Maske meselesi:
- 65 yaş üstüne maske ve kolonya bizden
- İstanbul'dan dağıtmaya başlıyoruz
- Marketlerde maske satacağız
- Satmayacağız
- PTT dağıtacak
- PTT çöktü, e-devlet de olabilir
- Eczaneler dağıtacak
- SSK'lılar ve memurlar iş yerinden alacak
- Maske satışı serbest
-...
el yıkamak için kullanılan sıvı halde ki sabundur. Bir kalıp sabun gibi tat verir mi hayııııııııır.
kan ağlıyor bu aralar, çocuklar ölüyor ve biz hiç bir şey yapmıyoruz.
çoğunun pek yapmadığı eylemdir. faydalıdır.
İlkokulu ite kaka yedi senede bitiriyor, gerisini okumuyor.
Yeşilçam'a çırak giriyor.
Film setlerinde çalışmaya başlıyor, getir götür işleri, dekoru şuraya yerleştir, ışığı şöyle tut filan, bazen figüranlık bile yapıyor. Eğlenceli, renkli bir dünya ama, sigorta yok, yevmiye az, ne yapsam diye düşünürken, bir arkadaşının okuldan arkadaşı olan Ziya Doğan'la tanışıyor, “malzemeci olmak istiyorum” diyor, Ziya “kaç senedir bu işi yapıyorsun?” diye sorunca “hiiç” cevabını veriyor. Ziya seviyor bu harbi adamı, “yarın sabah idman var, Şeref Stadı'na gel” diyor.
*
Geliş o geliş.
*
Süreyya…
35 senedir Beşiktaş'ta.
*
İki evladı var. İkisinin de doğumunu göremiyor. İlk evlat mesela… Eşi hamileyken, Beşiktaş Kıbrıs'ta kamp yapıyor, hoca Gordon Milne, şak, haber geliyor, yenge doğum yapmış, erkek evlat dünyaya getirmiş. Daha 22 gün Kıbrıs'ta kalmaları lazım. Bizimki arıyor eşini telefonla, “oğlanın ismini koymayın, kamp bitince maçlar başlayacak, ilk gol atanın ismini koyacağım” diyor. Neticede dönüyorlar Kıbrıs'tan, sezon başlıyor, ilk hafta Trabzonspor, 0-0… İkinci hafta Gençlerbirliği, 0-0… Araya milli maç giriyor, mecburen 15 gün de böyle geçiyor. Üçüncü hafta Karabükspor, kadrosu zayıf, “en az 3-4 atarız” diye düşünüyor. Maç başlıyor, Beşiktaş hakikaten gol atıyor ama, Walsh atıyor iyi mi… Bizimki devre arasında Metin Ali Feyyaz'ın yakasına yapışıyor, “Allah aşkına biriniz gol atın” diye yalvarıyor, “sen merak etme abi” diyorlar. İkinci yarı başlıyor, dakika 90, gene Walsh atıyor iyi mi… Bizimki ağladı ağlayacak. Soyunma odasına giriyorlar, Metin Ali Feyyaz teselli etmeye çalışıp, “sıkma canını, haftaya Bursa maçı var, orada atarız” diyorlar. Bizimki patlıyor… Boşversenize birader diyor, oğlan nerdeyse askere gidecek, sizin yüzünüzden hâlâ ismini koyamadık… Arıyor tekrar eşini, “bunların gol falan atacağı yok, oğlana babamın ismini koyun” diyor. Şevki Yasin nihayet ismine kavuşmuş oluyor.
*
İkinci evlat, kız… O sırada İsviçre'deler, hoca Del Bosque… Acayip yağmur yağıyor, Süreyya futbolcularla birlikte sırılsıklamken haber geliyor, yenge doğum yapmış… Herkes tebrik ediyor, Del Bosque yanına çağırıyor, bi şeyler söylüyor, bizimki anlamıyor, tercümanı çağırıyor, meğer Del Bosque “yağmur yağıyor, kızının ismini Yağmur mu koydun?” diye soruyor. Süreyya tamamdır valla diyor, eşini arıyor, “kızımın ismini Del Bosque koydu, Yağmur olsun” diyor.
