fadıl akgündüz'ün dayısı. aynı kişi fadıl akgündüz tarafından dolandırıldığı içi n medyanın gündeminde.
genellikle kadınlarda görülen durum.
güzel düşüncelere sahip. bizim topluma ters olduğu için adamı taşlıyorlar. tanrıtanımaz (ateist) olması düşüncelerinin doğruluğunu değiştirmez.
ezan sesi çan sesi duymak istemeyen mağaraya taşınsın demiş. bir yerde de porno yararlıdır demiş. ne yararı acaba. kurcalamadım.
ezan sesi çan sesi duymak istemeyen mağaraya taşınsın demiş. bir yerde de porno yararlıdır demiş. ne yararı acaba. kurcalamadım.
Reina'daki saldırı da hepimize karşı yapılmış alçak bir terör saldırısıdır. Hayatını kaybedenlerin acılarını paylaşıyorum. Terör örgütleri adi maşalardır, gerçek oyuncular değil. Tabi ki maşaların kırılması gerekir. Fakat onu tutan eli kırmak esas amaç olmalıdır.
Sinir uçlarımızla oynayarak iç savaş çıkartmak istiyorlar. Bu vahşetin yaşam biçimine yapılan bir saldırı olduğunu açıklayanlar var. Ana muhalefet adına konuşan bazıları... kimi yorumcular, internet siteleri gibi... Bunlar, terörün amaçlayıp da başaramadığına hizmet etmektedir. Bunlara Işid Medine'de, Antep'te katliam yaparken yaşam biçimini mi hedef alıyordu diye sormak gerekir?
Sinir uçlarımızla oynayarak iç savaş çıkartmak istiyorlar. Bu vahşetin yaşam biçimine yapılan bir saldırı olduğunu açıklayanlar var. Ana muhalefet adına konuşan bazıları... kimi yorumcular, internet siteleri gibi... Bunlar, terörün amaçlayıp da başaramadığına hizmet etmektedir. Bunlara Işid Medine'de, Antep'te katliam yaparken yaşam biçimini mi hedef alıyordu diye sormak gerekir?
çok nadir yapabildiğim.
(bkz: #78394)
Üretim araçlarının mülkiyeti ve kullanma hakkı kamu adına devletindir. Devlet, üretimi kamu ihtiyaçlarını temel alarak planlar.
Yağmur var çok sevdiğim rüzgar da
Bugün pazar daha uyanmadı komşular
Damların üzerinde kuşlar daha rahatlar
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
Yağmur da var çok sevdiğim rüzgarda
Daha uyanmadı komşular bugün pazar
Ve ben seni çok özledim
Dışarı çıkmak istiyor canım
Tek başına haytalık etmek
Islanmak pazar sabahında yağmurda
Boş caddelerde dolaşmak
Vitrinlere bakmak sinemaların afişlerine
Sokakların isimlerine
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
Bir merhaba demek sessizce
Sahilde martılara simit atmak
Otobüslerin ilk seferlerine binmek
Gitmek istiyor canım hayatın gittiği yere
Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
Fırından taze ekmek alıp buğusunu çekmek içine
Ve ben seni çok özledim
Tam böyle bir şey çiçeğe su yürümesi
Bebeğin ağlaması toprağın uyanması
Yağmurun yağması ateşin sıcağı
Bu pazar sabahı tam böyle bir şey
Bir sabahçı kahvesine uğramak
Bir bardak çay taze dem kokusu
Yani hayatın atardamarlarında dolaşmak
Bölmeden şehrin uykusunu
Bir şiir yazmak pazar bulmacasının boş karelerine
Tam böyle bir şey hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz
Bir şiir yazmak bir bardak çay içmek
Sokaklarda gezmek yağmurda ıslanmak
Ve ben seni çok özledim
Yağmur var çok sevdiğim rüzgarda
Bugün pazar daha uyanmadı komşular
Damların üzerinde kuşlar daha rahatlar
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
Yağmur da var çok sevdiğim rüzgarda
Bugün pazar ve ben seni çok özledim
Bugün pazar daha uyanmadı komşular
Damların üzerinde kuşlar daha rahatlar
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
Yağmur da var çok sevdiğim rüzgarda
Daha uyanmadı komşular bugün pazar
