taliscaaaa. varan 1.
Kesinlikle terlikle yolculuk yapmayın. Mola yeri pis ise zorla bagajı açtırıp çantanızdan ayakkabınızı çıkarttırırsanız muavinler size söver.
Çişiniz geldiğinde muavine söyleyin durmak zorundalar. Baktınız durmamak için ellerinden geleni yapıyorlar gidip şöföre kibarca söyleyin. Eğer kibarlıktan anlamazlarsa altınıza yapacağınızı ve koltuklarının da kirleneceğini iletin kendilerine.
Arkalarda yolculuk yapabiliyorsanız biletinizi arkalardan alın önden arkaya doğru bilet sattıkları için yanınızın dolmama ihtimali var.
En önemlisi kibar olun siz kibar olursanız onlarda kibar olur.
Çişiniz geldiğinde muavine söyleyin durmak zorundalar. Baktınız durmamak için ellerinden geleni yapıyorlar gidip şöföre kibarca söyleyin. Eğer kibarlıktan anlamazlarsa altınıza yapacağınızı ve koltuklarının da kirleneceğini iletin kendilerine.
Arkalarda yolculuk yapabiliyorsanız biletinizi arkalardan alın önden arkaya doğru bilet sattıkları için yanınızın dolmama ihtimali var.
En önemlisi kibar olun siz kibar olursanız onlarda kibar olur.
yeni bir yazarımız. hoş gelmiş.
yaratıcı bir insan olmadığımı yüzüme vuran materyal. ayrıca küçükken isteyip de sahip olamadığım şeyler arasına girer. çocukluğuma iniyorum durun. :)
ishakpaşa sarayı ve ağrı dağı dışında başka numarası olmayan, geçimini askeriyeden sağlayan, küçük bir çarşısı bulunan, 1 nci mekanize piyade tugayı' nı bünyesinde barındıran, ağrı'ya bir saat mesafede olan ilçe.
Kendine özgü tarzı ve yaptığı cover ve single çalışmalarıyla çok sevilen şarkıcı.
Besmeleyi ağzınıza alacaksanız bari düzgün yazın ve gösteriş meraklısı olmayın, diyerek karşılık vereceğim başlık ve entry dir.
Başlık da yanlis entry'de yazılı besmele de:
Rahman sözcüğünün ikinci hecesi uzun okunur ve uzun okutan işaret başlıkta unutulmuş.
Entry'de ise latin harfleriyle yazılı beslemenin -rahman ve rahim- kısmını birbirine bağlarken iki -r- yazilir, çünkü -şedde- ünsüzleri çift okutur, üç defa okutmaz.
(bkz: edit diye bir şey varmış la)
Başlık da yanlis entry'de yazılı besmele de:
Rahman sözcüğünün ikinci hecesi uzun okunur ve uzun okutan işaret başlıkta unutulmuş.
Entry'de ise latin harfleriyle yazılı beslemenin -rahman ve rahim- kısmını birbirine bağlarken iki -r- yazilir, çünkü -şedde- ünsüzleri çift okutur, üç defa okutmaz.
(bkz: edit diye bir şey varmış la)
1963 yılının bir sonbahar günü…
Varan Turizm'in o zaman Ankara'da bulunan Küçük Tiyatro'nun hemen bitişiğindeki terminalinden İstanbul otobüsü hareket etmek üzere. Terminalde bir hareketlilik var.
14-15 yaşlarında, Çocuğunun elinden tutmuş bir baba, otobüse yaklaşarak kaptan şoföre:"Oğlum Galatasaray Lisesi'ne gidiyor, yatılı okuyacak. Onu yalnız gönderiyorum, İstanbul'da güvenilir bir taksiye bindirip okuluna yollar mısın?” diyip ekliyor:
“Valizini de unutmasın."
Kaptanın cevabı "Elbette siz hiç merak etmeyin," oluyor. Endişeli baba, nemli gözlerle, hareket eden otobüsün arkasından el sallıyor.
İki gün sonra baba, telaşlı bakışlar ve heyecanlı adımlarla terminale geliyor. "Oğlumu Taksim'den Galatasaray Lisesi'ne götüren şahsın kim olduğunu öğrenmek istiyorum," diyor.
İstanbul terminalimizi arayıp soruyoruz; fakat ilginçtir ki arkadaşlarımız bize bu şahsın kim olduğunu söylemek istemiyorlar.