*
Müthiş matrak anıları var. Bi gün Antalya'da kamptalar, hoca Tigana, Efes Kupası oynanıyor, rakip Galatasaray… Yedek kulübesinin hemen arkasında oturan bir taraftar habire saydırıyor, Tigana'ya küfür ediyor, Tayfur'a yaşlısın diyor, Okan'a sen Galatasaraylısın diyor, Sergen'e git at yarışı oyna diyor. Bizimki dayanamıyor, “arkadaş maç daha yeni başladı, ayıp ediyorsun, herkes rahatsız oluyor, otur efendi gibi seyret, yoksa polis çağıracağım” diye uyarıyor. Arızalı taraftar bombayı patlatıyor, “bıyıklı sen çok konuşma, senelerdir maçlara geliyorum, hep yedeksin, insan bir gün oyuna girmez mi” diyor!
*
Herkes onu yedek kulübesinden tanıyor ama, eski dönemlerde maç sırasında soyunma odasında otururdu. Çünkü, gençler hatırlamaz, eskiden stadyumlarda güvenlik yoktu, polis yoktu, kapıları kırıp eşyaları çalarlardı. İşte bu yüzden, Süreyya maç sırasında soyunma odasında otururdu. Düşünsenize, binlerce kişi tribünlerde, futbolcular sahada, bir adam soyunma odasında tek başına… Küçücük bir radyosu vardı, maçı oradan takip ederdi. Bana ne demez, futbolcuların özel eşyalarının başında nöbet tutardı. İş ahlakı, iş disiplini konusunda, hakkında tez yazılması gereken biridir Süreyya.
*
Kaç ülke gördüğünü hatırlamıyor. Kore'de trafik kazası geçirdi, hayati tehlike atlattı, yine de hastaneye gideceğine takımının yanına koştu. 35 senedir, arka arkaya iki gün bile izin yapmadı. Sabah 7'de idman sahasına geliyor, akşama kadar… Sabah idmanı olmasa bile, saat 7'de işinin başında oluyor. Teknik direktörler haftalık programı kapıya asıyor, Süreyya bir kopyasını alıp, eşine götürüyor, evinin kapısına asıyor. Hayatı yollarda, deplasmanlarda geçiyor. Bir gün eşi telefon ediyor, “akşam eve gelirken meyve getir çarşıdan” diyor. Bizimki cevap veriyor, “ne meyvesi hanım, ben Diyarbakır'dayım!”
*
Schumacher'in ilk geldiği sene Fenerbahçe'yle maç var, Kadıköy'de… Efsane Alman kaleci gazetecilere açıklama yapıyor, “bana ilk golü atana, altın saat hediye edeceğim” diyor. Beşiktaşlı Ferdinand şırrak diye atıyor. Bizimki gidiyor Ferdinand'ın yanına, “sen ne yapacaksın altın saati, ben alayım senin yerine” diyor. Ferdinand da tamam, senin olsun diyor. Bizimki Fenerbahçe'nin soyunma odasına gidiyor, ölü evi gibi tabii, moraller sıfır… O sırada Fener'in kaptanı Oğuz… Bizimki gidiyor Oğuz'un yanına, “saati almaya geldim” diyor. Oğuz da “erkeksen git kendin söyle” diyor. Bizimki gidiyor Schumacher'in yanına, eliyle bileğini işaret ederek, saati rica edeyim diyor. Schumacher ayağındaki kramponu çıkarıyor, Süreyya'nın kafasına fırlatıyor, koridorda kovalıyor, zor alıyorlar elinden… Bizimki hiç istifini bozmuyor, elinde kramponla gidiyor Ferdinand'ın yanına, “saat olmadı, istersen krampon vereyim” diyor.
*
Heavy metal müzik meraklısı olan Queresma'ya Ümit Tokcan, Sabahat Akkiraz, Arif Şentürk dinletiyor. Yabancı futbolculara Kemal Sunal filmleri izletiyor, her deplasmanda o yöreye ait Türk yemeklerini tanıtıyor, tattırıyor. Binlerce taraftarla karşılanan ama, sorunlu ayrılan Toshack'ı havalimanında tek başına uğurlayacak kadar vefalı bir sportmen o… Tek kelime yabancı dil bilmediği halde, yabancı topçularla sohbet ediyor, fıkralar filan anlatıyor, inanmakta güçlük çekeceksiniz ama, ne anlattığını anlıyorlar.