Ve ben seni çok özledim
Dışarı çıkmak istiyor canım
Tek başına haytalık etmek
Islanmak pazar sabahında yağmurda
Boş caddelerde dolaşmak
Vitrinlere bakmak sinemaların afişlerine
Sokakların isimlerine
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
Bir merhaba demek sessizce
Sahilde martılara simit atmak
Otobüslerin ilk seferlerine binmek
Gitmek istiyor canım hayatın gittiği yere
Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
Fırından taze ekmek alıp buğusunu çekmek içine
Ve ben seni çok özledim
Tam böyle bir şey çiçeğe su yürümesi
Bebeğin ağlaması toprağın uyanması
Yağmurun yağması ateşin sıcağı
Bu pazar sabahı tam böyle bir şey
Bir sabahçı kahvesine uğramak
Bir bardak çay taze dem kokusu
Yani hayatın atardamarlarında dolaşmak
Bölmeden şehrin uykusunu
Bir şiir yazmak pazar bulmacasının boş karelerine
Tam böyle bir şey hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz
Bir şiir yazmak bir bardak çay içmek
Sokaklarda gezmek yağmurda ıslanmak
Ve ben seni çok özledim
Yağmur var çok sevdiğim rüzgarda
Bugün pazar daha uyanmadı komşular
Damların üzerinde kuşlar daha rahatlar
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
Yağmur da var çok sevdiğim rüzgarda
Bugün pazar ve ben seni çok özledim
İşi gücü olmayan, boşta kalan kimse.
Rehine krizi bitmiş.
4 terörşstte öldürülmüş.
4 terörşstte öldürülmüş.
genelde yemek yedikten sonra yarasın babında söylenen, sağlık sıhhat temennisi.
Kimseye etmem şikâyet ağlarım ben halime; titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime.
hikayesi;
“Kimseye Etmem Şikâyet”i yazmasına yol açacak “talihsiz hadise” İhsan Raif 13 yaşındayken Taş Konak'ta yaşanır.
Odasında kardeşi Belkıs'la oynarken bir gürültü kopar. Kapı açılır ve içeri hayatında hiç görmediği bir adam dalar. İhsan Raif'in hatıralarında “Arap Bacıların komplosu” olarak anacağı olayda içeri dalan ve İhsan'ı kaçırmaya kalkışan adam Reji memuru Mehmet Ali'dir.
Hiçbir temas olmaz, Mehmet Ali korkar ve kaçar ancak İhsan Raif'in “adı kirlenmiştir”.
Babası, İhsan Raif'in ve diğer aile fertlerinin ağlamalarına, yalvarmalarına aldırmaz ve 13 yaşındaki kızını “o hain Mehmet Ali'yle” evlendirir ve İzmir'e bir sürgün havasında yollar.
1890'da, 14 sene dönemeyeceği İstanbul'a veda ederken içinde ailesinden, çocukluk masumiyetinden, çok sevdiği İstanbul'dan, hem de hiç sevmediği kocaman bir adamın karısı olarak ayrılırken yazar İhsan Raif o şiiri:
“Kimseye etmem şikâyet; ağlarım ben halime
Titrerim mücrim (suçlu) gibi baktıkça istikbalime
Perde-i zulmet (karanlık perdesi) çekilmiş korkarım ikbalime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime...”
Ancak 27 yaşında 3 çocuk annesi bir genç kadın olarak döner İzmir'den. Bir süre sonra çapkınlıklarıyla bezdiren hayırsız kocadan boşanmasına izin çıkar.
İkinci evliliği bir gün sürer. Zorla elini öptürmek isteyen ikinci eşi hemen boşar.
İlk ve tek büyük aşkı, entelektüel, yazar-çizer Şahabettin Süleyman ile üçüncü evliliğini yapar. Yahya Kemal'den Ahmet Haşim'e, Ruşen Eşref'ten Fazıl Ahmet'e entelektüel bir çevresi vardır. Şair olarak kabul, ilgi ve takdir görür.
“Fecr-i Âti”ci eşi Şahabettin Süleyman'ın bir Avrupa seyahatinde beklenmedik şekilde ölmesi tekrar karanlığa gömülmesine yol açsa da yas döneminde yanında duran bir Fransız'la (Bell) dördüncü evliliğini yapar. Bell, İhsan Raif Hanım'a aşkından dinini değiştirse de pek hoş karşılanmaz son evliliği.
