akçakoca/düzce.
(bkz: dünyanın en güzel denizleri)
"Karlı kayın ormanında
yürüyorum geceleyin.
Efkârlıyım, efkârlıyım,
elini ver, nerde elin?
Memleket mi, yıldızlar mı,
gençliğim mi daha uzak?..."
yürüyorum geceleyin.
Efkârlıyım, efkârlıyım,
elini ver, nerde elin?
Memleket mi, yıldızlar mı,
gençliğim mi daha uzak?..."
ne naif bir tabirdir. insanın aklına bir kez dolandığında hiç gitmeyen bir hap gibi. dozu doğru alınmadığında bağımlılık yapan bir ilaç gibi. düşünsel bahçenin korunmasına kıymet veren biri olarak, en sevdiğim çiçeklerden biridir. ne olabilir ki düşsel bir oyuncak? aşk mı, özlem mi? unutamamak mı? yaş ilerledikçe neler karışıyor insanın ruhuna. benim bir düşsel oyuncağım var mı acaba? vazgeçmek sanırım. bu arada, arada ben de cinnet geçiriyorum ama bu oyuncak değil tabi. düşsel oyuncağımın ne olduğunu bilmemek ve onun belirsiz olması da ayrıca mutlu ediyor beni. mutsuz ettiği anlar da var tabi ama onu beklemek güzel be. sait faik ya da dostoyevski'nin düşsel oyuncağı neydi acaba? ruhun ideolojisi nedir abi? iyice saçmaladım düşünürken. benim de hastalığım bu, tedavisi de yok gibi.
tertemiz boş bir sayfa gibidir. insanlar ve günler farkında olmadan ilk çiziklerini atar. bunlar aynı zamanda sınırlarıdır eldeki kanvasın. Zamanla az az boyamaya başlar. Bir anne, bir baba, bir kardeş, bir dede derken baya bir renklilik yığılmıştır fırçasının yanına. Bunlardan kendi göre olanları seçer ve artık boyamaya başlamıştır. Kimi zaman parmaklarıyla, kimi zaman kulaklarıyla. Evet kulaklarıyla, biraz da yaramaz ve sevimlidir kerata. Bir gün ağlar ilk defa, o güne kadar boyadığı sayfayı yırtıp atmak ister ama kıyamaz. Birkaç acı sonra o yıllardır sadece renklerle doldurduğu sayfayı değiştirir. Daha koyu tonlar, daha sınırlı şekiller, daha bir matem... Hatta yazılar bile yazmaya başlar resmin üstüne. Çocuk ruhu daralmıştır bir kere. Dünyası hep çocuk kalsa da kendisi bundan sıyrılmak için elinden geleni yapmaya başlar. Bir an önce büyümek ister. Bu nedenle, eldeki renk sayısı 3'e düşmüştür. Siyah, beyaz, lacivert. Artık, gökyüzüne hiç bakmaz. Yıldızlı geceleri de unutmuştur. Oyuncaklarının yerini romanlar, gazeteler, atlaslar, ders kitapları almıştır. Buzlukta tutulmaya hazır bir şekilde, buz haznesine hayallerini en az bir 15 yıl saklamak için bırakır. Mahalle maçından sonra musluğa kafayı dayamanın verdiği hazla bir an olsun her şeyi silecektir hafızasından... Artık tamamen karakaleme dönmüştür. Bu civarlarda da hayatındaki seçimlere başlamıştır. Hayatı boyunca ya bu dünyasının esiri olacaktır ya da özgürlüğünün...
buruşmak. kaçınılmaz son sanırım. kuru incir gibi suyun çekilmesi. tazecik insanların zamanın etkisiyle kamburlaşması. istisnalar olsa da genel olarak böyle oluyor.
aynı zamanda, çekilmez bir insan olma nedenidir. kuşaklar arasındaki farklılaşma, davranış, tutum, giyim tarzı, yemek seçimleri gibi daha bir çok konuda detaylar üretmesiyle algılama bambaşka bir hal alır.
tabi olgunlaşmanın da zirvesidir bir yandan. kuyruğun peşinden koştuğumuz, uykunun değerini bilmediğimiz, günde bilmem kaç litre su içmediğimiz ne bileyim değerini bilmediğimiz her şeyin daha kıymetli geldiği zamanlardır.