*
Beşiktaş maçına ilk defa yedi yaşındayken, dayısı tarafından götürülmüştü. Rakip Altay'dı. Sahada iki tane siyah-beyaz takım vardı. Hangisi bizimki diye sordu dayısına… Formasında “kartal” olandı. Macera işte böyle başlamıştı.
*
Ve, yıkılmadan önce son maç, İnönü stadındaki veda maçı… Soyunma odasında formaları hazırlıyordu, tribünler inlemeye başladı, Süreyya Süreyya diye bağırıyorlardı, kulaklarına inanamadı, futbolcular yanına geldi, “ağabey seni çağırıyorlar” dediler, çıktı sahaya, İnönü stadının son üçlü'sünü çektirdi. Bu şeref, bir daha asla hiçbir faniye nasip olmayacaktı. Bu şeref, Çarşı tarafından ona verilmişti.
*
Çünkü… Son 35 senede Beşiktaş'ta hiçbir başkan, hiçbir teknik direktör, hiçbir futbolcu, görevi başındayken onun kadar şampiyonluk kazanmadı. 1981'deki şampiyonlukta da o vardı, yeni stadyumdaki son şampiyonlukta da o var.
*
Yeşilçam setlerinde başlayan siyah-beyaz bir aşk hikayesinin filmidir bu.
*
İşini namusuyla, gönülden, severek yaptığında… Yedek kulübesindeki “figüran”ın, dünya çapındaki yıldızlarla aynı sahneyi paylaşıp “başrol” oynayabildiğini kanıtlayan bir filmdir.
Yeşilçam'a çırak giriyor.
Film setlerinde çalışmaya başlıyor, getir götür işleri, dekoru şuraya yerleştir, ışığı şöyle tut filan, bazen figüranlık bile yapıyor. Eğlenceli, renkli bir dünya ama, sigorta yok, yevmiye az, ne yapsam diye düşünürken, bir arkadaşının okuldan arkadaşı olan Ziya Doğan'la tanışıyor, “malzemeci olmak istiyorum” diyor, Ziya “kaç senedir bu işi yapıyorsun?” diye sorunca “hiiç” cevabını veriyor. Ziya seviyor bu harbi adamı, “yarın sabah idman var, Şeref Stadı'na gel” diyor.
*
Geliş o geliş.
*
Süreyya…
35 senedir Beşiktaş'ta.
*
İki evladı var. İkisinin de doğumunu göremiyor. İlk evlat mesela… Eşi hamileyken, Beşiktaş Kıbrıs'ta kamp yapıyor, hoca Gordon Milne, şak, haber geliyor, yenge doğum yapmış, erkek evlat dünyaya getirmiş. Daha 22 gün Kıbrıs'ta kalmaları lazım. Bizimki arıyor eşini telefonla, “oğlanın ismini koymayın, kamp bitince maçlar başlayacak, ilk gol atanın ismini koyacağım” diyor. Neticede dönüyorlar Kıbrıs'tan, sezon başlıyor, ilk hafta Trabzonspor, 0-0… İkinci hafta Gençlerbirliği, 0-0… Araya milli maç giriyor, mecburen 15 gün de böyle geçiyor. Üçüncü hafta Karabükspor, kadrosu zayıf, “en az 3-4 atarız” diye düşünüyor. Maç başlıyor, Beşiktaş hakikaten gol atıyor ama, Walsh atıyor iyi mi… Bizimki devre arasında Metin Ali Feyyaz'ın yakasına yapışıyor, “Allah aşkına biriniz gol atın” diye yalvarıyor, “sen merak etme abi” diyorlar. İkinci yarı başlıyor, dakika 90, gene Walsh atıyor iyi mi… Bizimki ağladı ağlayacak. Soyunma odasına giriyorlar, Metin Ali Feyyaz teselli etmeye çalışıp, “sıkma canını, haftaya Bursa maçı var, orada atarız” diyorlar. Bizimki patlıyor… Boşversenize birader diyor, oğlan nerdeyse askere gidecek, sizin yüzünüzden hâlâ ismini koyamadık… Arıyor tekrar eşini, “bunların gol falan atacağı yok, oğlana babamın ismini koyun” diyor. Şevki Yasin nihayet ismine kavuşmuş oluyor.