Milli Mücadele'nin ateşli destekçilerinden İhsan Raif Hanım, 1926'da, henüz 49 yaşındayken ölür.
“Kimseye Etmem Şikâyet”in güftesinin İhsan Raif Hanım'a ait olduğu kesin. Mehmet Öklü, bestenin de ona ait olabileceğini yazıyor ancak güvenilir pek çok kaynak bu nihavent bestenin Kemani Serkis Efendi'nin bestesi olduğunu yazıyor.
hikayesi;
“Kimseye Etmem Şikâyet”i yazmasına yol açacak “talihsiz hadise” İhsan Raif 13 yaşındayken Taş Konak'ta yaşanır.
Odasında kardeşi Belkıs'la oynarken bir gürültü kopar. Kapı açılır ve içeri hayatında hiç görmediği bir adam dalar. İhsan Raif'in hatıralarında “Arap Bacıların komplosu” olarak anacağı olayda içeri dalan ve İhsan'ı kaçırmaya kalkışan adam Reji memuru Mehmet Ali'dir.
Hiçbir temas olmaz, Mehmet Ali korkar ve kaçar ancak İhsan Raif'in “adı kirlenmiştir”.
Babası, İhsan Raif'in ve diğer aile fertlerinin ağlamalarına, yalvarmalarına aldırmaz ve 13 yaşındaki kızını “o hain Mehmet Ali'yle” evlendirir ve İzmir'e bir sürgün havasında yollar.
1890'da, 14 sene dönemeyeceği İstanbul'a veda ederken içinde ailesinden, çocukluk masumiyetinden, çok sevdiği İstanbul'dan, hem de hiç sevmediği kocaman bir adamın karısı olarak ayrılırken yazar İhsan Raif o şiiri:
“Kimseye etmem şikâyet; ağlarım ben halime
Titrerim mücrim (suçlu) gibi baktıkça istikbalime
Perde-i zulmet (karanlık perdesi) çekilmiş korkarım ikbalime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime...”
Ancak 27 yaşında 3 çocuk annesi bir genç kadın olarak döner İzmir'den. Bir süre sonra çapkınlıklarıyla bezdiren hayırsız kocadan boşanmasına izin çıkar.
İkinci evliliği bir gün sürer. Zorla elini öptürmek isteyen ikinci eşi hemen boşar.
İlk ve tek büyük aşkı, entelektüel, yazar-çizer Şahabettin Süleyman ile üçüncü evliliğini yapar. Yahya Kemal'den Ahmet Haşim'e, Ruşen Eşref'ten Fazıl Ahmet'e entelektüel bir çevresi vardır. Şair olarak kabul, ilgi ve takdir görür.
“Fecr-i Âti”ci eşi Şahabettin Süleyman'ın bir Avrupa seyahatinde beklenmedik şekilde ölmesi tekrar karanlığa gömülmesine yol açsa da yas döneminde yanında duran bir Fransız'la (Bell) dördüncü evliliğini yapar. Bell, İhsan Raif Hanım'a aşkından dinini değiştirse de pek hoş karşılanmaz son evliliği.
Milli Mücadele'nin ateşli destekçilerinden İhsan Raif Hanım, 1926'da, henüz 49 yaşındayken ölür.
“Kimseye Etmem Şikâyet”in güftesinin İhsan Raif Hanım'a ait olduğu kesin. Mehmet Öklü, bestenin de ona ait olabileceğini yazıyor ancak güvenilir pek çok kaynak bu nihavent bestenin Kemani Serkis Efendi'nin bestesi olduğunu yazıyor.
Eşlerin orda hırs uğruna birbirini küçük düşürdüğü ve ilerde izlediklerinde muhtemelen utanacakları bir çok davranışın sergilendiği yarışma programı
yine sıç(r)ar.
ÖĞRETMENE ELEKTRİK İNDİRİMİ
Nasıl bir indirim ama:)))
CK Boğaziçi Elektrik; 27 Kasım'a kadar başvuru yapan, aylık elektrik faturası 82 lira ve üzerindeki tüm çalışan ve emekli öğretmenlere 2 yıl boyunca indirimli fiyatlardan elektrik kullanma fırsatı sunuyor. CK Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü Halit Bakal, "Tüm enerjisini eğitime harcayan öğretmenlerimize teşekkür ediyoruz" diyerek, böyle bir kampanyayı başlattıklarını söyledi.
