16 nisan 2017 başkanlık sistemi referandumu

0 /
abuzeroklava
Halk oylamasında geçerse yeni Anayasa maddeleri ilginç sonuçlara yol açacak! Seçimlerde çok renkli adaylar göreceğiz. Zira 100 Bin kişinin imzasıyla CB adayı olmak mümkün hale gelecek. Bu ne demek? Şu andaki sistemde CB adayı olması mümkün görünmeyen bir çok kişi CB adaylığına çıkabilecek... 100 bin üyesinin imzasını alan bir meslek örgütü yahut sendika CB adayı çıkarabilecek. Partili olması gerekmiyor. Mesela Meral Akşener gerekli imzayı toplayıp CB adayı olabilecek. Abdullah Gül, Cem Yılmaz, Atatürk'e benzeyen bu adam, kendini çok önemli zanneden emekli paşalar, İlber Ortaylı, Engin Altan Düzyatan namıdiğer Ertuğrul, Cübbeli Ahmet Hoca, Melih Gökçek, Fatma Ragıbe Kanıkuru ya da Hülya Avşar... 100 bin imzayı bulan herhangi biri... Ne tıbben ne hukuken hiçbir engel kalmayacak!
TurinTurambar
iki dönem başkanlık yapan bir daha seçilemez noktasında boşluklar var. ikinci dönemin 9.yılında başkan, meclisi feshedip meclis ve başkanlık seçimini yenilerse yeniden yeniden daha güçlü yeniden gibi bir durum var. yani iki dönem değil ömür boyu tekrar tekrar seçilebilir bu durumda. endişe edilen durumda odur. bu durumun olmayacağının bir garantisi de yokmuş gibi gözüküyor.
aberi
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gelince ;
1-Cumhuriyet yok edilip halifelik ilan edilmeyecek.
2-Bir gecede Latin harfleri yok edilip islam harfleri getirilmeyecek.
3-Fes yada sarık takmayanlar idam edilmeyecek.
4-Nutuk ve gençliğe hitabeyi gizli gizli okumak zorunda kalmayacaksınız.
5-Meyhaneleriniz ahıra dönüştürülmeyecek.
6-Simdiye kadar yazdığınız eserler hurda kağıt niyetine İngilizlere satılmayacak.
7-M.kemalin akrabaları sürgün edilmeyecek.
8-Onuncu yıl marşı Arapça okunmaya mecbur edilmeyecek.
9-Esleriniz Kızlarınız zorla örtünmeyecek.
10-Her sene 15 temmuz da saygı duruşu yapmayacaksınız.
11-ogullarinizin çocuklarınızın yemin törenine başı açık diye alınmama olmayacak.
kultabisi
turinturambar'ın yazdığını yazacaktım ama kendisi benden önce davranmış.
evetçiler, değişiklikleri yeterince irdelemiş olsalardı, bu durum dikkatlerini çeker ve 'tayyip erdoğan en fazla şu kadar seçilir, maksimum şu tarihte görevi sona erer.' gibi cümleler kurmazlardı gibime geliyor. bu durumda, kendilerine yeni bir ev ödevi çıkmış durumda. değişen maddeleri tekrar ve tekrar okuyarak, 'acaba bu madde niye değişti? acaba bu maddenin konulma amacı ne olabilir?' şeklinde bir beyin fırtınası yapmaları iyi olur.
ayrıca, meselenin tayyip erdoğan ismi üzerine indirgenmesi de ayrı bir sorun.
evetçilere daha iyi anlatmak için şöyle söyleyelim: farzedelim ki, tayyip erdoğan bu ülkenin görüp görebileceği en kusursuz, en büyük, en ahım şahım, en süper, en en en kahraman insan olsun. peki ya sonrası?.. bu yetkilerle, o makama gelecek herkesin, tayyip erdoğan'da olduğuna inandığınız özellikleri taşıyacağına olan inancınız nereden geliyor?