*
İkinci evlat, kız… O sırada İsviçre'deler, hoca Del Bosque… Acayip yağmur yağıyor, Süreyya futbolcularla birlikte sırılsıklamken haber geliyor, yenge doğum yapmış… Herkes tebrik ediyor, Del Bosque yanına çağırıyor, bi şeyler söylüyor, bizimki anlamıyor, tercümanı çağırıyor, meğer Del Bosque “yağmur yağıyor, kızının ismini Yağmur mu koydun?” diye soruyor. Süreyya tamamdır valla diyor, eşini arıyor, “kızımın ismini Del Bosque koydu, Yağmur olsun” diyor.
*
Müthiş matrak anıları var. Bi gün Antalya'da kamptalar, hoca Tigana, Efes Kupası oynanıyor, rakip Galatasaray… Yedek kulübesinin hemen arkasında oturan bir taraftar habire saydırıyor, Tigana'ya küfür ediyor, Tayfur'a yaşlısın diyor, Okan'a sen Galatasaraylısın diyor, Sergen'e git at yarışı oyna diyor. Bizimki dayanamıyor, “arkadaş maç daha yeni başladı, ayıp ediyorsun, herkes rahatsız oluyor, otur efendi gibi seyret, yoksa polis çağıracağım” diye uyarıyor. Arızalı taraftar bombayı patlatıyor, “bıyıklı sen çok konuşma, senelerdir maçlara geliyorum, hep yedeksin, insan bir gün oyuna girmez mi” diyor!
*
Herkes onu yedek kulübesinden tanıyor ama, eski dönemlerde maç sırasında soyunma odasında otururdu. Çünkü, gençler hatırlamaz, eskiden stadyumlarda güvenlik yoktu, polis yoktu, kapıları kırıp eşyaları çalarlardı. İşte bu yüzden, Süreyya maç sırasında soyunma odasında otururdu. Düşünsenize, binlerce kişi tribünlerde, futbolcular sahada, bir adam soyunma odasında tek başına… Küçücük bir radyosu vardı, maçı oradan takip ederdi. Bana ne demez, futbolcuların özel eşyalarının başında nöbet tutardı. İş ahlakı, iş disiplini konusunda, hakkında tez yazılması gereken biridir Süreyya.
*
Kaç ülke gördüğünü hatırlamıyor. Kore'de trafik kazası geçirdi, hayati tehlike atlattı, yine de hastaneye gideceğine takımının yanına koştu. 35 senedir, arka arkaya iki gün bile izin yapmadı. Sabah 7'de idman sahasına geliyor, akşama kadar… Sabah idmanı olmasa bile, saat 7'de işinin başında oluyor. Teknik direktörler haftalık programı kapıya asıyor, Süreyya bir kopyasını alıp, eşine götürüyor, evinin kapısına asıyor. Hayatı yollarda, deplasmanlarda geçiyor. Bir gün eşi telefon ediyor, “akşam eve gelirken meyve getir çarşıdan” diyor. Bizimki cevap veriyor, “ne meyvesi hanım, ben Diyarbakır'dayım!”
*
Schumacher'in ilk geldiği sene Fenerbahçe'yle maç var, Kadıköy'de… Efsane Alman kaleci gazetecilere açıklama yapıyor, “bana ilk golü atana, altın saat hediye edeceğim” diyor. Beşiktaşlı Ferdinand şırrak diye atıyor. Bizimki gidiyor Ferdinand'ın yanına, “sen ne yapacaksın altın saati, ben alayım senin yerine” diyor. Ferdinand da tamam, senin olsun diyor. Bizimki Fenerbahçe'nin soyunma odasına gidiyor, ölü evi gibi tabii, moraller sıfır… O sırada Fener'in kaptanı Oğuz… Bizimki gidiyor Oğuz'un yanına, “saati almaya geldim” diyor. Oğuz da “erkeksen git kendin söyle” diyor. Bizimki gidiyor Schumacher'in yanına, eliyle bileğini işaret ederek, saati rica edeyim diyor. Schumacher ayağındaki kramponu çıkarıyor, Süreyya'nın kafasına fırlatıyor, koridorda kovalıyor, zor alıyorlar elinden… Bizimki hiç istifini bozmuyor, elinde kramponla gidiyor Ferdinand'ın yanına, “saat olmadı, istersen krampon vereyim” diyor.