Babanın telefon numarasını alıp ona sonucu bildireceğimizi söylediğimizde ise daha fazla dayanamayan baba gözyaşları içinde anlatmaya başlıyor.
"Yahu kardeşim, o kişi kimse, oğlumla beraber idareye gitmiş. Kayıt işlemlerini tek tek tamamlatmış. Bavulunu taşımış, teslim edilen eşyaları almış. Sonra yatakhanede onun çarşafını sermiş, nevresimini takmış, dolabını yerleştirmiş." Baba hıçkırarak anlatmaya devam ediyor.
"Ben ya da annesi gitseydik biz de aynısını yapardık," diyor. Derin bir “oh” çekiyoruz.
Oysa ki hiç de alışık olmadığımız bir şikâyet dinleyeceğiz korkusunu yaşıyorduk…
Bu kez daha ısrarlı bir biçimde çocuğu okula götüren şahsın kim olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Epey uğraştan sonra da hayretle öğreniyoruz kim olduğunu.
Çocuğu Galatasaray Lisesi'ne götüren şahıs Nevzat Hüseyin Pekuysal… Şirketin sahibi.
Yıllar sonra kendisine "Nevzat Bey, bu olayı anımsıyor musunuz?" diye sorduğumuzda, gözleri doluyor ve insanın içine işleyen bakışlarını üzerimizde gezdiriyor.
"O baba bana dünyadaki en değerli şeyini, oğlunu emanet etmiş. Ben bu emaneti başkasına nasıl emanet edebilirdim ki?" diyor........
![]()
(bkz: varan turizm)
Varan Turizm'in o zaman Ankara'da bulunan Küçük Tiyatro'nun hemen bitişiğindeki terminalinden İstanbul otobüsü hareket etmek üzere. Terminalde bir hareketlilik var.
14-15 yaşlarında, Çocuğunun elinden tutmuş bir baba, otobüse yaklaşarak kaptan şoföre:"Oğlum Galatasaray Lisesi'ne gidiyor, yatılı okuyacak. Onu yalnız gönderiyorum, İstanbul'da güvenilir bir taksiye bindirip okuluna yollar mısın?” diyip ekliyor:
“Valizini de unutmasın."
Kaptanın cevabı "Elbette siz hiç merak etmeyin," oluyor. Endişeli baba, nemli gözlerle, hareket eden otobüsün arkasından el sallıyor.
İki gün sonra baba, telaşlı bakışlar ve heyecanlı adımlarla terminale geliyor. "Oğlumu Taksim'den Galatasaray Lisesi'ne götüren şahsın kim olduğunu öğrenmek istiyorum," diyor.
İstanbul terminalimizi arayıp soruyoruz; fakat ilginçtir ki arkadaşlarımız bize bu şahsın kim olduğunu söylemek istemiyorlar.
Babanın telefon numarasını alıp ona sonucu bildireceğimizi söylediğimizde ise daha fazla dayanamayan baba gözyaşları içinde anlatmaya başlıyor.
"Yahu kardeşim, o kişi kimse, oğlumla beraber idareye gitmiş. Kayıt işlemlerini tek tek tamamlatmış. Bavulunu taşımış, teslim edilen eşyaları almış. Sonra yatakhanede onun çarşafını sermiş, nevresimini takmış, dolabını yerleştirmiş." Baba hıçkırarak anlatmaya devam ediyor.
"Ben ya da annesi gitseydik biz de aynısını yapardık," diyor. Derin bir “oh” çekiyoruz.
Oysa ki hiç de alışık olmadığımız bir şikâyet dinleyeceğiz korkusunu yaşıyorduk…
Bu kez daha ısrarlı bir biçimde çocuğu okula götüren şahsın kim olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Epey uğraştan sonra da hayretle öğreniyoruz kim olduğunu.
Çocuğu Galatasaray Lisesi'ne götüren şahıs Nevzat Hüseyin Pekuysal… Şirketin sahibi.
Yıllar sonra kendisine "Nevzat Bey, bu olayı anımsıyor musunuz?" diye sorduğumuzda, gözleri doluyor ve insanın içine işleyen bakışlarını üzerimizde gezdiriyor.
"O baba bana dünyadaki en değerli şeyini, oğlunu emanet etmiş. Ben bu emaneti başkasına nasıl emanet edebilirdim ki?" diyor........