hani, bu ülkede hiç yaşamadık (!) ama milyarda bir karşılaşılabilecek bir durum olsa da, misal vücudundaki tüm hücreleriyle amerika'nın köpeği olan biri, diyelim ki dini kullanarak, diyelim ki milliyetçiliği kullanarak, diyelim ki parasal gücünü kullanarak devlet içinde örgütlense; bu örgütlenme sırasında da, kendisine bu yolları açacak siyasetçilerin kimisini parayla, kimisini inançla, kimisini kasetle vs. kendi kontrolü altına alsa, sonunda da başkanlık makamına otursa, neler olabilir?.. hiç düşündünüz mü?
ya da ne bileyim. o makama oturan kişi, bir süre sonra akıl sağlığını kaybetse. durduk yerde ülkenin birine savaş açsa. veya, yetkisi gereği ülkeyi eyaletlere bölse. kimi eyaletlere özerklik verse vs. vs... ne yaparsınız?
aslında bu örnekleri yüzlerle ifade edilebilecek şekilde çoğaltabilirim. olayın özü şu: padişahlıkta bile, padişah tek başına ülkenin kaderini tek başına belirleyemezken, ülkenin kaderinin tek bir kişinin iki dudağı arasına bırakmak, hangi aklın ürünüdür?
durun, düşünün... kişiler hakkındaki hislerinizi bir kenara bırakın. mantığınızla düşünün sadece. farzedin ki, o ülkenin vatandaşı değilsiniz. olaylara dışardan bakıyorsunuz. ülkece bütün geleceğini bir kişiye bırakan bir millet için ne düşünürdünüz?
abuzeroklava
Erbabı siyaset kampanya yorgunluğundan olsa gerek saçmalamaya başladı. Kafamız şişti. Pazar bi gelse de millet diyeceğini dese..
TurinTurambar
yüzde 51 oyla gelmiş cumhurbaşkanının meclisi feshetme yetkisi ile meclis seçiminde kullanılan oyların yüzde yüzüne müdahale edebilmesini mümkün kılıyor yeni değişiklik.
abuzeroklava
Bütün değişikliğin özü şu: Referandumdan Evet çıkarsa, bundan sonraki genel seçimlerde önümüze aynı gün 2 sandık konulacak. Birine yasama organı yani TBMM için oy atacağız. Diğerinde yürütme organı yani Cumhurbaşkanlığı için oy kullanacağız.
Yasama ve yürütme daha sandığın başında ayrılacak. Sandığın birine A partisinin adayı için; diğerinde B partisi için oy kullanabileceğiz. İlk turda meclis oluşacak, ancak CB adaylarından herhangi biri yüzde 50 oy alamazsa, en yüksek oy alan iki aday arasında 2.tur seçimler yapılacak. Belki de 2.turda mecliste muhalefet konumunda olan partinin adayı CB seçilecek ve hükumeti kuracak... Yani hükumet kurma yetkisi doğrudan halk tarafından verilecek. Milletvekili sayısı ile hükumet arasında doğru orantı olmayacak. Allah aşkına bunun neresi tek adamlık, neresi diktatörlük? Yalan söyleyen, korku yayan bir sürü utanmaz yorumcu var... Halbuki asıl tek adamlığı şu andaki sistem dayatıyor. Çünkü meclisi/yasamayı kontrol altına almadan ülkeyi yönetemezsin diyor. Milletvekillerini tehdit ederiz, partinden istifa ettiririz yine yönetemezsin, trafik kazasında ölür... yine yönetemezsin diyor. (bunlar geçmişte çok görüldü.) Dünyanın şu gidişatında, Türkiye'nin yönetilemez bir ülke olmaya tahammülü yok. Bütün mesele bu. Bence gerisi teferruat.
ccc
Yeni anayasanın yönetimde teklik sağlayacağı gerekçesiyle darbeyi önleyeceğini iddia ediyorlar. Oysa 11 Osmanlı padişahı darbeyle indirildi.