*
Heavy metal müzik meraklısı olan Queresma'ya Ümit Tokcan, Sabahat Akkiraz, Arif Şentürk dinletiyor. Yabancı futbolculara Kemal Sunal filmleri izletiyor, her deplasmanda o yöreye ait Türk yemeklerini tanıtıyor, tattırıyor. Binlerce taraftarla karşılanan ama, sorunlu ayrılan Toshack'ı havalimanında tek başına uğurlayacak kadar vefalı bir sportmen o… Tek kelime yabancı dil bilmediği halde, yabancı topçularla sohbet ediyor, fıkralar filan anlatıyor, inanmakta güçlük çekeceksiniz ama, ne anlattığını anlıyorlar.
*
Beşiktaş maçına ilk defa yedi yaşındayken, dayısı tarafından götürülmüştü. Rakip Altay'dı. Sahada iki tane siyah-beyaz takım vardı. Hangisi bizimki diye sordu dayısına… Formasında “kartal” olandı. Macera işte böyle başlamıştı.
*
Ve, yıkılmadan önce son maç, İnönü stadındaki veda maçı… Soyunma odasında formaları hazırlıyordu, tribünler inlemeye başladı, Süreyya Süreyya diye bağırıyorlardı, kulaklarına inanamadı, futbolcular yanına geldi, “ağabey seni çağırıyorlar” dediler, çıktı sahaya, İnönü stadının son üçlü'sünü çektirdi. Bu şeref, bir daha asla hiçbir faniye nasip olmayacaktı. Bu şeref, Çarşı tarafından ona verilmişti.
*
Çünkü… Son 35 senede Beşiktaş'ta hiçbir başkan, hiçbir teknik direktör, hiçbir futbolcu, görevi başındayken onun kadar şampiyonluk kazanmadı. 1981'deki şampiyonlukta da o vardı, yeni stadyumdaki son şampiyonlukta da o var.
*
Yeşilçam setlerinde başlayan siyah-beyaz bir aşk hikayesinin filmidir bu.
*
İşini namusuyla, gönülden, severek yaptığında… Yedek kulübesindeki “figüran”ın, dünya çapındaki yıldızlarla aynı sahneyi paylaşıp “başrol” oynayabildiğini kanıtlayan bir filmdir.
ısırmayacak köpek tipi.
pişmaniyeyi de pek severim benziyorsa bunu da severim, ne yapsam kastamonu 'ya mı gitsem? (^^)
Bence de gelsin.
değerli madenleri aramaya yarayan aletlerdir. dedektörler radyo frekansı ile çalışan cihazlardır. sinyal güçleri oldukça önemlidir. arena dedektör değerli maden aramak için çeşitli dedektörlere sahip. https://www.arenadedektor.com/
Görevden alınmalı. Çünkü eğitimin ilk yılları çok önemli. Öğretmenlerin ilk yaklaşım şekli sayesinde öğrenci okulu ya çok sever yada sevmek bir yana korkar.
Öğretmenlerimiz bazen cetvel ile parmaklarımıza vururdu ancak biz çok şımarıyorduk laf dinlemezdik gürültü yapardık Ama ASLA Tahta 'da bize ders verirken ve yazı yazmamız gerekirken değil şiddet laf bile söylemezdi
Öğretmenlerimiz bazen cetvel ile parmaklarımıza vururdu ancak biz çok şımarıyorduk laf dinlemezdik gürültü yapardık Ama ASLA Tahta 'da bize ders verirken ve yazı yazmamız gerekirken değil şiddet laf bile söylemezdi
vurduk vurulduk.
bi çay mı içsek
bu adamın madam coco ile bir akrabalığı var mı. ikiside konusunun dışında çağrışımlar payıyor bende
Ben buraya yazmıyorum artık. Bu galatasaray başlıkları beni bitirecek. Bu galatasaray beni bitirecek. Şampiyonluk elden gitmedi sadece kaçıncı bitiriz allah kerim artık.
