçılar, o Atatürkçülük taslayan Nato piçleri, en zayıf yerinden, kadınlar üzerinden vurdular milleti... Zulüm sadece kadınlara değildi elbette ancak en çok onlara zulmettiler. Nice ev var ki, her 28 Şubat'ta yine göz yaşı dökülüyor. Başörtülerine sırtlan gibi saldıran profesörleri hatırlayan genç kızlar artık orta yaşlı oldular ama yine de göz yaşı dökmeden hatırlayamıyorlar o günleri. Allah bin türlü belalarını verdi ve versin inşallah.
Ne kadar safmışız... Üniversitedeyken yılladır dersimize giren profesör Ö.M. bir gün dersliğe elinde fotoğraf makinasıyla gelmişti. Ve birden bire bir fotoğrafınızı çekeyim, hatıra olsun diyerek deklanşöre bastı. Desrlikte oturan öğrencilerin toplu halde fotoğraflarının çekti. Ben gerçekten hatıra fotoğrafı çekiyor sanmıştım. Uzun zaman sonra jeton düştü. Meğer alçak köpek, başörtüsü yasağını uygulamakta birkaç ay geciken Marmara Üniversitesi yönetimini şikayet etmek için delil oluşturuyormuş. Zira sınıfımızda başörtülü kız öğrenciler vardı, darbeci takımına jurnal geçmek için fotoğraf çekiyormuş. Nereden bilebiliriz... Çocuktuk. Bunlar işte böyle köpektiler.
Üniversitelerde maalesef bu imtihanı veren çok az hoca çıktı. Çoğu sessizliğe gömüldü. Bir kısmı aktif olarak postal yaladı... Başı kapalı karısını boşayanlardan tutun, top sakal bırakarak kamufle olduğunu sanan tosuncuklara kadar hepsini gördük... O profesöre ne oldu biliyor musunuz? Yıllar sonra fakültede gördüm. Kafayı yemiş... Hakikaten delirmişti. Öğrencilerden bile azar işitir hale gelmişti. Ailesi dağılmış. Atatürk'ün askeri olayım derken feleği şaşmıştı.... Koridorlarda ibret örneği olarak dolanıyordu. Fakat memlekete çok zarar verdiler. Çok hayat kararttılar. Eğitim sistemiyle oynadılar. Şimdi Yılmaz Özdil-Bekir Coşkun'dan başka yazar bilmeyen newage Kemalistler bunların ürünü..
![]()
Ne kadar safmışız... Üniversitedeyken yılladır dersimize giren profesör Ö.M. bir gün dersliğe elinde fotoğraf makinasıyla gelmişti. Ve birden bire bir fotoğrafınızı çekeyim, hatıra olsun diyerek deklanşöre bastı. Desrlikte oturan öğrencilerin toplu halde fotoğraflarının çekti. Ben gerçekten hatıra fotoğrafı çekiyor sanmıştım. Uzun zaman sonra jeton düştü. Meğer alçak köpek, başörtüsü yasağını uygulamakta birkaç ay geciken Marmara Üniversitesi yönetimini şikayet etmek için delil oluşturuyormuş. Zira sınıfımızda başörtülü kız öğrenciler vardı, darbeci takımına jurnal geçmek için fotoğraf çekiyormuş. Nereden bilebiliriz... Çocuktuk. Bunlar işte böyle köpektiler.
Üniversitelerde maalesef bu imtihanı veren çok az hoca çıktı. Çoğu sessizliğe gömüldü. Bir kısmı aktif olarak postal yaladı... Başı kapalı karısını boşayanlardan tutun, top sakal bırakarak kamufle olduğunu sanan tosuncuklara kadar hepsini gördük... O profesöre ne oldu biliyor musunuz? Yıllar sonra fakültede gördüm. Kafayı yemiş... Hakikaten delirmişti. Öğrencilerden bile azar işitir hale gelmişti. Ailesi dağılmış. Atatürk'ün askeri olayım derken feleği şaşmıştı.... Koridorlarda ibret örneği olarak dolanıyordu. Fakat memlekete çok zarar verdiler. Çok hayat kararttılar. Eğitim sistemiyle oynadılar. Şimdi Yılmaz Özdil-Bekir Coşkun'dan başka yazar bilmeyen newage Kemalistler bunların ürünü..

muhtemeldir. Şöyle ki efenim, bir çok hatta bütün yazarlar isimsiz bir kişi tarafından profilinin incelendiğini vurguluyor. Lakin daha önce yazar olmama rağmen ve bir çok başlıkta nickimin bulunmasına rağmen söz konusu hayalet hiç bir şekilde beni taciz etmemektedir. o zaman kanaatimce sözlük yazarlarının hepsinin tırmarhaneye tıkılması gerekmektedir.
(bkz:şizofrenler ölsün, havard'tan selamlar.)
(bkz:şizofrenler ölsün, havard'tan selamlar.)
insanlar iletişim kurarken göz göze bakar. göz göze bakılmadığında bir samimiyetsizlik hissedilir.
bu hastalık sebebiyle kaybettiğimiz iletişim çeşitlerimizden biri.
bu hastalık sebebiyle kaybettiğimiz iletişim çeşitlerimizden biri.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