Mesele tek adam rejimi kurmaksa; o 11 Osmanlı padişahı da tek adamdı. Mesele denge ve fren mekanizmasına sahip bir siyasal sistem kurmaktır.

Meclis ve yargı denetiminin zayıflatılıp kontrol altına alındığı yeni anayasa sisteminin toplumsal kavga ve darbe üretmesi de mümkündür.

Bugünkü düzenin tüm yapısal sorunları yeni tek adam sistemine taşınarak daha derin krizlere de yol açılıyor. Daha düzgün bir anayasa için 16 Nisan'da oylanan metne #Hayır demeliyiz.

[www.twitter.com/aliaktas7]
cayisallama
Referandum mücadelesini \"Şunlar hayır diyor diye biz evet diyeceğiz\" prensibi üzerinden yürütmek.
Sonra da \"Herkes demokratik hakkını kullanıyor. Sakın ayrışmayalım.\" diye telkinde bulunmak.
Neden EVET ya da HAYIR mücadelesi anayasa değişikliği maddeleri üzerinden yürütülmüyor?
Çünkü hiçkimsenin umurunda değil.
Ülkenin ve çocuklarımızın geleceğini şekillendirecek bir değişimi KARŞI TARAFIN tavrı üzerinden savunmak nasıl bir sorumsuzluksa artık.
abuzeroklava
2017 yılı içerisinde olacak referandumdur.

Hayırcılara daha iyi anlatmak için şöyle söyleyeyim. Eğer baştan beri böyle bir sistem olsaydı 2002'de iktidara gelen Tayyip Erdoğan'dan 2012 yılında kurtulmuş olacaktınız! Yeni anayasa ile bir kişi ülkeyi en fazla 10 yıl yönetebilecek. Şimdi söyleyin Evet mi Hayır mı?
Yine mi hayır... O zaman bir de şuna kulak verin. Şimdi evet derseniz, Erdoğan'ın katılacağı son seçim 2019'daki olacak. Onu kazansa bile son dönemi olacak. Yani evet dersen, en geç 2024'te Erdoğan'dan kurtulacaksın. Şimdi söyle evet mi hayır mı?
Yine mi hayır... 2024'e çok mu var. Sen bilirsin kardeş... O halde iş yine Erdoğan'a Allah ömür versin diye dua eden milyonlarca teyzeye kaldı. Haberin olsun.
piri fani
Siyasi paylaşım yapmayı sevmem. Ama artık dayanamadım yapacam. Günah benden gitti. Anayasa Değişikliği referandumu sürecinde şu iki insan tipini gerçekten anlayamadım:
1) Herkesin hayrı, sevabı kendine ama hayatında bir gram hayır(iyilik) yapmayı bırakın hayır kelimesini ağzına almaktan mütemadiyen kaçınmış, imtina etmiş, sabahları "hayırlı sabahlar" diyen birini gördüklerinde yüzyıllar öncesinden ışınlanmış mı lan bu diye bakan insanların bu süreçte hayır kelimesini ağzında haftalarca çiğnenmiş sakıza çevirmeleri günün her anı hayırlı sabahlar, hayırlı akşamlar, hayırlı traşlar, hayırlı sıçışlar,.... hiç yakışmıyor yapmayın.
2) Evet'i milli egemenlik meselesi, dini İslami itikadi bir şeymiş hatta daha üstü kendi kafalarında uydurdukları Tayyibizm dininin kelime-i tevhidi gibi lanse eden, değişiklik maddelerini baştan sona hiç okumamış bazı insanlar. Yahu bu referandum sonucunda değişiklikler yürürlüğe girdiğinde Cumhurbaşkanlığı sistemine geçmiş bir Türkiye daha İslami bir ülke, daha mübarek bir ülke olmayacak. Referandumdan önce ne kadar "İslami" ne kadar "hukuk" devletiyse, ne kadar laik bir ülkeyse aynı şekilde devam edecek. Ne bir gram fazla İslami, ne bir gram az laik olacak. O kadar. Bitti.
abuzeroklava
Geçen gün vefat eden memleketin en büyük hukukçusu rektörlere böyle konuşuyordu... Niçin yeni CB sistemine oy verdiniz diyenler var ya... İşte millet bunlar yüzünden verdi.

cayisallama
ben adamlar seçim için gerçekten çok iyi çalışıyorlar diyorum ve arttırıyorum.
animasyon film bile hazırlamışlar.

seyrani
öncelikle şunu belirtelim; kağıt üzerinde başkanlık, yarı başkanlık ve parlamenter sistemin birbirlerine karşı hiçbir üstünlüğü yoktur; hiçbiri diğerinden daha demokratik değildir. ülkelerin tarihi, siyasal kültürel süreçlerine göre hükümet biçimleri çoğunlukla kendilerine özgün olarak gelişir. bugün fransa'daki güçlü yürütme mantığı, yani yarı başkanlık sistemi fransa tarihindeki siyasal karışıklıkları azaltmak siyasete istikrar sağlamak için getirilmiştir. misal abd'deki sistem de hem federasyonun birliğini devam ettirebilmesi hem de eyaletlerin birbirlerine karşı adil şekilde temsilini sağlamak için geliştirilmiştir. sistemdeki denge mekanizmaları da amerika'nın siyasal gelenği ile uyumlu olduğı için yüz elli senedir oldukça iyi çalışmaktadır.