Osmanlı tokadını yediğimiz doğrudur.
Osmanlı tokadını yediğimiz doğrudur.
...Bırakın çalışsın, çok rica edeceğim.
Kemal Sunal'ın başrolünde oynadığı, yönetmenliğini (gbkz:Kartal Tibet)'in yaptığı 1989 yapımı komedi filmidir.
Yusuf, gülerek doğan ve her olaya da gülerek tepki veren bir adamdır. Yusuf'un bu durumu doktorların ilgisini çeker. Herkes onun ağlayacağı olayı beklerken o, çocuğunun doğmasına ağlar.
Film dönemin yaşantısını anlatmaktadır. Gecekondu yıkımları, fakirlik ve bunların karşısında akıllıca düşünen bir adamın başına gelenler anlatılıyor.
Yusuf, gülerek doğan ve her olaya da gülerek tepki veren bir adamdır. Yusuf'un bu durumu doktorların ilgisini çeker. Herkes onun ağlayacağı olayı beklerken o, çocuğunun doğmasına ağlar.
Film dönemin yaşantısını anlatmaktadır. Gecekondu yıkımları, fakirlik ve bunların karşısında akıllıca düşünen bir adamın başına gelenler anlatılıyor.
KÖLELİĞİN AŞAMALARI
(bkz: GELENEKSEL KÖLELİK)
(bkz: MODERN KÖLELiK)
(bkz: KÜRESEL TOPLUM KÖLELİĞİ)
(bkz: ROBOTİK KÖLELİK)
(bkz: GELENEKSEL KÖLELİK)
(bkz: MODERN KÖLELiK)
(bkz: KÜRESEL TOPLUM KÖLELİĞİ)
(bkz: ROBOTİK KÖLELİK)
"şaka ile karışık" filminde sadri alışık'ın canlandırdığı ofsayt osman tiplemesinin repliğidir. hakimin replik sonrası "gol" demesiyle yüzlerimizin güldüğü sahnedir.
''ben osman, ofsayt osman. söyleyin be... allah rızası için söyleyin be gene mi atamadım golü ha? bu da mı gol deği be!!? gol mu? bu da mı gol değil? adaletine insanlığına kurban olayım hakim bey. bu da mı gol değil?'
''ben osman, ofsayt osman. söyleyin be... allah rızası için söyleyin be gene mi atamadım golü ha? bu da mı gol deği be!!? gol mu? bu da mı gol değil? adaletine insanlığına kurban olayım hakim bey. bu da mı gol değil?'
reklam piyasasının çığırından çıkmasıyla ve utanmak bilmeyen gürültüsüyle adeta bir işkenceye dönmüş filmler, kamu spotları ya da tanıtımlardır.
cardfinans'la almış, her şeyin anlamı varmış. yeter abi, yeter...
cardfinans'la almış, her şeyin anlamı varmış. yeter abi, yeter...
Genel Müdürlüğümüze aşağıda belirlenen şartlarda 10 (On) büro personeli alınacaktır.
