Haftasonudur iple çekilir.
konusunda savaş, istila gibi konuların ele alındığı filmlerdir.
the admiral: (2014) harika bir deniz savaşı örneği olan film. amrial yi'nin efsanesi anlatılır. kısıtlı bir deniz gücü ile korelilerin japonların üstün gücünü nasıl alt ettiği anlatılıyor. liderlikle ilgili büyük ipuçları var semptomatik gönderim açısından.
battle of the warriors: (2006) orjinali 'mo gong' olarak geçen filmde (bkz: andy lau) gibi bir savaş filmi efsanesi var. belki de en duygusal tempoda kurgulanmış savaş filmi olabilir. tarihi oyunlardan, okçuluğu, kale savunmasına, stratejiye her şeye yer var.
coriolanus: (2011) gerard butler ve ralph fiennes'in yer aldığı sıra dışı film. shakespeare senaryosu modern savaş sistemleri ve donanımları ile işlenmiş. tabi savaş, toplum, temsilciler, aile, propaganda arasında geçen çok boyutlu bir film.
the admiral: (2014) harika bir deniz savaşı örneği olan film. amrial yi'nin efsanesi anlatılır. kısıtlı bir deniz gücü ile korelilerin japonların üstün gücünü nasıl alt ettiği anlatılıyor. liderlikle ilgili büyük ipuçları var semptomatik gönderim açısından.
battle of the warriors: (2006) orjinali 'mo gong' olarak geçen filmde (bkz: andy lau) gibi bir savaş filmi efsanesi var. belki de en duygusal tempoda kurgulanmış savaş filmi olabilir. tarihi oyunlardan, okçuluğu, kale savunmasına, stratejiye her şeye yer var.
coriolanus: (2011) gerard butler ve ralph fiennes'in yer aldığı sıra dışı film. shakespeare senaryosu modern savaş sistemleri ve donanımları ile işlenmiş. tabi savaş, toplum, temsilciler, aile, propaganda arasında geçen çok boyutlu bir film.
nedenleri hesaba katmadan yaşamak. düşünmeden yaşamak gibi bir şey. sinirlenince yapıyoruz aslında. nedenlerle yaşamıyoruz öyle.
daha 3 aylık bir embriyo halindeyken oluşan parmak izlerimiz bize özeldir, adeta biyolojik bir kimlik gibi yani. kimsenin parmak izi kimseninkine benzemez.
Kusursuz olan rabbimizin bir lutfu, dediğim durum
Kusursuz olan rabbimizin bir lutfu, dediğim durum
insanın kendini mutsuz yalnız güçsüz korkmuş hissettiğinde ihtiyaç duyduğu durum.
https://yoksis.yok.gov.tr/ilansayfa/?sessionid=40509
https://yoksis.yok.gov.tr/ilansayfa/?sessionid=40508
https://yoksis.yok.gov.tr/ilansayfa/?sessionid=40510
https://yoksis.yok.gov.tr/ilansayfa/?sessionid=40511
https://yoksis.yok.gov.tr/ilansayfa/?sessionid=40512
https://yoksis.yok.gov.tr/ilansayfa/?sessionid=40507
https://yoksis.yok.gov.tr/ilansayfa/?sessionid=40508
https://yoksis.yok.gov.tr/ilansayfa/?sessionid=40510
https://yoksis.yok.gov.tr/ilansayfa/?sessionid=40511
https://yoksis.yok.gov.tr/ilansayfa/?sessionid=40512
https://yoksis.yok.gov.tr/ilansayfa/?sessionid=40507
(bkz: fetiş)
bizimkiler dizisinde cemil vardı, hani sevim koş diye bağıran. o bunu yapardı, benzetmek gibi olmasın bizim bilmem kim abi de senin gibiydi, üç gün sonra gitti rahmetli derdi.
Hiç içimden gelmiyor. Acim susuzum ve yeterince halsizlik var. Ayrıca kafamın basmadigi da bir gerçek
gereğinde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı bırakmak, kesip atmamak.
Yüzemeyen bir hayvan olduğunun farkında olan akrep, bir gün nehrin öte yanına geçmek zorunda kalır. Ne yapacağını düşünürken kıyıda pinekleyen kurbağayı görür.
Akrebin kendisine yanaştırığını fark eden kurbağa korkudan suya atlayıp uzaklaşmaya başlar. Akrep yalvaran bir ses tonuyla sorar:
“Kurbağa kardeş; karşıya geçmem gerek. Beni sırtında taşır mısın?”
Kurbağa büyüyen gözleriyle cevap verir.
“Daha neler? Beni sokup öldürürsün!”
“Olur mu?” der akrep. “O zaman ben de suya batar, boğulur, ölürüm”.
Kurbağa biraz düşünür ve akrebe hak verir. Kıyıya çıkar, onu sırtına alır ve karşı yakaya doğru yüzmeye başlar. Yolun yarısında ensesinde bir sızı hisseder. Vücudu hızla soğumaktadır. Kolları, ayakları hissizleşir. Beraber dibini boylayacakları suya batarken son nefesinde sorar:
“Hani sokmayacaktın akrep kardeş?”
Akrep mahsun, mahçup, çaresiz cevap verir:
“Ne yaparsın kurbağa kardeş; ben akrebim, huyum bu.”
Akrebin kendisine yanaştırığını fark eden kurbağa korkudan suya atlayıp uzaklaşmaya başlar. Akrep yalvaran bir ses tonuyla sorar:
“Kurbağa kardeş; karşıya geçmem gerek. Beni sırtında taşır mısın?”
Kurbağa büyüyen gözleriyle cevap verir.
“Daha neler? Beni sokup öldürürsün!”
“Olur mu?” der akrep. “O zaman ben de suya batar, boğulur, ölürüm”.
Kurbağa biraz düşünür ve akrebe hak verir. Kıyıya çıkar, onu sırtına alır ve karşı yakaya doğru yüzmeye başlar. Yolun yarısında ensesinde bir sızı hisseder. Vücudu hızla soğumaktadır. Kolları, ayakları hissizleşir. Beraber dibini boylayacakları suya batarken son nefesinde sorar:
“Hani sokmayacaktın akrep kardeş?”
Akrep mahsun, mahçup, çaresiz cevap verir:
“Ne yaparsın kurbağa kardeş; ben akrebim, huyum bu.”
bir nuri nuri ceylan filmidir
iki insanın iklimlerinin uyuşmadığında olacaklardan bahsetmiştir
ağrı çekimleri mükemmeldir
(bkz: doğubeyazıt )
iki insanın iklimlerinin uyuşmadığında olacaklardan bahsetmiştir
ağrı çekimleri mükemmeldir
(bkz: doğubeyazıt )
ikna kabiliyetinin en çok geliştirildiği yer
her şeyin üst üste gelip birikmesiyle yaşanan son olaydan sonra sabrın tükenmesine, kırılma noktasına gelinmesine sebep olan damladır.
İç Anadolu'da bacaları olan şeylerdir.
mödo !
zalım!
doğru söyle sen misin o ?
zalım!
doğru söyle sen misin o ?
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?