gözlerin daha bir dolu dolu bakması, ellerin tüm güçsüzlüğüne rağmen sıkı sıkı tutunmasıdır bir şeylere. tek gözün görmemesiyle hayatı, bir kamera sessizliğinde kaydetmektir belki. çok koşup çok düşenlerin son durağıdır belki. unutamadığı kadına, söyleyemediği o iki dizenin pişmanlığı iliklerine kadar yaşamaktır belki. ya da sabahlara kadar yazdığı mektupları bir türlü cesaret edip ona gönderememek belkide...
aynı zamanda, çekilmez bir insan olma nedenidir. kuşaklar arasındaki farklılaşma, davranış, tutum, giyim tarzı, yemek seçimleri gibi daha bir çok konuda detaylar üretmesiyle algılama bambaşka bir hal alır.
tabi olgunlaşmanın da zirvesidir bir yandan. kuyruğun peşinden koştuğumuz, uykunun değerini bilmediğimiz, günde bilmem kaç litre su içmediğimiz ne bileyim değerini bilmediğimiz her şeyin daha kıymetli geldiği zamanlardır.
gözlerin daha bir dolu dolu bakması, ellerin tüm güçsüzlüğüne rağmen sıkı sıkı tutunmasıdır bir şeylere. tek gözün görmemesiyle hayatı, bir kamera sessizliğinde kaydetmektir belki. çok koşup çok düşenlerin son durağıdır belki. unutamadığı kadına, söyleyemediği o iki dizenin pişmanlığı iliklerine kadar yaşamaktır belki. ya da sabahlara kadar yazdığı mektupları bir türlü cesaret edip ona gönderememek belkide...
bastonu olan, ton ton kişi. beyaz sakalları olur, saçları da dökülmüştür kimi zaman. dişleri bile yoktur ki, gözlükleriyle de tam olarak göremezler. bütün bunlara rağmen torunları ile aralarındaki bağı güzel tutan insanlardır. evladıyla konuşmasa bile torunuyla bir başka ilgilenirler. biraz da okumuş ve kültürlü ise civarda sözü dinlenen kişi olurlar.
bir defa bile tam olarak dinlemesem de tarzını hiç sevmesem de, telif durumu ile ilgili yaşadıkları nedeniyle üzüldüğüm çocukların dönüşü.
bu itibar denen şey çok kıymetli. telif meselesi doğru-yanlış fark etmez büyük sıkıntı içerisine soktu onları. maalesef bir şekilde karşılarına çıkacak hep. yapmaları gereken tek şey daha çok çalışıp, daha güçlü, daha ikna edici işler ile bu olumsuz durumu kendi lehlerine çevirmek.
bu itibar denen şey çok kıymetli. telif meselesi doğru-yanlış fark etmez büyük sıkıntı içerisine soktu onları. maalesef bir şekilde karşılarına çıkacak hep. yapmaları gereken tek şey daha çok çalışıp, daha güçlü, daha ikna edici işler ile bu olumsuz durumu kendi lehlerine çevirmek.
dikkate alınması gereken ve tesadüfi olmadığını düşündüğüm olaylar zinciri.
öğretmen demek, devlet demek, rejim demek, toplum demek yani ne bir asker ne de bir sıradan insan. sosyal etkisi olan bir birey. yani yaşayışa doğrudan katılan ve bunu şekillendiren kişi. yani bu kişiler hedef alındığında ne oluyor? sadece eğitim baltalanmış olmuyor. tüm öğretmenlere açık bir mesaj veriliyor. siz buraya gelirseniz böyle olur. oralarda tertemiz yürekleri ile görevini yapan insanlara doğrudan "gidin buradan" mesajı aşılanıyor. yani öğretmensiz, güdülmeye hazır, korkak, pısırık ve dağa çıkarılmaya açık bir nesil. bölge halkının tamamen terör uygulayıcılarının eline geçmesi için. bu çok stratejik bir durum. (kale savaşları gibi. kale ile doğrudan savaşmak yerine lojistiğini kesmek gibi...)
bunu engellemek için daha doğru planlanmış tedbirler şart. öğretmenlerimizin birebir korunmasından tutun da, kişisel savunma eğitimlerinin verilmesine kadar. (bireysel silahlanmaya karşıyım ama bu çok başka bir durum.) yine o bölgeye 5 gönderiyorsak 10 öğretmen gönderelim ki, kendi aralarındaki birlik bağı hem nitelik hem de nicelik olarak güçlensin. devletin tüm birimlerini artıralım, bölgedeki güvenlik tedbirleri, hastaneler, karakollar. yani orada yeni bir ülke inşa etmeliyiz. en baştan, planlı, sistemli. masum insanlara zarar vermeden...