(gbkz: A-BAŞVURACAK ADAYLARDA ARANACAK ŞARTLAR:)
1) Alınacak personelde aranacak genel şartlar;
a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesi (A) bendinin 1, 4 ve 5 inci alt bentlerindeki şartları taşımak,
b) Görevini yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı veya vücut noksanlığı bulunmamak,
c) Daha önce kamu veya özel sektör tarafından işten çıkarma cezası ile işine son verilmemiş olmak,
d) Erkek adaylar için askerlik hizmetini tamamlamış olmak veya muaf sayılmış olmak,
e) İktisat, İşletme, Maliye, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinden veya bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul edilen
yurt içi ve yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak,
f) Yapılan inceleme ve soruşturma sonunda, Büro Personeli olmalarına engel bir durumu bulunmamak,
g) 2014 ve 2015 yılında düzenlenen KPSS sınavlarından birine girmiş olmak ve KPSS P9, P26, P29, P35, P98 ve P99 puan
türlerinden herhangi birinden en az 70 puan almış olmak,
h) İyi derecede bilgisayar kullanıyor olmak,
i) Son başvuru tarihi itibariyle 18 yaşından küçük, 30 yaşından büyük olmamak,
(gbkz:B-(gbkz:BAŞVURU İÇİN İSTENECEK BELGELER))
a) KPSS sınav sonuç belgesi aslı veya onaylı örneği,
b) Nüfus Cüzdanı fotokopisi,
c) Özgeçmişi,
d) Öğrenim belgesi veya onaylı örneği,
e) Askerlik terhis belgesi (Muaf olanlar bakımından muafiyet belgesi),
f) Adli Sicil Belgesi,
g) İş tecrübesi varsa belgeleyen evrak,
C-(gbkz:BAŞVURU ŞEKLİ VE SÜRESİ)
a) Başvuruda bulunacak adayların, İLKSAN Genel Müdürlüğünün www.ilksan.gov.tr adresinde adaylar için yer alan İş Talep Formunu
eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurduktan sonra imzalı ve fotoğraflı olarak istenilen belgelerle birlikte 01/04/2016 günü
saat 17:00’ye kadar Demirkapı Sokak No:24 06340 Demirlibahçe-Mamak/ANKARA adresine şahsen teslim etmeleri veya
iadeli-Taahhütlü olarak posta ile başvurmaları gerekmektedir.
b) Müracaat sonunda adayların beyan ettikleri Kamu Personeli Seçme Sınavı puanları ÖSYM Başkanlığından Genel Müdürlüğümüz
tarafından teyit edilecektir.
c) Gerçeğe aykırı beyanda bulunan adayların müracaatları kabul edilmeyecek ve hakkında genel hükümlere göre yasal işlem
yapılacaktır.
d) Başvuru esnasında istenilen belgeler incelendikten sonra eksik belgesi olanların başvuruları kabul edilmeyecektir.
D-(gbkz:DİĞER HUSUSLAR)
a) Atamaları yapılmayan adayların başvuru evrakı, yerleştirilme sonucunun ilandan itibaren 15 gün içinde aday tarafından talep
edilmesi halinde iade edilecek olup, belirlenen süre sonrası yapılacak talepler dikkate alınmayacaktır.
E-(gbkz:YERLEŞTİRME SONUÇLARININ DUYURULMASI)
a) Başvurusu kabul edilen adaylar başvuru süresi bittikten sonra;
KPSS puanı esas alınarak sıralamaya tabi tutulacak ve en yüksek puan alan adaydan başlanarak mülakat komisyonunca
belirlenecek kişi sayısı kadar aday mülakata çağırılacak, yapılan mülakat sonucunda ataması uygun bulunan adaylar ilan
edilecektir.
b) Çağrı yapılan adaylardan verilen süre içinde başvurmayan, başvurup ataması yapıldıktan sonra görevine başlamayan ya da
aranılan şartları taşımadığı anlaşılanların atamaları iptal edilip yerine kazanma sırasına göre yedeklerden atama yapılacaktır.
c) Personel alımı ile ilgili tüm ilanlar İLKSAN Genel Müdürlüğünün www.ilksan.gov.tr internet adresinde ilan edilecek olup, ayrıca
yerleştirilmesi yapılan adayların adreslerine de tebligat yapılacaktır.
Sandığımız Özel Kanunla kurulmuş olup, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi değildir. Alınacak personel 4857 sayılı İş Kanunu Hükümlerine göre çalıştırılacaktır.
başvuru formu için [http://www.ilksan.gov.tr/pdf/isbasvuruformu.pdf tıklayınız...]