Nasıl bir indirim ama:)))
CK Boğaziçi Elektrik; 27 Kasım'a kadar başvuru yapan, aylık elektrik faturası 82 lira ve üzerindeki tüm çalışan ve emekli öğretmenlere 2 yıl boyunca indirimli fiyatlardan elektrik kullanma fırsatı sunuyor. CK Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü Halit Bakal, "Tüm enerjisini eğitime harcayan öğretmenlerimize teşekkür ediyoruz" diyerek, böyle bir kampanyayı başlattıklarını söyledi.
--- (gbkz: spoiler) ---
Pazartesi Gününde Meydana Gelen Olaylar ;
1- Hatemü'l Enbiya : Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav) Fil yılının Rebi'ül-evvel ayının 12. gününe rastlayan Pazartesi sabahı, henüz tanyeri ağardığı zaman alem başka bir alem oldu.
2- İlk Vahiy : Miladın 610 yılının Ramazan ayında Hira Mağarasında bir Pazartesi günü Cebrail tarafından ilk vahiy geldi.
3- Medine'ye Hicret: Peygamberimiz Kuba'ya erişince 13 yıllık ıztırap arkada kalmış oldu. Buraya Rebi'ül-evvel ayının başlarında 622 miladi yılının 20 Eylülünde, bir Pazartesi günü ulaştı.
4- Refik-i A'laya : 8 Hazirana rastlayan Rebi'ül-evvel ayının Pazartesi günü, sıcak bir gün, Medine seması saf ve berrak,gök yüzü saftı; Elini kaldırdı. Parmağıyla semaya işaret etti. \"Refik-i a'laya, Yüce dosta\" dedi. Ve eli yanına düştü. Artık ne bir ses, ne bir nefes..
İbn-i Abbas \" Doğumu Pazartesi günüdür, ilk peygamberlik Pazartesi geldi, hicret Pazartesidir, ruhu da Pazartesi kabzolunmuştur.\"
Pazartesi günü ile ilgili Hadis-i Şerifler;
1- Ebû Hüreyre şöyle dedi:
Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem elimi tutarak şöyle buyurdu:
“Allah, toprağı cumartesi günü yarattı. Oradaki dağları pazar günü, ağaçları pazartesi günü, sevilmeyen şeyleri salı günü, nûru çarşamba günü yarattı. Hayvanları yeryüzüne perşembe günü yayıp dağıttı. Âdem’i yaratılanların sonuncusu olarak cuma gününün son saatlerinde, ikindiyle akşam arasında yarattı.”
(Müslim, Münâfıkîn 27. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 327)
2-“Her Pazartesi ve Perşembe günü ameller Allah'a arz olunur.\" (Müslim, Birr, 36)
3- \"Allah Rasulü, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çokça özen gösterirdi.\" ( Tirmizi, Savm,44; Nesai,sıyam, 36; İbn Mace, Sıyam, 42; Ahmed b. Hanbel 6/80.)
4- Başka bir rivayette de Rasulullah'a, (asm) pazartesi günü tutulan oruçtan sordular. Peygamber Efendimiz (asm):
\"Ben o gün dünyaya geldim ve o gün peygamberlik verildi veya bana vahiy indirilmeye başlandı.\" buyurmuşlardır. (Müslim, Sıyam, 197.)
5- \"Ameller, Cenab-ı Hakk'a pazartesi-perşembe günleri arz olunurlar. Ben istedim ki Cenab-ı Allah'a amelim arz olunurken oruçlu olayım.\" (Tirmizi, Savm, 44; Nesai, Sıyam, 70)
Alıntı
--- (gbkz: spoiler) ---
Bazı alimler, pazartesi sendromu dememize kızar ve gerekçe olarak, yukarıdaki hadiselerin vukû bulduğu önemli bir gün olduğunu söylerler. Ama Bu güne pazartesi sendromu denilmesinin nedeni, hafta sonunun rehavetinden sonra, haftanın ilk günü olmuş olmasındandır. Keşke haftanın ilk günü, bu mübârek gün yerine başka bir gün olsaymış da, iş başının ilk günü girdiğimiz sendroma, başka bir gün girseymişiz. Dediğim, ân itibariyle girdiğim sendrom durumu.