gelelim türkiye'ye. malum devletlü sultanımız abdulhamid han'ın kısa süreli ilk meşrutiyet döneminden sonra 1908-1913 arası osmanlı ilk defa parlamento ile yönetilen bir çok partili rejim denemesi yaptı. sonra ittihad terakki diktatörlüğü, tek parti devri ve çok partili hayata geçiş var. 1950'den itibaren siyasal tarihi incelediğimizde yakın zamana kadar görebileceğimiz şeyler kaos, kargaşa, kavga, patırtı gürültüden başka bir şey değil. bunun çok fazla nedeni var; tabi ilki kazım karabekir'in de zamanında veryansın ettiği "sözün ayağa düşmesi."

ben şahsi olarak bu kadar uzun süreli bir imparatorluk geleneğini tecrübe eden bir ülke olarak; demokrasi; çok partili rejim; ifade özgürlüğü gibi batılı kavramların bize fazla geldiğine inanıyorum. nitekim 1980 yılına kadar süleyman demirel ve nihat erim başta olmak üzere birçok lider 61 anayasası ile ülkenin yönetilemeyeceğini, anayasanın özgürlükçü ortamının ülkeyi kaosa sürüklediğini defaatle belirtmişlerdir. 71 muhtırası, 80 darbesi, milliyetçi cephe hükümetleri; zoraki ve ironik msp-chp ortaklığı hep sistem krizlerinin ürünleridir. Yine özal sonrası koalisyon yılları da aynı şekilde ideolojik olarak birbirine taban tabana zıt; ekonomi programları birbiriyle örtüşmeyen partileri bir araya getirmiştir. Türk siyasi tarihinde hiçbir koalisyon hükümetinin normal süresini dolduraması bu tablonun en net halidir.

Burada siyasal kültürden kaynaklanan bazı sorunlar var. partiler ideolojik örgütlenme vasıtaları ve aidiyet elde etme araçları olarak görüldüğü için bizim ülkemizde farklı partilerin bir araya gelmesi mümkün olamıyor. Şerif mardin ve halil inalcık'ın sık sık bahsettiği türkiye'de birbirinden sosyal, kültürel, ekonomik olarak tamamen ayrışmış farklı iki grupun varlığı türk toplumunun bariz bir gerçeği. Bu grupların sayısı etnik aidiyet temeli de hesaba katılırsa üçe veya dörde çıkarılabilir. Bu farklı kutuplar imparatorluğun son döneminden beri yaklaşık yüz senedir çözülemeyen problemlerle bir arada yaşıyor. Bir çırpıda bu sorunları çözmek mümkün olmuyor. Bunun en cesur örneği msp-chp kolaisyonu idi. Kağıt üzerinde demokratik sistemin olağan bir gereği gibi görülse de rejimin muhafızı chp'nin, kanlı devrimlerden alenen bahseden bir parti ile ittifak yapmak zorunda kalması tam anlamıyla bir sistem krizidir. Yani avrupa'daki gibi sağ ve soldan gelen üç dört farklı partinin koalisyon hükümeti kurması türkiye siyaseti için yakın dönemde pek de mümkün görünmüyor.

Bunlar beraber düşünüldüğünde türk toplumunun batı avrupa modeli bir katılımcı demokrasi mekanizması ile yönetilmesinin gerçekçi olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Siyasi partilerimizin de güçlü liderlerin yönetimi altında blok olarak hareket etmesi bunun en bariz örneği. akp, chp ve mhp'nin aşırı derecede anti demokratik karar alma mekanizmalarına sahip olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ne parlamentoda ne de parti tabanında liderlerin görüşlerinin aksine tek bir söze izin verilmiyor. Milletvekilleri partilerinin kararlarından bağımsız hareket edemiyor. Bu da sistemi tıkayan başka bir gerçeklik; ve tamamen yukarıda bahsettiğimiz türk toplumunun siyasal kültürünün ve kendine özgü tarihinin siyaset alanında birebir yansıması.

Bu referandum da kabaca bu tarz bir kaygının ürünü.

0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol

tag heuer carrera womens price montblanc timewalker 2017 replica watches rolex oyster perpetual datejust made in hong kong vintage heuer chronograph replica watches hublot 992703 price panerai limited edition 2015 replica ladies watches ulysse nardin watches platinum brand watches for ladies uk replica watches belfort watch kickstarter breitling yellow face chrono uk replica watches