[http://www.ilksan.gov.tr/haber/135/ILAN?id=135 detaylar için tıklayınız]
(gbkz: A-BAŞVURACAK ADAYLARDA ARANACAK ŞARTLAR:)
1) Alınacak personelde aranacak genel şartlar;
a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesi (A) bendinin 1, 4 ve 5 inci alt bentlerindeki şartları taşımak,
b) Görevini yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı veya vücut noksanlığı bulunmamak,
c) Daha önce kamu veya özel sektör tarafından işten çıkarma cezası ile işine son verilmemiş olmak,
d) Erkek adaylar için askerlik hizmetini tamamlamış olmak veya muaf sayılmış olmak,
e) İktisat, İşletme, Maliye, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinden veya bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul edilen
yurt içi ve yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak,
f) Yapılan inceleme ve soruşturma sonunda, Büro Personeli olmalarına engel bir durumu bulunmamak,
g) 2014 ve 2015 yılında düzenlenen KPSS sınavlarından birine girmiş olmak ve KPSS P9, P26, P29, P35, P98 ve P99 puan
türlerinden herhangi birinden en az 70 puan almış olmak,
h) İyi derecede bilgisayar kullanıyor olmak,
i) Son başvuru tarihi itibariyle 18 yaşından küçük, 30 yaşından büyük olmamak,
(gbkz:B-(gbkz:BAŞVURU İÇİN İSTENECEK BELGELER))
a) KPSS sınav sonuç belgesi aslı veya onaylı örneği,
b) Nüfus Cüzdanı fotokopisi,
c) Özgeçmişi,
d) Öğrenim belgesi veya onaylı örneği,
e) Askerlik terhis belgesi (Muaf olanlar bakımından muafiyet belgesi),
f) Adli Sicil Belgesi,
g) İş tecrübesi varsa belgeleyen evrak,
C-(gbkz:BAŞVURU ŞEKLİ VE SÜRESİ)
a) Başvuruda bulunacak adayların, İLKSAN Genel Müdürlüğünün www.ilksan.gov.tr adresinde adaylar için yer alan İş Talep Formunu
eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurduktan sonra imzalı ve fotoğraflı olarak istenilen belgelerle birlikte 01/04/2016 günü
saat 17:00’ye kadar Demirkapı Sokak No:24 06340 Demirlibahçe-Mamak/ANKARA adresine şahsen teslim etmeleri veya
iadeli-Taahhütlü olarak posta ile başvurmaları gerekmektedir.
b) Müracaat sonunda adayların beyan ettikleri Kamu Personeli Seçme Sınavı puanları ÖSYM Başkanlığından Genel Müdürlüğümüz
tarafından teyit edilecektir.
c) Gerçeğe aykırı beyanda bulunan adayların müracaatları kabul edilmeyecek ve hakkında genel hükümlere göre yasal işlem
yapılacaktır.
d) Başvuru esnasında istenilen belgeler incelendikten sonra eksik belgesi olanların başvuruları kabul edilmeyecektir.
D-(gbkz:DİĞER HUSUSLAR)
a) Atamaları yapılmayan adayların başvuru evrakı, yerleştirilme sonucunun ilandan itibaren 15 gün içinde aday tarafından talep
edilmesi halinde iade edilecek olup, belirlenen süre sonrası yapılacak talepler dikkate alınmayacaktır.
E-(gbkz:YERLEŞTİRME SONUÇLARININ DUYURULMASI)
a) Başvurusu kabul edilen adaylar başvuru süresi bittikten sonra;
KPSS puanı esas alınarak sıralamaya tabi tutulacak ve en yüksek puan alan adaydan başlanarak mülakat komisyonunca
belirlenecek kişi sayısı kadar aday mülakata çağırılacak, yapılan mülakat sonucunda ataması uygun bulunan adaylar ilan
edilecektir.
b) Çağrı yapılan adaylardan verilen süre içinde başvurmayan, başvurup ataması yapıldıktan sonra görevine başlamayan ya da
aranılan şartları taşımadığı anlaşılanların atamaları iptal edilip yerine kazanma sırasına göre yedeklerden atama yapılacaktır.
c) Personel alımı ile ilgili tüm ilanlar İLKSAN Genel Müdürlüğünün www.ilksan.gov.tr internet adresinde ilan edilecek olup, ayrıca
yerleştirilmesi yapılan adayların adreslerine de tebligat yapılacaktır.
Sandığımız Özel Kanunla kurulmuş olup, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi değildir. Alınacak personel 4857 sayılı İş Kanunu Hükümlerine göre çalıştırılacaktır.
başvuru formu için [http://www.ilksan.gov.tr/pdf/isbasvuruformu.pdf tıklayınız...]
[http://www.ilksan.gov.tr/haber/135/ILAN?id=135 detaylar için tıklayınız]
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?