öğretmen demek, devlet demek, rejim demek, toplum demek yani ne bir asker ne de bir sıradan insan. sosyal etkisi olan bir birey. yani yaşayışa doğrudan katılan ve bunu şekillendiren kişi. yani bu kişiler hedef alındığında ne oluyor? sadece eğitim baltalanmış olmuyor. tüm öğretmenlere açık bir mesaj veriliyor. siz buraya gelirseniz böyle olur. oralarda tertemiz yürekleri ile görevini yapan insanlara doğrudan "gidin buradan" mesajı aşılanıyor. yani öğretmensiz, güdülmeye hazır, korkak, pısırık ve dağa çıkarılmaya açık bir nesil. bölge halkının tamamen terör uygulayıcılarının eline geçmesi için. bu çok stratejik bir durum. (kale savaşları gibi. kale ile doğrudan savaşmak yerine lojistiğini kesmek gibi...)
bunu engellemek için daha doğru planlanmış tedbirler şart. öğretmenlerimizin birebir korunmasından tutun da, kişisel savunma eğitimlerinin verilmesine kadar. (bireysel silahlanmaya karşıyım ama bu çok başka bir durum.) yine o bölgeye 5 gönderiyorsak 10 öğretmen gönderelim ki, kendi aralarındaki birlik bağı hem nitelik hem de nicelik olarak güçlensin. devletin tüm birimlerini artıralım, bölgedeki güvenlik tedbirleri, hastaneler, karakollar. yani orada yeni bir ülke inşa etmeliyiz. en baştan, planlı, sistemli. masum insanlara zarar vermeden...
çok ağır çok. yürek dayanmıyor artık. allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.
sporda motivasyon amaçlı kullanılan bir slogan. gerçeğe dönüşebilmiş keyifli bir örneği de, singapurlu yüzücü joseph schooling'in başarı öyküsü. daha önce bir hayranı olarak tanıştığı altın madalya rekortmeni m. phelps'i havuzda (Rio 2016) geçerek altın madalya sahibi olan yüzücünün başarısı.
bin aydan daha hayırlı olan gece.
tüm yazarlarımızın kandili mübarek olsun, ferahlık ve mutlulukla geçen bir ömre vesile olsun inş.
tüm yazarlarımızın kandili mübarek olsun, ferahlık ve mutlulukla geçen bir ömre vesile olsun inş.
parka, redingot.
gecenin değerini anlamakla başlar. bayadır uyku düzenini yeniden kurmuş olsam da gecenin tadı çok başkadır. varsa bir de küllü dertleriniz, akar gider.
bir anlık erteleme sonucu elden kayıp giden anların ifadesidir.
yaşlı bir dede gördüm ufak tefek bir şeyler satıyordu. plastik kaplar, küçük oyuncaklar, süpürgeler, saplı süpürgeler bahçe için. bahçe için olan süpürgeleri çok severim, mıntıka temizliği yapmak hoşuma gider. dedim dönüşte alırım hem ona yardımı dokunur. dönüşte gitmişti. üzüldüm. o anı kaçırmamak gerekiyor, işin özü.
yaşlı bir dede gördüm ufak tefek bir şeyler satıyordu. plastik kaplar, küçük oyuncaklar, süpürgeler, saplı süpürgeler bahçe için. bahçe için olan süpürgeleri çok severim, mıntıka temizliği yapmak hoşuma gider. dedim dönüşte alırım hem ona yardımı dokunur. dönüşte gitmişti. üzüldüm. o anı kaçırmamak gerekiyor, işin özü.
sadece insan da değil herhangi bir canlıyı bir şekilde öldürebilmeyi göze almak.
günlük hayat koşullarında çok ama çok ağır bulduğum ve kendi türü için en tehlikeli türün yine insanoğlu olduğunu hatırlatan hastalıklı düşünce. şiddetin, ölümün, yaralamanın çözüm sanılması. cahillik değildir ama bu canilik. başka bir ananın evladını "bağışlamak" dururken elinden almak.