(bkz: varan turizm)
Elon Musk Güney Afrika asıllı Amerikalı mucit ve girişimcidir. SpaceX'in kurucusu ve Tesla Motors ile PayPal'ın kurucu ortaklarındandır. SpaceX'te CEO ve baş tasarımcı; Tesla Motors'da başkan, CEO ve ürün mimarı olarak görev yapmaktadır.
@2 in sen cin ben topumuz yok oynayamıyoz.
tekerlekli sandalyeler ve bu sandalyeler ile birlikte kullanılan aksesuarların tanıtımlarına, türkiye'deki ve diğer ülkelerdeki tekerlekli sandalye teknolojisi ile ilgili çıkan yeni haberlere, tekerlekli sandalye kullanan kişilerin yaşam koşullarını iyileştirecek bilgilere, konusunda uzman isimlerin tekerlekli sandalye kullanıcıları için kaleme aldıkları özel yazılara ulaşabileceğiniz bir portal.
engelli bir arkadaşın, yine diğer engellilere, ailelerine veya engelli adayı olan bizlere yardımcı olabilmek, bilgilerini paylaşabilmek için açtığı portal.
http://www.tekerleklisandalyeler.com/
engelli bir arkadaşın, yine diğer engellilere, ailelerine veya engelli adayı olan bizlere yardımcı olabilmek, bilgilerini paylaşabilmek için açtığı portal.
http://www.tekerleklisandalyeler.com/
Frigorifico!
Not:(gbkz:ispanyolca)'da buzdolabı demek.
Not:(gbkz:ispanyolca)'da buzdolabı demek.
15 temmuz gecesi gerek partisini gerek demokrasiyi gerek ülkesini düşünerek sokağa çıkıp canlarını hiçe sayan insanlara az bile bu tarz ayrımcılıklar.
insanların garibine giden yanı mevcut hükumetin bu kadar vefakar oluşu. sokağa çıkanlar öncelikle hükumeti kurtardılar ve hükumet ise sokağa çıkanların hepsine vefa borcunu bi şekilde ödüyor.
yani doğuda ölen kişi şehit mi bu daha da mı şehit mevzularını tartışmaya gerek yok aslında.
[http://www.malayani.com/kategoriler/turkiye/15-temmuz-sehit-yakinlarina-askerlikten-muafiyet-hakki/.html tık tık]
insanların garibine giden yanı mevcut hükumetin bu kadar vefakar oluşu. sokağa çıkanlar öncelikle hükumeti kurtardılar ve hükumet ise sokağa çıkanların hepsine vefa borcunu bi şekilde ödüyor.
yani doğuda ölen kişi şehit mi bu daha da mı şehit mevzularını tartışmaya gerek yok aslında.
[http://www.malayani.com/kategoriler/turkiye/15-temmuz-sehit-yakinlarina-askerlikten-muafiyet-hakki/.html tık tık]
hz. ebubekir in diyarı.
diyar-ı bekr.
hasretimiz.
diyar-ı bekr.
hasretimiz.
İnşallah düşersin!
Ders anlatırken oturduğu sırayı bütün ikazlara rağmen geriye doğru eğip dikkatimi dağıtan öğrenci için şakayla karışık söylediğim sözdür.
Bunu duyduğunda ve öğrencilerin hafiften kikirdemelerine yüzündeki kizariklikla eşlik ederek sırasını düzelten öğrenci derse katılmaya başlar.
Ders anlatırken oturduğu sırayı bütün ikazlara rağmen geriye doğru eğip dikkatimi dağıtan öğrenci için şakayla karışık söylediğim sözdür.
Bunu duyduğunda ve öğrencilerin hafiften kikirdemelerine yüzündeki kizariklikla eşlik ederek sırasını düzelten öğrenci derse katılmaya başlar.
Hz. Süleyman`ın peygamber ve hükümdar olduğunu belirten bir mührü vardı. Bu yetki gücünün işareti olarak görülmüş, burdan hareketle söze şu anlam verilmiştir: Bir işte yetki kimde ise kuvvet ondadır, onun buyrukları geçer.
Ülke olarak bi kaç yıl öncesine kadar sanayi anlamında dışa bağlılığımız %80 oranındayken şu sıralarda %40 a düşmüş durumda.
Kötü komşu insanı mülk sahibi yaparmış. Türkiyenin dış politikası evet çok iyi değil ancak iyiye işaretleri de yok değil.
Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen, her türlü arazi ve hava şartlarında görev yapacak MPT-76'nın seri üretimi tamamlanan ilk partisi, düzenlenen törenle Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edildi.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?