Akla ilk şu soruyu getirir.
(bkz: Yarın ne giysem)??
Pazartesi Gününde Meydana Gelen Olaylar ;
1- Hatemü'l Enbiya : Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav) Fil yılının Rebi'ül-evvel ayının 12. gününe rastlayan Pazartesi sabahı, henüz tanyeri ağardığı zaman alem başka bir alem oldu.
2- İlk Vahiy : Miladın 610 yılının Ramazan ayında Hira Mağarasında bir Pazartesi günü Cebrail tarafından ilk vahiy geldi.
3- Medine'ye Hicret: Peygamberimiz Kuba'ya erişince 13 yıllık ıztırap arkada kalmış oldu. Buraya Rebi'ül-evvel ayının başlarında 622 miladi yılının 20 Eylülünde, bir Pazartesi günü ulaştı.
4- Refik-i A'laya : 8 Hazirana rastlayan Rebi'ül-evvel ayının Pazartesi günü, sıcak bir gün, Medine seması saf ve berrak,gök yüzü saftı; Elini kaldırdı. Parmağıyla semaya işaret etti. \"Refik-i a'laya, Yüce dosta\" dedi. Ve eli yanına düştü. Artık ne bir ses, ne bir nefes..
İbn-i Abbas \" Doğumu Pazartesi günüdür, ilk peygamberlik Pazartesi geldi, hicret Pazartesidir, ruhu da Pazartesi kabzolunmuştur.\"
Pazartesi günü ile ilgili Hadis-i Şerifler;
1- Ebû Hüreyre şöyle dedi:
Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem elimi tutarak şöyle buyurdu:
“Allah, toprağı cumartesi günü yarattı. Oradaki dağları pazar günü, ağaçları pazartesi günü, sevilmeyen şeyleri salı günü, nûru çarşamba günü yarattı. Hayvanları yeryüzüne perşembe günü yayıp dağıttı. Âdem’i yaratılanların sonuncusu olarak cuma gününün son saatlerinde, ikindiyle akşam arasında yarattı.”
(Müslim, Münâfıkîn 27. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 327)
2-“Her Pazartesi ve Perşembe günü ameller Allah'a arz olunur.\" (Müslim, Birr, 36)
3- \"Allah Rasulü, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çokça özen gösterirdi.\" ( Tirmizi, Savm,44; Nesai,sıyam, 36; İbn Mace, Sıyam, 42; Ahmed b. Hanbel 6/80.)
4- Başka bir rivayette de Rasulullah'a, (asm) pazartesi günü tutulan oruçtan sordular. Peygamber Efendimiz (asm):
\"Ben o gün dünyaya geldim ve o gün peygamberlik verildi veya bana vahiy indirilmeye başlandı.\" buyurmuşlardır. (Müslim, Sıyam, 197.)
5- \"Ameller, Cenab-ı Hakk'a pazartesi-perşembe günleri arz olunurlar. Ben istedim ki Cenab-ı Allah'a amelim arz olunurken oruçlu olayım.\" (Tirmizi, Savm, 44; Nesai, Sıyam, 70)
Alıntı
--- (gbkz: spoiler) ---
Bazı alimler, pazartesi sendromu dememize kızar ve gerekçe olarak, yukarıdaki hadiselerin vukû bulduğu önemli bir gün olduğunu söylerler. Ama Bu güne pazartesi sendromu denilmesinin nedeni, hafta sonunun rehavetinden sonra, haftanın ilk günü olmuş olmasındandır. Keşke haftanın ilk günü, bu mübârek gün yerine başka bir gün olsaymış da, iş başının ilk günü girdiğimiz sendroma, başka bir gün girseymişiz. Dediğim, ân itibariyle girdiğim sendrom durumu.
Akla ilk şu soruyu getirir.
(bkz: Yarın ne giysem)??
Afganistan 🇦🇫
AK PARTİ RİZE MİLLETVEKİLLERİ: Hasan Karal, Hikmet Ayar, Osman Aşkın Bak
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