İnsanın içini acıtan bir düşünce. belki çoğu insan için normaldir. hatta at avrat silah, ben de biliyorum. ama yanlışı sorgulamayacak mıyız? tamam diğer ülkelere ve özellikle teröre karşı savunmasız kalamayız bu kısım ütopya ama bireysel silahlanmaya karşıyım. düğünlerde havaya ateş açılmasının hiçbir anlamı, mantığı yok. durduk yere kaç can gitti. trafik gibi gergin bir alan mesela. zaten stressiniz, karşı tarafta stres. bir anlık gaflet yüzünden yüzlerce kaybımız var.
sadece 1 sayfa kitap okumuş bir insanın bile rahatsız olması gerekendir. çünkü düşündüğü için. düşünme vasfı olduğu için... elde kalem var, yazar, çizer, elde iz bırakır. elde bomba var, patlar, insanı parçalar. ağustosta askere gidiyorum ve vatanım için hiç düşünmeden canımı veririm. ama yanlış olan bir düşüncenin de karşısında durmam gerekir. beni rahatsız ediyor.
terörden ne farkı var? şiddet ile sindirmek, susturmak ve kendini kabul ettirmek. biri açık açık kullanıyor, sen de fırsatın olduğunda kullanacaksın.
eskiden her evin bir duvarında tüfek asılıydı mesela. iki dedemin de vardı. arada sırada temizlenirdi filan. sadece bu temizleme esnasında kaza ile kaç kişi canından oldu durduk yere. gerek var mıydı? dünyayı güzel bir yer yapamadık. öldüğümüz yetmediği gibi öldürmeye başladık.
günlük hayat koşullarında çok ama çok ağır bulduğum ve kendi türü için en tehlikeli türün yine insanoğlu olduğunu hatırlatan hastalıklı düşünce. şiddetin, ölümün, yaralamanın çözüm sanılması. cahillik değildir ama bu canilik. başka bir ananın evladını "bağışlamak" dururken elinden almak.
İnsanın içini acıtan bir düşünce. belki çoğu insan için normaldir. hatta at avrat silah, ben de biliyorum. ama yanlışı sorgulamayacak mıyız? tamam diğer ülkelere ve özellikle teröre karşı savunmasız kalamayız bu kısım ütopya ama bireysel silahlanmaya karşıyım. düğünlerde havaya ateş açılmasının hiçbir anlamı, mantığı yok. durduk yere kaç can gitti. trafik gibi gergin bir alan mesela. zaten stressiniz, karşı tarafta stres. bir anlık gaflet yüzünden yüzlerce kaybımız var.
sadece 1 sayfa kitap okumuş bir insanın bile rahatsız olması gerekendir. çünkü düşündüğü için. düşünme vasfı olduğu için... elde kalem var, yazar, çizer, elde iz bırakır. elde bomba var, patlar, insanı parçalar. ağustosta askere gidiyorum ve vatanım için hiç düşünmeden canımı veririm. ama yanlış olan bir düşüncenin de karşısında durmam gerekir. beni rahatsız ediyor.
terörden ne farkı var? şiddet ile sindirmek, susturmak ve kendini kabul ettirmek. biri açık açık kullanıyor, sen de fırsatın olduğunda kullanacaksın.
eskiden her evin bir duvarında tüfek asılıydı mesela. iki dedemin de vardı. arada sırada temizlenirdi filan. sadece bu temizleme esnasında kaza ile kaç kişi canından oldu durduk yere. gerek var mıydı? dünyayı güzel bir yer yapamadık. öldüğümüz yetmediği gibi öldürmeye başladık.
sağlam bir şanssızlık örneğidir. taşıdığın ıslanır, rahat yürüyemezsin. Araçla çıktığında kıyamet gibi trafik olur. iyi bir gün olmaz yani.
pek bir şey anlamadım ancak sonunda güzel bağlamışlar deneyi ..
yetersizlikleri, engelleri, sıkıntıları aşıp olmazı başaranların öyküleridir. takibi keyifli bir başlık olabilir.
![]()
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?